Dolar 32,9913
Euro 35,9911
Altın 2.556,11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 36°C
Açık
Kilis
36°C
Açık
Pts 36°C
Sal 36°C
Çar 38°C
Per 37°C

İç Dünyamızı Nasıl Yüceltiriz?

İç Dünyamızı Nasıl Yüceltiriz?
A+
A-
22.05.2023
266
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“İÇ DÜNYASI GELİŞMEYEN, ÖZÜNDEN UZAK YETİŞEN İNSAN SEVGİDEN, MERHAMETTEN, ŞEFKATTEN VE ADALETTEN UZAK KALIR.”

Çocuklar dünyaya geldiği zaman, onların herhangi bir kişilikleri yoktur, sadece Yaradan’ın onlara bahşettiği saf, tertemiz özleri vardır. Bizler anne, baba, dede,nine, öğretmen, akraba, komşu, velhasıl çevre olarak birleşir çocuğa örnek oluruz. Bu örnekler çok geniş ve çok kapsamlıdır. Yaptıklarımız, konuştuklarımız onun kişiliğini oluşturur. Çocuklar yedi yaşına kadar kişiliğin önemli bir bölümünü kapar. Dış etkiler ise hiç bitmez, hep devam eder. Fakat bu aşamada çocuğun seçme yeteneği kendini göstermeye başlar. Buna kendisi de ekleme yapabilir. Nasıl mı? Örneğin, kıskançlığı, kini, çıkarcılığı, yalancılığı, korkuyu, çocuğa biz büyükler öğretiriz. Yine bir örnek, arkadaşlarıyla oynarken, “arkadaşına oyuncağını kaptırma ya da arkadaşına sakın yenilme?” gibi yanlış öğütler veririz. Başka bir örnekte, “Şu yemeğini bitirirsen, sana bir hediye alacağım” diyerek rüşvetçiliği bile biz öğretiriz. Böylece yaşamını sürdürürken, halka ve hukuka bakmadan herkesi yenmeyi, köşeyi hızlı bir şekilde dönmeyi, piyasaya geçtiğinde parayla, malla özdeşleşmeyi kendisi öğrenir.

Önemli konulardan biri de, çocuklukta ve gençlikte kişiliğin aşırı derecede gelişimi ve oluşması, özün gelişimimi durdurur. Çevremize şöyle bir göz attığımız zaman, analar, babalar, öğretmenler çocukları aynı yarış atı gibi sınava hazırlıyor ve en yanlış tarafı ise kazanmaya zorluyorlar. Bu yarış, çocuklardan ziyade dershanelerin, öğretmenlerin, okulların arasında devam ediyor. Aslında parayı ödeyen anne, baba, ama koşturulan, sakatlanan, yorulan ise çocuklardır.

Ayrıca her çocuğun elinde bir İpad görmekteyiz. Oynadıkları oyunlara dikkatlice baktığımızda, takip ettiğimizde, hepsi vurmalı, kırmalı, yıkmalı ve öldürmeli.Televizyonlara gelince, kendi kendime bunlara “çocuk ve genç düşmanı başladı” diyorum. Bir de çocukları etkilemek için, nice paralar harcanan reklamlar da ayrı bir sorun. Bunlar şekerler, çikolatalar, fastfoodlar doğrudan doğruya çocuklara sunuluyor. Bu nedenle yansıtılan hedef kitleye yönelik yoğun reklamlar çocukları, gençleri tevazudan, tutumluluktan, sadelikten ve saflıktan uzaklaştırıyor. Dünya malına, markaya, gösterişe ve her ay yeni bir modeli çıkan cep telefonlarına, pantolonlara, ayakkabılara odaklanmak suretiyle paralar çarçur ediliyor.

Yine çocukları ve gençleri kapmak ve ellerinden paraları çekmek isteyenler de var. Örneğin, bilgisayarcılar, telefoncular ve patatesçiler. Bunun yanı sıra, özel okullar, üniversiteler “bizde oku” diye geleceklerine sahip olmak istiyor. Görüldüğü üzere, herkes kendi çıkarına, kendi dünyasına odaklı bir şekilde isteklerini devam ettiriyor. Hemen aklımıza bir bilim adamının şu önemli sözlerini aktarmadan geçmeyeceğim: “Dünya malı ve dünya insanı, dünya yaşamında öylesine etkili ki, gerçeği, insanın özünü gören, gösteren, öğrenen ve öğreten kimse yoktur” diye çok doğru söylemiş. Aslında bu çok acı bir durum.

İşte yukarıda ele aldığımız olumsuzlukları göz önünde bulundurduğumuz takdirde, insanın iç dünyasının gelişmediğini görürüz. İç dünyası gelişmeyen, özünden uzak yetişen insan sevgiden, merhametten, şefkatten, haktan, hukuktan ve adaletten de uzak kalır. Böyle bir insan, hangi yüksek mertebede olursa olsun, insan olamaz. Daha doğrusu özü gelişmeyen insanın elindeki yetki halka değil, çıkara yönelir. O nedenle önce iç dünyamızı yüceltmemiz gerekiyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.