Gurbette Bayram-4

14 Kas 2017 Sal 9:20
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Kilisli Emekli Bir Öğretmenin Unutulmayan Anıları

 

Gurbette Bayram-4

 

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU

Yeni bir gün başladı bir çeyrek saat önce. Gecenin sessizliği başladığında, ben ilham perim ile yine baş başayım. Elimde kalem, beyaz kâğıt yok, her zamanki gibi telefonum var. Ama bu gece çok düşük seste TRT müziği açtım. Neşe Karaböcek söylüyordu o muazzam gırtlak nağmeleri ve nüansları ile “Bir güzel Hüzzam Şarkı” adlı şarkıyı okuyor. Yine gittim 70’li yıllara…
Nereye mi gittim? Tabii ki romanımın ana tema kaynağı olan “AYVALI” köyüne… AYVALI KÖYÜ DÜĞÜNLERİNE…

***

Bayramda velilerin ve köy halkından hanımların ve genç kızların evime gelerek benimle bayramlaşmaları ve onları evinde ağırlamam beni çok mutlu etmişti… Bu mutluluğu memleketime gidemeyişime borçluyum!
Onlar gittikten sonra küçük el radyosunu açıp biraz müzik dinledim. Sonra aşağı kata Ayşe Teyze’nin yanına indim. Onlara da misafir gelmişti. Misafirlerine hoş geldiniz deyip hal hatır sorduktan sonra Hüseyin Amcalara ve birkaç köyün ileri gelen yaşlıların elini öperek bayramlaşmam gerektiğini düşündüm. Madem beni saymış, bayramlaşmak için hanımlarını, kızlarını, gelinlerini yanıma göndermişlerdi benim de iade ziyareti yapmam gerekti.
Kapıdan çıkarken usulca kulağına fısıldadım:

- Ayşe Teyze ben birkaç aileye bayram ziyaretine gideceğim. Beraber gidelim diyecektim ama sizin misafirleriniz var.

O da kuşağıma fısıldadı:
- Gızım görüyon misafirlerim var. Sen Hösen Emmi’ne git, ben misafirler gittikten sonra oraya gelirim, dedi.
- Aynı gün gidilmez ama ne yapalım yarın düğün var. Gidemem. Belki ertesi günü yollar açılır Kilis’e giderim.
- Tamam, dedim. Hüsniye de benimle geldi. Selim arkamızdan ağlıyordu. Yalınayak peşimizden koştu. Mahmut:
- Sen de eksik kalma emi Selim, diyerek kardeşini kucaklayarak içeriye soktu ve kapıyı kapattı. Karların üzerinde kayıp düşmemek için kol kola yürüyorduk. Attığım birkaç adımda karların biraz geçirdiğini hissettim. Evlerin damlarından şıpır şıpır eriyerek akan kar suları, artık karların güneşin etkisiyle erimeye başladığının, yolların açılacağının bir habercisiydi… Sevinmeli miydim bilemedim…

Yolda Vahap’ı gördüm.
- Bayramın kutlu olsun hoca, dedi.
- Sağol Vahap. Senin de.
- Bize mi geliyon?
- Hüseyin Amcalara, sonra da size…
- Ben de oraya gidiyordum.
Açık olan cümle kapısını vurduk.
Bizi evin gelini karşıladı.
- Buyurun Hocam, hoş geldiniz!
- İyi bayramlar, dedim.

İçeri girdiğimde neredeyse bütün köy halkı oradaydı. Tırnaksızlar, Özdemirler, Polatlar, Aslanlar, Demirler, Tekinler, Kayışlar bir sürü kabileler. Kadın, erkek, çocuk… Kapının önünde belki büyüklü küçüklü 50 çift ayakkabı yığılmış.
Hüseyin Amca büyük salonun başköşesine oturmuş, elinde benim hediye ettiğim siyah boncuklu tespihi çekerek misafirlerle sohbet ediyordu. Eşi Zöhre Teyze birkaç minder ötede kilim desenli sap yastığa dayanmış Hükümet Kadın gibi başında sıkı sıkıya sarılı siyah poşulu vardı yine. Başı yukarıda, oğullarına, gelinlerine hükmeder gibi dimdik oturuyordu.
- Gel bakalım hoca hanım. Hoş geldin.
- Hoş buldum. Önce Hüseyin Anca’nın sonra Zöhre Teyze’nin ellerini öptüm. Hüseyin Amca’nın yanında Ayvalı Belediye Başkanı Koca Bekir, onun yanında da kasabanın muhasebecisi, karda Darende’ye gidemediğim zaman mutemedim olarak maaşımı çekip getiren, yine kardan yollar kapalı olduğundan diş doktoruna gidemediğim için sancıyan dişimi ilkel metot kullanarak mecburen kerpetenle çekmek zorunda kalan Ali Osman Amca… Ve yer minderlerinde oturan bir sürü insan… “Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim” misali oradaki herkesle bayramlaştık.
Bazı orta yaşlı adamlar, ellerini öpmek için eğildiğimde ellerini vermeyip çektiler… Çok bozuldum!  Meğer onlar namahremlikmiş!!! Sonradan öğrendim! Başkalarının evine gitmeme gerek yoktu. Çünkü herkes oradaydı.

