Gidenlerin Ardından

24 Haz 2020 Çar 10:43
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

 

Gidenlerin Ardından esasında Şair Yavuz Bülent Bakiler’in anılarla örtüştürdüğü bir “vefa” kitabının adı.  Yerli yerinde değerlendirilmiş. Benim de çok hoşuma gitti. Epeyi süredir “hakka yürüyen” dostlarımla alakalı hatıralarımı tazeleyecek ve onları hayır ile yâd edecektim. Demek fırsat bugüne imiş…

Kilis’te ilk orta mektep, ardından lise ve nihayetinde üniversiteleri bitirince hep birimiz ülkenin bir köşesinde sorumluluk alıp göreve başladık. Birbirimizden koptuk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı hatırlanmak için. En güzeli ise hangi mevsime ve ay’a rastlarsa rastlasın Ramazan ve Kurban Bayramlarında Kilis’te, memleketimizde buluşmaktı. Alışkanlığı olanlar kahvelerde, olmayanlar Öğretmenler Lokalinde birlikte olurduk. İki haneğin belini kırar, hasret giderirdik. Sonraları bağevi modası başlayınca Kilis’te ikamet eden arkadaşlarımız bizi orada konuk ederdi. Avukat Muammer Fazlıağaoğlu, Dr. Bekir Keşkek ve rahmetli Yusuf Okatan ile merhum Mustafa Sidal hemen aklıma gelen.

Sorumluluklarımız arttıkça böylesi birlikteliklerde de gevşeme oldu. En son Ankara’da gerçekleştirdiğimiz Kilis Zirvesi’ne katılan 32 ilden gelen arkadaşlarımızla 3 gün birlikte olduk. Zaman zaman ikamet ettiğimiz yerlerden işimiz gereği gittiğimiz kentlerdeki arkadaşlarımızı ziyaret ederek teselli olduk. Bu konuda “Kilis’in Türkiye Muhtarı” dediğimiz ve avucunun içinde bütün ülke sathına yayılmış Kilisli hemşerilerimizi bilen merhum Ökkeş Önemli’den tüyo olarak sürprizler yaptık. MEB Müfettişi olmasından dolayı böyle bir imkânı da vardı. Arkadaşlarımızla görüşümüz ve takımımız ne olursa olsun “iyi ve ahlaklı insan olmak” ölçümüzdü.

AĞIR PARA CEZASI NEDİR?

Kur’an’da Yüceler Yücesi olan Rabbim “Her nefes ölümü tadacaktır” diye hatırlatıyor. Hem de çok ayette. Ne bir saniye gecikiyor, ne de bir dakika ekleniyor. Hak vaki olunca O’na doğru taze bir hayata ve dirilmek üzeri yeni bir yolculuğa başlanıyor. Gidenlerimizin ardından bir özet vefa olarak sıralarsam şöyle:

Teknoloji ve başta facebook gibi iletişim araçları hepimiz için bir haberleşme ağı kuruyor. Facebook’tan öğrendim daha birkaç hafta önce sınıf ve mahalle arkadaşım Avukat TAŞKIN ÜNLER İzmir’de vefat etti, Kilis’te defnedildi. Sabah Pazarının Ulu Camii’ye giden sokağının solundaki evde otururlardı. Babası terzi idi. Taşkın, Yalçın ve Metin Ünler Kardeşlerin beraberlikleri daha öğrenci iken dikkat çeken bir dayanışmaydı. Yalçın Ünler yıllar önce, sağ-sol çatışmaların zirveye çıktığı yıllarda Adana’da öldürüldü.

Kilis Eşref Kasteli Çarşısında Kasap Sait’in yeğeni İLHAMİ BAŞEĞMEZ de hâkimlikten emekli olunca İzmir’e yerleşmişti. Sınıf arkadaşımdı, ama bizden birkaç yaş büyüktü. Bir kitap hastasıydı. Bunu bana da bulaştırmıştı. Kilis’te iken kitap ve okuma dostluğumuzun çıtası yüksekti. İstanbul’da da birlikte idik… Ancak yıllar sonra emekliliği sırasında bir defa İzmir’de karşılaştık ve konuştuk. Anılarını yazacaktı kısmet olmadı.

