İlgi…

26 Ağu 2019 Pts 9:28
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU
Günümüzde dikkat eksikliği, hiperaktif hastalığı olan çocuklar, potansiyellerinin ortaya çıkmasında en büyük engel olabiliyor. Tanılı veya tanısız durumlarda geri bildirimli bu durum ebeveynlerin ve okulda öğretmenlerinin çocuktaki bu davranışları gözlemlenebilmişse psikiyatri uzmanlarının desteği, öğretmenin ve ailenin tutumu ile düzeltilebiliyor.
Ben meslek hayatımda birçok hiperaktif öğrencilerle karşı karşıya geldim. Bunlardan birisi de Erhan’dı.
Erhan, okulun yarıyıl tatilinden sonra, 2. dönemde Gaziantep’in iyi bir özel okulundan nakil öğrenci olarak gelmişti. Okul müdürü bir konuyu görüşmek üzere okulun müstahdemini sınıfıma göndermişti. Gittim. Bana bir öğrenci verdiğini, biraz sorunlu olduğunu, annesinin isteği ile bu çocuğu benim sınıfıma verdiğini, bu çocuğu ancak benim daha iyi eğiteceğimi, bunun için veliden okula bağış olarak hiç de küçümsenmeyecek bir miktarda para aldığını ve kendisinin hatırı için bu çocuğu sınıfıma almamı rica ederken biraz da inceden inceye emrivaki konuşmuştu.
İşin içine hatır mevzusu girince teklif rengini değiştiriyordu tabii ki!
Erhan akranlarına göre daha iri yarı bir çocuktu. Siyah kıvırcık saçlı, tombul yanaklı, hep merakla bakan iri siyah gözleri ile sevimli bir çocuktu. Sınıfın tamamı okumayı çözmüş, 2. sınıf seviyesinde okuyup yazarken, problemleri çözerlerken Erhan ile biz hece çalışmaları yapıyorduk. Beş dakika önce söylediğim bir sözcüğü yinelemesini istediğimde sanki ilk defa duymuş gibi garip garip yüzüme bakıyordu. Onunla oyun şeklinde kartondan harmanlanmış harflerin içinden belirttiğim harfi bulmasını istiyordum. Harfi bulunca gözleri sevinçten parlıyor, boynuma sarılıyordu. Çok da kuvvetliydi kerata!
En çok da kum masasında anne ve babasının, kardeşlerinin adını yazmaktan hoşlanıyordu. O’nunla bu çalışmaları yaparken en azından taşkın hareketleri giderek azalıyordu. Yeni geldiğinde kalemin ucunu iyice sivriltir arkadaşlarının ya kollarına ya da karınlarına saplar kaçardı. Yazı yazan arkadaşının önünden aniden defteri çeker, yumaklar, gözümün önünde çöpe atardı. Sürekli sıraların üzerinde dolaşır, “Vınnn… vın…” diye ya araba ya da uçak sesleri çıkartırdı. Bazen tahammülüm sınır noktasına gelir, kendime “sabır, sabır…” diye telkin verirdim. Akıllı durursa ona ödül vereceğimi söylediğimde uysallaşırdı. İki ay içinde sözcükleri ezbere yazmaya başladı. Basit cümleleri okuyordu. Ama hiç sıraya oturmuyordu. Bazen “Erhan yerine otur!” dediğimde, “Bana ne, sen niye oturmuyorsun?!” derdi. Annesi her görüşmeye geldiğinde oğlunun taşkın davranışlarının giderek düzeldiğini bana ettiği dualara ilaveten söylüyordu. Beni çok sevdiğini söylüyormuş evde.
Yıl sonunda artık Erhan masal kitapları okuyor, eğik büğük de olsa sözcükleri doğru yazıyordu. Beden eğitimi derslerinde neredeyse top hızında hep koşuyor, topu herkesten önce yakalıyordu. Yakantop en sevdiği oyundu. Ben de onu orta sahada oynatıyordum. Aktifliğini Öğretmen arkadaşlarım da fark etmiş, okulun maskotu olmuştu.
Bir gün sınıfımın olduğu koridorda nöbetçiydim. Öğrencilerime verdiğim alışkanlıkla zil çalar çalmaz teneffüse çıkar, isim listesine göre her gün iki öğrencim dönüşümlü olarak kapıda durup nöbet tutarlar, camları açarak sınıfı havalandırırlardı. Koridorda sınıfları kontrol ederek dolaşırken nöbetçi öğrencim koşarak yanıma geldi. Nefes nefese:
- Öğretmenim koşun, Erhan camdan kendini atacak!
- Neeee, dedim ben de koridorun sonundaki sınıfıma koşarak girdim ki ne göreyim! Erhan 2, kattaki sınıfımın penceresinden bir bacağını camın dışına sarkıtmış, diğeri cam kenarında; “Vınnnnn… Ben uçağım, uçacağım!” diye bağırıyordu.
Erhan’ı o halde görünce elim, ayağım çözüldü sanki… Bir filmde izlemiştim. 9 katlı bir evin çatısından atlamak üzere intihar etmek isteyen birine sakin davranarak adamın düşmesine engel olmak için nasıl davranılacağını görmüştüm. Kollarını uçağın kanadı gibi iki yana açmış “Vınnnn… Vınnnn uçak uçuşa geçiyor!” diye bağırıyor diğer, bacağını da açık pencereden dışarıya atmaya çalışıyordu. Tam atacakken usulca yanına geldim:
- Aaaaa… Erhancığım, bak boya kalemlerin ve tavşan silgin sıranın altına düşmüş! O ayağını çek pencereden hemen onları yerden al. Yoksa hademe onları şimdi süpürür çöpe atar.

