Dolar 33,0826
Euro 36,0408
Altın 2.560,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 36°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
36°C
Parçalı Bulutlu
Pts 36°C
Sal 36°C
Çar 38°C
Per 37°C

Kaşık Çalımı, Kilis’e Nasıl Yansıyacak?

Kaşık Çalımı, Kilis’e Nasıl Yansıyacak?
A+
A-
06.12.2023
217
ABONE OL

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Kilis KENT Gazetesi’nde yayınlanan Klasik Türk Müziği Korosu ile alakalı “LayLayLom Değil; Gıda” başlıklı yazımda 11. Cumhurbaşkanımız Kıymetli Abdullah Gül’ün adı bir yerde geçince Basın Sorumlusu Birol Avşar 23 Kasım 2023 Perşembe günü bana bir açıklama gönderdi. “11.Cumhurbaşkanlığı Ofisi Bilgilendirme” başlıklı açıklama şöyle, aynen aktarıyorum;

“Merhaba Sayın Mehmet Cemal Çiftçigüzeli Bey,

Ben,11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’ün Basın Sorumlusu Birol Afşar. Dün kaleme aldığınız “LayLayLom Değil; Gıda” başlıklı yazınızı 11.Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’e arz ettim. Kendileri size selamlarını ilettiler.

Öncelikle şunu belirtmek isterim;Sayın Gül, Cumhurbaşkanlığı döneminde İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nu Cumhurbaşkanlığı himayesine aldırmış, ilk konserlerinin Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde gerçekleştirilmesini sağlamış ve Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndaki icrayı da yerinde takip etmiştir.

Sayın Gül’ün bana aktardığı; Cumhurbaşkanlığı KlasikTürk Müziği Korosu’nun Cumhurbaşkanlığı uhdesine alınış süreci, bu süreçteki kendisinin talimatları ve bu koroya verdiği önemi aşağıda sizinle paylaşacağım açık kaynaklar vasıtasıyla dikkatinize getirmek istiyorum” diyor ve 8 linki referans olarak gösteriyor ve ekliyor” geri dönüş yapmak isterseniz bize bu mail veya 0 530…….Nolu telefonla ulaşabilirsiniz. İyi günler ve çalışmalar dileriz.”

Aynen aktırdım. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı yüce katında hizmet etmiş 11. Cumhurbaşkanı Değerli Abdullah Gül Beyefendi’ye ve Basın Sorumlusu Birol Afşar’a teşekkür ederim. 64 yıldan beri fiili ve resmi gazeteci olarak genelde kamu görevlileri yazdıklarımızla alakalı olarak ya telefonla, ya yazıyla yahut yanlış bilgi ise tekzip ile cevap verirler. Muhterem Gül, Basın Sorumlusu aracılığıyla yazılı bir açıklama göndermiş. Teşekkür ederim. Zaten bendeniz de yazımda aksi bir iddiada bulunmadım. Dolayısıyla bir kamu hizmeti yapan gazetecilerin yazdıklarına alaka gösteren Sayın Gül’ün ilgisine teşekkür ederim. Bu bir erdem ayrıca. Devlet adamlarına da gazetecilere de yakışıyor.

KİLİS LOBİSİ VEYA KİLİS ZİRVESİ OLABİLİR Mİ?

Ben Kilisliyim. Kentimizin ve insanımızın her sorunu beni aydın sorumluluğu içinde alakadar eder.KENT arşivini araştıranlar bu konuda çok sayıda yazımı, yorumumu, değerlendirmemi göreceklerdir. Özellikle Rahmetli Ekrem Çetin’den bu yana Kilis Belediye Başkanı Avukat Merhum Abdi Bulut ile alakalı onlarca yazı kaleme aldım, röportaj yaptım. Son olarak da Rahmetli Abdi Bulut’un Kilis’te hayata geçireceği bir gastronomi festivali için yurt içi ve dışında bazı gurmelerle görüşmüştük. Ayrıca Kilis Belediyesi’nde bir genel kütüphane kuracağını, benden de Kilis Üniversitesi’ne hediye ettiğim dev kütüphane gibi katkı istemişti. Kilis’in Tarihi Kentler Birliği’ne alınması için Ankara’da temaslar yapmamızı da rica etmişti. Hatta kolaları sıvamıştık bile. Fakat rahmetlinin ömrü vefa etmedi. Mekânı cennet olsun.

