Hüzünden de Öte, Kırılmış Bir Kalp…

24 Ara 2020 Per 14:01
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İhsan KANMAZ

 

Bir kalbin incinmesi, gücenmesi ve dahi kırılması ne anlama gelir sizce?

Böyle sorarak başlayalım mevzuya.

Ancak daha önce selam ve sevgilerimizi kabul buyurun lütfen. Sağlıklar dilerim.

Evet, cevabınız hazır mı?

Siz düşünürken, bari ben kendimi ifade edeyim dilerseniz.

Bir kalbin incinmesi çok şeydir aslında. Bunu incitenlerden daha ziyade, kırılan ve gücenmiş olanlar daha iyi bileceklerdir.

İnsan sevdiği bir arkadaşının ve kardeş gibi gördüğü birinin kem sözlerine, farklı davranışına çok üzülür sevgili dostlarım.

Hani, darbe hiç beklemediği bir yerden gelmişse ve sükût-u hayale uğramışsa kişi, kırgınlığın şiddeti de o oranda fazla olur anlayacağınız.

Hele bir de sevdasal haller varsa işin içinde, bunun telafisi de yoktur, tesellisi de.

İsterseniz olayın bir de fizyolojik ve biyolojik yönüne bakalım. Ne dersiniz?

Buyurun o zaman…

Her organımız hayati anlamdadır. Yüce Allah her birini bir sebep üzerine yaratmış ve yine her birine de farklı bir görev yüklemiştir. İşte, böbreklerin ayrı, karaciğerin ayrı, midenin ayrı misyonları vardır bilirsiniz.

Ama kalbin konumu ayrıdır. Bir kere o, bünyenin hem motoru durumunda ve hem de duygu dünyamızın tam da merkezi halindedir.

Siz hiç duydunuz mu, çok üzülen birinin, “Midem sızladı” dediğini.

Denmez.

Ama, “Kalbim sızladı” denir.

Ya da, çok sevdiği ve güvendiği birinden beklemediği bir davranış gören kardeşimizin, “Bağırsağım veya böbreğim kırıldı” kelamını duydunuz mu hiç?

Fakat “Kalbim kırıldı” sözünü çok sık duyar ve işitiriz.

Yani kalbimizin ayrı bir fonksiyonu vardır bu anlamda. Sadece hiç durmaksızın çalışıp, kana oksijen sağlamak değildir bütün işi. Duygu ve his merkezimizdir aynı zamanda…

Kalbim seni çok sevdi deriz. Kalbim seni hiç unutmadı deriz. Kalbimdeki yerin çok ayrı deriz. Seni kalbimden atamıyorum deriz. Seni kalbime sığdıramıyorum deriz.

Deriz de deriz…

Çünkü kalp ya da yürek, bunun içindir.

Bazen de, bunların hepsini de içine alırcasına, “GÖNLÜM” deriz ona.

Kendimizle bütünleştiririz sevdamızı ve onu gönül dünyamıza hapsederiz.

Şarkılarla türkülerle anlatırız çoğu zaman derdimizi. Ona yükleriz bütün içimizdekileri. Onlar olur bizim dilimiz, gözümüz ve de kulağımız.

Bakınız, söz ve müziği Şekip Ayhan Özışık’a ait Uşşak bir şarkıda, unutulmayan bir sevdanın yürek sesi dile gelir sanki.

 

“Gün gelir de beni unutursun demiştim.

Kalbindeki bu derdi uyutursun demiştim.

Ne ben seni unutabildim, ne bu gönlümü avutabildim.

Ne bu derdimi uyutabildim…

Unutamam seni, unutamam…

Aşkını çekerim geleceksin diyerek.

Belki gözyaşımı sileceksin diyerek.

Ne ben seni unutabildim, ne bu gönlümü avutabildim.

Ne bu derdimi uyutabildim.

Unutamam seni, unutamam…”

 

Yüreğindeki sevdayı unutamam diye haykıran bu insanımız gibi, bir diğeri de kanayan yüreğinin acısını anlatır bir Hüzzam şarkıda. Söz, Hikmet Münir Ebcioğlu’na ait.

 

“Şu göğsüm yırtılıp baksan, dikenler aynı güldendir.

Şikâyet bilmeyen kalbim, kanar hep aynı eldendir.

Bu dertten kurtulan yok mu, dualar hangi dildendir.

Şikâyet bilmeyen kalbim, kanar hep aynı eldendir.”

 

Dedik ki, o küçücük yürekte binbir dert yükü vardır. Arkadan hançerlenme vardır, vefasızlığa duçar olmak vardır. Ve dahi, pişmanlıklar vardır, gözyaşları ve çaresizlik vardır sevgili arkadaşlarım.

Bütün bunların hepsi de sığar mı dersiniz, o gönül köşküne. Bilmem.

Ama sığdırmaya çalışır yüreği sevda ile çarpan insanımız. Belli etmez acısını ve ızdırabını, ser verir de sır vermez ellere karşı.

Kendi içinde, kendi dünyasında yaşar, ne yaşarsa artık.

Tıpkı, Aşık Ali Atıcı gibi yapar belki de.

 

“Sus ağlama benim divane gönlüm

N’olur bir de sen gül ellere karşı

Gam çekmek için mi geldim cihana

Bülbül gibi küstüm güllere karşı

Uçtu gönül kuşu hala dönmedi

Akar gözyaşlarım bir dem silmedi

Bir dost buldum, o da haldan bilmedi

Yalnız kaldım adu dillere karşı

Yok vefasızlıkta dostun emsali

Riya dolu imiş, o gül cemali

Dalından ayrılmış yaprak misali

Savrulur Atıcı yellere karşı…”

 

Evet, böyle diyor aşığımız. Kalbinin feryadını ve uğradığı türlü halleri anlatıyor dizelerinde…

Yine bir dönemin unutulmayan seslerinden ve yorumcularından Fikret Kızılok da sevdayla vefayı harmanlayıp, aynı potada eritmiş olmanın halini sergiliyor bir şarkısında..

Öyle ki, kalbinde uzun süre yer etmiş olan bir sevgilinin, asla ve hiçbir zaman unutulmayacağını da önemle vurguluyor üstüne basa basa:

 

“Yıllar geçse de üstünden

Bu kalp seni unutur mu?

Kader gibi istemeden

Bu kalp seni unutur mu?

 

Bir hasretlik yüzün vardı

İçinde bir hüzün vardı

Söyleyecek sözüm vardı

Kalbim seni unutur mu?

 

Anlamı yok tüm sözlerin

Sensiz geçen gecelerin

Yaşanacak senelerin

Bu kalp seni unutur mu?

 

Bambaşka bir halin vardı

Fark etmeden beni sardı

Benliğimi benden aldı

Kalbim seni unutur mu?

 

Oysa düşlerim başkaydı

Birden bire yarım kaldı

Yaşanacak çok şey vardı

Bu kalp seni unutur mu?

 

Her gün akşam yastığımda

Üşüyorum yokluğunda

Yaşıyorum boşluğunda

Kalbim seni unutur mu?…”

 

Kalpler unutmaz. Hiç bir zaman hem de. Zaten unutulursa onun adı aşk olmaz. Sevda denmez ona. Gelip geçici bir duygu halidir, bir gönül macerasıdır onun tam karşılığı. Sevda olabilmesi için, önce bir kalpte yer bulması lazımdır kendine.

Sonra da oradan hiç çıkmaması gerekir.

Dahası, o kalbi incitmemesi ve kırmaması da gerekir. O ki orada yer etmişse, oranın da kıymetini iyi bilmesi gerekir kanımca.

Sevgili peygamberimizin buyurdukları gibi olmalıdır her şey… Yani, kalp kırmayın demiştir yüce peygamberimiz, naif ruhunun büyüklüğünü sergilercesine.

Tam olarak şöyledir mübarek sözleri: “Bir kalbi kırmak ve bir gönlü incitmek, kabeyi yıkmak gibidir.” Nokta.

Bunun üzerine bir başka kelam edilir mi hiç? Ne haddimize. Sözün bittiği yerdir burası.

Ne demek, bir kalp kırmayla, haşa Kâbe’nin yıkılmasını aynı görmek…

İşte böylesine bir peygambere sahibiz, ne mutlu bizlere. Şükürler olsun.

Ayrıca denir ki, kalbi veren Allah’tır. Fakat onun içini doldurmak da bize aittir.

Onun içine güzel şeyler koyarsan, güzel sevda tohumları ekersen, karşılığını alırsın.

Ama onu incitirsen, bir başka gönlü kırarsan, işte o zaman eyvah ki eyvah!

Yandı gülüm keten helva, durumları olur.