Babasının Almanya’dan getirdiği, bir tanesini dahi hiç kimseye vermediği, gözü gibi sakındığı kalemlerinin yerde olduğunu duyunca sıranın üstüne, oradan da yere indiği an, sanki bana büyük bir ödül verilmiş kadar sevindim ve derin bir oh çekerek rahatladım. Camdan sarkarken o an kalp krizi geçirebilirdim. Kalemlerini bir bir sıranın altından topladı, kutusuna koyarak çantasına yerleştirdi. Ertesi gün annesini çağırttım. Durumu anlattım. Yine dualar etti. Bu kez annesi boynuma minnetle sarılmıştı. Meğer dubleks evlerinin en üst merdiveninden de uçak gibi uçmak isterken iki kez bacağını kırmış.
Erhan’ı mezun ettiğim yıl babasının iş icabından dolayı Bursa’ya taşındılar. Bir-iki yıl annesi ile telefon görüşmelerimiz oldu. Orta okula devam ediyormuş. Daha sonraki yıllarda görüşemedik. Aradan yirmi beş yıl geçti.
Bir ara belim ağrıyordu. Fizik doktorundan randevu almıştım. Sıra bekliyordum. O ara telefonum çaldı. Oğlum arıyordu. Muayene sıramın gelmesine önümde beş kişi kalmıştı. Yanımdaki hastaları rahatsız etmemek için poliklinikten uzaklaşarak bahçeye çıkıyordum ki kapıda bir bayanla burun buruna geldik. Başımı kaldırıp bakınca bu yüz bana hiç de yabancı gelmemişti. Kadın da bana pür dikkat baktı ve:
- Ayyyy Aysel hocammm!…
- Feride Hanımmm!…
Eski günlerde olduğu gibi sarıldı, aniden kucakladı…
Yanında duran boyu neredeyse 1.80’e yakın, tığ gibi delikanlıya dönerek:
- Erhan bu hanım kim biliyor musun, diye sordu.
O iri siyah ve halen merakla bakan gözlerini gözlerime dikerek bana tepeden bakarken, ben ona, başımı yukarıya kaldırarak bakıyordum.
- Yoksa bu genç Erhan mı, dedim.
- Evet ya Öğretmeni Erhannn…
- Erhan daha bir merakla bana bakıyor, tepeden aşağı beni süzüyordu. Eğilip elimi öptü. Ben de onu artık zayıf yüzünden öptüm.
Biraz ayaküstü konuştuk.
Nasılsın Erhan’cığım, okudun mu, çalışıyor musun ne yapıyorsun?
- Uçak mühendisi oldum öğretmenim… (Yaşanmış Hayatlar)

 

Benzer Haberler

TELEFON Cep telefonu sağır ediyormuş. Herhalde görüntülü telefon da kör eder!… *** KAYIP...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “DÜŞÜNCELERİN KELİMELERE İHTİYACI VARDIR. KELİMELERİN DE SESE.”...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, paylaşma kültürümüz noksan. Paylaşmayı bilmiyoruz. Paylaşmayı...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

TELEFON Cep telefonu sağır ediyormuş. Herhalde görüntülü telefon da kör...

Türk Çalgılarının Dili

Metin MERCİMEK “DÜŞÜNCELERİN KELİMELERE İHTİYACI VARDIR. KELİMELERİN...

Vefalı İnsan Olalım

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, paylaşma kültürümüz noksan. Paylaşmayı...

Vali Soytürk Devlet Hastanesi inşaa...

Kilis Valisi Recep Soytürk, inşaatı devam eden Yeni Devlet Hastanesinde incelemelerde...

Vali Soytürk tarihi mekânları gezdi...

Kilis Valisi Recep Soytürk, Oylum Höyük’te bulunan, Aidesim Mozaikli...

“Kilis’in her türlü sor...

Kilis Belediye Başkanı Av. M. Abdi Bulut, SöğütlüdereGöl Restoran’da...

Fıstık ile kaymağın buluştuğu eşi b...

Türk Patent Enstitüsü tarafından tescil yapılan Kilis’e özgü cennet...

Emlakçılara yeni düzenleme anlatıld...

Kilis’te 5 Haziran 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan Taşınmaz Ticaret...

Milletvekili Dülger mezun olduğu ok...

Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger, mezun olduğu okul olan Kilis Lisesini...

Bulvarların ve refüjlerin bakımları...

Kilis Belediyesi Park ve Bahçe Müdürlüğü tarafından bulvarların ve refüjlerin...

Kilis’te silah operasyonu: 1 gözalt...

Kilis’te jandarma ekiplerince, 5 adet ruhsatsız tabanca, 14 adet 9 milimetre...

Baro’dan aşure ikramı

Kilis Barosu tarafından Muharrem ayı nedeniyle Baro üyelerine ve adliye personeline...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

KASA Hamamın kasası çalınmış. Tası yerinde duruyor mu sen ona bak!…...

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine Dai...

Mehmet Şenay TAŞKENT   Girne dâhil,Güzelyurt ve Lefke ilçelerine zamanla...

Gönlümüzde Bir Işık, Düşüncemizde S...

Metin MERCİMEK “SEVGİDEN ACILIKLAR TATLILAŞIR. SEVGİDEN BAKIRLAR ALTIN...

Mesleki Teknik Eğitim Okulları

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, ülkelerin gelişmesinde ve kalkınmasında...

KİLİS GÜLLERİ

Kucaklarsın; uçmasın sarı güller Çiğdem çiçek narsın; ötsün bülbüller...