Dolar 32,3047
Euro 35,0192
Altın 2.427,76
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Açık
Kilis
28°C
Açık
Per 27°C
Cum 31°C
Cts 34°C
Paz 36°C

Gül-Bülbül-Sevgi Üçgeni

Gül-Bülbül-Sevgi Üçgeni
A+
A-
24.06.2020
690
ABONE OL

Mahmut İhsan KANMAZ

 

Selam, sevgi ve saygılarımla bir yazımla daha birlikteyiz değerli dostlarım.

Bugün, yine yolumuz sevgiden geçecek ve sevgi pınarından sular içeceğiz kana kana…
Hatta bunu, sevgiyi en iyi bilen birinin tatlı dilinden dile getirmeye çalışacağız.
O dediğimiz biri de, pek yabancısı olmadığınız bir dost üstelik… Bülbül…

Güzel ötüşlü ve renkli görünümlü bu kuşların sevgisinin, kime ait olduğu bilinir herkesçe… Tabi ki, güllere…

Aslında Anadolu insanı ve türkü yakıcısı, kendi öz duygularını ve yürek seslerini, bir başka metafor üzerinden yansıtır bizlere… “Ben sevdim” diyemez sözgelimi ve “Bir güzele tutkunum” diye haykıramaz ama, bülbül gülü çok sevdi ve ona âşık, deyiverir. Bu ona kolay gelir. Zira duyguların ikinci elden aktarımı, en kestirme yoldur kendisine göre…
Ama bazen de işler birbirine karışır…
Ayşe’ye duyulan sevdayla, bülbülün güle olan tutkusu, iç içe geçer.
Tıpkı, sözleri Vecdi Bingöl’e, bestesi Sadettin Kaynak’a ait olan, şu nihavent şarkıda olduğu gibidir hal ve vaziyet.

 

Ne bülbül gülü sevdi seni sevdiğim kadar…
Ne böyle seven gönül, ne de senden güzel var.
İçli bir özleyişe bırak beni, yanayım.
Gözlerinde gördüğüm rüyama inanayım.

Dikensiz gül olmazmış, çilesiz bülbül Ayşe.
Her kuş bülbül olmazmış, her çiçekte gül, Ayşe…

 

İşin kötüsü nedir bilir misiniz sevgili arkadaşlarım? Hissedilen duygular kişiden kişiye ve ortamdan ortama farklılıklar gösterir bazen… Mesela, söz ve müziği Erol Sayan’a ait olan, Saba makamındaki bir şarkıda:
Güle sorma o bilmez aşkı sevdayı
Laleye sor, çiğdeme sor, mor menekşeye sor

 

denirken, bir başka eserde de, bunun tam aksi ifade edilir.
İsmail Hakkı Sürelsan’ın Buselik eseri, bunu anlatıyor zaten:

 

Güle sor, bülbüle sor halimi, hicranımı dinle.

Ağlarım şimdi, seviştiğimiz o yerlerde seninle…
Sönüyor nuru hayatın, bu tahassürle, eninle.
Ağlarım şimdi, seviştiğimiz o yerlerde seninle…

 

(Tahassür: Özleme, özleyiş, Enin: Gizli inilti, inleme.)

 

Duygular arasında bir çelişki yok aslında. Aradaki tek fark, o anki halet-i ruhiyeyle alakalıdır. Yoksa bilinir ki, bülbül âşıktır güle. Gül, sevilen tarafındadır işin.
Yani biraz edilgen haldedir sanki… Zira onun hareket alanı kısıtlıdır. Bülbül gibi dolaşıp uçamaz özgürce. Ama bülbülün aşkına ve sevdasına da kayıtsız olmamıştır hiçbir zaman.

Sözün özü, bülbülle gülün aşkı, insanımızın kendi sevdası içinde saklı kalır çoğu zaman… Kendisi bülbül olup, güle konar büyük bir özlemle. Yeri gelir bunu da, bir Erzincan türküsünde anlatır bizlere.

 

Bülbül havalanmış yüksekten uçar.
Has bahçe içinde gülüm var deyi.
Seni seven âşık serinden geçer
Güzeller içinde yârim var deyi…

 

Ben severim, sen de sev beni
Mevlam bir kararda koymaz insanı
Bir gün olur, sen de ararsın beni
Şurda bir divane yârim var deyi…

 

Ben seni severim can ile candan
İnsan kemlik ummaz sevdiği yardan
Canım esirgemem vallahi senden
Götür sat mezatta, kölem var deyi…

 

Bülbül, gülün aşkıyla hazin hazin ve acı acı öter dallarda. Çoğu zamanda diyar diyar dolaşır gurbet elleri… Tek derdi vardır onun. Güle olan sevgisi ve özlemi..
Yanar minicik yüreği aşkın ateşiyle…
Behiye Zorlu kaynaklı bir Erzurum türküsü, anlatır bize her bir şeyi:

 

Bülbül ne ötersin garip ellerde
Yok mudur vatanın ellerin senin?
Hasretim sılaya gurbet ellerde
Sen de benim gibi yanarsın bülbül.

 

Coşkun çaylar gibi coşar çağlarım.
Geldi geçti benim ermiş çağlarım
Hasretim sılaya yanar ağlarım
Sen de benim gibi yanarsın bülbül.

 

Söyle sen Turabi’m derdini söyle
Şu garip ellerde gönlünü eyle
Bülbül bizim ele selamım söyle
Sen de benim gibi yanarsın bülbül.

