Dolar 32,8968
Euro 35,8490
Altın 2.534,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 39°C
Açık
Kilis
39°C
Açık
Sal 37°C
Çar 35°C
Per 34°C
Cum 35°C

Halı Süsü

Halı Süsü
A+
A-
27.11.2020
412
ABONE OL

Adviye Ertekin YÜKSEL

O gün daha kahvaltı dahi yapmamıştık ki kapı çaldı. Ben açtım. Bir at arabası dolusu; hasırlı küçük kürsü. Arabacı:
– Nere endirek kürsüleri, dedi.
Ben ne oluyor diye düşünürken, annem;

– Aha şu kıble tarafa endir, diye talimatı verdi.
– Anne ne oluyor ki?
– Şu komşunun kızının nişanı olacak bizim havışta, dedi.

Ben:
– Anne niye bizim havışta oluyor ki? Onların havışı daha büyük, dedim.
Annem:
– Kızın babası mevlüt okunsun, demiş. Kız ile anası da Kör Elif diye diretince, bu havışta yaptırmam, gidin nerede yaparsanız yapın, demiş. İşte onun için bizim havışta olucu, dedi.
Ben ve kardeşlerim şaşırdık.
Anne babamın haberi var mı, dedi kız kardeşim.
Annem:
– Tabii var, olur, dedi.
Biz kahvaltıyı yaptık. Sofrayı topladık. Kapı açık zaten nişan evi diye. Giren çıkan, kürsü düzen… Duvara halı çakan. Gelin ve damadın oturacağı yeri yüksek bir hale getiren… Ne bilelim giren çıkan belirsiz.
İnsanlar öğle yemeğine gittiler ve sonra yine faaliyete devam ettiler. Bir fırsatını bularak biz de akşam yemeği hazırladık.
Annem:
– Hadi hadi çabuk çabuk yiyin kalkın! Hemen de giyinin, dedi.
Gelinle damadın oturacağı yerin arkasına bir halı çaktılar, onun üzerine de dantel örülmüş iki tane söbe süs iğnelediler. Nihayet işler bitti. Biraz sonra davetliler gelmeye başladılar. Gelenlere yer gösteren kızlar onları yerleştiriyordu.

Derken Kör Elif de geldi. Genç kızları çibik çalmaya ayağa kaldırdı. Kızlar sıra ile dizildiler. O gece nişan yapıldı. Nişan yüzükleri takıldı, kıza nişan hediyesi olarak bir de set taktı oğlan tarafı.
Çok şükür artık herkes gitti bizler de yataklarımıza geçtik. Uyku ile uyanıklık arası kapı çalmaya başlandı.
Babam:
– Kim o, diye kapıya gitti ve açtı. Gelen kızın babası idi.
Ahmet gel hele yorum gel.
Babam:
– Burdayım hayır ola ne oldu, dedi?
– Lan yorum daha ne olsun? Benim kızın nişanı senden mi sorulor hııı?

Babama baktım, babam kireç gibi bembeyaz kesilmişti.
– Kendine gel komşu, senin kızının nişanından bana ne? Hanımın geldi yer istedi, sen de bizim havuşa razı olmuşsun, komşu diye olur dedik. Suçumuz bu mu yorum, dedi.

Adam bu defa hanımı ile kızına dönerek;
– Kezz siz, o yaptırmazsa yaptırmasın aha size havış dedi Ahmet deyin beni mi uyutorsunuz? Ahlaksızlar beni niye kandırdınız lannn!
Adam sanki kudurmuş gibi bas bas bağırıyordu.
Kadınla kızın üstüne yürüyecek oldu, neyse babam önledi.
Niye böyle bir şey yaptın lan avrat sen deli misin hiii?!
Kadın, “Korktum sen burda olmayacak deyince Ahmet kardaşdan rica ettim” dedi. Adam:
– Eee ben sana set istemiyorum 2 çift bilezik demedim mi? Niye sen oyun oynuyon benden.
– Bir de Ahmet kardeş set daha eyi deyin elin adamını katıyorsun.
Babam:
– Bak kardaşım benim tek suçum, talep senden geliyor gibi anlatılınca havışta nişana razı olmam. Artık lütfen evinize gidin davanızı evinizde görün, bizi rahat bırakın, dedi.
Onlar evlerine biz de bunca tantanadan sonra yataklarımıza yattık.