Orta mektepte öğretmenimiz sormuştu “Mahkemelerde sanığa Ağır Para Cezası verilmiştir ne demektir?” diye. Herkes bunun manevi bir ceza olduğunu belirtirken ZEKERİYA KICIKOĞLU, “Öğretmenim paranın hepsini bozuk, hatta en küçük para ile istiyorlar. Çünkü kâğıt paraya göre demir para daha ağırdır” demişti ciddi ciddi. Hepimiz gülmüştük, öğretmenimiz çok kızmıştı, ama kendisi iddiasını sürdürmüştü. 30 yıl görüşmedik. Medyada benim adımı görünce telefonumu bulup aramıştı. Gaziantep’te lokantacılık yapmış. Artık İstanbul’da emekliliğini yaşıyordu. Bir gözü hala iyi görmüyordu. Ara sıra Bahçelievler’de görüşüyorduk. Hastaydı. Tedavi görüyordu. Bir gün arandığımda kendisi sanmıştım, oysa oğlu babasının telefonundan arkadaşlarına vefat haberini veriyordu. İstanbul’da defnettik.

RAHMETLE ANILMAK

İlk defa ev sahibi olduğumda hanımın ziynetlerini İstanbul Kapalıçarşı’ya götürerek kuyumculara gösterdim. En fazla fiyatı rahmetli işadamı hayırsever insan FATİH SAĞIROĞLU vermişti. Ev alana kibarca yardım etmişti esasında. Hayırsever biriydi. Her hafta görüşürdük. Yıllar sonra bir erkek çocuğu olmuştu. Üniversiteye gidecekti oğlan. Ona gözü gibi bakıyordu. Ama Kapalıçarşı’da dükkânına uğradığımda ortağı 6 ay kadar önce vefat ettiğini söyleyince sadece fatiha okuyabildim. Rahmet diledim.

Kilis’te bir zamanlar aydınlarımızın toplandığı bir mekandı rahmetli Öğretmen MAHİR KÖRBEYLİ’nin gazete dağıtım merkezi. Kilis’e geldiğimi duyar duymak hemen konuk eder, arkadaşları toplar, birlikte hasret giderirdik.

Yüksek İnşaat Mühendisi MEHMET CANDEMİR ile yıllarımız hem Kilis’te ve hem de İstanbul’da birlikte geçti. Can arkadaşımdı. Matematik, fizik ve musikiden iyi anlardı. İyi ve kötü her şeyi paylaştık. Çok çalışkandı. Kamuda görev aldı. Mersin’e yerleşti. Sektöründe çok başarılı idi. Son birkaç yılı ağır sancılar içinde geçirdi. Hep sabırla, şükürle, dualarla karşıladı dayanamayacak hale geldiği günlerde bile. Telefonla sürekli görüşüyorduk. Sadece birinde acısını yansıttı.

Kilis’te kadim dostum MUHARREM BAYAR da öyle idi. Ağır şeker hastası idi. 1960 Darbesinde kitap okuduğu gerekçesiyle tahkikatlar geçirdi, okulunu bırakmak durumunda kaldı. Ama kitapları ve okumayı hiç bırakmadı. Bölgesinin kanaat önderi oldu. Son yıllarını hep yatakta geçirdi. Kimseyi tanımayacak haldeydi. Karısı son güne kadar büyük bir ihtimam ile baktı.

TÜRKİYE’NİN MUHTARI

ÖKKEŞ ÖNEMLİ son yirmi yılını çok değişik bir romatizmal hastalıkla geçirdi. Bütün gücüyle direndi. Pes etmedi. Milli Eğitimde Müfettişlikten emekli olmuş, Ankara Çayyolu’na yerleşmişti. Sık sık görüşürdük. Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfında birlikte çalıştık. İnsan sarrafıydı. Çok başarılı ve evrensel iddialı iki erkek çocuğunun özellikle mürüvvetini görmek istedi. Ama olmadı.