 

Sevdalı insanımız, kendi iç sesini ve yüreğinin bitip tükenmez çile ve derdini, yine bülbüle yükler gibidir bir Muhayyer şarkıda sevgili arkadaşlarım. Yine sözler Vecdi Bingöl, müzik Sadettin Kaynak:

 

Bülbülüm gel de dile
Söyle benimle bile
Sesini duyur ele
Çile bülbülüm çile.

 

Issız yuvamda tektin
Çekilmez çile çektin
Kim derdi gülecektin
Çile bülbülüm çile.

 

Müjde ey güzel kuşum
Bahara döndü kışım
Gülüyor içim dışım
Çile bülbülüm çile…

 

Anadolu insanı çilekeştir oldum olası. Yüreğinde binbir türlü ezayı ve derdi barındırır da yine de sineye çeker hepsini.
Katlanır sevdası uğruna her şeye ve her acıya… Çünkü gönlünde sevdası yatar biricik yârinin… Kan tükürür de etrafına, kızılcık şerbeti içtiğini bile söyler.
Bakınız, Fehmi Tokay’ın bir rast şarkısı ne diyor mevzuya dair:

 

Gönlümün ezhar içinde, gül gibi dildarı var.
Neyleyim her sevgisinde, bir yığın ağyarı var.
Gül sevenler katlanır, harın dilazar cevrine.
Her gülün bir goncası, her goncanın bir harı var.

 

(Ezhar: Çiçek
Dildar: Sevgili
Ağyar: Eller, yabancılar
Har: Ateş, diken
Dilazar: Gönül inciten, üzen
Cevr: Eza, cefa.)

 

Evet, gül estetik ve bir güzellik sembolüdür. Sarısı, beyazı, moru, pembesi, kırmızısı ve bordosuyla bülbüllerin otağıdır, onun sırdaşı ve sevdiğidir. Ama bir yandan da dikeni vardır, hoyrat ellere savunma aracı olarak.
Gülün, elidir ayağıdır onun dikenleri.

Gönüller sultanı Hazreti Mevlana, şöyle buyurmaz mı?: “Gülün dostu dikendir” diye. Çok doğru… O ki, gülü seveceksen, dikeni de olacak onun…
“Gülü seven dikenine katlanır” kelamı boşuna değildir hani. Her güzel şeyin içinde bir engel ve bir zorluk vardır illaki… İş odur ki, buna tahammül etmeyi bilmek lazımdır.

 

Erişti nevbahar eyyamı açıldı gül-i gülşen.
Çerağan vakti geldi, lalezarın didesi ruşen.
Çemenler döndü ruyi yare rengi lalevü gülden.
Çerağan vakti geldi, lalezarın didesi ruşen.

 

Açıldı dilberin ruhsarı gibi laleler, güller.
Yakıştı zülf-ü hubanveş zemine saçlı sümbüller.
Neva-saz olmada bin şevk ile aşüfte bülbüller.
Çerağan vakti geldi, ruyi yare rengi lalevü gülden.

 

(Ruşen: Aydınlık, parlaklık
Ruhsar: Yüz, sima
Hubanveş: Güzeller
Dide: Göz
Aşüfte: Açık saçık giyinen, oynak ve cilveli kadın
Lalevü gül: Lale ve güller
Nevbahar: İlkbahar
Lalezar: Lale bahçesi
Çemen: Çimen
Çerağ: Mum, ışık
Eyyam: Gün, günler
Ruyi yar: Sevgili..
Zülüf: Yüzün iki yanından aşağı doğru sarkan saç.)x

 

Bundan tamı tamına 67 yıl önce bestelenen bu ölümsüz şarkının sözleri, büyük şair Nedim’e ve bestesi de, Arif Sami Toker’e ait. Makam yine nihavent…

Güllerden dem vuran bu şarkıdan sonra, şimdi de bülbül üzerine yakılmış bir türkü var sırada. Çopur Ahmet’ten alınma bu ezginin yöresi de Konya…
Türküde, sevda acısı, gurbetin yükü ve sıla özlemi bir potada erimiş gibidir:

 

Gitme bülbül gitme bahar erişti
Gonca güller maverdesin kavuştu
Sılada sevdiğim aklıma düştü
Çekilmez gurbetin cefası bülbül.

 

Bahar eyyamında bülbül sesinden
Çıkarır perçemin finor fesinden
Hoşlandım yarimin gül nefesinden
Çekilmez gurbetin cefası bülbül.

 

Bülbül-Gül-Sevgi ekseninde kurgulamaya çalıştığımız bugünkü yazımızı, yine mevzuyla alakalı, Ali Ulvi Baradan’ın Nihavend makamındaki bir şarkısıyla taçlandıralım isterim.

 

Sabah olmuş öter bahçede bülbül
Durmayıp devşirir demet demet gül
Takınmış göğsüne kokulu sümbül
Edalı işveli köylü güzeli.

 

Gel seni köylü kız, alıp kaçayım
Telli duvağına altın saçayım
Seni bu diyardan alıp kaçayım
Gözleri sürmeli köylü güzeli.

 

Yemeni bağlamış telli başına
Zülüfleri düşmüş hilal kaşına
Henüz girmiş onüç ondört yaşına
Edalı işveli köylü güzeli…

gül bülbül

Bir başka konu veya konularda yeniden birlikte oluncaya kadar, gönlünüzden yaşama istek ve arzusu, bedeninizden sağlık ve afiyet,  yüreğinizden sevgi ve merhamet hiç eksik olmasın inşallah…

Hoşça kalın sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım.

————————————————————–
Not: Mevzuyla alakalı görseller.
Son şarkıdaki, yemenili, altınlı, zülüflü, edalı ve işveli köylü güzelleri… Gül ve bülbül ile irili ufaklı rengarenk, tıpkı bülbül gibi güle sevdalı çeşitli kuşlar.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.