halı süsü
Ertesi günü kapının sesi ile uyandık.
Kapıyı annem açtı. Ağzı köpürmüş bir kadın; elinde halıya iğneledikleri dantel:
– Kele bunun öteki teki nerde Şükrüye?!  İç mi edicin genni?
Benim beynim attı. Evde babam yok. O kadın bağırıp hakaretler ederek insanı zıvanadan çıkarıyor.
Kadının kolundan tuttum kapının dışına iteledim; kapıyı kapattım arkadan da kilitledim. Kadın:
– Big kele daha tel duvak takıcın. Utan utan cilleye çıkıcın daha! Kele seni kim alırsa Allah yardım etsin, diye bağırıyordu.
Annem, “Keşke yapmasaydın kızım adını çıkarır bu kadın” dedi.
Ben:
– Anne akşamdan beri yetti ettikleri. Yeter ya bunun lafı ile benim için ne düşünürlerse düşünsünler!
İki üç gün sonra idi. Amcamın eşi, kızları ve yanlarında bir başka bayanla bize geldiler.
Ben ve bir arkadaşım Şehitler Parkı’nın orada bir başka arkadaşa gitmek için hazırlanmıştık. Onlar gelince hoş beş faslından sonra durumu anlattık ve izin istedik.
Akşam eve geldik. Bizimkiler gülüyorlar, bana bakıp yine gülüyorlar.
– Yaaa ne var niye gülüyorsunuz ki?
Annem:
– Yengeni yanına alıp gelen o misafirler niye gelmiş bil bakayım, dedi.
– Remil mi attım niye gelirlerse gelsinler. O kadın o gün nişanda vardı, dedim.

Bunu deyince daha da gülmeye başladılar.
Benim öğretmenliğimin ikinci yılı. Çiçeğim burnumda, kendimi korumayı, tek olunca bazı şeyleri yaparken kesin ve kararlı olmam gerektiğini öğreniyordum.
Annem:
– Oğlu Erzurum’un bir ilçesinde tarih öğretmeni imiş… Seni görmüş, beğenmiş. Halı süsünü de onlar almış. Onu getirme bahanesi ile geleceklermiş sana bakmaya. Fakat kadının kocası amcanı, babanı tanıyınca yengenle gelmişler. Halı süsünü de getirmişlerdi. Bana “al ver komşuna onlar da sahibine versin” dediler; fakat ben “gidin kendiniz verin” dedim.
– Çok iyi etmişsiniz, alsaydınız kızardım size!
Ertesi günü; amcam, amcam oğlu, yengem geldiler. Mesele açıldı. Babam, “Bence olur da kız bilir” dedi.
Oğlan, babası, anası ve iki üç de bayan öğleden sonra buyur ettiler.
Kadın:
– Oğlumu görsen heee der zaten. Yarın bir gün gelir. Gendi müdür yardımcısı olunca geç gelir tatile.
Diğer bayan ablası imiş:
– Kardaşım bedirlenmiş ay gibi sarı saç, mavi göz gende vs. vs.
Babası:
– Bak kızım benim oğlan; yedi kızın üstüne oldu. Ahtim var yedi gün kapımızın önünde yedi davul çalacak. Altınların her şeyin harıcında sene 700 ağaç zeytin vericim.
Allah’ım ben sana ne yaptım bunlar beni nereden gördü diyor, daha da bir şey demiyordum. Yedi bacı, 700 ağaç zeytin, yedi davul yedi gün düğün. Yitirmezsek bulduk.
Büyüklü küçüklü herkes “ya bir gör beğenmezsen yok dersin” diyor. Başka bir şey demiyor.
Babam:
– İyi insanlar ben de amcan da tanıyoruz kızım, memleketimizin adamı.

Duruyorum oturuyorum ulan halı süsünün başıma açtığı derde bak diyorum.

Neyse ay yüzlü çocuk ve ailesi geldiler. Ben bir hoş geldin dedim ve çıktım odadan. Anneme başımla hayır işareti yaptım. Bu da aynadan ay yüzlü ve ailesi tarafından görülmüş.
Kahve falan vermedim odaya da geçmedim. Rahmetli eniştem babam, “Kızım bir konuşaydın belki anlaşırdın” dedi.
Ben:
– Hayır adam konuşmayı bilmiyor. Anne veya abla ne derse o tarafa bakıyor, ben hepsini pencereden izledim. İstemem, dedim.
Rahmetli amcam küstü konuşmadı belli bir zaman. Erol eniştem ile İhsan dayım amcama gitmişler:
– Yaaa bu kız ekmeğini kazanan, eğitimli, aklı başında biri. Niye küsüyorsun ki denince;
– Adam “benim asker arkadaşım söz vermiştim. Beni mahcup etti” demiş.
Babam da “Yaa Allah aşkına sen kızın Fethiye’yi istemediği akraba dediğin birine verdin kızın durumu meydanda” deyince, amcam ağlamış ve birbirlerine sarılmış barışmışlar. Ertesi günü de Belediyenin arkasında yanan sinemayı amcam oğlu Mustafa çalıştırırdı. Geldi beni sinemaya götürdü rahmetler olsun tümüne de…

Dostlar bu günlük de bu kadar… Hoşça ve sağlıkla kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.