Mühendis VAKIF CANBAL Ankara’da çok çalışkan, üretken, tuttuğunu kopararak uzmanlığıyla devreye sokup faydalı hale getiren, hüneri fazla, gerçek dostluğun bütün özelliklerini taşıyan, yardımsever, Mehmet Akif Ersoy gönüllüsü mükrim bir hemşerimizdi, komşumuzdu, mahalle şendiğimizdi. Tek maaşla bütün çocuklarını okuttu, ülke yönetiminde sorumluluk aldırdı. Menhus hastalık peşini bırakmadı. Hep hayırla yâd edilecek bir teknik adamdı.

Dr. NECMETTİN TATAR esasında Harbiyeliydi. Fakat son sınıfta laboratuvarı seçti. Yıllarca Ankara Hıfzıssıhha’da müdürlük yaptı. Hemşeri canlısı, memleketi için ülküleri olan bir bürokrattı. Başkent’te Kilis Lobisi kurmak için çok uğraştı. Bürokratlarımızı sık sık bir araya getirdi. Hatta bunun için Kızılay’da bir pastaneyi bile devreye soktu, merkez yaptı. Fakat ticaret farklı bir sektördü. Başarılı olmayınca Didim’e taşındı.  Ancak hastalanınca yeniden Ankara’ya döndü, tedavisi netice vermeyince hakka yürüdü, Başkent’te defnettik.

Hemşeri canlısı, arkadaş dostu LÜTFİ ÖZYAZICIOĞLU bürokrasideki zor mesleklerden maliyede görevliydi. Çok başarılıydı. Bunun üzerine KKTC’de ataşe olarak atanmıştı. Çünkü Türkiye “Kara Lütfi”den çok şey bekliyordu. Ancak trafik canavarına yenildi.

Şair Hafız Kamil’in oğlu İSMAİL İLMİ KIDEYŞ’in son arzusu bir imkan bulup bütün eskimez arkadaşlarını memleketinde ziyaret ederek nostalji yapmaktı. İlkini Kilis’te gerçekleştirdi. Şekeri yükselince mağlup oldu. Planını askıya aldı. Rüyası ve hülyası geniş olan duygusal bir arkadaşımızdı. Ankara’da defnettik. Kardeşi NEZİH KIDEYŞ işadamıydı. Makyaj malzemeleri üretiyordu. Başarılı idi. Emekli olunca eş dost ziyaretine başlamıştı. Babası Hafız Kamil ile bir kitap yazdığımı öğrendiğinde sevinmişti. Vefat Haberiyle bütün İstanbul’daki Kilisli arkadaşları Bahçelievler’deki camide toplantdık helallik istendi, sonra hakka yolcu ettik. Hafız Kamil’in en küçük oğlu NEBİH KIDEŞ’te rahmetli oldu. Kilis’te defnedildi. Şiir yazıyor, dergi yayınlıyordu.

İBRET ALMAK ve DERS ÇIKARMAK

Dr. ABDULLAH (SADAKAOĞLU) ORKUN hem Kilis’te ve hem de İstanbul’da beraberliğimiz yıllarca sürdü. Hatay Dörtyol’a yerleşmiş, hekimlik yapıyordu. Bir de portakal bahçesi almış, bizi davet edip duruyordu. Eşi Öğretmen Gülay Hanım da sınıf arkadaşımızdı. Çocuklarının mürüvvetini gördü. Kızı Gaziantep, sonra İstanbul Valisi olan Ali Yerlikaya ile evliydi. Telefonla görüşüyorduk. Bir araya gelerek nostalji yapmak istiyordu. İstanbul’da doktor damadına konuk gelmişti. Son olarak telefonla konuştuk, bir araya gelecektik. Ancak kısmet değilmiş. Hakka yürüdü. Çoğu konuda rüyasını gerçekleştirmişti.

