İsmi Ne? İsmi Gül

25 Ağu 2020 Sal 9:27
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Hasan ŞAHMARANOĞLU

 

Necati Kanter hocanın “İsmi Gül” adlı hikâye kitabını alınca ne yazacağımı unuttum. Yaşım 85, ben hiçbir şeye ağlamadım. Hayatım boyunca gülümsedim. Acaba benim gönlüm mü kuruydu, yüreğim mi taş gibiydi, çok düşündüm. Her okuduğum kitapta, her okuduğum şiirde bir melâl buluyordum. Kitapları, şiirleri ben yazıyormuşum gibi tekrar tekrar okurum bir hüzün bulamam.

Son çağ Türk edebiyatını iyi takip ederim. Romanları, hikâyeleri okurum bir şey bulamam. Hele sağ cenahta hiç hikâyeci kalmamıştı. Bir Şevket Bulut vardı hemşerim, ölmüştü. Kala kala Mustafa Kutlu’ya kalmıştık. İşte bu sıralarda muhterem Necati Kanter hocanın “İsmi Gül” adlı hikâyesi elime geçti.

Bu kadar girişten sonra adet olduğu üzere muhterem Necati Kanter hocayı tanıyalım: 1949 Elaziz doğumlu. İlköğrenimini Elaziz’de tamamlayan hoca, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirmiş. Çeşitli okullarda öğretmenlik ve yöneticilik yaptıktan sonra Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde “Türk İslam Edebiyatı” uzmanı olarak çalışmış. 2008 yılında emekli olduktan sonra doğduğu şehirde edebiyatla ilgilenmeye devam ediyor. Birçok edebiyat dergisinde öyküleri ve yazıları yayımlanmış.
Onun bizi dolaştırdığı yüce dağları, balta girmemiş ormanları, karanlık mağaraları, ucu ırmağa batan söğüt ağaçlarını, kedileri, köpekleri, kurbağaları atlayarak “İsmi Gül” adlı hikâyesi ve bana şiddetli hüzün veren “Hüzün Yağdı Dağlara adlı hikâyesini ele alalım:
Beni bu Yemen alır çöllere götürür; ağlayan anaları, Yemen Türküsü söyleyen gelinleri görürüm. Anadolu’da her şehrin bir Yemen hikâyesi vardır. Hocanın bu Yemen hikâyesi beni gençliğime götürdü. Ben de babamın anlattığı Mevlevi Taburu’nu hatırladım. Ben oldum olası ağıt sevmem; anaların, gelinlerin yaktıkları Yemen türküleri taş kalbimi yerinden oynattığı için sevmem. O zaman gençlik var. Yemen türküsünü gençliğin verdiği kalın sesimle kelimeleri uzatarak hecelere vurgular yaparak okurdum. Bu gök gürültüsünü andırır, top seslerini bana getirirdi. Dinleyenler hep tekrar ettirirlerdi.
Yemen bir kenarda dursun, Türkler bu güle neden bu kadar önem veriyor? Türkistan’dan Anadolu’ya kadar hangi Türkmen çadırında, hangi köyde, hangi şehirde bir kız doğsa isminde gül vardır. Şimdi saysam binlerce güllü kız ismi bulurum. Malum Türk-İslam topluluklarında gül, peygamberimizin simgesidir. Divan şairleri de bu nedenle gülü şiirlerinde sıklıkla kullanırlar. hürmetleri büyüktür.

Şimdi Yemen’e gelelim. Peki, Türkler bu Yemen’e neden bu kadar önem veriyorlar? Şimdi zannedildiği gibi Yemen’e asker 1914’te gönderilmedi. Sultanlar Sultanı Yıldırım Selahattin Yusuf Han (Yıldırım onun ifadesidir, onun Türk adıdır. Onu çadırlarda Yıldırım diye çağırırlardı) ağabeyi Turan Şah’a amcasının ordusu Esadiye’yi vererek Yemen’i fethe gönderdi. Turan Şah Yemen’i alarak oradaki Arap kabilelerini hizaya getirdi. Sonra Selahattin Yusuf Han, torunu Atsız’ı Yemen’e gönderdi. Yemen, Eyuplu Devleti’nin Mısır gibi, Suriye gibi, Lübnan gibi, Filistin gibi bir eyaleti oldu. Peki, bu Yemen’e bu kadar önem neden veriliyordu? O çağda İspanyollar, Portekizliler Hint Okyanusu’nda cirit atıyorlardı. Arada sırada Aden Boğazına hücum edip Kızıldeniz’e geçmek istiyorlardı. Gül’ün yurdunu tarumar edip Kâbe’yi yıkmak istiyorlardı. İşte büyük kumandan hem Kudüs’ten Frenkleri def etti hem Yemen’i devlete bağlayarak Mekke’yi ve Medine’yi kurtardı.

ismi gül
Sultanlar Sultanı Yıldırım Selahattin Yusuf Hanın iki ordusu vardı: Biri amcası Şirkuh’un kurduğu Esediye, diğeri kendisinin kurduğu Selaiye. Peki, bu orduların savaşçıları kimlerdi? Cenevizliler tarafından Deşt-i Kıpçak’tan toplanan Kıpçak savaşçıları, bir de Halep civarına yerleşen Türkmen aşiretlerinin savaşçıları idi. Sonra bu Kıpçaklar Mısır’da Türk Kıpçak Kölemen devleti kurdular. Ta ki Yavuz Sultan Selim Han, Mısır ordusunu yenip İslam dünyasını Osmanlı topraklarına katana kadar… Yavuz Sultan Selim Han gerçekten yavuzdur. Kızıldeniz’e ünlü Türk denizcisi Piri Reisi gönderdi. Hint Okyanusu’na Kemal Reis’i, Yemen’e de Özdemiroğlu’nu vali tayin elli. Yavuz Sultan Selim artık rahatlamıştı. GÜL’ünü garantiye almıştı. Zaten Hadim-i Haremeyn Şerifeyn değil miydi?

