Hz. Mevlana…

17 Kas 2018 Cts 8:53
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut KANMAZ


Selam, sevgi ve saygılarımı sunarak, bir yazıma daha başlamanın, mutluluğunu duyuyorum sevgili arkadaşlarım.
Bugün biraz mevzi değiştirip, büyük din alimi ve düşünür Mevlana Hazretlerinin, 6 ciltlik Mesnevi-i Şerif külliyatından, çarpıcı bir kıssadan hisse arz edeceğim sizlere…
Ancak daha önce, kısaca, kendi yaşamını bir özetleyelim istiyorum.
Mevlana, 1207 yılında Horasan’ın Belh şehrinde doğmuştur. Ancak henüz 5 yaşındayken de, ailesiyle birlikte, oradan ayrılarak, sırasıyla, Nişabur, Bağdat, Mekke, Medine ve Şam’ a gelirler. Burada, büyük Alimlerden, “Şeyh-i Ekber Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin” teveccühüne nail olur Mevlana… Hatta Hz. Arabi, kendisi için şu öngörüde bulunacaktır… “Sübhanallah, bir okyanus, bir denizin arkasından gidiyor…”
Kafile, yine sırasıyla Malatya, Erzincan ve Larende’ye (Karaman) gelir. Burada bir süre kalan, Hz. Mevlana, Gevher Banu ile evlenir. Oğlu Sultan Veled burada dünyaya gözlerini açar. Annesi Mü’mine Sultan’ı da, yine burada rahmana yolcu eder. Dönemin güçlü devlet adamlarından, Sultan Alaüddin Keykubat’ın arzusu ve onun isteğiyle, “Aşıkların Kabesi” Konya’ya, daimi kalacağı şehre göç ederler.
Mevlana, ilk ilim feyzlerini ve sırlarını babasından alır, sonraları Tirmizli Seyyid Burhanüddin-i Muhakkık ile kemale erer. Şemsüddin-i Tebrizi ise, onun yaşamının mihenk taşıdır değerli dostlarım… Şems-i Tebrizi, gerçek anlamda ona bir güneş olup, sahip olduğu bilgi ve irfan ateşiyle, yakar kavurur adeta… Uluhiyette nirvanaya, yani zirveye ulaşmasının zemin taşlarını döşerler.
Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri nihayet, 1273 yılında zahiren ölü, manada diri olarak Hak’ka yürürken, geride, Mesnevi, Divan-ı Kebir, Divan-ı Rubaiyat, Fih-i Mafih, Mecalis-i Seb’a ve Mektubat gibi ölümsüz eserler bırakır. Onun mezarı, Ariflerin gönlünde olmuştur her daim. Türbesi, bugün Konya Mevlana Külliyesinde yer almaktadır. Aziz ruhu şad olsun, cennetin nurlarında bulunsun.
Evet, sevgili arkadaşlarım, bu kısa tanıtım kelamından sonra, onun Mesnevi sinin, 1. Cildinde yer alan bir kıssasının hikmetine geçelim dilerseniz özetle:
“Vakti zamanında, dünya ve din saltanatına sahip bir Padişah vardır.
Bir gün ata binip, avlanmak niyetiyle bir hayli yol aldıktan sonra, tesadüfen yolda bir cariye görür. Güzelliği dillere destan olan bu dilbere gönlünü kaptırır ulu Hakan. Alır onu sarayına en nadide süs yapar..
Ancak, bir süre sonra kızcağız hasta olur.
Ne yapacağını bilemez padişah. Gözünün bebeği, gönlünün sultanı, önünde eriyip gitmektedir. Tez, hemen ülkenin bütün doktorlarını buldurup saraya getirtir.
Der ki onlara, “Bu iki canın korunması gerektir… Ben dertliyim, canımın canı, derdimin çaresi ve ilacı odur… Kim benim canımı, sevgilimi tedavi ederse, o hazinelerime nail olur…”
Hekimler, hep bir ağızdan diz çöküp söz verirler: “Gayret edeceğiz, hepimiz bu dünyanın, derde derman ve gönül yarasının merhemleriyiz.”
Ancak bu sözün içinde, bir ilahi ulviyet yoktu. Yüce iradeden tamamen biganeydiler. Allah’ın izin vermesinin başat unsur olduğunu unuttular. Onun için de, tam bir acz içinde kaldılar.
Ruhiyatı değil de fiziki arazları araştırır oldular. Duygulardan ziyade, başka nedenler üzerinde yoğunlaştılar.
Doktorlar tedavi anlamında ne yaptılarsa, hiçbir derde deva olmadı, bu gayretler. Cariye giderek zayıflıyor, adeta bir deri bir kemik haline geliyordu. Bu arada ulu Hakan’ın gözyaşları ırmak olup akıyor, ne yapacağını bilemez halde, bir oraya bir buraya çırpınıp duruyordu.
Hekimlerin, naçar durumlarını gören Padişah, mescitte ki mihrabın önünde, secdeye kapanmış, seccadesi de, gözyaşlarıyla ıpıslak olmuştur.
İbret nuru, gözünü aydınlatınca Allaha hamd-ü sena eyledi… “Ey, en küçük ihsanı dünya mülküne bedel olan Rabbim! Açık ve gizli, her şey sana malumdur. Bütün ihtiyaçlarımızı gören sensin, fakat ben istek yolunda yanıldım… Sen, gerçi kul hata eyler buyurdun ve açık, gizli ne varsa bağışladım, dedin.
Derken orada uyuyakaldı Hakan.
Rüyasında, bir pir-i ihtiyar gördü, dedi ki kendisine: “Ey Hakan, duaların kabul oldu. Yarın sana uzaklardan bir misafir gelecek ve senin derdinin dermanı o olacak.”
Gerçekten de o beklenen misafir hekim gelir. Padişah onu sarayına kabul eder.
Gayp’dan gelen hekim, hemen hastayı görmek ister. Padişahla birlikte girerler harem dairesine. Çok bitkin bir şekilde yatmakta olan genç ve güzel cariyenin, gözlerinin feri sönmüştür sanki. Hekim der ki: “Bu daireyi tamamen boşaltın, ben sadece hastayla baş başa kalmak istiyorum.” Öyle de yaparlar.
Yaşlı bir pir-i fani olan hekim, kızın nabzına bakar önce, başlar sorular sormaya ona. Nereli olduğunu, anasının babasının kim olduğunu tek tek sorar. Safrasını kontrol eder. Sorunun, bedeni değil, ruhsal olduğunu, kızın bir aşk acısı yaşadığını anlar hemen. Sorgulama sürerken, kızın nabzının hiç değişmediğini, ancak sora sora, Semerkant adını telaffuz ettiğinde ise, nabzın arttığını fark eder. Neyse bir zaman sonra, cariyenin Semerkantlı bir kuyumcuyla izdivaç içinde olduğunu tespit eder. Kızdan onun adını ve yerini öğrenir.
Padişahın huzuruna çıkar ve sonucu ona da arz eder. Hemen adamlar yollanır ve kuyumcu getirtilir saraya.
Hekim kuyumcuyu kızın yanına götürür, kızın sevinçten ilk defa yüzünün güldüğüne şahit olur. Tedavi devam ederken, iki sevgili de görüşüp konuşmayı sürdürürler… Kız birkaç ay içinde tamamen iyileşir ve tekrar ayağa kalkar.”

