I. Meşrutiyet Döneminde Mizah Gazeteleri

02 Nis 2018 Pts 9:56
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Ecz. İbrahim BEŞE

 

Osmanlı’da yayın hayatına başlayan ilk Türkçe gazete, 1831 yılında yayınlanan Takvim-i Vakai’dir. Bu gazetenin Fransızca, Ermenice, Arapça, Rumca ve Bulgarca versiyonlar da olup, aynı zamanda “resmî gazete” işlevi de görmekteydi. İlk özel gazete ise 1840 yılında yayınlanmaya başlanan Ceride-i Havadis’tir. Tanzimat döneminin diğer önemli gazeteleri Tercüman-ı Ahval, Tasvir-i Efkâr, Muhbir, Basiret ve İbret’tir. İlk mizah dergisi Ermeni asıllı bir Osmanlı vatandaşı olan Teodor Kasap tarafından “Diyojen” ismi ile 1869 yılında yayımlamıştır. 1873’te “Hayal”, 1876’da “Çaylak”, 1908’de “Kalem” ve “Karagöz”, 1918’de “Diken” isimleri ile mizah dergileri devam etmiştir.

Toplumların ilerlemesinde matbuatın [basım-yayının] önemli bir yeri vardır. 1729’dan başlayarak Osmanlı İmparatorluğu’nda günden güne gelişen bir basım sanayi oluşmuştur. Kitaplar, gazeteler, dergiler basılmıştır. Zaman zaman siyasal iktidarın hoşlanmadığı türde kitap, gazete, dergi de çıkmıştır. Hükümet, matbuatı [basın, yayını] kontrol altında tutabilmek için büyük çaba göstermiştir.

1876 tarihinde ilan edilen I. Meşrutiyet ve yürürlüğü giren Kânûn-i Esâsî [Anayasa] ile Osmanlı’da anayasal monarşi dönemi başlamıştır. Bu çerçevede matbuat [basın, yayın] nizamnamesi konusu 20 Mart 1877 tarihinde açılan Meclis-i Meb’ûsanda önemli gündem maddelerinden birisi olmuştur.

Kânûn-i Esâsî’nin on ikinci maddesinde yazılı olan “matbuat kanun dairesinde serbesttir,” ilkesinden hareketle, Meclis-i Meb’ûsanın birinci devresi 25’inci toplantısında matbuat [basın, yayın] nizamnamesi dolayısıyla ülkedeki mizah gazeteleri de tartışmaya açılmıştır. Meb’ûsları konu hakkında bilgilendirmek üzere Mecliste bulunan devrin Matbuat [Basın, Yayın] Müdürü Macid Beyefendi, mizah gazetelerini “lüzumsuz ve faydasız” olarak nitelemiş ve bunların “zararı da vardır” demiştir. Hatta Matbuat Müdürü görüşlerinde daha da ileri giderek mizah gazetelerini “soytarılık” olarak nitelemiştir.

Matbuat Müdürü Macid Beyefendi mizah gazeteleri hakkındaki eleştirilerine şunları da eklemiştir; “Avrupa’da mizah gazeteleri var diyorlar, biz onları taklide mecbur değiliz. Avrupalılar da bu mizah gazetelerinden memnun değillerdir. Ayrıca mizah gazeteleri resimden ari olamazlar, resimler de insanın terbiyesini bozar. Bir misal vereyim; Avrupa’da bir takım deniz hamamları [plajlar] vardır ki, o misilli mahallerin vukuatından olarak bir takım açık-seçik resimler yaparlar. Âlimler bunlardan müştekidir. Irz-ı edep sahibi aile babaları bunların adını bile söyleyemezler. Geçenlerde bir gazete kanatlı bir merkep yapıp uçurmuştu. Öyle kanatlı ve uçar gibi görünen resimlere herkes başka mana verir (1).”

Mizah gazeteleri konusunda düşüncelerini açıklayan Halep Meb’ûsu Karaca Manok Efendi; “çocuklar olsun, büyükler olsun her zaman ciddi işlerle meşgul olduklarında yorulacaklarını ve eğlenmelerinin de gerekli olduğunu söyleyerek, özellikle çocukların iki yaşına kadar ciddi işlerle meşgul olmayacaklarından, mizah gibi eğlendirerek terbiye etmenin bir yol olduğunu (2)” ifade ederek mizah gazetelerinin serbestliğini savunmuştur. Mizah gazeteleri hakkında “soytarılık” benzetmesine karşı çıkan Manok Efendi; “mizah “soytarılık” olarak görülürse karagözcülerinde kaldırılması gerektiğini, “mizah gazetelerinin sanata aykırı fiillerle para kazandıkları” görüşünün yersiz olduğunu, mizahın bir sanat olduğunu, bunun yasaklanması halinde bütün güzel sanatları icra etmenin yasaklanması anlamına geleceğini, mesela ressamların resim yapmasına engel olunamayacağını, edepsizlerin terbiye edilmesi gerektiğini kabul etmekle birlikte, mizah gazetelerinin yasaklanmasını kattiyyen doğru bulmadığını (3)” söylemiştir.

Halep Meb’ûsu Sadi Efendi; “Mizah gazeteleri için “Soytarılık” denmesini yadırgamış. “Mizahın soytarılık olmadığını, bu tür benzetmelerin çok yanlış ifadeler olduğunu” söyleyerek, O’da Manok Efendi gibi mizah gazetelerinin serbestliğini savunmuştur (4).”

İstanbul Meb’ûsu Solidi Efendi; “tarihte ciddi gazetelerden önce mizah gazetelerinin icat olduğunu, dünyadan komedya ve mizah kalkarsa fenalığı tepelemek için elimizde silahın kalmayacağını” söylemiştir (5).