Eczacı FAZLI FAZLIAĞAOĞLU aile dostumuz olduğu kadar, çok iyi bir arkadaşlığımız da vardı. İkimiz de İstanbul Vefa Lisesi’nden mezun olmuştuk. Onlarca hatıramız oldu. Kilis’te konuk olduğumuz ilk yerlerden biriydi eczanesi. Her Kilis’e gittiğimde asri mezarlığa uğrar ailemin, arkadaşlarımın, dostlarımın, mahalle şendiklerimin, saygı duyduğum, memleketime hizmet edenlerin mezarlarına tek tek uğrar, dua etmeden geçmem. Bütün tanıdıklarım gözümün önüne gelir. Duygulanır ve ibret alır, ders çıkartırım.

Mühendis TALİP ZAFER YERLİHELVACIOĞLU üniversiteden mezun olana kadar hep birlikte olduk. Askerlik sonrası Mersin’de iş gezisinden dönerken bir trafik kazasında hakka yürüdü. Çok iyi Fransızcası vardı.  Yabancı öğrencilerle Fransızcamızı ilerletmek için mektuplaştığımızda bize yardımcı olurdu.

Dr. MEHMET BALCI İstanbul’a geldiğinde bizim evde kalırdı. Kilis’te göreve başladı. Her gelişimi haber aldığında “gel seni bir çekaptan geçirelim” diye çağırır, sohbet ederdik. Son bir kaç senedir sürekli tedavi görüyordu. Arkadaş canlısı biriydi.

Kilis Ortamektebinden iki sınıf arkadaşım MAHMUT FINDIKLI öğretmendi, kendisini İstanbul’da Yayla’dan, Ziraat Mühendisi MAHMUT KIROĞLU’nu ise İncirli  Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından defnettik. Daha ortaokulda iken Mahmut Fındıklı benim daha sonra kaybolan Tek Kahramanlar adlı romanımın kahramanlarından biriydi. Onun bundan haberi yoktu.

Geçtiğimiz yıllarda İzmir’deki bir ziyaretim sırasında öğrendim 95. Dönem Polatlı’dan askerlik arkadaşım MUSTAFA CABİOĞLU’nun vefat ettiğini. Ankara’da İller Bankası’nda çalışıyordu. Emekli olmuştu. Eryaman’daki evinde ölü bulunmuş. Çok üzüldüm.

MEHMET BAYTEKİN de hem sınıf arkadaşım ve hem de mahalle şendiğimdi. Toğlu Hamanının ve Kazan Ahmet’in Kahvesinin yakınındaki sokakta İLHAMİ BAŞEĞMEZ ile karşılıklı komşulardı. Dedesinin beyaz eşeği hepimizin dikkatini çekerdi. Çünkü o yıllarda mahallemizde Bakkal Kör Saip Uğurlu, Şapkacı Mutafa Ulusoy’un dışında ak merkebi olan yok gibiydi. Üniversiteye devam etmedi, babasının mesleği olan manifaturacılığı sürdürdü. Kendi halinde mütevazı, güven veren, saygın bir arkadaşımızdı.

Kilis insan kaynağı bakımından çok zengindir. “Be biz Kilisliyiz. Bizde adam çoktur.” Belki hepsini hatırlayamadım. Gidenlerimizin tümünü rahmetle ve minnetle anıyorum. Mekânları cennet olsun.

