Gömlek

17 Ara 2020 Per 9:21
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Hayattan Kesitler-X

 

Gömlek

 

Memik KÖMEKÇİ

 

Yanılmıyorsam 1968 veya 69 yıllarıydı. On bir, on iki yaşlarında bir çocuktum. Altı tane kuzumuz vardı. Her gün onları otlatmaya giderdim. Mahallede benimki gibi kuzuları olan birkaç çocuk birleşip birlikte giderdik. Kısacası önümüzde elli-altmış tane kuzu, oğlak olurdu. Öğlenin sıcağı çöktü mü kuzular gölge bir yer bulup yatarlar, oğlaklar ise çeletlik eder, etrafta bulunan ekili arazilere zarar verirlerdi. Arazi sahipleri denk gelirse bizi kovalar, yakaladığında kulağımızı çekerlerdi. Bizler sırayla oğlakları toparlamaktan yorulur, bazen sıramız olduğu halde gidip çevirmeye üşenirdik. Darda kalınca da hep birlikte çevirmeye giderdik.

Dağda şimdilerin mangala dediği, bizim ise o zaman puşkul oyunu dediğimiz oyundan oynardık. Kaybeden kuzuları çevirme işini üstlenmiş olurdu. Puşkul oyunu 48 puşkuldan ve 12 kuyudan oluşurdu. Her kuyuya dörder puşkul konularak oyuna başlanırdı. Ben puşkul oyununun dışında arkadaşlarıma canlı tiyatro oyunu (skeç) oynayarak onları eğlendirirdim. O yaşlarda bir kendi doğal sesim, bir kalın ses ve bir de ince ses çıkarabiliyordum. Böylece tek başıma o anda bir senaryo kurgulayıp oyunumu sergiliyordum. Arkadaşlarım bu oyunu çok seviyorlardı. Zaman zaman farklı seslerle şarkı bile söylüyordum. Hatta bir defasında tayini çıkan bir öğretmenimiz beni çağırarak sesimi kasetçalara kaydetmişti. Ben ince sesimle anne, normal sesimle çocuk, kalın sesimle de baba rolü yapıyordum. Arkadaşlarım gülmekten kırılıyor, benim yerime de kuzuları çevirme işine gönüllü gidiyorlardı. Dağda bir günümüz böyle hengâmeyle geçiyordu. Akşam olup da eve geldiğimizde yemeğimizi zor yiyor, hemen bir kenara çekilip uyuyakalıyorduk. Sabah uyandığımızda bir elin bizi alıp yatağımıza koyduğunu fark edebiliyorduk.

Özellikle yaz günleri ve firez zamanı (hasadı yapılmış ekin tarlası) havalar çok sıcak oluyordu. Koşarken ayağımızdaki delikli naylon çarıklar terleyerek ters dönüyor, sağı, solu yırtılıyordu. Ufak tefek sap saman önemli değildi ama çakır ve çeti dikenleri batınca sanki zehirli gibi acıtıyordu. Her gün yara beremiz eksik olmazdı.

Kış gelince kuzular evde beslenir, bizler de çarık yerine birer lastik çizme, yamalı gömleğin üzerine de siyah önlük giyince ayıbımızı kapatır, hepimiz bir olurduk. Yalnız okul çıkışı tahta çantası olanlar çanta tokuşturur, bizler tokuşturamazdık. Benim çantam Kur’an çantasıydı. Bir deriyi bezle kaplayarak bir de kulp dikmişlerdi. Ben bununla çanta tokuşturamazdım. Hatta yağmurlu havalarda ıslanmasın diye önlüğümün eteğiyle örtmeye çalışırdım.