Nurlarda uyusun Abdi Bulut gibi, Kilis Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. İsmail Güvenç ve Valimiz Aslan Kütükçü ile de Kilis’e geldiğimde zaman zaman birlikte olur, memleketimize nasıl faydalı olacağımızı, sorunların üstesinden nasıl gelinebileceğini, Kilis dışındaki Kilislilerle, üst bürokratlar ve maruf kişilerle nasıl bir iletişime geçileceğini değerlendirirdik. Yurt içinde özellikle bir Kilis Lobisi kurulması konusunu gündeme getirince Ankara’da bir Kilis Zirvesi yapılmasını kararlaştırmış, 32 ildeki Kilisli Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri davet edilmiş, Kilisli sanatçıların konseri gerçekleşmiş, TRT bültenlerinde yer almış; resim, minyatür, tezhip, el işi sergisi ve Kilis Mutfak Kültürü örnekleriyle verilecek bir gala yemeğini hayata geçirmiştik(2004).Bendeniz de mesleğim gereği değerlendirmeler yaparak yazılar yazardım. Kıymetli idarecimizin KENT’teki Kilis ile alakalı yazılarımda dolayı plaket ve takdirnameleri arşivimde duruyor.Kilis ile yazı yazmayı ömrümüz el verdikçe sürdüreceğim. Son yazım “Kilis’te Ne Var, Ne Yok?” başlığıyla Kasım ayı içinde yayınlandı. Yerel yönetimimizin yapmakta geciktiği hususlarıhatırlatmıştım. Mesela artan nüfus yapısı, mülteciler, hayat pahalılığı, işsizlik, alt yapı sorunu, çevre, temizlik ve çöp sorunu, aşırı yoğunlaşan trafik meselesi, kaldırımların işgali, su, Cumhuriyet Meydanı projesi, bir türlü bitirilemeyen Millet Bahçesi vs.

Kilis Yerel yönetimi geri dönmedi. Sayın 11. Cumhurbaşkanımız basın sorumlusu aracılığıyla geri döndü, ama Kilis Yerel Yönetiminin,Birol Afşar gibi bir basın sorumlusu olmadığından mı nedir geri dönmedi?

ISTIFIL OLSUN

Türkiye Yüzyılında İstanbul’da Kilis Mutfağı etkinliği haberini bana bir gün önce Nevin Altınbaş Bulut bildirdi. Bana davet gelmediği için sıcak bakmadım. Ancak akşama doğru biri iletiyle, ötekisi telefonla davet edildim. İstanbul’un Kilisli Muhtarı diye bilinen kıymetli öğretmen emeklisi, Kilis İstanbul Vakfı’nın lokomotiflerinden Selim Daniş arkadaşımız ısrarla beklediğini söyledi. Tahmin ettiğim gibi Kilisli İşadamlarımızın her türlü toplantılarına yer veren İstanbul Taksim Gümüşsuyu Caddesi üzerindeki CVK Park BosphorusHotel’de yapılacaktı etkinlik. Kilis Valisi Tahir Şahin, Belediye Başkanı Servet Ramazan ve Kilis üst bürokratları gelerek Kilis Mutfağını topluma ve gurmelere tanıtacaklarmış. Medyaya da bilgi verilmiş. İyi bir gelişme. Artık üniversitelerin hepsinde de neredeyse gastronomi bölümü açıldı ve aşçılık büyük alaka görüyor. Çünkü aşçılarımız bir genel müdüre yakın maaş alıyorlar ve yurt dışına açılma şansları da pek yüksek.

Yahya Kemal Bayatlı’nın yıllarca kaldığı Park Otelin yerine inşa edilen CVK ana binasında değil, teras katındaydı program. Kapıda TRT Kilis Temsilcisi meslektaşım Mahmut Özbalcı ile KENT Muhabiri İbrahim Güneş vardı. Soluklanıyorlardı. “Bu otelde mi kalıyorsunuz?” diye sordum. Üst bürokratların otelinde kalmadıklarını, Taksim’deki bir otele yerleştirildiklerini anlattılar. Birlikte asansörle çıktık. Girişe konulan masada iki görevli gelen konukların isimlerini kaydediyor, sonra salona geçiyorsunuz. Terastan manzara muhteşem, bütün Boğaziçi ayağınızın altında, Topkapı Sarayı ve Sarayburnu bütün ihtişamıyla size göz kırpıyor. Yazılı olmayan, ancak sözle anlatılan programda Kilis ürünlerinin tanıtımı saat 15.00’te yemek ise 18.00’de olacaktı. Galiba çoğu kişi kendisini yemeğe endekslemiş olsa gerek ki o sırada salondaki davetli sayısı fazla değildi.

TERASTA MUHABBET

Terasta üniversitede okuyan Kilisli gençlerle tanıştım. Şıh Mehmet Yalçın ile sohbet ediyorlardı. Beni tümü hukuk eğitimi gören gençlerimize tanıttı. Ayaküstü sohbetimizde hukuk eğitimi gören Kilisli gençlerimize “bir doğu bir batı dili öğrenin, fakülteden mezun olunca ya öğretim üyesi olarak kalın, ya da deniz hukuku ile Avrupa Birliği hukukunda uzman olun. Mutlaka bir yurt dışı tecrübesi kazanın, muhitiniz olsun” dedim. Kafalarına yatmış olsa gerek ki, “Ağabey oralara girmek çok zor” demezler mi? “Elbette zor, siz zoru başaracaksınız, icra avukatı olmayacaksınız. Hele o zaman bir gelsin Rabbim bakalım neler gösterecek?” Dedim. Üniversitedeki hukukçu hemşerilerimiz olan hocalarımızı adlarını söyledin, tanışmalarını istedim.

Buara Şıh Mehmet Yalçın’a sordum “Kilis’te ne var, ne yok “diye. “Çok şey var anlatılacak ama sırası değil” dedi. Nedenini sordum. Anlattı “27 yıldır politikanın içindeyim, bugünkü olaylar kadar hızlı ve değişik gelişeni görmedim. Dolayısıyla anlatamam. 4 ay sonra emekliyim. O zaman anlatırım” demez mi? Ben devam ettim. “Şimdi anlatmazsan o zaman iş işten çoktan geçmiş olmaz mı? İlgilisi tedbirini almaz mı?” Kilis İl Genel Meclis Başkanı Şıh Mehmet Yalçın “Olsun, sonra konuşacağım” dedi ve konuyu kapattık.

Sonra stantların oluştuğu salona geçtim.

“BENDEKİ BU AŞK OLMASA…”

Aşık Veysel’i tanırmısınız?. Maruf bir halk ozanımızdır. Tahminim o dur ki 1958 falan olsa gerek Kilis’e gelmiş, Özyurt Sinemasında bir konser vermişti. Öğretmenlerimiz de bizi o etkinliğe götürmüşlerdi. Hiç unutmadığım sazı ve sözü ile Aşık Veysel şöyle çalmış ve söylemişti bir eserinde: “Güzelliğin beş para etmez/ Bendeki bu aşk olmazsa”. Tam delikanlılığa gireceğim günlerde çok etkilenmiştim. Türkiye Yüzyılında Kilis Mutfağının sergilendiği salonu gezmeye başlarken bu söz aklıma düştü. Kendi kendime mırıldandım Aşık Veysel’den mülhem “Ustalarımız, yazarlarımız olmasa, makamlar, unvanlar para etmez!” Ustalarımızın hünerleri parmak ısıttırdı gerçekten.

Salonun ortasındaki masalarda Kilis yapımı kalaylanmış madeni tabaklara yerleştirilmiş siyah üzüm-horoz karası, tek diş haline getirilen ceviz sucuğu, muska, bastık, çeşitli kahkeler, gerebiç ve sabun sergileniyordu. Tabakaların arasına da zeytin dalı yerleştirilmişti. İsteyen konuklar bunların tadına bakıyordu. Birkaç kaçamak da rahatlıkla elindeki kâğıt mendillere paketliyordu. Kilis horoz karası yüksek şeker oranı, içeriğinde bulunan kalsiyum, potasyum ve demir oranıyla şifa ürünü olarak da tüketiliyor. Patenti ise “Kilis Horoz Karam” şeklinde tescillenmiş. Kilis sabununda da hem zeytinyağı ve hem de zeytin yaprağı mevcut. Fıstıklı ve cevizli olmak üzere Gerebiçiseözellikle Ramazan Bayramlarının olmazsa olmazı Kilis’in. Zeytinyağı ile yapıldığından kendine has bir aroması da mevcut.

İstanbul Kilis Vakfı’nın eskimez Müdürü Selim Daniş beni hem tanıştırdı ustalarımızla, hem ilgilendi. Yerde serilen bir kilim üzerine oturmuş iki hanım kızımız ellerinde mavi eldiven bu uzun ömürlü tatlımız için lazım olacak kap kacaklarını getirmiş gerebiç hamuru yoğuruyor. Sonra kalıba döküyor. Ardından sinilere yerleştirerek fırına gönderiyorlardı.

Hemen yanında da Merengiç kahvesi ikram ediliyordu. İsteyenler ise çay makinasından bardağını doldurabiliyordu. Hem de seylan çayı tadında. Kilis Tavasını ise Kilisli ünlü şef, dünya çapında marka haline gelmiş İzzet Usta yapıyordu.

KİLİS, ZEYTİN-ZEYTİNYAĞI BORSASI MERKEZİ OLAMAZ MI?

Sıra geldi zeytinyağı standına. Özel şişelere doldurulmuş zeytinyağları altın gibi parlıyordu. Ali Hayta’nın kurucusu olduğu Gaziantep Şehitkamil Merkezli Masmana markası zeytin, organik zeytinyağı ürünlerinde iddialı. Ancak pazarlamada sıkıntı yaşadıklarını anlattı. Uzun bir süre sohbet ettik. Kilis’in Zeytin ve zeytinyağı borsası merkezi olabileceğini, çünkü Türkiye’de özellikle Ege ve Akdeniz’de her yerin bir zeytin denizi gibi bol ve bereketli olduğunu, hiçbir il sahip çıkmadığına göre Kilis’in bunu üslenmesi gerektiğini anlattım. Örnek olarak da hiç fındık üretmeyen Almanya’da Hamburg’un Fındık Borsası Merkezi, hiç altın çıkmayan Güney Afrika’nın tam tersine Belçika’da altın olmamasına karşılık Dünya Altın Borsası’nın da Brüksel’de olduğu hatırlattım. Dünya Pamuk Borsası da Antalya’da. Antalya yönetimini kutlarım. Adana sahip çıkacakken Antalya sahiplendi. Ancak Ali Hayta önce zeytin ve zeytinyağı pazarının oluşmasında ısrar etti. Vedalaşarak ayrıldık, bana kartını verdi.

Diğer zeytinyağı standı ise Killiza markası ile Hüseyin Polat’a aitti. Şişeler özel grafik tasarımcılara yaptırılmış. Gerçekten şık şişelerdi. Artık Kilis Zeytinyağı eskiden olduğu gibi tavlanınca bütün apartman zeytinyağı kokmuyor ve asidi iyice düşürülmüş. Kilis’te 3 milyon 500 binin üzerinde, bir başka deyişle 310.704 dekarlık alanda zeytin ağacı var. Yıllık üretim 22. 383 ton. Oylum Höyükteki kazılarda da 4500 yıllık zeytin çekirdeği bulunmuş. Yani binlerce yıllık tarihi var Kilis’te zeytinin. Yoğun aroması,baharatlı tadı, düşük asit oranı ve kokusu ile eşsiz bir lezzet Kilis Zeytinyağı. O halde buyurun Kilis Dünya Zeytin-Zeytinyağı Borsası veya Merkezi ilan etmeye. Mevzuat da, ortam da müsait…

