Dolar 32,2983
Euro 35,0237
Altın 2.408,82
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 39°C
Açık
Kilis
39°C
Açık
Cum 38°C
Cts 35°C
Paz 35°C
Pts 36°C

İstanbul’un Ekolojik Sorunu: Eminönü ve Unkapanı Sel Baskını

İstanbul’un Ekolojik Sorunu: Eminönü ve Unkapanı Sel Baskını
A+
A-
23.08.2019
374
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“İstanbul’un iklim krizi tehdit altında olduğu, hava kirliliğinin ölçülemediği ve son yıllarda milyonlarca ağacın kesildiği görülmüştür.” (İstanbul Çevre Mühendisleri Odası)

Yeşil alanlar nedir, yeşil alanlar insanlara ve topluma ne kazandırır? Öncelikle yeşil alanlar, hiç şüphesiz o şehirde ikamet eden ve hayatlarını burada ömür boyu sürdüren insanların yaşam kalitesini olumlu yönde katkı sağlayan yerlerdir. Gerek sağlığımız bakımından, gerekse huzur açısından son derece önemli bir yer tutan yeşil alanlar, halkın kullanımında yer alan park, bahçe, piknik alanları ve kent ormanları şeklinde tanımlanır. Yeşil alanlarla ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütü, kişi başına en az 9 metrekare aktif yeşil alan düşmesini tavsiye etmektedir.
Tarih boyu nice medeniyetlere başkentlik etmiş ve her yönüyle görkemli bir görünüme sahip olan İstanbul, tüm dünyanın göz bebeği olmaya devam etmekte. Asya ile Avrupa’nın buluşma noktasında bulunan bu güzel şehir, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle olduğu kadar içinden geçen denizi, doğal bir alan olan Haliç’i ile yeteri kadar yeşil alanlara sahip bir kenttir. Ancak yeşil alanların büyüklüğü ya da kişi başına düşen yeşil alan miktarının, son yollarda hayli azaldığını görmekteyiz.
Almış olduğum bilgilere göre, Çevre Mühendisleri Odası’nın verdiği rapora göre, “İstanbul’un iklim krizi tehdidi altında olduğu, hava kirliliğinin ölçülemediği ve son yıllarda milyonlarca ağacın kesildiği” bildirilmektedir. Ayrıca raporda, Türkiye’de son dönemde 550 bin hektarlık orman arazisinin maden ve turizm tesisleri gibi kullanımlar nedeniyle yok edildiğine de yer verilmiştir.
Diğer taraftan hava kirliliğine de değinen raporda, yoğun bir nüfusa sahip olan İstanbul’da, 2018 yılında neredeyse hiç ölçüm yapılmadığı da bildirilmiştir. Ölçüm yapılan bölgelerde ise güvenli bir veri alınamadığı ve solunan havanın kirlilik durumunun devam ettiği de vurgulanmıştır.
İstanbul’un bu sorunu sadece karada değil, denizlerde de kendini göstermiştir. Yine aldığım bilgilere göre, Marmara Denizi’ne deşarj edilen evsel ve endüstriyel atıkların yüksek seviyede olması, ekosistemi olumsuz yönde etkilemekte olduğu belirtilmektedir. Atık su arıtma tesislerinin sadece iri ve çökebilen maddelerin giderimizi yapan arıtma sisteminin basit arıtma sistemi olduğu, bunun da yeterli olmadığı bildirilmiştir.
2018 yılı Temmuz ayında İstanbul’da görülen seller ve bir kaç gün önce Unkapanı ve Eminönü giderlerinin tıkanması ile ortaya çıkan sel felaketleri, artık İstanbul’u risk altına almış gibi görünmekte. Böylesine iklim değişikliği kaynaklı afetlerin devam etmesi, İstanbul için önemli tehdit unsuru oluşturmaktadır. Ne yazık ki, Türkiye’de iklim değişikliği etkileri ve bunların kentler üzerinde getireceği riskler hakkında yeterli bir çalışma yapılmamaktadır. İşte bu konuda İstanbul’dan başlayarak afet haline gelen bu etkilerin ele alınması ile analiz edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Hoşça kalın.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.