Hocam Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş

14 May 2019 Sal 10:14
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

(YOYAV’ın Düzenlediği “Baba-Oğul Timurtaşlar” Konulu Panelde Yaptığım Konuşma)

 

Dr. Mehmet YALVAÇ

 

26 Şubat 1925 tarihinde Kilis’te doğdu. Kara Paşa, Timurtaş torunlarından Avukat Kadri Bey’in oğludur. İki erkek bir kız üç kardeştirler. Abisi Haluk Timurtaş eski Balıkesir Milletvekili ve Maliye Bakanı Refik Koraltan’ın damadıdır. Kız kardeşi Amerika’da yaşamaktadır.

Hocamız ilk ve ortaokulu Kilis’te okumuştur. Lise tahsilini ise İstanbul Kabataş Lisesinde 1942 yılında tamamladı.
Küçük yaştan itibaren babasından faydalanmıştır. Ortaokul yıllarında okuldan çıkınca kendisini tanıyanlar devamlı Şeyh Vakıf Efendi tekkesine giderdi demektedirler. Orada dini ve tasavvufi bilgilerle Farsça dersleri almıştır. Aynı zamanda Hacı Mustafa Efendi’den de aynı şekilde dersler almıştır.

Annem 1950 yılları başında beni Şeyh Vakıf Efendi’nin evine götürdü. Odasına girdik. Annem Şeyh Vakıf Efendi’ye, “Çocuğun başı ağrıyor
afsunlar mısınız?” dedi. Biz Şeyh Efendinin elini öpmek istedik. Elini çekerek öptürmedi. “Ben kimim ki Allah versin şifasını” diyerek elini anlıma koydu. Dudakları oynuyordu. Yine “Allah versin şifasını” dedi. Ayrıldık. Cenaze törenine de katılmıştım. Bu vesileyle kendisini rahmet ve saygı ile anıyoruz.
1942-1943 ders yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine kaydolmuş, 1946 yılında mezun olmuştur.
Şeyhi ve Hüsrevü Şirin’i adlı tezi ile 9 Kasım 1950 tarihinde edebiyat doktoru unvanını almıştır.
28 Aralık 1950 tarihinde Dr. Asistan olarak tayin edildi.
Demirtaş olan soyadını 1953’te Timurtaş olarak değiştirmiştir.
1954 yılında fakülte tarafından Fransa’ya gönderilmiş iki yılı aşkın bir süre Paris’te Bibliotheque Nationale’deki Türkçe yazmalar üzerinde araştırmalar yapmış. Ekim 1956’da yurda dönmüş.
Haziran 1957-Ekim 1958 tarihleri arasında vatani görevini Sarıkamış’ta yedek subay olarak yapmıştır.
1959 yılında Şeyhi ve Çağdaşlarının Eserleri Üzerinde Gramer Araştırmaları teziyle doçent olmuş.
9 Mart 1960 tarihinde evlenmiştir.
1965 Şubat ve Mart aylarında Londra Üniversitesi Şark Dilleri Mektebinin davetlisi olarak İngiltere’ye gitmiştir. 1966 yılının Şubatından Ağustosuna kadar altı aya yakın bir süre tekrar İngiltere’ye gitmiştir. Bu süre içinde Münih, Frankfurt, Paris, Amsterdam, Viyana, Roma ve Venedik gibi Avrupa’nın belli başlı şehirlerinde mesleki araştırmalar yapmış.
1967 Yılında Osmanlıca Grameri çalışmasıyla profesörlüğe yükseltilmiş.

Biz İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine kayıt yaptırmaya geldiğimizde annem Timurtaş hocanın amcası Kuvay-ı Milliye Üyesi, Çiftçiler Cemiyeti Üyesi ve Havaskarani Maarif Cemiyeti Üyesi Kara Nazmi Timurtaş idi. Bu iki cemiyete dedem Çapar Abdo (Yener), kardeşi Kara Mustafa Oğlu Cemil (Yener) de vardı. Annem kendini tanıtarak Timurtaş Hocaya verilmek üzere bir mektup alıyor. Bana gelen mektubu hocamızın odasına giderek kendisine verdim. Okudu. Benimle ilgilendi. İstanbul Üniversitesi’ne kayıt yaptırmam için tavsiyede bulundu. Biz de hocamızın tavsiyesine uyduk.
Birinci sınıfta Osmanlıca dersimize Doç. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Asis. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu ve Asis. Mertol Tulum hocalar geliyorlardı. Öğrencilere karşı davranışları ile örnek hocalarımız idiler. Timurtaş hocamız dershaneye ceketinin önü ilikli olarak girer, tüm öğrencilere siz diye hitap ederdi. Odasına gelen öğrenciler dâhil tüm misafirlerini ayağa kalkarak hoş geldiniz diye karşılardı. Öğrenciler dâhil misafirlerine ikramda bulunurdu. Misafirler giderken ayağa kalkar, kapıya kadar yolcu ederdi.

