Dolar 9,6155
Euro 11,2367
Altın 554,31
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Az Bulutlu
Kilis
28°C
Az Bulutlu
Paz 27°C
Pts 27°C
Sal 23°C
Çar 24°C

Hayatını Anlata Bilir Misin? Kendini Ne Kadar Yazarsın?

Hayatını Anlata Bilir Misin? Kendini Ne Kadar Yazarsın?
A+
A-
17.09.2021
26
ABONE OL

Mehmet KILIÇOĞLU

“KİMSE KENDİNİ, KENDİ SERÜVENİNİ ANLATMADAN BİR BAŞKASININ SERÜVENİNİ ANLATAMAZ.” TARIK DURSUN K.

Ben de kendi serüvenimi anlatmaya çalışacağım, başarabilecek miyim, bilmiyorum. Ama anlatmayı deneyeceğim.

Aklım erdiğinde babam, anam ve dört kardeşim sağlardı. Anamın okuma-yazması yoktu. Babam, belki okuyabiliyordu. Ben, yedi kardeşin en küçüğüyüm. Benim büyüğüm dört erkek ve iki kızdan yalnız abim Nizamettin lise bire kadar okumuştu. Öbür abilerim ve ablalarım ilkokulu okuyabilmişler.

İşte böyle bir ortamda, yoksul bir köylü aileden okumuş, yüksek okulu bitirmiş, Türkçe öğretmeni olmuşum. Bu duruma gelmemde Cumhuriyetin yatılı okullarının olması çok büyük bir değerdir. Cumhuriyet, insanlarını çağdaş eğitimden geçiriyor, onlara okuma ortamı yaratıyor. Bu yatılı okullar, halkın çocuklarının okumasında büyük görevler yaptılar. Anadolu, bu çağdaş eğitimden geçen, öğretmen, sağlıkçı, subay ve diğer memurlar sayesinde bugünkü duruma geldi. Laik eğim sayesinde, Afganistan, Irak gibi olmuyor, bir ulus olarak varlığını sürdürüyor.

Ben kendi serüvenime döneyim. İlkokul dördüncü sınıftayken babam bir trafik kazasında öldü. Bu ölüm benim için çok zor günleri getirdi. Babamın son çocuğuydum. Adım, babamın adıydı. Yani evin kıymetlisiydim. Yoksul olsak da babam bize yoksulluğu yaşatmamak için çok uğraşırdı. Altmış yaş üzerindeydi. Her sabah bağımıza, tarlamıza çalışmaya giderdi. Kimi zaman da yevmiyeyle başkalarının işine giderdi. Babam, benim için birçok yönden farklıydı, değerliydi. Benimle şakalaşırdı. Evin içinde yatar yuvarlanırdık.

O bir Çanakkale gazisiydi. Kışları daracık odamızda evimize gelen konuklara, ortaokul öğrencilerine Çanakkale Savaşı anılarını anlatırdı. Ben, korkarak, merak ederek babamın anlattıklarını ilgiyle dinlerdim. Yaralı askerlerin inlemeleri, şehit olan arkadaşlarını düşman siperlerinden kurtarmak için yaşadıkları sıkıntı ve acılar. Savaş alanlarını, o kadar canlı, benzetmeli anlatırdı ki, köyümüzün çevresinde küçük dereleri savaş alanlarına benzeterek kafamda canlandırırdım.

Beş yıl önceki Gelibolu gezimizde, Çanakkale Savaş alanlarını gezerken babamın anlattığı, savaş alanlarını, siperleri gördüm. Babam gerçekten çok zor alanlarda savaşmış, düşmanla göğüs göğüse çarpışmış, iki yara almıştı.

Çok düşündüm babam taa Gaziantep’ten çıkıp Çanakkale’ye bu vatanı savunmak için gelmiş. Savaş sonrası köyüne nasıl dönmüş? Savaş boyunca ne acılar çekmiş, kaç arkadaşı şehit olmuş? Bütün bu durumları o çocukluk günlerimde anladığım kadar anladım. Babam bir trafik kazasında ansızın ölmeseydi. Ben ondan çok değerli anılar biriktirirdim. Ama babamdan iki şey öğrendim; VATAN ve MUSTAFA KEMAL ATATÜRK sevgisi. Bütün hayatımı bu değerlere göre yaşamak istedim. Yaşamaya devam ediyorum.

Kendimi bu bölümde bu kadar anlattım. Anlatabildim mi acaba? Zaman zaman kendimi anlatmaya çalışacağım.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.