BU USTALARIMIZA ve EMEĞE ŞAPKA ÇIKARILIR

Biraz ilerledik, Baklavacı İlhan Kilimci hünerini sergiliyor, önce katmer hamurunu açıyor, sonra onu mermere çarpa çarpa yüz yuvarlak, ipince yufka haline getiriyor, sonra dört köşe halindeki katmer hamurunun içine sahan kaymağı yerleştiriyor, sadeyağa atarak kızartıyor, kıvamını bulunca çıkararak üzerine pudra şekeri ve tarçın döküyor. Servise hazır. Tabii ki tadına baktık.

Sonra atadan, babadan meslek 3. nesil temsilcisi Mustafa Toprak’ın cennet çamuru yani kırma kadayıf bölümüne geçtik. Baklava, billuriye ve diğer tatlılar tepsi içinde bize bakıyor. Sadece cennet çamuru tatlımızın yapılışını izledik. Gösteri tamamlanınca da tabaklarda bizlere ikram edildi. Duvardaki resimde ise Kilis’in ünlü baklavacısı Dede Fadıl ve oğlu koronadan vefat eden baba Ahmet Toprak’ın resmi vardı. Ruhlarına fatiha gönderdik.

Sonra u dönüşü yaparak diğer stantlara geldik. Aslı Baharat’ta İdris Demir bizi sevgiyle karşıladı. Melengiç kahvesi başta olmak üzere modern tesislerde paketlere koydukları Kilis ürünlerini anlattı. Çiğ köfte, kahvaltılık toz zahter seti bile vardı. Zahter 10’dan fazla karışımın(Karpuz, kavun çekirdeği,yer fıstığı, melengiç, küncü, leblebi-kudama,kırmızı biber, sumak ekişi, nar çekirdeği, kekik, anason, kimyon ve kişniş) önce kavrulması, ardından un biçiminde çekilmesi ile elde ediliyor. Zeytin yağına ekmek batırılır, sonra zahtere bulaştırılarak yeniyor.

YEMENİ, YORGAN ve MESLEK MERKEZİ

Ürünlerinin sergilendiği salonda Yemeni ustası Ahmet Özuslu’ya konuk olduk. Baba mesleği Ahmet’in yemenicilik. Kültür ve Turizm bakanlığı da katkı verdiği için hala ayakta. Ahmet Özuslu hayatından memnun ve Kilis’teki iş yeri de hala Odun Pazarı’nda. Masanın üzerinde çeşit çeşit, boy boy, renk renk yemeniler satış yokta ama konukların beğenisine sunulmuştu.

Yorgancı Hasan Kaya da büyük bir alana mor, mavi, kırmızı, yeşil, sarı renkteki yorganlarından bazılarını geniş masa üzerine sermiş, bazılarını ise askıya asmıştı. Gerçekten müthiş bir ustalık istiyor bu desenleri yapmak da işlemek de. Hepsi de pamuk genelde. Bin zamanlar Kilis yorgan merkezi idi, ama şimdi pek öyle görünmüyor. Teknoloji el emeğini yendi.

En sonda ise UNICEF Profesi kapsamındaki 19 şubesi olan Kadın Meslek Zenginleştirme Merkezi ürünlerinin sergilendiği stant vardı. Öğretmen Özlem Arslan bize bilgi verdi, elindeki çok özel işlemeli filografi örneğini anlattı, kanaviçe, Antep ve Maraş İşi, Bargello, Kilis kesme delikli panoladan bahsetti. 450 eğitmenleri varmış. El sanatları, aşçılık, giyim, çocuk gelişimi, kreş, kuaför, Kuran-ı Kerim, Türkçe Okuma Yazma, fitnes ve yaşlı bakım hizmeti de merkezde veriliyormuş. Covit 19 döneminde ise bu merkezde 5 milyon adet maske dikilerek dağıtılmış. Güzel gelişmeler bunlar. Meslek sahibi olmayan biri kurumuş ağaç gibidir. Merkezden bu işi kendine meslek edinen aydın ustalar da çıksın dilerim.