Mezun olduktan sonra da hocamızla ilgimizi kesmedik. Bayramlarda tebrik kartı yazdığımızda basılı kartın alt kısmına muhakkak kendi el yazısıyla ilave bir şeyler yazardı. Doktora tezimizi hazırlarken İstanbul’a geldiğimizde hocamızı muhakkak ziyaret ederdik.

1977 yılında üniversitede göreve başladıktan sonra hemen hemen her gün hocamızı kısa süreli de olsa ziyaret ederdik. Hocamız doktora jüri üyelerindendi.
Öğle yemeklerine bölüm başkanımızın olmadığı günler Prof. Dr. Nihat Keklik, Prof. Dr. Sabri Özbaydar, Türkoloji Bölümünden Doç. Dr.
Kemal Eraslan, Sosyoloji Bölümünden Doç. Dr. Baykan Sezer, Asis. Dr. Korkut Tuna ve biz birlikte giderdik. Timurtaş Hocamızın yemek yediği masanın yanına giderek ilave masada hep birlikte yemek yerdik. Yemekten sonra sohbet başlardı. Bir saatten fazla orada kalarak çok güzel sohbetleri dinlerdik.

Yaz tatillerinde Kilis’e gitmeden önce hocamıza uğrardım. Kilis’te Şeyh Vakıf Efendi’nin oğlu Hüsamettin Bey’e selamlarını götürdüm. Hüsamettin Bey, “Hocamızı Kilis’e davet ederek babasının kitaplarını okuyacak kimse yoktur. Ne olduğunu bilmiyoruz. Hocayı Kilis’e bekliyoruz” dedi. Bu mesajı hocamıza iletmiştim.
Hocamız Kilis Belediye Başkanımıza selamlarını yollayarak babasının ismini uygun gördükleri bir yere verirlerse tabela çakmaya Kilis’e gelirim demişti. Belediye Başkanı Sayın Elender, Kilis’ten milletvekili adayı olmasını önerdi. Biz de, “Sizin Kilis’ten Faruk Kadri Timurtaş Hoca’yı seçtirmeye gücünüz yeter mi?” diye sorduk. Hocamıza arkadaşları Adalet Partisi’nden kontenjandan milletvekili olmasını önermişler. Hoca kabul etmemiş. Bir sohbetinde, “Ben milletvekili olup ne yapacağım? Burada bilim adamı yetiştiriyorum” demişti. O yıllarda İçişleri Bakanı Dr. Faruk Sukan, Meclis Başkanı Ferruh Bozbeyli, Sanayi Bakanı Mehmet Turgut gibi yakın tanıdıkları vardı.

Biz hocamızın çok sayıda doktora öğrencisi olduğunu yakından bilmekteyiz. Atatürk Üniversitesi’nde bir hocanın odasında Timurtaş hocanın fotoğrafı asılıydı. Ben doktoramı Timurtaş hocadan yaptım. Sizi oradan tanıyorum demişti.
Daha sonra babası Avukat Kadri Timurtaş’ın adını Mevlevihane’nin yanındaki sokakta gördüm. Amcası ölmeden önce birkaç defa Kilis’te yolda karşılaşmıştık.
1976 Mayıs ayında Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin daveti üzerine Kıbrıs’a gitmiş ve konferanslar vermiştir.
1976 yılının sonbaharında Yugoslavya gezisine çıkmış, Türk Dili ve Edebiyatı üzerine konferanslar vermiş. Osmanlı şehirlerinde mesleği sahasında araştırmalar yapmıştır.
Faruk Kadri Timurtaş ortaokul yıllarında olduğu gibi lise yıllarında başta Faruk Nafiz olmak üzere Hıfzı Tevfik Gönensoy ve Nihad Sami Banarlı’dan dereler almıştır.