mevlana mesnevi

Hikâyenin devamı, yazım süremizi aşar değerli arkadaşlarım. Burada bizim almamız gereken mesaj çok açık.
Yürek acısının, aşk ıstırabının insanı ne hallere getirdiğinin çok bariz bir sonucunu görmekteyiz… Mevlana Hazretleri, ilahi aşkın yanı sıra, beşeri aşkında, vuslata ermenin başka bir yolu olduğunu anlatıyor bizlere… Sevginin, aşkın yüce erdemler arasında olduğunun altını çiziyor.
Allah sevgisiyle birlikte, ferdi sevgilerinde önemli ve değerli olduğunun bilinmesiyle, bugünkü yazımızın da sonuna gelmiş olalım.
Tekrar birlikte oluncaya kadar, yüreğinizden sevgi, gönlünüzden ilahi aşk, hiç eksik olmasın diliyorum…
Sağlıcakla ve güzellikle kalınız.

————————————————–
Kaynak: Mevlana Mesnevi-i Şerif, 6 cilt.
Mütercim: Süleyman Nahifi, Sadeleştiren.
Amil Çelebioğlu/Timaş Yayınları/Tam mt.

 

Benzer Haberler

ARTIŞ Hırsızlık olayları artmış. Hırsızlık mı, arsızlık mı?… *** HASTALIK Alışveriş...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “BU SENE İLKBAHAR BİR RÜZGÂR GİBİ GELDİ GEÇTİ. NE AÇAN ÇİÇEKLERİ,...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, son yıllarda toplumda konuşma üslubundaki ibre aşağı...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ARTIŞ Hırsızlık olayları artmış. Hırsızlık mı, arsızlık mı?…...

Biz Doğayı Özledik, Doğa Da Bizleri...

Metin MERCİMEK “BU SENE İLKBAHAR BİR RÜZGÂR GİBİ GELDİ GEÇTİ....

Küfürlü Konuşma Moda Mı Oldu?

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, son yıllarda toplumda konuşma üslubundaki...

Ailemize Sahip Çıkalım

Alaiddin ÖZKAR   Covid-19 pandemisi nedeniyle belki de ömrümüzde bir...

Özlenen O Bayramlar

A. Filiz GÖKDEMİR ÖZARSLAN   “Bugün bayram Erken kalkın çocuklar Giyelim...

Ah O Eski Bayramlar Derken…

Harika ÖREN   Ah o eski bayramlar derken; bizim de “Ah o Koronalı günlerde...

AKARYAKIT SATIN ALINACAKTIR

KİLİS İL ÖZEL İDARESİ YOL VE ULAŞIM HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ Akaryakıt...

YAKTI DA GİTTİ

Nasıl anlatayım garip halleri? Hasret çırasını yaktı da gitti Başında...

Karacoşkun, Kilis’in bayram gelenek...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun,...

Rektör Karacoşkun üniversite yöneti...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun,...

‘Polateli OSB hazır’

Kilis Valisi Recep Soytürk, Polateli OSB’nin hazır olduğunu söyledi. Vali...

Kilis’te korona virüslü 31 ha...

Kilis’te, korona virüsün çıktığı günden bu yana 255 pozitif vaka...

Kilis’te 74 gün sonra ilk cuma nama...

Kilis’te Korona virüs tedbirleri kapsamında Mart ayında toplu olarak ibadete...

Kilis’te 2 milyon 84 bin TL ceza ya...

Kilis’te, korona virüs nedeniyle sokağa çıkma yasaklarına uymayan 2 bin...

Celkanlı: Kilis ekonomisi çöktü

Kilis Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hacı Mustafa Celkanlı, Bloomberg HT...

18 yaş altı ve 65 yaş üstü için gen...

İçişleri Bakanlığı 81 il valiliğine “18 Yaş Altı ve 65 Yaş ve Üzeri...

Kafeler, lokantalar ve kahvehaneler...

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi önceki gün Başkan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında...