Dolar 8,5610
Euro 10,1604
Altın 499,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 39°C
Sıcak
Kilis
39°C
Sıcak
Cum 39°C
Cts 40°C
Paz 40°C
Pts 41°C

İZMİR MEKTUBU: Yaz Ayları Neredeyiz?

İZMİR MEKTUBU: Yaz Ayları Neredeyiz?
REKLAM ALANI
A+
A-
24.09.2014
34
ABONE OL

Bu yaz İzmir’den sizlere tanıtım yapamadım. Urla Çeşmealtı’nda geçti günlerimiz. Temmuz, Ağustos aylarında İzmir cayır cayır yanarken, insanlar serin yer arar kendilerine. Kimi Bodrum’a, kimi Marmaris’e uzanır. Ama son yıllarda Çeşme Alaçatı kendini kanıtlarcasına İstanbul sosyetesinin mekânı oldu. Yazın kalabalık o kadar fazla ki, daracık sokaklarında yürürken, gülelim mi?, ağlayalım mı?, dersiniz. Kaçmak istersiniz, ama o hengâmede kaybolursunuz. Benim kızımın orada evi var, yazın gitmek istemem hiç. Gitsem de çarşı uzak olduğu için, gün boyu evde oturur, akşam serinliğinde artistlerin, oyuncuların takıldığı Hacı Memiş sokakta biraz dolaşır, hangi ünlüyle karşılaşma merakınızı giderirsiniz. Bizim yerimiz Çeşme ile İzmir arasında, Urla’ya bağlı, sakin bir kasaba.

Çeşmealtı’nda yaz boyu günlük yaşantım yürüyüş, denize girme, kitap ve gazete okumakla geçer. Hoşuma giden bir roman, öykü oldu mu, o yazarın tüm kitaplarını sırasıyla okurum. Bu yaz Ayşe Kulin’e taktım. Veda, Hayat, Hayal, Türkan gibi, hayat öykülerini anlatan biyografi tarzındaki bu eserleri bitirdim. Romandaki kişilerle aynı havayı teneffüs etmenin, acıların, kederlerin, tatlı hayallerin doyumuna ulaşmaya çalıştım. Akşamları deniz kenarında kahve önünde otururken, gelip geçenlerin mutlu yüzlerini, bitişik dükkânda İzmir insanının vazgeçemediği Kakoreççi Özcan’ın masalarında dizili yemek yiyenleri, burada tanıştığımız birkaç emekli ailelerin masamızdaki sohbetlerini elbette unutamayacağız. Burada Kilisli, Nizipli, Gaziantepli ailelerle dostluklarımız olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Kilis’ten kalkıp İzmir’e gelişimiz nerdeyse otuz yıl olacak. İzmir’e geldik diye, Kilis’i unuttuk mu? Elbette hayır. Kent Gazetesi’nin devamlı abonesiyim. Kent Gazetesi’nde kurulduğu günden beri yazılarım çıkar. Kilis’le ilgili gazete, tanıtım kitapları, şiir kitapları bana zamanında ulaşır. Sağ olsun değerli arkadaşım Zeytin Dalı yöneticisi Muhlis Bey, bana bunları istemeden zamanında yollar. İstanbul’da Nejat Taşkın ağabeyim de öyle. İstanbul’daki Kilis Vakfı’nın çalışmalarından günü gününe beni haberdar eden Selim Daniş kardeşime de buradan selamlar yolluyorum. Bir defasında gençlik arkadaşım Gaziantep’ten, son günlerde Kent Gazetesi’nde güncel yazılarını okumadan edemediğim Hüseyin Toprak’tan da bir koli Kilis’le ilgili dokümanlar almıştım. Onlara teşekkür borçluyum.

 

