Dolar 8,0580
Euro 9,6752
Altın 460,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 31°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
31°C
Parçalı Bulutlu
Pts 32°C
Sal 32°C
Çar 32°C
Per 27°C

İslam’da ve Toplumda Kadının Yeri

İslam’da ve Toplumda Kadının Yeri
REKLAM ALANI
A+
A-
05.03.2021
10
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“BİR ERKEĞİ EĞİTİRSEN BİR KİŞİYİ, BİR KADINI EĞİTİRSEN BİR AİLEYİ, AİLEYİ EĞİTİRSEN TÜM TOPLUMU EĞİTMİŞ OLURSUN.”
Kadının İslamiyet’in doğuşundan evvelki ahlak yapısına ve fazilet nizamlarına bir göz attığımız zaman, yeryüzündeki insanlar maddi ve manevi değerlerini kaybetmiş olduğunu görürüz. Özellikle medeniyet gerektiren insanlık davranışlarından tamamen uzaklaşmıştır. O yıllarda dünyanın neresine bakılırsa bakılsın, ahlaki vasıfların hiç bir değeri kalmamış, yerini çirkin hareketler almıştı. Korkunç bir ahlak çöküntüsü dünyayı tümüyle kaplamıştı.
Bu ahlaki değerlerin yok olduğu tarihlerde dünya ülkelerine de baktığımız da, dünyanın birçok köşeleri kanlı boğuşmalara sahne olduğu kaçınılmaz olmuştur. Bunlardan İspanya ve Fransa’da saltanat davaları yüzünden kargaşalıklar sürüp gidiyordu. İtalya’da Romalılar eski şöhret ve ehemmiyetini kaybetmiş, koca imparatorluğun merkezi olan Roma şehri, bir dini merkezi haline gelmişti. Bizans’ın eski tarihi, şöhreti silinmiş haldeydi. Asya’da, Avrupa’da hiç aşağı değildi. Afrika’da ise Romalılar ve Yunanlılar, eski medeniyet ülkesi olan Mısır’ı sömürüyordu.
O zamanlar kadının içtimai durumu gerek Asya’da, gerek Avrupa’ya da iyi değildi. Hele Araplarda çok daha kötüydü. Hemen hemen tüm ülkeler kadın hukukundan mahrum durumdaydı. Erkek istediği zaman onu boşar, istediği zaman onu alırdı. Kadın bir eşya gibi görünürdü. Evde ise bir hizmetçi derecesinde tutulurdu. Örneğin, Yahudi kızları babalarının evlerinde bile bir hizmetkâr gibiydi.
İşte toplum ahlakının tamamen bozulduğu, ahlak bağlarının çözüldüğü, fazilet nizamlarının yok olduğu böyle bir zamanda İslamiyet’in doğuşu ile Hazreti Muhammed, yeni bir din ve nizam getirmiştir.
Sözü edilen bu İslam dininde, kadının mevkii çok değişmiş ve muhteremlik mertebesine yükselmiştir. Kadına merhamet, hürmet esası getirilmiş ve kadın erkek eşit haklara sahip olmuştur. Kimsenin iznine, müdahalesine ihtiyacı olmadan malını, nefsini ve zimmetini istediği gibi, istediği zamanda kullanmada bir tasarruf hakkı doğmuştur. Ayrıca İslam halklarına göre evlenme, alım satım, bağışlama, emanet etme, kefil olma, para alıp verme, şirket kurma gibi bütün hususlarda görev almıştır. Böylece kadın İslamiyet’in doğuşuyla bir çok haklar kazanmış ve günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde ise bu haklar değişik boyutlar kazanarak daha da ilerleme kaydetmiştir.
Yüzyıllar boyunca kadınlarımız, gerek aile yapısında, gerek iş konularında yaşam sürecimize katkı sağlamış ve maneviyat unsuru çerçevesinde her iki konuma (aile ve iş) bereket getirmiştir. Bu konuda ilk bilinen bereket kavramı, “Eline bulaşan buğday hamurunu ekmek yapmak” suretiyle ortaya çıkmıştır.
Her kadının elinin değdiği işlerde bir mutluluk ve bereket olduğunu, ayrıca kadının aile ve toplum arasında bir köprü görevini gördüğünü ve yine kadının eşsiz görevi itibariyle sosyal sistemin işleyişine katkı sağladığını hiçbir zaman unutmamamız gerekir.
Hoşça kalın.

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.