BİR USTAMIZ DA YAZARIMIZ

Kilis Mutfak Kültürünün tanıtım salonu yavaş yavaş dolmaya başladı. Bu toplantının yapılmasına vesile olan “Kadim Şehir Kilis’te Kaşık Çalımı” kitabının yazarı Gonca Tokuz Hanım geldi. Kendisiyle mektep arkadaşıyız. Tokuzlar da maruf bir aile Kilis’te. Prof. Dr. Yavuz Coşkun Gaziantep Üniversitesi Rektörü iken, Gonca Tokuz genel Sekreterdi. Üst bürokrat bir hemşerimizdi. Kilis’te doğdu(1955). Samsun Eğitim Enstitüsünden mezun. Gaziantep Üniversitesi Halk Bilimi Ana Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını yaptı. Aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştı. Emekli (2009) olduktan sonra İzmir’e yerleşerek çalışmalarını orada sürdürüyor. Eserleri şöyle;

1-Gaziantep ve Kilis Yemek Kültürü 2- Dolmalar ve Köfteler Şehri Halep 3-Yirminci Yüzyıl Gaziantep’inde Eğlence Kültürü 4-Tanburi Necdet Yaşar/Anılar ve Dostlar 5- Antep Fıstığı (Gourmand World Cookbook dalında dünya ikincisi seçildi) 6-Gaziantep Tatlıları 7-Beled El Mehaşi ve Kibab 8-Gaziantep Çocuk Oyunları Üzerine Halk Bilimsel Bir Çalışma 9-Bir Zamanlar Biz de Çocuktuk/Çocuk Oyun ve Oyuncakları 10-Modern Çocuk Edebiyatı 11- Yemek Kültürü 12-Bize Söylenmeyenler 13-Edebiyat 14-Tarih 15-Sağlık 16-Tasavvuf

ÇİRKİN BİR ANONS

Ayak üstü biraz sohbet ettik Gonca Hanım ile. İki yabancı arkadaşı ile gelmişti. Tanıştık. Birlikte melengiç kahvesi içtik. Bu ara standa kalabalık olmaya başlamıştı. Zaten ayakta olanlar da bir hayli yorgun düşmüştü. Ayrıca ihtiyaç molası da hissediliyordu. Yemek salonuna kaçamak girişler olunca yeni gelen konuklar da oraya girdi. Yemek salonu yavaş yavaş dolmaya başladı. Ama protokoldeki yavanlık var ya bir anons işittik çirkin çirkin “Sayın konuklar lütfen yemek salonunu terk edin, sayın valimiz teşrif edecekler. Sayın Valiyi hep birlikte karşılayacağız.” Şeddeli bir ayıptı bu. Hiç kimse de yerinden kalkmadı. Belki Sayın Valinin de haberi olsa bu ahlaksız yalakalığı kınardı.