Yazlıktan inmeden bir pazar gecesi (14.09.2014) eski Çeşme yolu üzerinde, İzmir’deki Kilis Kültür Derneğimizin Başkanı Hayrettin Keşkek Bey’in daveti üzerine, Dilaver Tosyalı Beylerle, üç aile bir lokantada buluştuk. Önceden yerimiz ayrılmış. Ben kendi kendini yaratmış olan çalışkan insanların öykülerini hep merak ederim. Hele bu insan bir Kilisli olursa… Öğretmenlik yıllarımda Türkçe kitaplarında okuttuğumuz bir konu vardı. “Al Baltayı Eline… Bir Amerikan gerçeği… Ormanda kulübede yaşayan fakir bir aile… Oğluna harçlık veremeyince “Al Baltayı Eline” diyor, yani ormandaki kütükleri al, odun yap, sat, harçlığını çıkart. Bedava ekmek yok, diye düşünmeyin, çalışmadan hedefe ulaşılmıyor. Kilis’i konuşurken Hayrettin Keşkek Bey’i biraz eskilere götürmek istedim. İzmir’e nasıl ve ne zaman geldiklerini, her şeyi olduğu gibi anlattı. Ben size söyleyeyim, Kilisli dürüsttür, yaptığı işi başarıyla bitirir. Nereye giderse gitsin kendini kanıtlar. O yıllarda babası Mehmet Beşir Keşkek Bey, Kilis’te yemenicilik yapar, Kilis’in uğraşlarından biridir bu zanaat. Benim babamda köşkerdi, Abuşağa Çeşmesi karşısında Köşker Reşit, denildi mi, O’nu sanırım o yıllarda bilmeyen yoktu. 1958 yılında İzmir sevdaları başlıyor Hayrettin Keşkek Beylerin. Daha on üç yaşındayken, ağabeyi Necmettin ve Selahattin Keşkek Beylerle üç kardeş İzmir’ geliyorlar. Babaları önceleri gelmiyor. İleriki yıllarda ikna edilerek getiriliyor. Hayrettin Bey, burada ortaokul, lise ve Turizm meslek okulunu bitip, askerlik hizmetini de yapınca, bir turizm firmasında muhasebe bölümünde çalışıyor. Kendini yetiştiriyor, dürüstlüğü dikkat çekince, şimdi Onur Air’in sahibi Cankurt Bağana Beyefendi’nin ortaklık teklifiyle, Güzel Ege Turizm A.Ş.’yi kuruyorlar. Bir oğlu Kanada’da ikamet ederken, dünyanın her tarafından turist kafileleri, bunların turuyla güzel Anadolu’muzu gezme, tanıma olanağı buluyor. Tunus’ta, Fas’ta, Cezayir’de oteller kiralıyorlar, buralara kadar uzanıyor kolları. Yine o yıllarda İstanbul’da Tem-Tur adında tanınmış bir firma, bunlarla çalışmak isteyince, işleri daha da büyüyor. Bu iş 1978 den 2005 yılına kadar sürüyor. Kilisli Perihan ablayla evli… Geçen hafta Kilis’te olduğunu söylüyor ablamız. Doktor Bekir Keşkek Bey’in oğlunun düğünü varmış. Yakın akrabaları olduğu için gitmiş. Aykanat Düğün Salonundaki şenliği, yapılan ikramların tadını, yoh yohların hala kulaklarından gitmediğini anlata anlata bitiremiyor. Masamızda Dilaver Tosyalı’nın eşi Kilisli olmamasına karşın, Kilis’ten söz açılınca O’da Kilis’i konuşuyor, Kilis’i anlatıyor. Yedikleri oruğu, kübilmüşşeyi, mumbarı unutamadığını söylüyor. Hayrettin Beylerin üç oğlu var şimdi. Her biri babaları gibi, İzmir’de tahsilli ve donanımlı iş adamı olmuşlar. 2001 yılında Amerika’daki kulelerin vurulması, dünyanın her yerinde turizm şirketlerine darbe oluyor. Bunların şirketlerine de yer ayırtmış olan firmalar, bir günde bağlantılarını iptal ediyorlar. Hayrettin Bey, birkaç yıl sonra yıpranmış bedeniyle, yeter artik diyor, yaptıklarımla, yatırımlarımla ömrümü sağlıklı ve mutlu bir aile büyüğü olarak geçiririm derken, 2005 ‘de bir kalp sorunu çıkıyor. Ameliyat sonunda tamamen işi bırakıyor, köşesine çekilirken, çocuklarının evlilikleri, torunların oluşu, bugünlere kadar koşturuyor. O’nu biz birkaç sene evvel İzmir’deki Kültür Derneğimizle tanıştırdık. Bırakmadık, başkan yaptık. Hoşgörülü, bonkör, arkadaş canlısı bu kardeşimi sizlere tanıtmak istedim. Şimdi Kültür Derneğimizin dosyaları titizlikle tutuluyor, üyelerimizin çoğalması için çalışılıyor, hatta İzmir’e, Kilis’ten yüksek tahsil için gelen gençlere, elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Çoğumuzun hayat öyküsü O’nunkine benziyor. Atamızın dediği gibi “Çalışkan olmak… Bizleri hedefimize ulaştıran meziyetlerden sadece bir tanesi…

Bir yerde okumuştum, Richard Bach’in bir sözü var: “Hayatla ilgili görevlerini tamamlayıp, tamamlanmadığını soruyorsan, bunun çok basit bir yanıtı var, yaşıyorsan tamamlanmamış, demektir… Ben de öğretmenliği tamamlamış, ticari hayatı çocuklara devretmiş, şimdi de okuyor, yazıyorum. Demek ki, hayatla ilgili görevlerim tamamlanmamış. Yoksa Kilis’i düşünebilir miydim? Kilis’teki bağ hayatını özlemiyor değiliz, ancak burada alışılmışı, buradaki yaşantıyı biz de benimsemek zorunda kaldık. Ama Kilis bahsi açıldı mı, biz burada değiliz, Kilis’teyiz.

_____________________

Birinci resim

Hayrettin Keşkek Bey, kültür derneğimizin bir gezisi sırasında Selçuk’taki bahçede Kilisli arkadaşlarla.

İkinci resim İzmir’de Kilis Kültür Derneği Yönetim Kurulu üyeleriyle beraber konuşma yaparken.

dalgic yazdalg yaz

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.