Dolar 8,3468
Euro 10,1165
Altın 491,94
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 30°C
Az Bulutlu
Kilis
30°C
Az Bulutlu
Çar 31°C
Per 32°C
Cum 33°C
Cts 33°C

Gitmek ya da Kalmak, İşte Bütün Mesele Bu!

Gitmek ya da Kalmak, İşte Bütün Mesele Bu!
REKLAM ALANI
A+
A-
05.04.2021
73
ABONE OL

Mahmut İhsan KANMAZ

 

“Biz ölenlerden öğrendik, gidenlerin bir daha asla geri dönmeyeceğini…”

Selam, sevgi ve saygıyla bir yazıma başlamanın mutluluğunu duyuyorum değerli arkadaşlarım

Başlıktan da anlaşılacağı üzere, bugünkü mevzu, duygu sarmalı içinde yer almış bir hüzün yumağı gibidir özetle.

Abartmıyorum, aynen dediğim şekildedir durum ve vaziyet.

Çünkü gitmekten sözediyorum.

Kalmanın antitezi, “gitmek” yani…

Kalma üzerine çok bir söze gerek yok bence. Mutluluk ve saadet için fazladan ne denebilir ki?…

Sorun, bırakıp gitmekte…

Bazen nedenli, bazen de nedensiz gidişlerde…

Dönüşü olmayan yollarda…

Hani gider ya insan bazen, her şeyi bırakıp.

Bir yola koyulur ya, sadece gidişi düşünerek…Hani öyle bir yola revan olur ve gider gider de, dönüş tabelasını göremez ya. İşte o zaman anlar ki, otobandan önceki son benzinlik çoktan geride kalmıştır. Kavşak mavşak yoktur artık.

O zaman da, şudur bu gidişin ahvali,”Gittiği yolun farkında olmayanlar, tesadüflerin yolcusu olur.”

Maalesef öyle.

Böylesi gidişlere duçar olanlar, biraz ütopik davransalar da, farkında bile olmazlar işin. Tek çareyi gitmek zannına kapılmakta bulurlar üstelik. Yani,

Bazen sadece gitmek istenir… Sanki gidince her şey düzelir diye düşünülür…

Oysa… Oysa öyle değildir işte…

Unutulan şeyler vardır. O anların öfkesiyle yola çıkılsa da, ihmal edilen ve hesaba katılmayan başka işler vardır işin içinde…

“Gitmekle, gitmiş olunmaz hiçbir zaman.. Zira geride gönlün kalır, aklın kalır ve anıların kalır çoğu zaman…” Büyük şair Cemal Süreya böyle demiş.

Bir anlık kızgınlığın neticesi olmamalı gidişler. İyi hesap etmelidir işin önünü arkasını…Ok yaydan atılmadan olmalı her şey. Bugüne kadar hedefe giden hiç bir okun, bumerang gibi geri dönmeyeceğini bilmelidir, gitmeyi isteyenler. Onun için,”Gitmeden evvel çok düşünmek gerekir.

Çünkü döndüğünde bulduğunla, giderken bıraktığın asla aynı olmayacaktır.”

Böylesi gidişlerin dönüşleri meşakkatlidir.

Bunlar yaşanmış ve bilinen şeyler.

İşin bir de manevi yönü vardır sevgili arkadaşlarım. Ağlayan bir göz ve kırılmış bir kalp bırakmışsan ardında, işin daha bir zor demektir. Vicdan ağırlığı çöker insanın üzerine. Rahat uyutmaz onu geceleri…

Her ne kadar, ben onun gönlünü aldım ve ona durumu izah ettim dense de, nafiledir her şey… Bir bilge insan demiş zaten söylenmesi gerekenleri…

“Bir de hakkını helal et derler giderken. Sanki haram ettikleri hayattan helallik isterler gibi.” Bilmez ve anlamazlar bunu.

Çünkü o gidecektir. Gitmeyi kafaya koymuştur bir kere. İş sadece bulunacak bir iki basit sebebe kalmıştır.Yani işin özeti ve tamamı şudur bence, “Yaprak gibi gitmeyi göze alanlar, esen rüzgâra bahane bulurlar.”Bu kadar net…

Bulunan bahanelerin çoğu da, incir çekirdeği hacmindedir. Gurura yenilip, egoya söz geçiremez olunur. Olunur da, içler kan ağlasa bile, yine de gider insan.

Tek çare olarak görür, kaçıp gitmeyi.

Peki, her şeyin çözümü müdür gitmeler? Ve geride gözü yaşlı bir enkaz bırakmalar.

Değildir tabi… Olur mu ki hiç?

Oysa hepimiz düşünmüşüzdür illa bir kereliğine de olsa, gitme teşebbüsünü.

Aklımızın en ücra köşesinde boy vermiştir, “gideyim” demeler.

Ama cesaret eksikliği kadar, vicdan sorumluluğu da izin vermez buna…

Olay da sadece düşünce aşamasında kalır ve eylem gerçekleşmez…

Bir bilge insan da derler ki, tam da bu dediklerimizi tamamlarcasına…

“Herkesin başını alıp gidesi vardır zaman zaman.

Ama ne çare ki, aklındakileri sığdıracak bir valiz bulamaz kişi…”

“Ve bazen gitme diyebilecek kadar da güçlü olmak ister insan.”

Fakat gel gelelim, O gücü de bulamaz kendinde çoğu zaman.

Neticede ruh ve beden birbirinden habersiz gibi yaşarlar. Dil ve yürek te öyle.

Birileri der ki hemencecik…

“Henüz kalbime söylemedim gittiğini.

