Dolar 13,3183
Euro 15,0914
Altın 763,88
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 15°C
Sağanak Yağışlı
Kilis
15°C
Sağanak Yağışlı
Per 14°C
Cum 14°C
Cts 14°C
Paz 14°C

İslam’a Ters Akımların Ortaya Çıkışı-3

İslam’a Ters Akımların Ortaya Çıkışı-3
A+
A-
26.09.2020
73
ABONE OL

Uğur KEPEKÇİ

 

Peygamberimizin ahirete göçünden hemen sonra başlayan ilmin şehrinin kapısı Ali (a.s.)’ın kapısı dışında oluşan fitnenin en kızgın döneminin Muaviye ile başladığını açıkça beyan edebiliriz. İslam tarihi sayfalarında kaynaklarla tespiti mevcuttur.

“Hicri 94-114 yılları arası, fıkhî mekteplerin ortaya çıkışının başlangıcıdır.  Bu süreç aynı zamanda tefsir hakkında rivayet etmenin tam doruğuna vardığı dönemdir.” (Prof. Dr. Haydar Baş / imam Bakır (a.s.) /sayfa 509)

İmam Ali (a.s.) ile başlayan fitne ve bidatlarla mücadele her masum imam döneminde hiçbir sapma göstermeden devam etmiştir.

Prof. Dr. Haydar Baş’ın Ehl-i Beyt Külliyatından, İmam Bâkır (a.s.)’ın Sa’du’l-Hayr’a yazdığı bir mektubu örnek olarak verelim:

“Allah’ın Kitabının üstünü örtüp O’nu tahrif etmelerine rağmen, işlerinden bir kazanç elde edemeyen ve hidayete kavuşamayan Yahudi âlimlerin ve ruhbanların benzerlerini gör, tanı.”

Sapık akımların oluşumuna zemin hazırlayan en önemli etken, halifenin, para karşılığı saray âlimleri tutmasıdır.

Halifeler gasp ettikleri hilafeti ellerinde tutabilmek için kendilerini meşru gösterecek itikadi meseleler uydurtmuş, hatta yalan hadisler hazırlatmışlardır. Diğer yandan, Ehl-i Beyt’in özellikleri ve faziletleri ile ilgili hiçbir konunun gündem edilmesine de izin vermemişlerdir.

Sahabilerden itikadı zayıf olanları dahi, mevcut iktidarın meşruiyeti için kullanmışlardır.

Muaviye ile başlayan bu süreç, İmam Bâkır (a.s.) dönemine gelindiğinde İslam’dan hayli uzaklaşma noktasına gelmiş, hilafet için her yolun meşru sayıldığı ve bu uğurda İslam akâidinin kişisel görüşlere açık hale geldiği bir hal almıştır.

Saray ve çevresinin yaptığı bu tahribata bir de savaşlarla elde edilen yerlerin batıl halkları ile temas da eklenince, Resûlullah’ın (s.a.v.) kurduğu İslam Devleti içinde pek çok sapık akım ortaya çıkmıştır.

Kur’an’a ve Hz. Peygamberin (s.a.v.) Sünnetine ters bidatler ve kişiler tarafından uydurulan akla dayalı akımlar, İslam’ı zedeleyen ve ümmetin aklını karıştıran ciddi bir mesele halini almıştır.

Bu çalkantılı dönemde, fitnelerin önüne geçmek ve dini orijinal kuralları ile izah etmek İmam Bâkır (as)’ın ve yetiştireceği kadronun vazifesi olmuştur.

İmam Bâkır (a.s.) ömrü boyunca, İslam’a ve tevhit inancına, Allah’ın varlığına ve birliğine yönelik görüşlerini sürekli yaymak ve savunmakla uğraşmıştır. (Prof. Dr. Haydar Baş / İmam Muhammed Bakır (a.s.) / sayfa 509-514). (Devam edecek)

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.