Hazan…

18 Eyl 2018 Sal 10:32
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut KANMAZ

Herkese selam ve sevgilerimi sunarak bugünkü yazımıza başlıyorum değerli arkadaşlarım…
Malum eylül ayındayız. Yazın o sıcak ve bunaltıcı günleri artık geride kaldı sayılır. Hoş, havalar halen sıcaklığını hissettiriyor ama artık şunun şurasında ne kaldı ki üşüyeceğimiz zamanlara… Bir ara dönemini, bu dönemin duygu dünyamızda oluşturduğu melankolik hallerin, halet-i ruhiyesini inceleyeceğiz bugün.
İşte bu mevsimin adı, “Hazan”dır…
Hüznün hazanını, hazanın hüznünü anlatacağız dilimiz döndüğünce…
Hazan, güz veya sonbahar mevsimine verilen bir addır. Ama içinde, en onulmaz aşkların acısı, heyecanı, en sarı akşamların yürek çarpıntısı ve en yoğun duyguların yaşandığı bir hüzün saklıdır sanki. Onun içindir ki hazana hüzün ve hüzne de hazan iyi yakışır.
Hazanda daha bir duygu dolu oluruz. Daha bir sevecen ve daha bir, kıpır kıpır olur yüreğimiz…

“Yürüdüğün yollarda çaresiz bir hüzün
Adı sonbahardı son demiydi hüznün
Ne kadar karşı koysan da yaşanacaktı
Ve yaşandı bitti güzün” diyen bir şair mi, yoksa,

“Razıyım göm beni yüreğine
At üzerime toprağımı
Sen gönlümde solmayan bir gülsün
Ne olur dökme yaprağını
Hep olsa da hazan…” diyen bir başka âşık kişi mi, daha iyi anlatır hazanı?
Veya bir şarkı olup dillerde, bir nağme olup tellerde dile gelen duygular mı, daha çok yaşatır sonbaharı, hazanı.

 

“Dört yönden es seher yeli
Göz göz olsun nar çatlasın
Üşümesin hanımeli
Yere düşen kar çatlasın

Söyler misin hazan nedir?
Yaprak düşer yere bir bir
Usul usul gönlüme gir
Yüreğimi sar, çatlasın…”

“Mevsim hazan, aylardan eylül, yapraklar solgun, kalpler kırık, zaman vefasız ve kelimeler yorgun…” demiş birileri hazan için… Yanlış da değil hani… “Hayat, hazanda çatırdayan yapraklardan sonra yeniden başlarmış” derler. Ama bilmeyiz ki, her giden gün ömürdendir. Biz sadece yaşarız günleri, ayları ve mevsimleri…
Derken bir de bakarız ki, koskoca bir yılı daha devirmişiz, acısıyla tatlısıyla.
Allah cümlemize sağlıklı ve huzurlu yıllar nasip etsin sevgili arkadaşlarım.
Madem geldik dünyaya, mutluluğun peşinde olmalıyız, sevginin, güzelliklerin sahibi olmalıyız diye düşünüyorum.
“Mevsimler gelip geçiyor tıpkı ömrümüz gibi. İlkbahar, yaz derken, işte sonbaharda geldi. Hatta eylül, tıpkı sararan yapraklar gibi, rüzgârların peşine takılmış gidiyor bile…” dercesine hissetmeliyiz hazanı…
Sarı yapraklar, sonbahar deyince, eminim çoğunuzun aklına, büyük besteci ve ses sanatçısı Yıldırım Gürses gelivermiştir hemencecik. Mekânı cennet olsun inşallah:

“Düşen bir yaprak görürsen
Beni hatırla demiştim
Biliyorsun seni ben
Sonbaharda sevmiştim

Her sonbahar gelişinde
Sarı sarı yapraklarla
Kuru dallar arasında
Sen gelirsin aklıma…

Rüzgârla düşen yapraklar
Daima senin hayalin
Yine bir sonbaharda
Geleceksin sen bana…”

“Her ömrün bir eylülü mutlaka vardır…” demiş bir bilen kişi… Büyük şair Mehmet Akif Ersoy da… “Teselliden nasibim yok, hazan ağlar baharımda…” diye dert yanarken, bir başkası da… “Gün gelir hazan konar dallarına. Son bir ümitle sarılırsın, kurumuş ve sararmış yapraklara…” demiştir, gönlü hüzünle kaplı olarak.
Kimi de kahır eder sevdiğine, kederlenir ve biraz da öfkelenir gibidir sanki…

 

“Kırılan kalbim seninle, onarılmaz bir daha
Hazan rüzgârına bıraktım seni
Savrulacaksın yok olacaksın
Çaresiz yalan dünyanda…”

“Hayat günlük defterin yaprakları gibi, hazan gelir dökülür bir bir…” sözündeki anlam zenginliğinin ötesinde, kişi bazen 12 ay hazanı yaşar, yüreğinin ta derinliklerinde…

“Bil ki dört mevsim hazan bana
Yakın olur mu uzaklıklar
Dolanır mı dilime neşeli şarkılar
Hırçın hırçın dalgalar
Dokunur mu yüreğime…
Ben temmuz sıcaklarında
Titrerken sensizliğe…”

Yeri gelir farklı duygular arasında gider gelir insanoğlu. Ne olacağını kestiremez bir türlü…

 

