Dolar 12,4902
Euro 14,1332
Altın 720,04
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 18°C
Sağanak Yağışlı
Kilis
18°C
Sağanak Yağışlı
Pts 19°C
Sal 20°C
Çar 15°C
Per 11°C

Hayata ve Ölüme Bakış

Hayata ve Ölüme Bakış
A+
A-
27.10.2021
30
ABONE OL

Uğur KEPEKÇİ

Kişinin her konudaki seviyesini, o kişinin olaylara bakış açısı belirler. Kişinin nereden gelip nereye gittiğini bilmesi ya da bilmemesi, yaratılış gayesinin farkında olması ya da olmaması elbette onun konumunu gösterir.  

Yaratılış gayesinin farkında olan kutlu kimselerin ölüme bakışları dahi insanı hayrete düşürmektedir. Şems-i Tebrizi Hazretlerinin şu ifadeleri ne demek istediğimizi daha açıkça ortaya koymaya yeter sanırım: 

Şems-i Tebrizi Hazretleri her nerede bir cenaze görse; “Ah! Bu cenazenin yerinde ben olsaydım. Onun yerine beni defnetselerdi” derdi. Bunu işitenlere, niçin böyle söylüyorsun diyenlere de şu cevabı verirdi; “Âşık olanlar, maşukuna bir an önce kavuşmak isterler. Maksatlarına en kısa zamanda ulaşmaları makbul değil midir?” diye cevap verirdi. (Şems-i Tebrizi /Aşk-ı Âlâ / sayfa 28)

Mevlâna Hazretleri de buna benzer bir ifadeyle ölüm gününe, sevgiliye kavuşmak ya da düğün günü anlamına gelen “Şeb-i Arus” denmesini istemiştir. 

Bu iki ifadede de asıl maksat, ölümü arzulamaktan ziyade ölüme bir bakış açısı getirerek hayatı değerlendirmektir. 

Ölümün her canlı için değişmez bir kader olduğunu bilen bu zatlar, hayata bakarken, hayatı yaşarken, mutlaka karışılacakları ölüm sahnesine de hazırlıklı olurlar. Üzerlerine düşen kulluk görevlerini eksiksiz yerine getirirler. Hadisi Şerifte işaret edilen “hiç ölmeyecekmiş gibi dünya işlerini yerine getiriler ve yarın ölecekmiş gibi de ölüme hazırlıklı olurlar.” Kendilerine verilen ömür müddetini yaşarlar, ama hiçbir zaman ölümü hatırlarından çıkartmazlar. Ne zaman gelirse gelsin, ölüm onlar için bir sürpriz değildir. 

Ölümü unutarak ya da ölümü erteleyerek yaşayanlar için ise ölüm her zaman sürprizdir, her zaman beklenmedik bir misafirdir. Bu bakışa sahip insanlara baktığımız zaman bunların ölüme de hazırlıksızlık yakalandıklarına şahit oluruz. 

Hâlbuki yüce kitabımızın buyruklarına kulak vererek bir hayat yaşamaya çalışsak her şey açık bir şekilde bize haber verilmiştir. 

Cuma suresi 8. Ayet: “De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah’a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.” 

Al-i İmran suresi 185. Ayet: “Her nefis ölümü tadacaktır. Yaptıklarınızın karşılığı ancak kıyamet günü tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulursa, gerçekten o kurtuluşa ermiştir. İyi bilin ki, bu dünya hayatı, aldatıcı bir faydadan başka bir şey değildir.” 

Hayata ve ölüme dair bakışlarında ölçü sahibi olan kutlu zatlar, bu ve benzeri ilahi buyruklardaki mesajları almış; hayatlarını böylece tanzim etmişlerdir. Ne mutlu onlara, ne mutlu onları anlayanlara ve onlar gibi olmaya çalışanlara…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.