Dolar 32,7682
Euro 35,0901
Altın 2.459,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 38°C
Açık
Kilis
38°C
Açık
Cts 35°C
Paz 35°C
Pts 37°C
Sal 38°C

İklim Krizi ve Yokoluş İsyanı

İklim Krizi ve Yokoluş İsyanı
A+
A-
06.08.2019
396
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“HAVA SOĞUDUĞUNDA GÖLGE VEREN AĞAÇLARI UNUTURSUN.” (Japon Özdeyişi)
Son günlerde bir taraftan aşırı sıcaklar, bir taraftan kısa süre de olsa yağmur ve bu yağmurlardan oluşan seller, bir taraftan da aniden bastıran dolu, iklim krizine neden olmuştur. Günlük hayatımızı etkileyen bu kriz, en çok çocuk ve gençlerde duyarlık göstermiştir. Ülkemizin birçok illerini etki altına alan ve de Düzce’de can ve mal kaybına sebep olan bu yoğun yağış ve seller için hala toplumsal bir önlem alınmış sayılmaz.
İklim krizi ile ortaya çıkan ‘Yokoluş İsyanı’ nedir? Yokoluş İsyanı, 2018 yılında İngiltere’de başlayan ve daha sonra tüm dünyaya yayılan bir çevre hareketidir. Yokoluş İsyanının asıl amacı, içinde bulunduğumuz iklim krizini herkese duyurmak ve bu krizin önüne geçmek için hükümetlerden acil bir şekilde harekete geçmelerini sağlamaktır. Bu hareket, Türkiye’de Kasım 2018 ayından itibaren gündeme gelmiş ve ilgi duyan herkesi bir araya getirmiştir.
Yokoluş  İsyanı isminin ortaya atılmasına, bilim insanları oldukça bilinçli bir seçim olduğunu ileri sürmekteler. Hatta ilgililer şu sözlere de yer vermektedir: “Bizler yok oluşun içinde yer almaktayız. Bu ağır iklim krizine isyan etmemiz gerekir. Çünkü bu tutum vicdanı olan herkesin görevidir” diye ifade etmiştir. Aslında iklim krizi ile ilgili neyle karşı karşıya kalacağımızı, uzmanlar çok iyi biliyor. O nedenle bu konuda onlardan almış olduğum bilgilere göre, iklim krizinin getireceği felaketler yıllar öncesinden yayınlandığı bildirilmekte. Ancak sonrasında bu bilinen felaketler, raporlar halinde gizlenmiş, hatta insanların gündeminden uzak tutulmuştur.
İklim krizi, şu günlerde yaşanıyor mu? Ya da tehlikeli mi? Yine bilim adamları, ikim krizinin gerçek ve şu anda yaşandığını dile getiriyorlar. Son yıllarda içinde bulunduğumuz Akdeniz havzasında yağışların şiddetinde hayli artışlar kaydedildiği belirtilmekte. Ayrıca ülkemizde daha önceleri hortum gibi fırtınalı felaketler yaşanmazken, günümüzde ise hayatımıza girmiş durumda. Bazı kasırgalara, bilirkişiler isim vermek için araştırmalar yapıldığı da söylenmektedir.
Büyük illerde yanlış planlamalar ve yapılanmalarla gözümüzün önünde bir güzelliği yok ediyoruz. Doğanın ise buna elbet bir cevabı olacak, işte cevap iklim krizi ile oluyor. Örneğin, gölleri kurutarak üzerine inşa edilen kocaman binaları görmekteyiz. Tüm bu yapılanların geri dönüşü yok, ancak elimizde ne kaldıysa bunların kıymetini bilmemiz gerekmektedir.
Peki, bu önem arz eden iklim krizine yapılacak olan çözüm nedir? Burada tüm şirketlere, belediyelere ve hükümete çok fazla iş düşüyor. Özellikle hangi kent olursa olsun, tüm faaliyetlerin planlanmasında ekosistemin, ormanların, tarım alanlarının, su havzalarının, tüm bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanlarının korunması, kesin bir şekilde esas olmalıdır.
Hoşça kalın.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.