Dolar 8,0837
Euro 9,6757
Altın 453,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 16°C
Çok Bulutlu
Kilis
16°C
Çok Bulutlu
Çar 18°C
Per 21°C
Cum 22°C
Cts 24°C

Günün Şairi Ben Olmuştum

Günün Şairi Ben Olmuştum
REKLAM ALANI
A+
A-
13.01.2021
7
ABONE OL

Hayattan Kesitler-XIII

 

Günün Şairi Ben Olmuştum

 

Memik KÖMEKÇİ

 

1988-89 yıllarıydı. Ortaköy İlkokulu’ndan Hınıs merkeze tayin dilekçesi vererek, yaz tatilini geçirmek üzere memleketim Gaziantep’e gelmiştim. Bir süre kaldıktan sonra gitmeye yakın kurutmalık, salça, reçel gibi hazırlıkları yaptık, eksiklerimi tamamladık. Böylece kışa hazır sayılırdık. Derken günler geçip gitmiş, biz de yol hazırlıklarına başlamıştık. Ağustos’un sonu gibi yola çıktık. Önce ver elini Erzurum, oradan da Hınıs’a geçtik. Tatil dönüşü Hınıs’a geldiğimde doğru Milli Eğitim Müdürü Kutbettin Bey’e uğrayarak tayinimin ilçe merkezine çıkıp çıkmadığını öğrendim. Tayinim ilçe merkezine çıkmıştı. Yanında bir süre oturup çayını içtim. Bana:

– Bir an önce seni başlatalım, daha sonra köyden evini getirirsin, dedi.

– Hayır, hocam olmaz, ben daha ev bile tutmadım. Önce kiralık bir ev bulmalıyım.

– Arkadaşları çağırıp soralım bakalım. Bildikleri kiralık bir ev var mı?

– İyi olur hocam, bir an önce evi bulmalıyım ki köyden çıkabileyim. Eğer bulamazsam, tayin emrini iptal edip köyde kalmaya devam edeceğim.

– Bak Memik Bey, bir an önce başlarsan seni Cumhuriyet İlkokulu’na müdür olarak vermeyi düşünüyorum. Ne diyorsun bu işe?

– Hayır, hocam ben müdürlük yapamam. Henüz bir merkez okulunda bile çalışmış değilim. Tecrübesizim.

– Biz sana yardımcı oluruz. Sen bu işi yapabilecek birine benziyorsun. Hem ev bulamazsan, okulun bir de müdür lojmanı var. Kira da vermeyeceksin. Sadece su ve elektrik parası vereceksin. Ne diyorsun bu işe?

– O zaman iş değişir hocam. Madem ev varsa, iki okulu bile yönetebilirim.

– Peki, o zaman Cumhuriyet İlkokulu’na git, vekâleten müdürlük görevine bakan Ayhan Kundakçı Bey’den anahtarı alarak lojmana bak. Eksikleri varsa tamamla, bir an önce evini taşırsın.

– Tamam, hocam müsaadenle ben hemen gidip bir bakayım.

Müdürün yanından ayrılıp okula geldim. Ayhan Bey’den anahtarı vermesi için müdürü aramasını söyledim. O yıllarda cep telefonu olmadığı için, okulun telefonundan arayarak, anahtarı bana verdi.

Lojman bir prefabrik deprem konutuydu. Her tarafı tahtadan yapılmış ancak, tahtaların arası izocamla doldurulmuştu. Tuvaletinin de gideri yoktu. Tekrar okula dönüp öğretmenlerle tanıştım. Evin temizliği ve eksiklerin giderilmesinde bana yardım edeceklerini söylediler. Daha sonra hafta sonu gelerek temizliği yaptık, bir tuvalet çukuru kazdık. Sağ olsun öğretmenler ve okulun hizmetlisi Yusuf Canbek özveriyle çalışıp bana yardımcı oldular.

Pazartesi günü milli eğitime gidip göreve başlama yazımı yazdırdım. Salı günü de köyden bir traktör bularak yakacak odun ve tezekleri yükledim. Ev eşyalarımı da Köroğlu’nun minibüsüne yükleyerek, köylülerle vedalaşıp köyden ayrıldım.

komek

 

Köyde sürekli ekmek verdiğim Şehbal (aslan) isimli çoban köpeği bizi Hınıs’ın girişine kadar takip etti. Şehrin içine girince kalabalıktan ve insanlardan ürkerek ayrılmak zorunda kaldı. Sonra tekrar köye ulaştığını haber almıştım.

