Dolar 32,7682
Euro 35,0901
Altın 2.459,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 38°C
Açık
Kilis
38°C
Açık
Cts 35°C
Paz 35°C
Pts 38°C
Sal 38°C

Güç-Kuvvet

Güç-Kuvvet
A+
A-
22.09.2019
362
ABONE OL

Mahmut İ. KANMAZ

 

“İnsan duası kadar güçlüdür.” (Anonim)

Herşeyin gönlünüzce olmasını dileyerek, bir yazıma daha başlamış olmanın mutluluğunu duyuyorum sevgili arkadaşlarım…
Bugünkü mevzumuz, insanın özünde var olduğu bilinen, güç ve kuvvet üzerine olacak… Bazen kişide, bazen de kişilerde görülen, bulunan ve ortaya çıkan şeyleri kastetmek istiyorum anlayacağınız…

Sahi neydi güç denilen şey?Güç, bir olayı meydana getirecek her türlü hareketin tam karşılığıdır. Yani bir amaca ulaşılmasını sağlayacak etmenlerin toplamıdır. Daha açık bir ifadeyle, bir engele karşı meydana gelen direncin, ya da savunmanın varlığıdır, güç veya kuvvet.

Şöyle bir örnek verelim dilerseniz.Bir ordu düşünelim, eskilerin meydan savaşı dedikleri arenada ve karşısında onu yenmek için pusuda bekleyen bir başka ordu bulunsun diyelim.İşte güç ve kuvvet dediğimiz yüreklendirici ve itici kudret, burada kendini gösterir. Yani azmin, inancın, konsantrasyonun, motivasyonun, güdülenmenin savaş meydanına yansıması halinden sözediyorum. Bunun da büyüyüp, düşmanı yenme iradesi gösterilmesi hali, gücü oluşturan olgudur diyebiliriz.Tarihteki birçok zaferler de hep böyle kazanılmıştır zaten. Yani ordunun sayısal büyüklüğü değildir gücün varlığı, kalplerdeki azim, irade ve imandır.Tarih kitaplarında okumaz mıyız hep, işte düşmanın şu kadar kalabalık ordusunu, bizim bir avuç inançlı ve imanlı ordumuz alt etti diye…Çanakkale savaşları ve kurtuluş mücadeleleri nasıl kazanıldı dersiniz? Sürekli bizden daha büyük, daha donanımlı kuvvetlere karşı verilmedi mi bu savaşlar? Daha bir asır önce, devletimizin ve Cumhuriyetin kurucusu, ulu önder Atatürk komutasında, yüreği kazanmaya kilitlenmiş, Allah sevgisi ve inancıyla dolu, şanlı Türk askeriyle ve topyekûn milis güçlerimizle, kadınıyla erkeğiyle ulaşılmadı mı büyük zaferlere?

Daha da eskilere uzanalım isterseniz, Osmanlı imparatorluğu döneminde, Fatih Sultan Mehmet’in şahsında iradeleşen güç ve iman değil midir, İstanbul’un fethini sağlayan şey?
Yavuz Sultan Selim, ya da Kanuni Sultan Süleyman gibi büyük hakanların yüreklerindeki güç sayesinde kazanılmamış mıdır önemli zaferler ve fethedilen yerler? Aynen de öyledir.

Hatta 1400 yıl öncelerine de gidebiliriz dilerseniz… O zaman da sevgili peygamberimizin, İslamiyet’in bilinip yayılması uğruna verdiği, çok büyük mücadelelere şahit oluruz.
Sayısal olarak kendinden dört beş misli büyük güçlere karşı verilen amansız savaşlar ve elde edilen büyük başarılar, hep inançlı ve neticeye odaklanmış bir güç ve kuvvetin temsilcileri olmuşlardır.
Bütün yitirilen değerlerimize ve aziz şehitlerimize rahmetler olsun inşallah.

“Kuvvetini iradesinden ve kendi öz gücünden alana, düşman hiçbir zaman yanaşamaz” demiş, Şehabettin Ahmet.
Çoğu zaman güçle birlikte, akıl da devreye girer. Yani sırf kaba bir güç sonuç vermez her daim. Akılla yönetilmesi gerekir, inançla da sağlamlaştırılması lazımdır ki, o gücün bir anlamı olsun.
Şöyle demiş Uzakdoğulu düşünür Lao Tzu: “Akıl, yayın gerilişine karar vermek ise, güç te, okun atılmasının hayata geçirilmesidir.” İki faktör yanyana gelince sonuç alınabilir ancak…
İronik bir çıkarım var sırada..Lafı eden kişi, ünlü yazarlarımızdan, “Yaban”ın yazarı Yakup Kadri Karaosmanoğlu: “Güç erkeğe, güzellik kadına verilmiş olmasına karşın, her şeyi yenen güç, maalesef güzelliğe yenilmiştir.”

Güç ve kuvvet, Yaradan tarafından herkese verilmiş bir sermayedir. Ama kişi bunun ayırdında olmaz çoğu zaman.
SwetteMarden adlı birileri demiştir ki: “Her insanın içinde uyuyan güçler vardır.Buna bazen kendisi bile şaşırır. Çünkü bu güçlere sahip olduğu aklından bile geçmemiştir. Eğer ki bu gücünü olumlu alanlarda kullanabilirse, hayatında çok büyük şeylerin değiştiğini görecektir.”