Yılsonuna doğru öğretmenimiz bir tiyatro oyunu sergileyeceğimizi söylediği zaman, biz sınıfça “Heyy yaşasın!” diye bağrışmıştık. İleriki günlerde hem derslere devam ediyor, hem de dersten sonra tiyatroya hazırlanıyorduk. Tiyatroda ben de görev almıştım. Hatırladığım kadarıyla Kurtuluş Savaşı yıllarını canlandırıyorduk. Çünkü benim eşim olan Melek Hanım düşmanlar tarafında vurulunca, üzerine Türk bayrağı örtmüştük. Ben de, “Melek sen hakiki bir meleksin, cennetteki meleklere eş olacaksın” diye üzerine kapanıp ağlıyordum. Bunun yanında benim küçük bir konser programım da vardı. Çimene bak çimene, yeşil örtüye benzer diye Urfa yöresinden bir türkü ve şimdi hatırlayamadığım birkaç tane daha vardı. Bu türküleri söylerken özellikle nakarat bölümlerinde ince sese geçiyordum.

Bütün çalışmaları tamamladık. Tiyatro günü gelip çattı. Tiyatro kaymakamlığın da içinde olduğu hükümet binasının salonunda olacaktı. Herkes davet edildi, misafirler gelmeye başladılar. Öğretmenlerimiz de olanca gayretiyle salonu ve sahneyi bizlere hazır hale getirmek için uğraşıyorlardı. Vakit gelmiş olacak ki bizleri topladılar, önce şöyle bir göz attılar. Hepiniz sivil geleceksiniz dedikleri halde ben önlükle gelmiştim. Öğretmenin gözünden kaçmadı.

- Neden önlükle geldin? Senin ailen yok mu, Diye kızdı.

- Beni babam getirdi öğretmenim, ailem var. Annem de sonra komşu kadınlarla beraber gelecek.

- Çabuk git en temiz gömleklerinden birini giy de gel!

- Benim gömleğim temiz ama yamalı, olur mu öğretmenim? İsterseniz önlüğümü çıkarayım da bir bakın.

Ben önlüğümü çıkarmaya çalışırken öğretmen bana yardım ediyordu. Önlüğü çıkarınca,

- Bu olmaz! Gömleğinde yama var, Kaymakam Bey’e ve izleyicilere ayıp olur. Hemen sana bir gömlek bulmalıyız.

Daha sonra seyircilerin arasında bir memur çocuğunun gömleğini bana giydirdiler. Biraz bol olmuştu ama zararı yoktu. En azından temiz ve düzgündü.

Biraz sonra salonun ışıkları söndü, yalnız sahnede ışık yanıyordu.

gömlek

Herkes rolünü iyi ezberlemişti. Teypten bir fon müziği çalarken tiyatro başladı. Hepimiz rolümüzü başarıyla oynuyor, büyük alkış alıyorduk.

Birinci, ikinci, üçüncü perde derken tiyatro bitti. Hemen peşinde sunucu benim adımı anons ederek,

-“Okulumuz üçüncü sınıf öğrencilerinden Memik Kömekçi’yi sizlere bir skeç ve akabinde şarkılarını sunmak üzere sahneye davet ediyorum.” Dedi.

Heyecanla sahneye fırladığım gibi önce kaymakamı, sonra seyircileri başımla selamladım. Daha sonra skecimi üç farklı sesimi kullanarak oynadığımda herkesin ayakta alkışlaması beni daha da coşturmuş, senaryomu uzattıkça uzatmıştım. Daha sonra şarkılarımı da inişli çıkışlı sesimle söylemem kaymakamı coşturmuş olacak ki, ön sıradan fırlayarak beni sahnede kucaklayıp tebrik etmişti.

Tiyatrodan sonra ödünç aldığım gömleği çıkartıp sahibine vermiştim ama çocuğun babası o gömleğin bende kalmasını istemesi üzerine çok utanmıştım. Hayır, almam dememe rağmen, öğretmenimin zorlamasıyla da almak zorunda kalmıştım.