Nihayet, mizah gazetelerini engelleme çabaları sonuçsuz kalmıştır. Bu da meclisin konuya ne kadar akılcı yaklaştığını göstermektedir. Kaldı ki; “basın ne kadar özgür olur ise, ülke için o kadar yararlıdır. Avrupa’ya göre geriyiz. Fakat yirmi yıl öncesine göre ilerledik, bunda basının önemli bir yeri vardır (6)” diyen meb’ûslar, matbaaların vilayet ve liva merkezleri ile sınırlı kalmayıp kazalara hatta köylere kadar yaygınlaştırılmasını da istemişler ve bu isteklerini de kabul ettirmişlerdir.

Matbuat Müdürü ile meb’ûslar arasındaki tartışma, mizah gazeteleri lehine bitmiş ve 47 oyla mizah gazetelerinin çıkarılması kabul edilmiştir. Madde kabul edilmesine rağmen Matbuat Müdürünün bu olumsuz tavrı az sayıdaki meb’ûslarca desteklenmesine karşın, çok sayıda meb’ûs tarafından oldukça sert tepkilerle karşılanmıştır (7).

Basının tekelleştiği, iktidarların güdümüne girdiği, ticari çıkar amaçlarına alet edildiği, gazetecilik meslek ilkelerinden uzaklaşıldığı, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün sorgulandığı, “Macit Efendi zihniyetlerinin” hortladığı günümüzde cevaplanması gereken soru: “Yaklaşık bir buçuk asır sonra özgür basından söz edebilir miyiz?”

 

_________________________________

1) Hakkı Tarık Us, Meclis-i Meb’ûsân Zabıt Ceridesi, 1293/ 1877, 24. İnikad, Cilt 1, s. 213.- Takvim-i Vakayi, s. 1903-1905.

2) H.T Us, a, g, e, 25. İnikad, Cilt 1, s. 214.

3) H.T Us, a, g, e, 25. İnikad, Cilt 1, s. 216.

4) H.T Us, a, g, e, 25. İnikad, Cilt 1, s. 216.

5) H.T Us, a, g, e, 25. İnikad, Cilt 1, s. 214.

6) H.T Us, a, g, e, 25. İnikad, Cilt 1, s. 217.

7) H.T Us, a, g, e, 25. İnikad, Cilt 1, s. 217.- Ecz. İbrahim Beşe, Osmanlı Meclis-i Meb’ûsa’nı Halep ve Ayıntap Meb’ûsları, Kilis Kültür Derneği Genel Merkezi 26 Nolu Yayını, s. 20-23.

Benzer Haberler

AĞIT Uzay’dan ağıt sesleri geliyormuş. Halimize ağlıyorlardır!… *** UFO Türkiye’nin...

Yorum 
0

M. Yahya EFE           Sevgili okurlarım, bundan 48 yıl önce Kilis’in milli mücadele...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “DAĞLAR, DOĞANIN GÜCÜNÜ; OVALAR, DOĞANIN SEVGİSİNİ TEMSİL EDER.”...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

AĞIT Uzay’dan ağıt sesleri geliyormuş. Halimize ağlıyorlardır!…...

Kilis’te Patlayan İlk Mermi (1)

M. Yahya EFE           Sevgili okurlarım, bundan 48 yıl önce Kilis’in...

Dağların Muhteşem Güzelliği

Metin MERCİMEK “DAĞLAR, DOĞANIN GÜCÜNÜ; OVALAR, DOĞANIN SEVGİSİNİ...

Çalışmak-1

  Mahmut İ. KANMAZ   “Sakın oturduğunuz yerden, ‘Allah’ım...

KESTELLERİMİZ

Ayağım açılsın, Böyün kestelleri gezicim, İsteyenler buyursun Birez toprak...

Esnafın işleri bıçak gibi kesildi...

Kilis Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (KESOB) Başkanı Şevket Memiler,...

Kilis’te 1391 çiftçinin borcu ertel...

Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Songül Kadıoğlu, Kilis’te 2018 yılında...

Kilis Adliyesinde eğitime tam deste...

Kilis Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ve Kilis İl Milli Eğitim Müdürlüğü...

Esnaf Kefalet Kooperatifi Başkanı S...

Kilis Esnaf Kefalet Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanlığına Ömer Sevengül...

Ölçü ve tartı aletleri için periyod...

Kilis Bilim Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Ercan Dadlı, ölçü ve tartı...

Milletvekillerinden Vali Soytürk’e ...

Kilis Milletvekilleri M. Hilmi Dülger ile Ahmet Salih Dal, Vali Recep Soytürk’ü...

Refüjlere lale soğanı dikiliyor

Kilis’i rengârenk çiçeklerle donatmak için Kilis Belediyesi tarafından...

Araç çalındı [ASAYİŞ TURU]

Kilis’te tekerlekleri olmayan bir araç çalındı. Atatürk Mahallesi’nde...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

DİKKAT Alerjiye dikkat edilmeliymiş. Şimdi “su”yun ne zaman gelip, ne zaman...

Kilis Vakfı’nın Genel Kurul T...

Metin MERCİMEK “KİLİS VAKFI OLARAK BİZİM HEDEFİMİZ, KİLİS’E...

Çiğköftemiz…

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Yıl 1950. Dr. Samih İnal, Kilis Kültür...

Köy Anıları

Şenel ÖZKÖSELER   Düşünüyorum da ne kadar anı biriktirmişiz. 1968-69...

Hakka Güvenmeyenler, Tuzak Kurarlar...

Uğur KEPEKÇİ   İnsanlık tarihi boyunca hakka güvenmeyenler, haklılar...