Dolar 8,1772
Euro 9,8359
Altın 468,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
28°C
Parçalı Bulutlu
Per 28°C
Cum 30°C
Cts 33°C
Paz 33°C

Huzurun Karesi

A+
A-
02.03.2021
13
ABONE OL

A. Filiz GÖKDEMİR ÖZARSLAN

 

Merhabalar güzel insanlar. Bir yazımla yine sizlerle olmak çok güzel. Sevgi ve saygılarımla selamlıyorum her birinizi. Bugün başlığımızın ismi bile huzur veriyor bizlere… Şu sıkıntılı günlerde o kadar ihtiyacımız var ki huzurlu olmaya…

Malumunuz Korona virüsü çok uzun zamandır moralimizi ve huzurumuzu bozdu. Gerek yaşattığı acılar ve gerek kaybettiğimiz canlar ile çok üzüldük. İnşallah en yakın zamanda her şey yoluna girecek inanıyorum. Bu kadar sabrettik öyle değil mi? Aşılarda yapılıyor zaten etap etap. Öncelikle olmazsa olmazımız sağlıklı olmak tabi ki. Sağlık yoksa huzur da olmaz elbette. Onun için kurallara bir süre daha sıkı sıkı uyacağız. “Maske, mesafe ve hijyen.” Topluca görüşmelerde bulunmamaya çalışacağız mümkünse.

Huzur kelime anlamı ile gönül rahatlığı, mutluluk, dirlik, bir yerde bulunma hissiyatı veren bir söz hepimiz için. Huzurun karesini yaşamaya var mısınız? Hani hep dilimizde olan bir şarkı vardır, içinde geçen kelimelerde bir tatlı huzur almaya geldik diye devam eder. Güftesi Behçet Kemal Çağlar’a bestesi ise Münir Nurettin Selçuk’a ait KALAMIŞ şarkısıdır sizlere bahsettiğim bu dizeler. Hadi biraz huzur bulup birlikte mırıldanalım mı yine buyurunuz:

KALAMIŞ

 

“Yok başka yerin lütfu ne yazdan ne de kıştan

Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan

Yok zerre teselli ne gülüşten ne bakıştan

Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan

İstanbul’u sevmezse gönül aşkı ne anlar

Düşsün suya yer yer erisin eski zamanlar

Sarsın bizi akşamda şarap rengi dumanlar

Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan…”

 

Birçok sanatçımızdan dinlemişizdir seve seve bu güzel eseri. “Huzur en çok mutlu olduğunuz yerdir bence.” Aslında yerin, mekânın, maddiyatın çok da önemi yok diye düşünüyorum. “Yanınızda sevdikleriniz varsa, işte orada huzurun karesi vardır! Filizce…” Sizi hep düşünen, her an varlığı ile yanınızda olan ve bunu hissettiren canlarınız varsa değmeyin keyfinize. Bana dünyaları verseler de huzurum ve sevdiklerim yoksa neyleyeyim ki o cihanı… Ne tadı olur ne de tuzu yaşamanın…

Hele bu sıkıntılı virüs günlerinde hep huzura kaçıyoruz öyle değil mi? Fırsat buldukça doğanın güzelliklerine belki bir deniz kenarına, ya da yemyeşil bir ormana, parklara, dağlara atıyoruz hep kendimizi. Neden mi? Bir nebze huzur bulmak için tabi ki… Depresyona girmemek için bize huzur veren faaliyetler içince bulunmalıyız. Sosyal, kültürel ve sanat adına uğraşılarımız olmalı. Bol bol kitap okumalıyız. Tempolu yürüyüşler yapmalıyız. Sevdiklerimizle yüz yüze olmasa bile görüntülü konuşmalar yapabiliriz mesela. İçinde müzik olan her güzelliği ve özellikle radyo dinlemeliyiz. Müzik en güzel terapidir çünkü. Kısık seste açık bırakın radyolarınızı evlerinizde ya da iş yerlerinizde. Bu tarz önerilerimi hemen hemen her yazımda paylaşmışımdır. Çünkü hatırlatmakta tekrar fayda var. Bazen bildiğimiz en doğruları aslında kendimiz için uygulamıyoruz. Aman ne olacak bildiğimiz şeyler diyoruz ve önemsemiyoruz maalesef. Kendimizi önemsersek ve kendimizi seversek o zaman huzuru yakalarız güzel insanlar.    

Huzuru yakalamak ve mutlu olmak o kadar kolay ki aslında. Ufacık mutluluklar bize huzur verebilir. Her şeyi kendimize dert etmeyelim. Şu yalan dünyada ne kadar ömrümüz var ki zaten. Anı yaşayıp, keyif almaya çalışalım. İçten yaptığınız bir dua bile size huzur verebilir mesela. İnancımızı kaybetmeyelim yeter ki. Dostlar ile içilen köpüklü güzel bir kahve ve yapılan sohbetler ne kadar iyi gelir ruhumuza. Şu salgın dönemi tamamen sona erdiğinde çok rahatlayacağız inşallah. Çok nadirde olsa açık havada, sakin mekânlarda mesafeye ve maske takmaya dikkat ederek sevdiklerimizle buluşabiliriz kısa sürelerde… Çünkü çok özledik gerçekten. Kapalı alanlarda ve evlerde görüşmemeliyiz. Gerekli kurallara uyduktan sonra Korona virüsüne yakalanma riskimiz daha da azalır. Aile içi doğum günleri gibi özel günleri mümkün olduğunca çekirdek aile olarak kutlayalım lütfen.

Asırlardır insanoğlu hep huzur aradı, bu yolda koşturdu durdu. Belki güneşin doğuşunda ya da batışında izlerken buldu. Semalara süzülen kuşları özellikle de engin denizlerin üzerinde uçan martıları hayranlıkla izlerken kendini huzurun karesinde buldu kim bilir. Uzaklardan gelen bir melodinin sesi ile geçmişe gidip anıları yâd ederek huzuru yakaladı belki de zaman zaman. Müzeyyen Senar söylüyordur o kulağa gelen nağmelerde de… Işıklarda uyusun… Birlikte duyalım mı sizlerle:

 

Şarkılar seni söyler

Dillerde nağme adın

Dillerde nağme adın

 

Aşk gibi, sevda gibi

Huysuz ve tatlı kadın

Huysuz ve tatlı kadın

 

En güzel günlerini

Demek bensiz yaşadın

Demek bensiz yaşadın

 

Aşk gibi, sevda gibi

Huysuz ve tatlı kadın

Huysuz ve tatlı kadın…”

Bir çağrışım, bir melodi insana her şeyi anımsatabilir çünkü. Bazen de güzel bir bebeğin gülüşü, tatlı bir kedinin, sevimli bir köpeğin başını okşatması ve sıcaklığı ne çok huzur verir insana. Hatta kedilerin kalp hastalarına çok iyi geldiği ispatlandı artık. Sıcacık bir can onlar. Ayrıca tüm evcil hayvanlar da aynı huzuru verir bizlere.  Hayvanlara şiddet gösterenleri esefle kınıyorum.

Dünyalar kadar malınız, mülkünüz olsun huzurunuz yoksa ne fayda sağlar ki insana. 50 tane ayakkabısı olacağına iki tane olsaydı da huzuru yerinde olaydı keşke. Çeşit çeşit kıyafetleri dolapta duracağına, bir muhtacı giydirip, mutlu olup huzura erebilseydi insanoğlu öyle değil mi?  Hangimiz götüreceğiz ki bu eşyaları, bir gün gözlerimizi yumduğumuzda yalan dünyaya. Öldükten sonra zaten dağıtıyorlar. Henüz bu dünyada varken, yaşarken yaptığı iyilikler ile huzuru yakalayabilenlere ne mutlu. Vicdanen huzurlu olmanın tarifi asla yoktur. Yaptığınız bu güzellikleri, hayırları da lütfen sessizce yapınız incitmeden yürekleri. Hayrı kaçmasın hem de.

Bir de huzursuz insanlar var ki etrafımızda bu kişiler hep mutsuzluk saçarlar yanındakilere. Psikolojik sorunları vardır genellikle. Mutlu insanları ve başarılarını çekemezler. Gözü hep yükseklerdedir onların. Bu insanların huzurunuzu bozmalarına asla izin vermeyin. Gerekirse mesafe koyun aranıza.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Huzur” isimli romanında toplum içinde yaşanan huzursuzluklara çok fazla değinilmiştir. 1949 yılında roman halinde kitaplaştırılan “Huzur” kitabı bir kadının aşkı uğruna yaşamak zorunda kaldığı sorunları, olayları anlatır bizlere.  Basım tarihi üzerinden 72 yıl geçmesine rağmen günümüzde hala aynı toplumsal sorunları yansıtan güzel bir eserdir. Tüm yaşamımız boyunca huzuru arar dururuz işte böyle. Kitabı okuyanlar çok iyi bilirler. Yaşanan her aşkta çekilen sıkıntılar ve huzursuzluklar muhakkak vardır. Bu durum yerine göre mutluluk kimi zamanda mutsuzluklar getirir insana. Bir aşk öyküsü var kitap içinde okumak isteyenlere…

Bugün de bir yazımın sonlarına geldim yine hiç istemeden. Dilerim hayatınızdaki her an huzur ve sağlık dolu günler ile geçer.  Gönül ferahlığı veren insanlar çıksın hep karşınıza. Dirliğinizi bozan olaylar ve kişilerden uzak durun derim. Huzurun karesini bol bol yaşayın sevdiklerinizle. Yazımı kıymetli üstadımız Cemal Süreya dizeleri ile bitirmek istiyorum ne güzel demiş gerçekten. Ruhu şad olsun.

 

Huzur veren insanları seviyorum.

Deniz gibi berrak coşkulu,

Alabildiğine mavi,

Umut dolu…” (Cemal SÜREYA)

Kim sevmez ki huzur veren insanları öyle değil mi? Bir başka yazımda tekrar görüşmek üzere hoş kalın hoşça kalın. Huzur ve sağlıkla kalın inşallah.  En derin sevgi, saygı ve selamlarımla.

 

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.