Sona doğru geliyorum, ellerim titrek, gözlerim yaşlı. Sen ne diyorsun hoca, ben 85 yaşında damar tıkanıklığı için ilaç kullanıyorum. Bu yaşlı insan ağlatılır mı? Sen şiir mi yazıyorsun, tarih mi? Anladık, “Melâli anlamayan nesle aşina değiliz.” Hocam, sen benim şair olduğumu bilmiyor musun? Neyse, gelelim Kaside-i Bürde’ye. Buradaki Muhammedî duruşu kim anlar? “Burada beni ancak Allah buyruğuna bağlı Peygamber affı kurtarır. Ben onun ‘ÖÇ ve AF’ adalet eline uzatıyorum işte sağ elimi. Beni ancak o kurtarabilir burada, yalnız o. Şimdi yalnız söz onun. Buradan ne anladık? Mesaj ne? “İNTİKAM YOK” adalet var. Hoca efendi, bu millet Sırp vahşetinin acısını unuttu. Mostar Köprüsü’nü yeniden yaptı. Bu beş yüz değil, belki bin beş yüz yıl kalacak Sırpların alnında, mahşer düğümü olarak kalacak.
Hocam, sen İslam tarihini iyi bilirsin. Hz. Ömer Kudüs’ü fethetti. Kimi öldürdü? Haçlılar, Frenkler Kudüs’ü işgal ettiler, kendi kronikçileri yazıyor, atların ayak bileklerine kadar kan oluk oluk aktı. Şarkın gönül Sultanı Eyüplü Selahattin Yusuf Han Kudüs’ü fethetti. Onları fidye olarak evlerine gönderdi. Şu canavar Ermenilere bak. Kardeş bildiği Anadolu Türkünü Ruslarla ortak olarak arkadan vurdu. Kocaları, babaları askere giden savunmasız insanları genç, yaşlı demeden camilere doldurup yaktı. Türk milleti bunları yine affetti. Şimdi Türkiye’de iki yüz bin Ermeni kaçak çalışıyor, Türkün ekmeğini yiyor. Ellerine fırsat geçse yine aynı şeyi yaparlar.

Sayın okuyucular; “İsmi Gül” adlı bu hikâye kitabı İstanbul’da Meserret Yayınlarından çıktı. İsteyen oradan temin edebilir.

 

Benzer Haberler

Metin MERCİMEK “COVİD-19′A KARŞI MÜCADELEDE ÜÇ ÖNEMLİ FAKTÖR TEMİZLİK, MASKE...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Atatürk; tarihin şahit olduğu en büyük komutan ve devlet...

Yorum 
0

Kilis Tarihi Akcurun Çarşısından Sayfalar   Ahmet Rami Atan (Müştak-i Hürriyet)  ...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Covid-19 Virüsüne Karşı Ruhumuzu Gü...

Metin MERCİMEK “COVİD-19′A KARŞI MÜCADELEDE ÜÇ ÖNEMLİ FAKTÖR...

Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Atatürk; tarihin şahit olduğu en büyük...

Ahmet Rami Atan (Müştak-i Hürriyet)...

Kilis Tarihi Akcurun Çarşısından Sayfalar   Ahmet Rami Atan (Müştak-i...

Bumerang Serisi-14

Vicdan & Merhamet ve Acımasızlık   Mahmut İhsan KANMAZ   “Bütün...

Ehl-i Beyt’in Tevbe Anlayışı

Uğur KEPEKÇİ   Kişinin işlediği hatalara günah, hatalardan dönüp...

İSTEM

Neden gönlün ahûzar? Efil efil esmekte bu sabah rüzgâr. Halden anlayanın...

AŞK OLSUN

Günler gelip geçiyor tükenip giden ömür Bu gönül sana hasret gel de adın...

BEN BİR “İĞDE”

…ve böyle geçiyor bütün günlerim, Dalımda, yeşilden eser kalmadı....

Piyasadaki durgunluk esnafa 2001 kr...

Kilis’te yaz mevsimi başından bu yana yaşanan alış-veriş durgunluğu giderek...

Kilis’te koronavirüsten ölenlerin s...

Kilis’te bugün itibariyle koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden kişi...

Silahla intihar eden şahıs hayatını...

Kilis’te silahla ağır yaralanan şahıs kaldırıldığı hastanede hayatını...

Üzüm pekmezi 15 TL’ye

Kilisli vatandaşların soğuk kış aylarında özellikle tahin ile birlikte...

7500 ton patlıcan üretimi yapıldı...

Kilis genelinde yaklaşık 1500 dekar alanda 7500 ton civarında patlıcan üretimi...

Suriyeliler birbirlerine girdi [ASA...

Kilis’te Suriye uyruklu iki grup arasında çıkan kavgada 6 kişi yaralandı....

Kaymakam, köy okullarını denetledi...

Kilis’in Musabeyli İlçe Kaymakamı Sertaç Kırçuval, eğitim-öğretime...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

İŞE BAK Türkiye’de bir kişi, 3 kişiye bakıyormuş. Devlet ise bir...

Yeteneklerimizi Değerlendirelim

Metin MERCİMEK “HER ALIŞKANLIK ELİMİZİ DAHA BECERİKLİ, AKLIMIZI İSE...

Türk Musikisine Sahip Çıkalım

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, milli kültürün taşınmasında, en önemli...