Dolar 32,1788
Euro 34,8619
Altın 2.462,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 31°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
31°C
Parçalı Bulutlu
Per 23°C
Cum 24°C
Cts 26°C
Paz 29°C

Güven Sorunu Huzur Sorunudur

Güven Sorunu Huzur Sorunudur
A+
A-
21.10.2019
341
ABONE OL

Sabahattin YARAR

 

Güven; korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu diye tanımlanmaktadır. Bir diğer tanımı da, Yüreklilik, cesaret, inanmak itimat etmek şeklinde dile getirilmiştir.

Açık olarak anlatılan güven duygusunun varlığı ile yaşamın sorunsuz sürdürülmesi, düzen ve devamlılığı sağlanmaktadır. Aile bireylerinden başlayarak, toplum genelinde var olması gereken en önemli unsur; güven duygusunun varlığıdır. Kişinin ve toplumların, hatta uluslararası ilişkilerin bile güvene dayalı bir devamlılığı söz konusudur. Bu duyguyu yaygınlaştırmak, anlamını tüm alanlara yaymak olasıdır.

Güven duygusunun tam olarak geliştiği ortamlarda, yaşamanın en önemli kuralı huzur ortamının göstereceği gelişme, insanların huzur içinde yaşamlarını sürdürmelerini sağlar. Bu huzur ortamının varlığı da, kalkınma, gelişme, çalışma ve günlük yaşamın düzenliliği ile doğru orantılıdır. İnsan psikolojisinin varacağı noktalar, içinde bulunduğu güven ortamı ile huzur ve rahat bulacak, işlevlerini sorunsuz bir şekilde yerine getirecektir.

Kısacası, toplumların huzur içinde yaşamalarının ve kalkınmışlıklarının en önemli unsuru güven duygusunun varlığı ile kendini gösterecektir. Yaşamımızın devamında örnekleri sayılamayacak kadar çok olan, güven ve güvensizlik olayları, bu unsurun önemini fazlası ile ortaya koymaktadır. Güvenin kapsama alanında oluşan olayların yaygınlığı, bırakın kişileri toplumları bile olumsuz etkileyen bir olgudur. Giderilmesi uzun ve inandırıcı çalışmalar gerektirecek çabalar gerektirecektir.

Konuyu dile getirmemin nedeni, bir istatistik sonucunun ortaya koyduğu rakamların çarpıcı görüntüsüdür. Güvenilmesi gereken esas güçlerin yerinin, alt sıralara kadar gerilemiş olması, üzerinde önemle düşünülmesi gereken büyük bir sorun halini almış bulunmaktadır. Özellikle politikacılarımızın kendilerine çeki düzen vermeleri gerektiğinin aynası olmuştur bu çalışma…

Dünya çapında yapılan istatistikte en güvenilirler; Bilim insanları (% 70), doktorlar (% 61), Öğretmenler (% 59) olarak ilk üç sırayı almışlar. Görülüyor ki, ülkeyi yönetenler, koruyanlar, insan haklarını savunanlar çok gerilerde bulunmaktadırlar. İlk üç sırası dünya gerçekleri ile aynı olan sıralamanın devamında, ise;  beşinci sırada askerler (% 35), altıncı sırada hâkimler (% 32), dokuzuncu sırada avukatlar (% 23), onbeşinci sırada gazeteciler (?) (% 15), on yedinci sırada din görevlileri (% 12) ve son sıra on sekizinci politikacılar (% 11) olarak sıralanmaktadır…

Ülke yöneten, adalet dağıtan, vatan savunması yapan, asker, politikacı, hâkim ve din görevlilerinin daha üst sıralarda olmaları gerekirken, güvenirliklerinde oluşan bu büyük noksanlığın nedenleri hiç araştırıldı mı acaba? Bir zamanlar % 100’e yaklaşan oranlarda güven duyulan kurumlarımızın bu gün bulunduğu ortamın değerlendirilmesi gerekliliği vardır.

Toplumun gerçek düşünce ve güvenini ortaya koyan bu çalışmanın sonuçları, halkın kimler ne kadar güvenilir düşüncesinin açıklanmasıdır. Ders alması gerekenler, acaba gerekli dersleri alıp, gerçek değerlerine ulaşırlar mı bilemem.  Çünkü bu onların kişilik meselesidir.

Yeniden buluşalım…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.