“Hepimizde başkalarına katlanacak güç vardır” buyurmuş, La Rochefoucauld.
Alfred Adlerde demiştir ki: “İnsanların en mucizevi özelliklerinden biri, eksiyi artıya dönüştürme gücüdür.”
Toplumda şöyle bir inanış vardır, her tanınan kişi, ya da her ünlü, mutlaka çok da güçlüdür.Güçlü bir kişiliğe sahiptirler. Doğru değildir bu iddia tabi ki.
Büyüklük veya güçlülük, Mark Orel’in de söylediği gibi, kuvvetli olmakla değil, o gücü yerinde kullanmakla ilgili bir durumdur aslında.
Büyük yazarlardan Victor Hugoda güçlülüğü ve kuvvetli olmayı, bazı davranış özellikleriyle eşdeğer görmüş olup, güzel bir kelamında şöyle ifade etmiştir duygularını: “Yumuşak olma ezilirsin, sert olma kırılırsın.” Doğru bir söz bence…

Filozof ve düşünür F. Nietzsche, güç faktörünü tamamıyla insanın bizatihi kendi varlığına bağlamış ve şöyle demiştir: “Nerede bir insan gördüysem, onun orada güçlü olmak istediğine şahit oldum. Kendi onayınız olmadan, hiç kimsenin sizi zayıf ve güçsüz göremeyeceğini bilmelisiniz.”
Güç ve kuvvet, istenen ve sahip olunması arzulanan potansiyellerdir.
Ancak güçlü olmak, her zaman zaferlerle sonuçlanacaktır anlamına da gelmez.
Lincoln’ün de dediği gibi: “Güç süreklidir ama gücün kazandığı zaferlerin ömürleri, öyle pek te uzun değildir.”

Cabir (ra) rivayet eder ki: “Sevgili peygamberimiz, her yolculukta hep geride kalır, güçsüz olanları yürümeye teşvik eder, ya kendisinin veya bir başkasının terkisine alır ve onlar için dua ederdi.”
Güç ve kuvvetten yoksun birine karşı peygamberimizin merhamet kanatları bu şekilde açılırken, bizlere de bir mesaj ulaşıyor sanki. Acıma ve vicdan duyguları her daim içinizde olsun, hiç eksilmesin şeklinde…  İnşallah…

Ünlü edebiyatçı Cenap Şahabettin bir kelam etmiştir ki, bilmece misali… Şöyle der: “Neleri bilmediğini bilmeyen çoktur… Ancak, güç olan şey, neleri hiçbir zaman bilemeyeceğini bilmektir.”
Michael Nolanda, tıpkı Şahabettin gibi davranarak, düşüncelerine yol verir: “Gücüne eşit hayaller için dua etme…Hayallerine denk güç için duacı ol…”
“Güçlü biri yenilirse, bu onun için yeni hamlelere yol açan bir kapıdır.” diye buyurmuş William Shakespeare…
“Aslında güç, kuvvet ve güven gibi öz duygular, insanın içinde olan şeylerdir, onu başka yerde aramaya gerek yoktur” demiş bir kardeşimiz.
Çok da doğru söylemiş bana göre…

“Sende olmayan şeylerin, sende bulunan şeylerden daha güzel olduklarını düşünme… Sen, sende olan şeylerin en iyi olanına bak… Bir gün gelip de bunları da kaybedersen eğer, tekrar elde etmenin ne kadar güç olacağını düşün” diye duygularını ifade eden, MarcusAurelius’a teşekkür ederiz sevgili arkadaşlarım.
Ronald E.Osbornda, daha daha mükemmeli aramayı salık veriyor bizlere ve diyor ki: “Güç olan bir şeyi yapmaya çalış… Bu sana gerçekten iyi gelecektir. Yalnız bilmelisin ki, yapmış olduğun şeylerin üzerinde birşeyler üretmedikçe de, hiçbir zaman büyüyemezsin.”
İranlı şair Şeyh Sadi Şirazi der ki: “Sana sonradan düşmanlık edecek kadar, dostuna kuvvet verme.” Çok anlamlı değil mi?
Yine bir demet, altın değerinde olan kelamlardan seçmeler var şimdi sırada… Söyleyenlerin yüreklerine sağlık olsun.

– Her güç, sabır ve zamanla bir anlam taşır. (Honore de Balzac)
– Bilgi size güç verir, ancak saygı karakterle kazanılır.
– İnsanı öldürmeyen şey, daha kuvvetli yapar.(AlfredMusset)
– En güçlü insan, şehvetini öldürüp, öfkesine hâkim olan kimsedir. (Kendi)
– Giden hayatı geri getirebilecek hiçbir kuvvet yoktur. (Northam Lee)
– Güçlü kişi, inandığı doğru yolda türlü zorluklara rağmen, yılmadan yürüyendir.
– Sınırsız bir güç, kişiyi hataya sürükler.
– Güç ve inanç varsa, umutta vardır her daim. (John Maxwell)

Güç ve kuvvete ilişkin edilmiş güzel kelamların ve yine mevzuya dair benim söyleyebileceklerimin sonuna gelirken, sözlerimi Şems-i Tebriz-i’nin tıpkı levha kıvamında bir ifadesiyle bitirmek isterim.
“Güçlü kimse, kaba bir kuvvetle karşısındakini güreşte yenen değil, belki öfke anında kendine hâkim olup, iradesine sahip olan kimsedir.” Nokta…

Bir başka konu ve konularda yeniden birlikte oluncaya kadar, herşeyin en iyisi ve en güzeli, hep sizlerin olsun diliyorum.
Sağlıkla ve huzurla kalın sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.