Üniversite yıllarında ise İbnü’l-Emin Mahmut Kemal, İsmail Hakkı Danişmend, M. Şekip Tunç, Ali Fuat Başgil, Hilmi Ziya Ülken, Ziyaattin Fahri Fındıkoğlu, Mükrimin Halil İnanç gibi bilim adamlarının çevresinde bulunmuştur.
Ömrünü Türk Dili ve Edebiyatına adamış. Türkoloji sahasının bu büyük bilgi hayatı boyunca talebe yetiştirmiştir. O talebeler günümüzün bilim adamlarıdır.
Biz İstanbul Üniversitesi’nde görev yaptığımız yıllar Timurtaş Hocamızın Şevki isminde Mısırlı doktora öğrencisi vardı. Hocamız vefat edince Mısırlı Şevki babasını kaybetmiş gibi ağlıyordu. Mertol Tulum Hoca ona sahip çıkarak doktorasını tamamlattı. Bunlar baba hocalardır. Ebediyete intikal edenleri rahmet yaşayanları saygı ile anıyoruz.

Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş hoca fakültedeki derslerinin dışında Gazetecilik Enstitüsünde, Yüksek Öğretmen Okulunda, Türk Musikisi Konservatuarında da dersler vermiştir.

Bizi bir gün Gazetecilik Enstitüsündeki sınavı yapmak üzere soruların basılı olduğu sınav kâğıdını vererek söylediği salona sınav yapmak üzere gittim. Salona girdiğimde öğrenciler bekliyorlardı. Salonun tüm duvarları ve sıraların üzerinde o dönemdeki aşırı sol öğrenci gruplarının slogan ve rumuzları yazılı idi. Kendimizi tanıtarak hocamızın sınavı yapmak üzere beni gönderdiğini söyledim. “Hocanız bana sınav nasıl oldu diye sorduğunda sınav normal olarak yapıldı demem gerekir. Ben sizlerin yerini değiştirmeden sınav düzenine göre oturmanızı istiyorum.” Öğrenciler söylediğimiz kurallara uyarak oturdular. Sınav normal yapıldı. Timurtaş hocamıza sınav kâğıtlarını verdiğimde durumu anlattım. “Asis. Osman Sertkaya’yı olay olabilir düşüncesiyle göndermedim” dedi.

Hisar, İstanbul, İstanbul Şehremaneti Mecmuası, Şarkiyat Mecmuası, Türk Yurdu, Türkiyat Mecmuası, Tercüman ve Son Havadis gibi gazete ve dergilerde Türk Dili, Türk Edebiyatı, milli kültür ve ülke meseleleri üzerine birçok yazı yazmış, özellikle eski Türk kültürünün genç nesillere tanıtılması ve aktarılması yolunda çaba göstermiştir. Türkçe’nin yozlaşması ve fakirleşmesine karşı çıkmış, bu konuda yazılar yazmış ve konferanslar vermiştir.
Faruk Kadri Timurtaş bir ilim adamı olduğu kadar bir fikir ve dava adamıdır. İlme, kültüre, töreye, örf, ahlak ve dine dayalı bir milliyetçilik anlayışını savunurdu.
Dil konusunda Prof. Dr. Tahsin Yazıcı Hocanın dersinde Mesneviyi tercüme ederken, “Örneğin” dedim. Hocam, “Bu nereden çıktı Mehmet?” dedi. Biz, “Felsefe Tarihi derslerinde bu ve benzeri kelimeleri kullanıyorlar. Biz de bu kelimeleri öğrenmek için ezberliyoruz” dedim. Hoca dershanenin yanındaki odasından sözlükler getirerek örneğin kelimesi üzerine on-onbeş dakika konuşarak bu kelimenin Türkçe olmadığını, uydurma bir kelime olduğunu açıkladı. Aynı durum Timurtaş Hoca için de geçerlidir.

Timurtaş Hocamız yazdığı “Türkçemiz ve Uydurmacılık” kitabını imzalayarak bize vermişti. O kitabı okuyunca gerçeğin ne olduğunu öğrendik.
İstanbul Kilis Kültür ve Dayanışma Derneği, Türk Kültür Ocağı, Muallimler Birliği Başkanlığı yaptı. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün kurucuları arasında yer aldı. Türkiyat Enstitüsü müdür yardımcılığı görevinde bulundu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1000 Temel Eser Serisi ile Kültür Bakanlığı’nın çeşitli yayın komisyonlarında çalıştı.