Eşyaları indirip yerleştirdik, odunları dışarıya duvarın dibine dizdik. Televizyon antenini de kurduk. İlk defa bir televizyon görüntüsü alabiliyorduk. Köydeyken hiçbir kanalı çekmiyor, burada çekiyordu, hem de renkli.

İlk defa müdür olmanın heyecanı olmadı desem yalan olur. Yüreğim kıpır kıpırdı. Odamda masamda otururken öğretmenlerin sabah gelip plan imzalatmaları ve günaydın demeleri bana ayrı bir hava veriyor, çok hoşuma gidiyordu. İlk defa böyle kalabalık öğretmen grubuyla çalışıyor ve mutluydum. İlerleyen günlerde onlar kendi odalarında ben ise müdür odasında olmaktan sıkıldım. Müdürlük havam da zaten geçmişti. Her teneffüs benim de yanımda oturabileceklerini ve çok rahat olmaları gerektiğini söyledim. Buna çok memnun oldular. Odam küçük olduğu için ilk gelenler oturuyor, sığmayanlar öğretmen odasına gidiyordu. Bazen ben de onlara katılıyordum. Biz bir aile olmuştuk. Hangimizin bir sorunu olsa birlikte çözüyorduk.

Bu ara milli eğitimde çalışan müdür ve diğerleriyle de haşir neşir olmuştum. Müdürlükte de ikinci yılımı çalışıyordum. Milli eğitim müdürü okulda bir sorun getirmediğim için beni övüp duruyordu. Ben ise okuldaki basit sorunları öğretmenlerle konuşarak hallediyordum. Öğretmenlerimin birçoğu, özellikle yaşı büyük olanlar 12 Eylülde 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanunu gereği açığa alınmış ve tekrar göreve dönmüş öğretmenlerdi. Onlara 1402’likler diyorlardı. Hepsi de başarılı ve maharetli öğretmenlerdi. Neden açığa alındıklarına bir anlam veremiyordum.

Yılsonu 23 Nisan etkinlikleri bizim okula verilmiş, tiyatro vb. çalışmalar istenmişti. Ben hiç görev dağılımına ihtiyaç duymadan her öğretmen gönüllü olarak görev almıştı. Herkes kendi yeteneği doğrultusunda çalışmalara katılarak o yıl YİBO’nun salonunda çok güzel bir gece hazırlamış, devlet tiyatrolarının oynadığı ” Sayım suyum yok, hınzır suyum var” oyununu sergilemiştik. Yine aynı yıl devlet parasız yatılı okullarına da başarılı öğrenciler göndermiştik.

Yılsonuna doğru milli eğitim müdürümüz Kutbettin Bey okula gelerek bizlere bir teşekkür konuşması yapmış, öğretmenlerden ve benden memnun olduğunu, okulda hiçbir sorun kalmadığını ve bizleri tebrik ettiğini söylemişti.

– Yakında kontenjana göre aylıkla ödüllendirme için müdürünüzü ve tayin edeceği bir öğretmeni aday göstereceğiz. Siz hepiniz hak ediyorsunuz ama kontenjan bu kadar. İlerleyen yıllarda inşallah sizlere de vereceğiz.

Ben söz alarak araya girdim:

– Sayın müdürüm, beni aday göstereceğinizi söylediniz. Siz de uygun görürseniz beni aday göstermeyin, benim yerime okulumdan bir öğretmen daha aday olsun.

– Hayır, öyle olmaz. Yönetmelik gereği her okuldan ancak bir öğretmen aday gösterilebilecek. Biz müfettişlerle görüştük, müdür olarak da senin adın verildi.

İlk defa bir ödüle aday gösterilirken üzülüyordum. Öğretmenler aldığım bu karara saygı duymuş beni takdir etmişlerdi. Neyse yılsonunda puanlama sonucu ben ödülümü almış, aday gösterdiğim öğretmen puanı yetmediği için ödül alamamıştı. Bu da beni derinden yaralamıştı. Daha sonra Milli Eğitim müdürüne sorduğumda,

– Senin Çağdaş Eğitim Dergisi’nde yayımlanan “Çocuklarım” adlı eserin sana onbeş puan kazandırdı. Bu bir öğretmenin alabileceği en yüksek puandır. Bakanlığın vereceği bir ödül bile bu kadar puan getirmez. Komisyonda en yüksek puanı sen aldın. Ne güzel bir şiir o öyle!