Tiyatro sonrası gömleği önlüğümün altına giyerek kamufle ettim ve eve geldim. İlk işim üstümden çıkartıp kilimin üzerine fırlatmak oldu. O gömleği uzun süre ne okula giderken, ne de evde giyebildim. Zaten bana da biraz büyük geliyordu. Bir yıl sonra gömleğin sahibi çocuk da okulda yoktu. Babasının tayini başka bir ile çıkmış, evlerini yükleyip gitmişlerdi. Artık bu gömleği gönül rahatlığıyla benim diye giyebilirdim! Benim olmadığını kimse de anlayamazdı. Az bir şey büyümüştüm. İnşallah bu defa üzerime olurdu. Çekine çekine giydiğimde ise üzerime tam olmuştu. Ertesi gün mahallede herkes çok yakıştığını ve kaç liraya diktirdiğimi soruyordu. Cevap vermekte zorlanırken içimde hep bir burukluk kalmıştı.

 

Benzer Haberler

KIZ Etin kilosu 60 TL’yi bulmuş. Artık içki içen gibi, çok et yiyene de kız vermezler!…...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “KADINLAR GÜNÜ KUTLAMASINDA EN ÖNEMLİ NEDEN, İNSAN HAKLARININ TEMELİNDE KADINLARIN...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, bugün 8 Mart “Dünya kadınlar Günü”. Dünya Kadınlar...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Milli Eğitim Bakanlığı 19.940 Sözle...

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında görev yapmak...

Ağrı Dağı ve Çevresi Turizm Master ...

T.C. Serhat Kalkınma Ajansı, Ağrı Dağı ve Çevresi Turizm Master Planı...

Kocaeli Üniversitesi 102 sözleşmeli...

Kocaeli Üniversitesi birimlerinin personel ihtiyacının karşılanması amacıyla...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

KIZ Etin kilosu 60 TL’yi bulmuş. Artık içki içen gibi, çok et yiyene de...

Kilis’te bağ evlerinde toplanmak ya...

* Kilis İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu yaptığı toplantı sonrası yeni kararların...

“Kadınlar ve erkekler eşit haklara ...

Kilis Barosu Başkanı Av. H. Muammer Fazlıağaoğlu, “Yılın sadece bir günü...

Kilis kadınların en erken evlendiği...

TÜİK Gaziantep Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, 8 Mart...

Yem fiyatı cep yakıyor

Kilisli hayvan üreticileri son 1 yılda yem fiyatları yüzde 40 artış gösterdi....

Kilis’te sanayi esnafı kan ağlıyor...

Kilis’te esnaflar, siftahsız dükkân kapattıklarını belirterek, işyeri...

Kilis’e bahar geldi

Kilis’te rengârenk çiçekler ve açmaya başlayan meyve bahçelerindeki ağaçlar,...

Eksik gramajlı ekmek satan fırınlar...

Kilis’te Zabıta ekipleri tarafından eksik gramajlı ekmek satan işletmeler...

Ev hanımları doğada yetişen otları ...

Kilis’te güzel havaları fırsat bilen kadınlar, dağların eteklerinde...

Dünya Kadınlar Günü Kutlaması

Metin MERCİMEK “KADINLAR GÜNÜ KUTLAMASINDA EN ÖNEMLİ NEDEN, İNSAN HAKLARININ...

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, bugün 8 Mart “Dünya kadınlar Günü”....

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Zehra ERASLAN   Kıymetli okurlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, tüm dünyada...

Hz. Fâtımâ Annesinin Karnında Konuş...

Uğur KEPEKÇİ   Hz. Fâtımâ (aleyhisselam)’ın faziletlerini anlatmakla,...

UN VE MAYA SATIN ALINACAKTIR

KİLİS L TİPİ KAPALI VE AÇIK CEZA İNFAZ KURUMU İŞYURDU MÜDÜRLÜĞÜ DİĞER...

DİZELERİNİZ…

BEN KADINIM   Ben kadınım; Anneyim, ablayım, eşim Yârim, yarenim Koklanmak...