Öğrencilik yıllarımızda Kilis Kültür ve Dayanışma Derneği 7 Aralık geceleri Tepebaşı veya Taksim’deki gazinoda Kilis kurtuluş gecesi yapılıyordu. Bu gecelere bizler gidememiştik. İtirazımız üzerine arkadaşlarımızla bir geceye katılmıştık. Daha sonraki seçim için başta hocamız Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş olmak üzere Medeni Hukuk Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Selahettin Sulhi Tekinay, İstanbul Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Mehmet Bulgan, işadamı Vakıf Yarımağa, işadamı Vakıf Çakmur ve Kapalıçarşı’daki esnaf hemşehrilerimizi ziyaret ettik. Dernek toplantısı Pierloti Otelinde yapıldı. Biz heyecanlı bir konuşma yaptık.

Seçim sonucunda başta hocamız olmak üzere yeni yönetimi seçtik. Hiçbir arkadaş yönetimde görev almadık. Hocamız başkanlığa seçildi. Kısa süre içinde Fatih-Çarşamba-Draman’da yurt için bir arsa buldular. Hocamızla birlikte arsayı gördük. Dernek adına arsanın alımı için Gaziantep Valiliğine yazılan yazıyı biz götürdük. O sırada dernek muhasibi Vakıf Yarımağa Kumburgaz’da geçirdiği trafik kazasında vefat etti. Müteakiben 1968 öğrenci olayları başladı. Daha önce yapılan il yurtları anarşi yuvası olunca dönemin başbakanı Sayın Süleyman Demirel yurt yapımlarına izin vermedi. Böylece Kilis öğrenci yurt yapımı gerçekleşmedi. Daha sonra dernek feshedilerek bankadaki parası Kilis Belediye Başkanlığı’na gönderildi.

Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş Hocamız milli dini ve kültürel değerlerin yaşatılması yolunda yazılar yazmıştır. Bir ilim adamı olması kadar bir fikir ve dava adamıdır. İlme, kültüre, töreye, örf ahlak ve dine dayalı bir milliyetçilik arılayışını savunmaktaydı. Aynı zamanda demokrasiye inanmıştı. Odasında bir sohbet sırasında, “Muhalefet olmadan demokrasi olmaz” demişti. “Ilımlı bir muhalefet şarttır” demişti.

Hocamız 25 Ocak 1982’de felç geçirmiştir. Bu olaydan 2-3 gün önce yakın akrabası Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça ile birlikte Kocaeli’ne bir ziyarete giderek orada kalıyorlar. Dönüşte gece eşine, “Siz yatın, kaç günden beri çalışamadım. Biraz çalışacağım” diyor. Hanımı sabah namazına kalktığında çalışma odasına girdiğinde hoca yerde yan yatıyor. Uyandıramayınca Mertol Tulum hocayı arıyor. Mertol hoca hemen gelerek o zaman Haseki Hastanesi Baştabibi Dr. Alâeddin Yavaşça’yı arayarak durumu bildiriyor. Hemen hastaneye kaldırıyorlar.
Mertol hocamız o gün bize hocayı hastaneye kaldırdıklarını anlattı. “Sizin hocayla ne kadar samimi olduğunuzu biliyorum. Haberiniz olsun istedim. Doktor ziyaretçi yasağı koydu” dedi. Biz hastaneye gittiğimizde yattığı odanın kapısında uyarı yazısı vardı. Kapı aralığından baktığımızda uyuyordu. Her gün eve giderken hastaneye uğruyordum. Bir süre sonra hocamızın arkadaşı Pof. Dr. Ayhan Songar başkanlığında konsültasyon yapıyorlar. Cerrah Paşa Tıp Fakültesine kaldırıldı. Komadan çıkmıştı. Konuşmalara cevap veremediği gibi okuma-yazmayı unutmuştu. Ancak işaretle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Bir süre sonra yapılacak tıbbi tedavinin olmadığını zaman içinde o pıhtı dağılınca konuşabileceği belirtilmişti. Hastaneden kendi evine çıkarıldı. Kilisli arkadaşı dâhiliyeci Dr. Dülger Bey her gün akşamüzeri evine gelerek hocayı kontrol ediyordu.