Çünkü o, hala seni benimle biliyor…”

Şarkılar yalan söylemez. Gidişlerin acı ve ızdırabını, kalmanın dayanılmaz hafifliğini en iyi onlar bilir. Burası kesin.

Bu anlamda, Yusuf Nalkesen’in bir şarkısı aynen şöyledir:

 

Sormamışsın hiç kimseden

Pek üzgünmüşsün giderken.

Aramış durmuşsun beni

Kimseye belli etmeden…

 

Bilmiyorum sanma niçin?

Kızmışsındır için için

Neler neler demişsindir

Sana gelmediğim için.

 

Dilin ne derse desin

En acı sözler söylesin

İstiyordun ki sen beni

Ağlıyorken görmeyesin…

 

Gitmek mi zor, kalmak mı zor?

O sabahı gel bana bir sor.

Ayrılığı, sen bana gel sor…

Artık nasıl bir gidişse o ayrılık hali…”

 

Sabahın seherinde bir od gibi düşmüştür yüreklere. Duygular dökülmüştür ortalık yere bütün çıplaklığıyla…Ve de, gitmekle kalmanın ikilemi, notalara işlenmiştir ince bir nakış gibi…

Bir başka güzel insan da der ki:

 

“Ben gidene kal demem, kalana da git.

Ama olayın matematiği çok basit…

Ben yoluma bakarım her daim…

Kalan yanımdaysa eğer,

Gidene hiç bağlamam ümit…”

 

Giden gidecekse günün birinde, yol vermek lazımdır böylelerine. Hatta arkalarından bir tas su bile dökmeyi düşünmeden. Çünkü su berekettir. Git ama bir an önce geri dön demektir, bir tas su dökme ritüeli.

Ancak umutlar tükenmişse bazı gidişlerde. O zaman da, su dökmenin bile bir hayrı olmayacaktır gidene…

Kalan, gözyaşlarını silerken elinin tersiyle, şunu da demelidir içinden acı ve ızdırap çekse dahi…

“Bırak gelmesin giden…

Ne sen eksilirsin kendinden ve ne de, o tamamlanır yeniden…” Olay budur.

Bir de şuna inanmalı ve şunu asla unutmamalıdır geride kalan…

“Geç yağan yağmurlar, nasıl ki hayat vermezse kurumuş çiçeklere…

Gitmeyi kafasına koymuş birilerine de hala umut bağlamak ve onları geri dönmeye ikna etmek de aynıdır.”

Sözün tam da burasında, büyük Allah dostu ve mütefekkir Mevlana Hazretlerinin güzel bir sözü geldi aklıma.

“Güvendiğin dağlara karlar yağdığında, en güzel çare, dağ ile karı baş başa bırakmaktır.”

Kadirlili büyük yazar ve edebiyat insanı Yaşar Kemal usta da şöyle buyurur: “İnsan bir kere birine geç kalırsa, ondan sonra da, hiç kimse için, bir daha acele etmez.”

Yani, işin daha açığını diyeyim mi sizlere…

“Gitmen gerektiğinde gitmezsen eğer, gittiğinde geç kalmış olursun…”

Evet, böyle diyor bir gönül insanı…

Gidişlere dair asıl kelamı, büyük şairlerimizden rahmetli Özdemir Asaf etmiş sevgili arkadaşlarım.

Asaf, ince bir lisanla ve de o bilindik ironik diliyle anlatmış duygularını ve demiş ki aynen:

 

“Ben birini sevmiyordum. O da beni sevmiyordu.

Bir gün bir yerde randevulaştık.

Ben gitmedim. O da gelmedi zaten.

Geleceğim, bekle dedi. Gitti…

Ben beklemedim, o da hiç gelmedi.

Ölüm gibi bir şey oldu.

Ama kimse ölmedi…”

 

“Gün gelir kendine gelebilmen için, başkalarından gitmen gerekebilir.”

Bunu da sessizce ve kimseye belli etmeden yapmak istersin hep…

Nedeni de, daha fazla yormamaktır karşıdakini, onu daha çok üzmemektir.

İşte onun için, kanayan yaraya acı biber sürercesine gidersin oralardan…”Bu da bir başka sentez ve bir başka çıkarım.

Sonuç bu olsa da, yine de gitmeler ve ayrılmalar keşke hiç olmasa diyorum…

Sözlerimin sonuna yaklaşırken, ben temenni olarak, tabi ki kalmadan yanayım. Gidişlerin iyi bir çare olmadığını düşünenlerdenim. Ama bir şeyler bitmişse ve anlamını yitirmişse duygular, işte o zaman illaki gitmenin gerektiğine de inananlardanım.

Biraz matruşka gibi olsa da sözlerim, gerçekler maalesef bundan ibaret…

İsterim ki, hiç kimse hayal kırıklığı yaşamasın ve hiç kimse yürek ızdırabınadüçar olmasın.Her şey tozpembe olsun.

Mutlu olsun insanlar…

Çok şey mi diledim ki.. Ne vardı yani…

Keşke…

Yazıma, bir güzel kelamla noktayı koymak isterim. Diyor ki bir bilge insan,

“Beni hüzünlendiren gitmen değil, benden gidememen.” Nokta.

Bir başka konu veya konularda yeniden birlikte oluncaya kadar diyorum ki, gönlünüz bahar bahçesi olsun…

Ama bir yanınız bahar bahçe, diğer yanınız yaprak dökmesin.

Yüreğiniz de, sevgi denizi gibi olsun.

Her hayaliniz gerçek ve her duanız kabul olsun inşallah.

Sağlıcakla kalın ve de Allah’a emanet olun sevgili arkadaşlarım, değerli dostlarım.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.