SADAKA-İ CARİYE

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de çok sayıda ayet ölümden bahseder. Öyle ki cenaze arabalarımızda ve tabutlarımızın üzerindeki örtülerde bile ya “Her nefis Ölümü Tadacaktır” biçimindeki ayet yazılıdır, ya da “İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun- Biz Allah’tan geldik ve yine Allah’a döneceğiz” biçimindeki ayet. Bu Müslüman olmamız ve inancımızın gereği ve gerçeğidir. Bir gerçek de şudur vefat edenlerin hayır-hasenat defterleri hep açık tutulur ve sadaka-i cariye olarak devam eder. Nedir “sadaka-i cariye?” Bir nehrin sürekli ve temiz akışı gibi devam eden sadakalardan ilim yapmak, faydalı kitap yazmak, hayırlı işlerle meşgul olmak, vakıf kurmak, cami ve köprü inşa ettirmek, okul ve çeşme açmak, hayırlı evlat ve insan yetiştirmek gibi hayrı tasdik edilen hususlardır. Dilerim bütün ahirete intikal etmişlerimizin sadaka-i cariyesi açık olsun, coşkun ırmaklar gibi aksın.

 

 

Benzer Haberler

Metin MERCİMEK “KARPUZ ŞARABIN GÜMÜŞTEN TASI GİRDİĞİ KAPTA BIRAKMAZ PASI KEŞFEDEN...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   “Bizim dinimiz en tabi ve en makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son...

Yorum 
0

Hayattan Kesitler–II   Yolculuk   Memik KÖMEKÇİ   14 Ekim 1986 Salı günü Kilis’te...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Kilis’in Tarihi Karpuz Şarabı

Metin MERCİMEK “KARPUZ ŞARABIN GÜMÜŞTEN TASI GİRDİĞİ KAPTA BIRAKMAZ...

Atatürk’ün Din Anlayışı

M. Yahya EFE   “Bizim dinimiz en tabi ve en makul dindir ve ancak bundan...

Yolculuk

Hayattan Kesitler–II   Yolculuk   Memik KÖMEKÇİ   14 Ekim 1986 Salı...

Hakaret ve Şiddet

Harika ÖREN   Son günlerde ülkemizde, sağlıkçılarımıza “Hakaret...

Allah’ı Görmek Mümkün mü?

Uğur KEPEKÇİ   İslam itikadında sosyal yaşamda karşılaştığımız...

FAKİRLİK

Bir fakirlik geldi garip başıma, Git diyorum ama gitmiyor işte. Gözyaşını...

ŞAH ve MAT

Dünya çok özelinden bir satranç tahtası sanki.   Bizler de üzerine...

ÇEKTİĞİM KAHRIN

Aşk imiş sebebi çektiğim kahrın Ne dermanı vardır ne de merhemi Dolaştım...

Oylum Höyük’te kazı çalışmaları her...

Kilis Valisi Recep Soytürk ve Belediye Başkanı M. Abdi Bulut’un Kültür...

Baro başkan adayı Fazlıağaoğlu yoğu...

Kilis Baro Başkanlığına yeniden aday olan Av. H. Muammer Fazlıaoğlu, gazetemizi...

Odun-kömür satışları başladı

Kilis’te vatandaşlar, kış ayının yaklaşmasıyla odun ve kömür alışverişine...

Hurdacılar ve beton dökümü yapan in...

Kilis Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından kent merkezinde geri...

Kadına karşı şiddet durmuyor [ASAYİ...

Kilis’te ayrı 3 olayda kadınlara karşı şiddet uygulandı. Yedi Aralık...

Okula “Temiz Okul” belgesi

Kilis’te Mehmet Sanlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi  “Okulum Temiz...

Çay ocağı kundaklandı

Kilis’te Sabah Pazarı civarında bulunan parkın içerisindeki çay ocağı...

Covid-19 Virüsüne Karşı Ruhumuzu Gü...

Metin MERCİMEK “COVİD-19′A KARŞI MÜCADELEDE ÜÇ ÖNEMLİ FAKTÖR...

Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Atatürk; tarihin şahit olduğu en büyük...

Ahmet Rami Atan (Müştak-i Hürriyet)...

Kilis Tarihi Akcurun Çarşısından Sayfalar   Ahmet Rami Atan (Müştak-i...