Dolar 32,2955
Euro 35,1063
Altın 2.404,39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 39°C
Açık
Kilis
39°C
Açık
Cum 38°C
Cts 35°C
Paz 35°C
Pts 36°C

Kahve Falımın Sırrı

Kahve Falımın Sırrı
A+
A-
20.02.2019
429
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“HAYAT BİR KAHVE FİNCANI  GİBİDİR, BAZEN ACI BAZEN TATLI OLUR. ÖNEMLİ OLAN KAHVENİN TADI DEĞİL, ONU KİMİNLE İÇTİĞİMİZDİR.”
Hepimizin bildiği üzere, “Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır” diye atalarımız boşuna söylememişler. Kahve, gerek düğün derneklerde, gerek toplantılarda, gerek bir barışı sağlamada, gerek kız isteme geleneklerinde hayli etkili olmaktadır. Tüm bunların yanı sıra, sağlığımıza da yarar sağlamaktadır. Yine insanların beklentilerine ışık tutan ve onlara bir teselli veren kahve falına bakma diye bir başka eğlenceli yönü de vardır.
Şimdi kahve falı ile ilgili başımdan geçmiş olan gerçek bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum:
“Yedek subaylık görevimi Çankırı Astsubay Askeri Okulda Pedagoji (rehberlik) öğretmeni olarak yaptım. Okul mesaisinden sonra her akşam Çankırı Orduevi’ne gider hem sohbet eder hem de yemeklerimizi burada yerdik. Orduevi’nin bitişiğinde tek bir keçisi olan yaşlı bir teyze, haftanın belirli günlerinde  bana süt getirirdi. Bu teyzeyle ayrı bir dostluğumuz vardı.
Aylar geçti, terhis zamanı geldiğinde, bana süt getiren teyzeye Allahaısmarladık demek ve elini öpmek için evine gittim. Evin içinde 6 misafir bayanlarla kahve içerken, ben de bu sohbetin içine katıldım. Bu arada bir kahve de bana ikram ettiler. Ev sahibi teyze, “Kahve falına bakmasını biliyor musun Metin oğlum?” diye seslenince, o anda ağzımdan evet çıktı. Mevcut 6 bayandan 5’inin falına tek tek bakmaya başladım ve ayrı ayrı yorumlar sergiledim. Kimine yol çıktı, yola gideceksiniz dedim. Kimine balık çıktı, size kısmetli bir para var dedim. Birinin falında ayı gördüm, devlet dairesinde işinin olacağını söyledim. Bir diğerinde yuvarlak halka gördüm, yakında düğünlerinin olacağını bildirdim. Kiminin falında tek bir göz çıktı, sizi çekemeyenler var dedim. Tüm bunların yanı sıra başka başka konulardan da söz ettim. Hepsi hem etkilendi hem de teşekkür etti. Velhasıl kahve falında ne varsa hemen hemen gördüklerimin hepsini söyledim.
Ancak, bu beş bayanın haricinde diğer genç bir bayan konuşmalarımı dinlemiş, hemen mutfağa geçerek kendine bir kahve yapıp kapamış. Bir baktım niyet etmiş olduğu kahve fincanını bana uzatarak, “Ne olur benimde falıma bakar mısınız!” deyince birden şaşırdım ve “Bu bayanları kırmamak için içimden gelen sözleri sarf ettim, hatta yalan bile söyledim” dememe rağmen, “Sizi izledim çok güzel fala bakıyorsunuz, lütfen!” dedi ve duygu dolu bir tavırla falına bakmamı istedi. Aslında diğer bayanların falına bakarken kalıplaşmış olan tüm sözcükleri bakarak tüketmiştim.
Genç bayanın bu içten isteğini kıramadım. Bir şeyler söylemek için elime almış olduğum fincanı, bir sağa bir sola çevirip duruyordum, ama aklıma hiç bir şey gelmiyordu. Karşımdaki bu bayan ve diğerleri, ağzımdan çıkacak olan sözleri büyük bir sabır ve heyecanla bekliyorlardı. Bu arada ben de heyecanlanmaya başladım. Fakat bir şeyler söylemem gerekiyordu. Birden bire ağzımdan “Yakında bir bebeğiniz olacak” diye söyleyince, sedir üzerinde oturan genç bayan, yerinden fırlayarak boynuma sarıldı ve başladı ağlamaya. Aniden elimdeki fincan bir tarafa düştü, ben ise büyük bir şaşkınlık içinde ne söyleyeceğimi bilemedim. Sadece hıçkırarak ağladığını ve “Allah sizden razı olsun” seslerini duyabiliyordum. O sırada ev sahibi teyze, bana yaklaşarak “Bu bayanın tam 10 yıldır çocuğu olmuyor. Siz de çocuğunuz olacak deyince, sevincinden çılgına döndü” dedi. Bu olay karşısında heyecandan ne yapacağımı bilemedim, hatta neden bu sözü söyledim diye üzüntü bile duydum.
O günün ertesine İstanbul’a döndüm. Ancak bu olayın etkisinden bir türlü kurtulamadım. Aradan 2 ay geçti. Bana süt getiren teyzeye verilmek üzere, Çankırı Orduevi’ne bir mektup yazdım ve hamilelikle ilgili falına baktığım bayandan haber var mı diye sordum. Ne var ki bir cevap alamadım. İki ay sonra tekrar bir mektup daha yazdım ve mektubuma neden cevap verilmediğine dair bilginin teyidi için Çankırı Orduevi’nde görevli bir asteğmen arkadaşıma telefon açtım ve onu teyzenin evine gönderdim. Almış olduğum cevap da, bana aylarca süt getiren teyzenin vefat ettiği söylenince çok üzüldüm.
Falına baktığım sırada, muhteşem duyguya kendini kaptıran genç bayanın, sevinç gözyaşları hala gözlerimin önünden silinmedi. Hani derler ya “Fala inanma, falsız da kalma” sözünden hareketle, fala ister inanalım, ister inanmayalım, sadece genç bayanın ağlamalı sevinci, belki de dünyanın en mutlu bir sevinciydi. Bu sevincin neticesini öğrenmek, hatta Çankırı’ya bile gitmek istiyordum. Ama o duygu dolu anın neticesine varmamızın mümkün olmadığını anladım. Çünkü bunun sırrının sadece Yaradan’da saklı olduğunu düşündüm ve vazgeçtim.
Hoşça kalın.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.