Dolar 32,2020
Euro 35,0069
Altın 2.504,53
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 30°C
Az Bulutlu
Kilis
30°C
Az Bulutlu
Paz 30°C
Pts 31°C
Sal 32°C
Çar 30°C

Hürmet-2

Hürmet-2
A+
A-
31.05.2019
513
ABONE OL

(Saygı-Nezaket-Edep-İhtiram)

 

Mahmut İhsan KANMAZ

 

“Bereket büyüklerimizin yanındadır… Küçüklerimize şefkat ve büyüklerimize hürmet göstermeyen bizden değildir.” (Hadis-i Şerif)

Tekrar birlikte olmaktan büyük bir haz duyuyor ve hepinize en kalbi selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum…
Bildiğiniz üzere bir önceki yazımda konunun önem ve genişliğine binaen, sizlerle paylaşamadığım diğer bilgileri, bugün ele alıp incelemeye devam edeceğiz kısmet olursa…
Neydi hürmet duyma veya birine hürmet gösterme hali sevgili dostlarım?
Hürmet, her şeyden evvel bir değerbilirlik durumudur. Yaşlılarımızın yaşam ve deneyim üstünlüğünü teslim etme tavrıdır. Zira biliriz ki, o yaşanan yılların içinde yararlılık vardır, tecrübeye atfedilen bir kutsilik vardır. Bu düşünce de bizi, ölçülü davranmaya, saygılı ve hoşgörülü olmaya götürür. Tabi en başta da büyüklerimize karşı beslediğimiz sevgi ile birlikte… Bir de ihtiram hali vardır ki, onun yükü daha bir ağırdır. Ağırlığı da saygı ile ve minnet duymayla alakalıdır…
Hani, hep denir ya, Anıtkabir’de büyük kurtarıcı ve cumhuriyetimizin kurucusu sevgili Atamızın manevi huzurunda ona, “ihtiram duruşu”nda bulunuldu diye…
Yani, saygı, sevgi, minnet, şükran ve hürmet duygularının toplamı veya tamamı denebilir ihtiram duymaya ya da durmaya…

Yani adı ne olursa olsun, işin özünde bir ahde vefa duygusu vardır. Saygı ve edep vardır… Bakın ünlü Rus yazar Dostoyevski diyor ki: “Bir fikir ayrılığına rağmen, karşındakine hürmet gösterip saygı duyabiliyorsan, insan olmuşsun demektir…” Bir başka uzman kişi de, düşünce metaforuna dikkat çekerek şöyle buyurmuş: “Başkalarının düşüncelerine hürmet gösterin… Hiç kimseye yanlış düşündüğünü söylemeyin…”
Belki biraz anlamsız gibi gelebilir ilkin ama doğrudur bu söylem… O ki, bize ters te gelse, karşımızdaki kişinin düşüncesi öyledir. Herkesin bizim gibi düşünmesini bekleyemeyiz değil mi?…
Bir büyük insan, yani deneyimi fazla bir kişi şöyle bir kelam etmiş mevzuya dair: “Ey oğul, ananı atanı say. Zira bereket ve güngörmüşlük büyüklerle beraberdir…” Hatta birileri daha da iddialı bir söylemde bulunarak demiştir ki: “Yaşlılara hürmet göstermek, Allahu Tealayı tazimdendir…” Yani, saygıdandır, ululamaktandır…
Bir filozof ve alim kişi, olayı çok güzel deşifre etmiş ve şöyle bir çıkarımda bulunmuştur: “Hürmet gemisine binmeden, sevgi denizi asla geçilemez…”
Sevgi demişken orada azıcık durmak gerekir. Zira birileri sevgiye çok farklı bir misyon yüklemiş gibidir… Bakın ne diyor bu bilge insan: “Amaç sevgi uğruna ölmek değildir. Amaç, uğrunda ölünebilecek bir sevgiyi bulabilmektir…” Yorum size ait…
Sevgiden devam ediyoruz, bu kez Fontenelli bakalım ne demiş, bir bakalım: “Kendi isteğiyle sevilmek kolay değildir… Ama saygı uyandırmak kolaydır.”