Evet, kalp kırılması ve gönül incinmesi hallerini anlatmaya çalıştığımız bugünkü yazımızın da sonuna gelmiş oluyoruz böylece.

Dilerim hiç kimsenin kalbi kırılmasın ve kimseler yürek küsmelerine maruz kalmasın.

Kimsenin ahı kimsede olmasın.

Sözlerimi mevzuyla alakalı iki kelamla bitirmek isterim. Birincisi anonim, ikincisi büyük mütefekkir ve Allah dostu Mevlana Hazretlerine ait… İlki, “Ben kırılsam da susuyorum. Kırmaktan korktuğum için. Mevlam kalbi kırık eylesin de, kalp kıranlardan eylemesin inşallah.” Diğeri, “Ey can!.. Sakın kimseyi kırma. Zira sözden ağırı yoktur. Beden çok yükü kaldırır ama gönül her sözü kaldıramaz.” Nokta…

Bir başka mevzuda yine birlikte oluncaya değin, her şey umduğunuz gibi gerçekleşir inşallah.

Sağlık ve huzurla kalın her daim.

Yüreğinizden sevgi ve merhamet duyguları hiç eksik olmasın ve dahi,

Allah’a emanet olun sevgili dostlarım ve kıymetli arkadaşlarım.

Benzer Haberler

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, İnsanlar hayatta yaptıklarıyla ve yapamadıklarıyla değerlendirirler....

Yorum 
0

Uğur KEPEKÇİ   Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Doğan Köroğlu isminde bir delikanlının...

Yorum 
0

SUAL ETTİM   Sual ettim bizim evi kaleye. Damlar çökük duvarları var diyor. Sitem ettim...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Sağlık Bakanlığı uzman tabip, tabip...

Sağlık Bakanlığı uzman tabip, tabip, uzman diş tabibi, diş tabibi ve eczacı...

Gaziantep’in Kurtuluşunun 100. Yılı...

Gaziantep’in Kurtuluşunun 100. Yılında, Kahramanlarımızın Anılması İçin...

Cng freze tezgahı operatörü mesleği...

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı, Burdur İŞKUR İl Müdürlüğü ve Mehmet Akif...

Çırak Eğitimi Emin Ellerde

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, İnsanlar hayatta yaptıklarıyla ve yapamadıklarıyla...

Delikanlı Bir ‘Doğan’ Göçmüş!...

Uğur KEPEKÇİ   Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Doğan Köroğlu...

DİZELERİNİZ…

SUAL ETTİM   Sual ettim bizim evi kaleye. Damlar çökük duvarları var...

Oda başkanları yeniden açılan esnaf...

Kilis Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (KESOB) Başkanı Şevket Memiler...

Akkurt: “Kurallara uyarsak okullar ...

Yüz yüze eğitimin başlaması ile birlikte Kilis ve ilçelerindeki okullara...

Vaka sayıları hesaplanırken Suriyel...

Kilis heyeti, Ankara’da Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve Sağlık Bakanı...

Trafik kazasında 1 ölü [ASAYİŞ HAB...

Kilis’te motosikletin direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen...

AFAD’tan öğrencilere deprem e...

Kilis’te Deprem Haftası kapsamında Afet ve Acil Durum Yönetimi Müdürlüğü...

Seçim dolayısıyla sokağa çıkma kısı...

Kilis Valiliği, 7 Mart’ta bir mahalle ve köyde yapılacak muhtarlık seçimi...

Koronavirüs’e karşı dezenfekt...

Kilis genelinde sinek, böcekle Koronavirüs’e karşı etkin mücadele kapsamında...

Kilis lezzet diyarını telefonunuza ...

Kültür Turizm Müdürü Cuma Özdemir, “Kilis lezzet diyarı mobil uygulamamız...

Şehit ailesinden Müftülüğe ziyaret...

2018 yılında Suriye’nin Afrin kırsalında yürütülen Zeytin Dalı Harekâtı’nda...

Kişisel Verileri Koruma Kanunu anla...

Kilis 7 Aralık Üniversitesinde “Kişisel Verileri Koruma Kanunu” çerçevesinde...

İslam’da ve Toplumda Kadının Yeri...

Metin MERCİMEK “BİR ERKEĞİ EĞİTİRSEN BİR KİŞİYİ, BİR KADINI EĞİTİRSEN...

Sokaklarda Yaşayan Çocuklar!

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, yurt genelinde, yeni tip koronavirüs...