Hocamızın eşi bir ziyaretimde bize ikramda bulunmak için oruçlu olup olmadığımızı sordu. “Oruçluyum” deyince, hocam ağlamaya başladı. İşaretle oruçlu olmadığını ifade ediyordu. Biz de inşallah salığınıza kavuşunca oruç tutacağını söyledik.
Hocamız okuma-yazmayı unuttuğu gibi konuşamıyordu. Hanımı üzerinde büyük harf ve rakamlar yazılı küpler almıştı. Hocamıza harfleri öğretmeye çalışıyordu.
Hocamız 4 Temmuz 1982’de vefat etti. Cenazesi Fatih Camiinden kaldırıldı. Cenaze namazına meslektaşları, öğrencileri, kendisini tanıyanlar ve Kilislilerden büyük bir katılım vardı. Kilisli eski beden eğitimi öğretmeni Taha Beşe de gelmişti. Tüm katılanlar Edirnekapı’da Sakızağacı şehitliğine defnedildi.
Daha sonra sevdiği Kilis yemeklerinden oluşan yemekler Türk Dünyası Vakfında ikram edildi. Fatih Camiinde Hafız Kani Karaca’nın da katıldığı hafızlar tarafından mevlit okundu.
Kütüphanesi aynı vakıfta bir odaya ismi verilerek kütüphane yapıldı. Türk Dünyası Vakfı Başkanı Prof. Dr. Turan Yazgan başkanlığında yönetim kurulu üyeleri Mertol Tulum ve Enis Öksüz hocaların girişimiyle adı, Zeytinburnu semtinde bir ortaokula verildi. Ölümünün birinci yıldönümü Kubbealtı vakfında anma programı yapıldı. Biz Malatya İnönü Üniversitesine gittiğimiz için daha sonraki anma programlarına katılamadık. Basından izliyorduk. Öğrencileri onu unutmadılar. Bugün öğrencilerinden Prof. Dr. Sayın Mustafa Özkan ve biz hocamızı anlatmak için buradayız.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Saygılarımla…

 

Benzer Haberler

KANA-KANA Kahkaha ile gülmek 13 hastalığa iyi geliyormuş. Keşke güldürseler de gülsek!…...

Yorum 
0

Yrd. Doç. Dr. Mehmet YALVAÇ 30 Nisan 2019 tarihli Kent Gazetesi baş sayfada “Atatürk Heykeline...

Yorum 
0

Ramazan Düşünceleri: “İlahi Plan” Metin MERCİMEK “ALLAH, BU EVRENDE OLAN HER...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

KANA-KANA Kahkaha ile gülmek 13 hastalığa iyi geliyormuş. Keşke güldürseler...

Atatürk Heykeline Çirkin Saldırıyı ...

Yrd. Doç. Dr. Mehmet YALVAÇ 30 Nisan 2019 tarihli Kent Gazetesi baş sayfada...

“İlahi Plan”

Ramazan Düşünceleri: “İlahi Plan” Metin MERCİMEK “ALLAH,...

FOX Televizyon Spikeri Fatih Portak...

Nejat TAŞKIN   Hafta içinde televizyonu açtığımda ve saat 19.00 haberlerine...

MEMLEKET SEKME (SEK SEK)

60-70 Yıl Öncesi Çocukların Okulda ve Sokakta Oynadıkları Oyunlar   MEMLEKET...

Beklenti

Mahmut İhsan KANMAZ “Yaşamın altın formülünü veriyorum!… İnsan,...

SANEM

Sevdanın yükünü aldım eynime Divane aşığım gezerim Sanem Hasret ateşini...

NEYLEYİM

Neyleyim dünya malını, Bana nimetin yeter, Neyleyim parayı pulu, Bana sevgin...

Kilis Müzesi taşınıyor

Kilis Müzesinin tarihi Sabunhane binasına taşınarak, eserlerin artık burada...

Polisten sokakta dolandırıcılık uya...

Kilis İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü...

Biçerdöverle ürün hasadı kontrol ed...

Kilis İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, hububat alanlarında...

Tamir olan oyuncaklar yola çıkmaya ...

Kilis Barosu ile Kilis Offroad Kulübünün katkılarıyla düzenlenen “Atma...

Öğrenciler hayalet fener tasarladı...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Elektrik-Elektronik...

Dünya Hipertansiyon Günü etkinliği...

Kilis’te, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından iftardan sonra Dünya hipertansiyon...

Başarılı öğretmenler ödüllendirildi...

Kilis’in Musabeyli Kaymakamı Ertuğrul Avcı, başarılı öğretmenleri ödüllendirdi....

Engelli bakım merkezinde kalan çocu...

Kilis’te Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde, Engelsiz...

İşyerinde uyuşturucu ele geçirildi ...

Kilis’te bir işyerinde yapılan aramada, uyuşturucu metamfetamin maddesi ele...

Oylum’da Ramazan Şenliği

Kilis Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi Birimince “Ramazan...