Sevgiden saygıya şöyle yatay bir geçiş yapmaya ne dersiniz?
Ta asırlar öncesinden sesleniyor bizlere Platon veya daha bilindik haliyle, Eflatun… “Ana babalar, çocuklarını daha zengin olabilmeleri için değil, büyüklerine karşı nasıl daha saygılı olmalılar, onlara ne şekilde hürmet etmeliler, işte öncelikle bunları öğretsinler…” İşte işin anafikri de bu… Biz saygıyı ve hürmeti yaygınlaştırırsak, bunları daha küçükten çocuklarımıza aşılarsak, amaç hasıl olacaktır o zaman…

Sevgili peygamberimizin eşleri Ayşe validemiz rivayet ediyor onun bir sözünü: “İnsanlara layık oldukları değeri veriniz…” Yani layık olunan değer, hürmet ve saygıdan başka bir şey de değildir…
Peygamberimiz hürmet ve saygıya çok önem verirken, diğer yandan da, aile mefhumuna da çok büyük anlamlar yüklemişlerdir… Güzel dinimiz de ana baba gibi yuvanın temelini oluşturan öğeler hakkında ısrarla durmuştur… Özellikle, “Sıla’yı rahim”e biçilen misyon inanılmaz boyuttadır…
Nedir sıla-yı rahim, öncelikle ailedir, ana baba, çocuk kardeş, nine dede, yakın akrabalardır… Biraz daha genişletirsek soy soptur, konu komşu ve hemşehrilerimizdir.
İşte onun içindir ki, bu kavram hem kutsi bir anlam taşır, hem de geleneksel bir yönü vardır… Çekirdek aile içindeki en büyük kardeşin bile, yeri ve önemi çok fazladır… Bakınız ne buyuruyor sevgili peygamberimiz, “Büyük kardeş baba makamındadır…” Babanın olmadığı hallerde, ailenin anneden sonraki en sözü dinlenen kişisidir… Bu kadar net…
Bir başka hadiste de şöyle buyurulur.
“Ümmetimin yaşlılarına saygı göstermek, bana saygı göstermekle aynıdır…”
Bir Özbek atasözü saygı ve hürmeti, biraz az konuşmakla eşdeğer görmüş gibidir sanki… Denilir ki, “Sağlıklı olmak istiyorsan az ye, saygın olmak istiyorsan da az konuş…”

Bizim Bir atasözümüz de şöyle söylenir hep, kulaktan kulağa…
“Saygı sayana, terbiye alana göredir.”
Gerçekten de öyle değil midir ki?… Siz saygıyı hak etmişseniz ve saygıya da hürmetiniz varsa sorun yoktur… Aynı şekilde terbiye ya da eğitim almış biriyseniz ve de o terbiyenizi her ortamda gösterebiliyorsanız tamamdır…
Bernard Shaw da saygıyı, biraz mesafeli durmakla veya uzak olmakla ilintili görüyor… Yani, çok fazla içli dışlı hallerde, ya da ne bileyim, tabir caizse vıcık vıcık durumlarda, saygının pek te öyle olması gereken şekliyle korunacağından emin değil gibi görünüyor ve şöyle diyor: “Her yıldızın kendi yörüngesi vardır ve onunla en yakın komşusu arasında, yalnız güçlü bir çekim değil, erişilmez bir uzaklıkta bulunur. Çekimin gücü uzaklığa oranla artarsa, iki yıldız kucaklaşmayıp çarpışır ve yok olurlar. Bizim de onlar gibi bir yörüngemiz vardır ve acıklı bir çarpışmayı önlemek için, aramıza erişilmez bir uzaklık koymamız gerekir. İşte saygılı davranmanın bütün sırrı, birbirinden yeterince uzak durabilmektir; saygının bulunmadığı toplumda, yaşam ne çekilebilir ve ne de sürdürülebilir.”
Tabi bu onun görüşü, katılıp katılmamak bize kalmış…
V. Pauchet de der ki: “Başkalarının bize önem vermesini istiyorsak, önce biz kendimize önem vermeli ve saygı duymalıyız…”

Yazımızın sonuna yaklaşırken bir Hz. Mevlana sözüne ne dersiniz? “Kimle gezdiğinize ve kimle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Çünkü bülbül güle, karga ise çöplüğe götürür insanı…”
Yine büyük İslam alimi ve mütefekkir Hazreti Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin bir kelamı var sırada, noktayı koymak adına: “Güzeli güzel yapan edeptir. Edep ise, güzel sevmeye sebeptir…” Nokta….

Bir başka konu ve başlıkta yeniden birlikte oluncaya kadar, her gününüz bir öncekinden daha sağlıklı, daha huzurlu ve daha hürmete değer olsun…
Hoşça kalın sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım…

——————————————————————
Kaynak: 2007 yılında 2700 güzel söz / Ahmet Ağırbaşlı / Damla Ofset Yayınları.
Hadislerden Seçmeler.
Kendi arşiv ve kaynaklarımdan derleme.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.