“Nasıl iş bu? Her yanına…
Çiçek yağmış erik ağacının
Işıklar içinde yüzüyor gibi
Neresinden baksan gözlerin kamaşır
Oysa ben akşam olmuşum
Yapraklarım dökülüyor usul usul
Çünkü adım sonbahar…”
Her duyguda bir hüzün, her hüzünde bir aşk var gibidir.. O aşk hazanda da olsa, kışta da olsa adı kocaman bir aşktır işte.
Büyük düşünür ve din alimi Mevlana da, “Aşk sandığın kadar değil, yandığın kadardır…” Derken, yüce Yaradan’a varan aşktan dem vuruyor. Şems-i Tebrizi de, “Ey aşk, sen öyle bir şeysin ki, dünya tokları senin vuslatının açlarıdır…” demiştir.
Hazanla hüzün birbirinin kardeşidir dedik daha önce. Gerçekten de, hazanda hüznün ağırlığı çöker yüreklere. Çünkü sonbahar, bir duygu mevsimidir, sevgilerin yeşerdiği bir gönül bahçesidir, bilene.

 

“Dışımız günlük güneşlik
İçimiz eylül eylül sonbahar
Hazan düştü toprağa
Hüzün sardı yaprağa…”
Evet, hazanı incelemeye çalıştığımız bu yazımızın sonuna yaklaşırken, yine konu ile ilgili, bir bilindik şarkının sözlerini paylaşmak istiyorum sizlerle şimdi de…

“İnan ki ağlamadım
Hüzünlüyüm sadece
Gözlerindeki nemler çığ gibi
Yağar böyle her gece
Güz gülleri gibiyim
Hiç bahar yaşamadım
Ya sevmeyi bilmedim yıllarca
Ya sevince geç kaldım
Şimdi delicesine
Sevmek istesem bile
Sonbahar sisi çökmüş üstüme
Sevincim buruk yine…”

Sonbaharla, hüzün mevsimi, hazanla ilgili söyleyebileceklerimiz bu kadar sevgili dostlarım.
Bir başka konu ve yazımda yeniden birlikte oluncaya kadar, baharların sevinci ve sevgilerin güzellikleri hiç gitmesin GÖNLÜnüzden… Sağlıkla ve esenlikle kalın…

Benzer Haberler

DAİRE Sibel Can’ın İstanbul’da 50 dairesi varmış. Yine de Araplara yetişememiş!…...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “KİLİS’E YAPILAN HER TÜRLÜ HİZMETİ, HAYIRSEVERLİĞİ VE EĞİTİM-ÖĞRETİM...

Yorum 
0

M. Faruk DALGIÇ   “İlk ayak bastığım Türk şehrindeki bu uyanıklığa cidden hayran...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

DAİRE Sibel Can’ın İstanbul’da 50 dairesi varmış. Yine de Araplara...

Sayın Valimiz Recep Soytürk, Sahabe...

Metin MERCİMEK “KİLİS’E YAPILAN HER TÜRLÜ HİZMETİ, HAYIRSEVERLİĞİ...

İzmir’de Kilis Kültür ve Dayanışma ...

M. Faruk DALGIÇ   “İlk ayak bastığım Türk şehrindeki bu uyanıklığa...

TBMM’de Bütçe Görüşmeleri

Nejat TAŞKIN    10 Aralık günü başlayan 2019 yılı Başkanlık bütçesi...

İnsan Hakları mı Dediniz?

Uğur KEPEKÇİ   2. Dünya Savaşından sonra devletler; fertlerin hakları...

Öğrendim ki…

Mahmut KANMAZ   Selam, sevgi ve saygılarımı sunarak, bir yazımda daha birlikte...

ELHÂNÎ’DEN KİLİS AŞKINA DÖRTL...

Kilis’in keçisi, Kilis ineği Kilisli heç sevmez boş laf haneği Aslı...

Valilik’ten karbonmonoksit zehirlen...

Kilis Valiliği, kış aylarında yaşanan karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı...

Kilis’te PKK’ya ağır darbe

Kilis İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekiplerin, PKK terör örgütüne...

Cennet çamurunun patenti Vali Soytü...

Kilis İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Songül Kadıoğlu ve Kilis Baklavacılar...

“Kamu çalışanına şiddet cezas...

Basın açıklaması yapan Kilis Türk Büro Sen İl Temsilcisi Şevket Özdemir,...

“20.00’den sonra sobaya kömür atmay...

Elbeyli Toplum Sağlığı Merkezince Milli Eğitim Müdürlüğü konferans salonunda...

Kilis İl Sağlık Müdürlüğünden uyarı...

Karbonmonoksit zehirlenmesi ve alınması gereken önlemler Ülkemizde bilgisizlik,...

“Toplumda Barış” paneli

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Muallim Rıfat Eğitim Fakültesi’nde Yoksullara...

Öğrencilere “sağlıklı beslenme” eği...

Kilis’te Elbeyli Toplum Sağlığı Merkezince diyetisyen tarafından Elbeyli...

“Kilis Masal Yarışması” sonuçlandı...

Milli Kültür Şurası etkinlikleri kapsamında Kilis İl Kültür ve Turizm...

Kilis’te kadına karşı şiddet [ASAY...

Kilis’te ayrı 2 olayda kadınlara karşı şiddet uygulandı. Osman Gazi Mahallesi’nde...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

SAHİP ABD’nin “Liderlik Programı”na katılan siyasetçiler ülkelerinde...