 

“Atılan tohum,

Serpilip gelişen fidan,

El değmemiş gonca çocuklarım.

Kozada beslenen kurtçuk,

Bir şeyler yapmak için adımlayan böcek,

Kırlarda uçuşan kelebek çocuklarım”…

 

Diye sıralamıştın. Çok güzeldi. Seni tebrik ediyorum.

-Teşekkür ediyorum Müdür Bey, eksik olmayın o benim ilk yazdığım şiirimdi efendim.

Bu görüşmemizi ve konuşulanları okulda anlattığımda bazı öğretmenlerin de harıl harıl şiir yazma çalışmaları yaptıklarına şahit olmuştum.

Tam da bu günlerde Mimar Sinan haftasıyla ilgili öğretmenler arası şiir yarışması vardı. Öğretmenlere imza sirküsüyle duyurmuştum. Teneffüste Atanur Altun öğretmenim bir dosya kâğıdını doldurmak kaydıyla, sekiz on kıtalık bir şiir yazmıştı. Alıp okudum ama bana çok basit gelmişti. Bir öğretmen değil de sanki bir çocuğun yazabileceği bir şiir gibiydi. Bu görüşümü kendisiyle paylaşarak biraz daha güzel olması için çalışma yapmasını istedim. Bana samimiyetin de verdiği havayla aynen şu tepkiyi vermişti.

-Beyefendi, şairlik öyle koltuğa kurulup konuşmaya benzemez! Al bir dörtlük yaz da seni de görelim! Diye bana boş bir kâğıt uzatmıştı.

– Değerli öğretmenim, her şeyden önce seni tebrik ediyorum ancak ben yazarsam tam yazarım. Hem de yarışmada derece alırım, demiştim.

Yanındaki birkaç arkadaş ve Atanur gülüşerek gerçekten yazmamı istemişlerdi. Verdiği kâğıda ilk dörtlüğü aynen şöyle yazmıştım:

 

“Mimarla mühendis fen idi ilmin…

Nağmedir yapında ölmez figürün.

Muhteşem mirasın karşımda her gün.

Bu yapı bu endam bu zekâ senin…”

 

– Vallahi helal olsun müdürüm. Ezberindeki bir dörtlüğü yazıp bize yutturuyorsun ama yine de bravo bu günle ilgili bir dörtlük ezberlemişsin.

– Peki, arkadaşlar siz dersinize gidin, ben bu şiiri tamamlayıp yarışmaya katılacağım. Gelecek teneffüste gelip görebilirsiniz dedim.

Gelecek teneffüste ilk işleri yanıma gelmek oldu. Şiiri görünce şaşırdılar.

 

MİMAR SİNAN’A

 

Mimarla mühendis fen idi ilmin…

Nağmedir yapında ölmez figürün.

Muhteşem mirasın karşımda her gün.

Bu yapı, bu endam bu zekâ senin…

 

Çok eserler verdin hanlar hamamlar.

Hayran kaldı sana bütün sultanlar.

Yazıldı hakkında nice destanlar.

Bu yapı, bu endam, bu seda senin…

 

Engin yüreğinle kemale erdin.

Bu yüce millete nimetler verdin.

Cihanı âleme gönlünü serdin.

Bu yapı, bu endam bu vefa senin…

 

İlmini öğrendin baş mimar oldun.

Hesapladın fenni ilmini buldun.

Gönlünde sevincin gururla doldun.

Bu yapı, bu endam bu sevda senin…

 

Başımda tacımsın yükselir yapın,

Dost ile düşmana açıktır kapın.

Çağlayıp coşacak ulusun yakın.

Bu yapı, bu endam, bu derya senin…

 

Memik KÖMEKÇİ

06.01.1989 (Hınıs)

 

İkinci gün bana gelen şiirlerle birlikte üst yazıyla Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderdim. Daha sonra komisyonda benim şiir birinci olmuş, kütüphane müdürü benden şiiri alıp teksir makinesinde çoğaltarak gelen öğrencilere dağıtmıştı.

Ödül töreninde Kaymakamlıktan bir dolma kalem, Hınıs Belediye Başkanlığından bir plaket, Bellitaş Köyü Kooperatifi’nden bir kitap, Halk Eğitim Müdürlüğü’nden de bir adet triko kazak vermişlerdi. Mimar Sinan haftasında, Hınıs’ta günün şairi ben olmuştum.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.