Çaylarımızı içtik, biraz sohbet ettik. Herkes kalktı, ben de kalktım. Zöhre Teyze kolumdan tuttu, oturttu beni. Onun o otoriter tavırları beni de etkiliyordu. O da benim ninem gibi tam bir Osmanlı kadınıydı. Atatürk hayranıydı. Bazen sorardı, ben de ona anlatırdım. Kurtuluş Savaşını nasıl başlattığını, Cumhuriyet’i kurmak için yaptığı mücadeleleri… O’nun hayatına dair ne varsa… Ben anlatırken pür dikkat dinlerdi. Mütemadiyen sorular sorar, öğrenme sevdalısı bir ilkokul çocuğu heyecanı içinde dinlerdi. Görünüşünün altında pamuk gibi yumuşacık sevgi dolu bir yüreği vardı.
- Bayram kavurmamı yemeden bir yere gidemezsin, dedi.
- Teşekkür ederim, inanın aç değilim.
Koca Bekir:

- Kal hoca hanım biraz sohbet ederiz, dedi.
- Halil Bey nasıl? Bu defa Malatya’ya gittiğimde yanına uğrayamadım.
- İyidir herhalde. Ben de haber alamadım. Burada telefon yok!
- Halil Bey benim en yakın arkadaşım.
- Biliyorum. (Halil İban, dayımın damadı, Malatya Turan Emeksiz Lisesi’nin müdürü idi o dönemlerde)
- Bir sıkıntın olursa çekinme hocam.
- Sağ olun. Harabe halindeki okulu okul yapmamıza siz ve köyün gençleri sağladınız, Milli Eğitim’den sıralar, masalar getirttiniz. Her şey için teşekkür ederim. Ama şu an en büyük sıkıntım bayramda kardan memleketime gidememem.

- Ben merkezle konuştum, iki güne kadar buraya gelip dozerle yolları açacaklar.
- Ben kendimden çok abim için üzülüyorum. Askerden terhis oldu geldi. Beni de alıp bayrama birlikte gidecektik.
- Duydum hocam, çok üzüldüm, geçmiş olsun.
O esnada akşam namazından camiden gelen abimle tanıştılar. Biraz sohbet ettik.
- Bak Cemal Bey ben de evime bekliyorum. Hoca hanımla mutlaka beklerim.

Sohbet ve sonrasında Zöhre Teyze’nin kavurmaları, üstüne içtiğimiz mırra kahvesi…

Veda ettikten sonra gece geç saatte evimizdeydik. Ev sahipleri çoktan uyumuşlardı. Pencereden görünen gaz lambasının ışığı çok kısıktı…

(Devam edecek)

Benzer Haberler

MÜZE Ekmek Müzesi kuruluyormuş. İyi… Hiç değilse ekmek bulamayanlar gidip ziyaret eder!…...

Yorum 
0

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri: Alaeddin Yavaşca’nın...

Yorum 
0

Mehmet Şenay TAŞKENT   Geçtiğimiz hafta içerisinde elim bir trafik kazası sonucu ömrünün...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

MÜZE Ekmek Müzesi kuruluyormuş. İyi… Hiç değilse ekmek bulamayanlar...

Alaeddin Yavaşca’nın Soygeçmişi

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri:...

Kilisliler Balıkçı Yılmaz Abisini K...

Mehmet Şenay TAŞKENT   Geçtiğimiz hafta içerisinde elim bir trafik kazası...

Yardımlaşma Duygusunu Yaşayabilmeli...

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, yoksullukla mücadelede yardımlaşmanın...

HÜZÜN OLDU

Süyükten atladım, açtım tağayı Katrembezzırkazırkakıkla dolu Sellenin...

Kömüre yüzde 35 zam geldi

Katı Yakıt Satıcılar Derneği Başkanı Mehmet Tiryakioğlu, kömüre yüzde...

Parkomat pazar günleri ücretsiz

Kilis’te bir süredir uygulamaya başlanan parkomat sisteminde bazı değişiklikler...

Soba zehirlenmelerine dikkat!

Kilis İl Sağlık Müdürü Dr. Turgay Happani, Türkiye’de her yıl özellikle...

Kelle satışları arttı

Kilis’te işkembe, kuzu kelle, kuzu ayak, dana ayak ve diğer sakatat ürünlerin...

Çiftçiler susuzluğu yeraltı sularıy...

Kilis’te kuraklıkla boğuşan çiftçiler, ürünlerini yer altı kaynaklarından...

Yaşlılara bakım hizmeti sürüyor...

Kilis Belediyesi Kadın Meslek Zenginleştirme Merkezlerindeki saha tarama ekipleri...

Telkâri kursu ilgi görüyor

Kilis Belediyesi Hanımeli Kadınlar Meslek Zenginleştirme Merkezinde devam eden...

Kilis’te tarım alanları azalıyor...

Kilis’te tarım alanlarının giderek azaldığı belirtildi. Kilisli çiftçiler,...

Kilis’te gençler arasında dövme sal...

Kilis’te son zamanlarda gençler arasında dövme salgını başladı. Birbirlerinin...

Bilezikleri alarak kaçtı [ASAYİŞ TU...

Kilis’te Suriyeli bir şahıs, çalıştığı işyerindeki bilezikleri, sahtesiyle...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

DOLMUŞ Vatandaşlar dolmuşa da kredi kartıyla binebilecekmiş. Bizi amma dolmuşa...

Genç Yaşta Başarı Gösteren Üç Dev A...

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri:...

Bir Geminin Güvertesinden

Nejat TAŞKIN     Haydarpaşa-Karaköy, Kadıköy-Karaköy arasında çalışan...