Sayın Süleyman Tapsız Kilis Valisi iken beni bir konferans için davet etmişlerdi. Böylesi davetlerde konuk genelde valinin yanında oturur. Ben de öyle yaptım. Sonra bir yalaka küçük memur olduğunu öğrendiğim kişi gelen Kilis üst bürokratlarını ön sıraya oturtuyordu. Aşırı da terbiyeli görünüyordu bu bürokratlara karşı. Ben birkaç defa gelen konukları tanımadığım için rica üzerine yerimi verdim ama baktım sonu gelmeyecek, sinirlendim ve tam dışarı çıkacakken beni yeniden içeri aldılar. Her konuşmacı salonda bulunan yerel bürokratların isimlerini teker teker sayıyor, sadede sonra geliyordu. İyice sinirlendim. Konuşmamı yaparken hiçbir bürokrata iltifat etmeyip genelleyerek “Sevgili dostlar, kıymetli hemşerilerim” diyerek söze başladım ve öyle bitirdim. Bana verilen çiçeği de onların gözünün içine baka baka Mehtap Okatan kızımıza takdim ettim. Dışarda beni bekleyen dostlar tebrik ediyordu. Zannettim ki konuşmamdan dolayı. Meğer üst bürokratları teker teker saymayıp, onlara teker teker sayın demediğimden dolayı imiş. Tebessüm ettim. Demek herkesin içi yanmış bu protokol yağcılığından. Böylece Avukat Alper Ünver’in kulağını çınlatmış oldum. Bu ara sayın Kilis Belediye Başkanı Servet Ramazan ve eşi hanımefendi, Sayın Vali Tahir Şahin, Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal da teşrif ettiler. Hemen etrafları sarıldı. Hatta akıllı telefonlarını çıkararak resim çektirenlerin sayısı da arttı.

BERBER YAŞARIN HAYATI KİTAP ve FİLM OLUYOR

Ben bir ara Servet Ramazan’ı nasıl olduysa yalnız görünce yanına giderek kendimi tanıttım ve “Hoş geldiniz” dedim, Kilis Valiliği ve İpek Yolu Ajansı destekli program dolayısıyla tebrik ettim. Hiçbir şey olmamış gibi içeri girdi.

Biz ise meslekte ustam Gazeteci SeracettinZıddıoğlu, İstanbul’da sosyal etkinliklerin lokomotiflerinden kıymetli hemşerimiz Nevin Altınbaş Bulut, İstanbul Kilisliler Dayanışma Derneği Başkanı Nurettin Gözükızıl, Nurten-Metin Mercimek Ailesi, Sanatçı Mehmet Özkar, Gazeteci Firuzan Gürbüz ve bir arkadaşı ile yemek salonuna girerek aynı masaya oturduk.Bir ara yanımıza Kilis’in marka isimleri hem İzzet Usta ve hem de Yunus Emre Akkor’un ikizi Ömür Akkor geldi, iki haneğin belini kırdık.

Tanışma faslına geçilince SeraceddinZıddıoğlu, Milliyet Gazetesi’nden emekli olduğunu anlatınca, Firuzan Gürbüz Milliyet Gazetesi(1979) ve Karacan Yayınlarında çalıştığını söyledi. Sohbet hızlandı böylece. Birara(1984-1990) aktif politikayla da ilgilenen, çok sayıda tercüme eseri ve çocuk kitapları bulunan;Marco Polo, Mozart, Cahit Arf, Piri Reis, Barbaros Hayrettin Paşa kitaplarının yazarı Firuzan Gürbüz Kilisli İşadamıtaze damat, hayırsever insan, maruf müteşebbis Yaşar Aktürk’ün hayatını yazdığını açıkladı. Benim de ilgimi çekti, çünkü önemli bir gelişme. Bu hayattan çıkarılacak çok dersler var.  “Yaşar Aktürk’ü anlatan onlarca iltifatkar yazı var, öyle mi olacak bu kitap çalışmanız da” diye sordum. “Hayır, beş altı cilt olacak ve filme de çekilecek” deyince rahatladım. Profesyonel bir girişim ve çalışma gibi görünüyor. Hemen kendisine MarioPuzo’nun Baba adlı kitabını ve filmini tavsiye ettim, benim de Yürüyüş Yolu adlı biyografik eserimi önerdim. Memnun olduğunu söyledi.

BİLMEMEK DEĞİL, ÖĞRENMEMEK SORUN

Protokol masası var önümüzde.Arkamızda ise en az altıtelevizyon kamerası ve kameramanlar. Hemen sordum birine “hangi televizyon çekim yapıyor?” diye. TRT, Akit TV, Kanal D diye anlattılar. Sevindim. Kilis için önemli bir etkinlik Mutfak Kültürünün tanıtılması ve yaygınlaştırılmasında en önemli etkendir medya. Ancak davetli gurmeleri göremedim veya tanımadığım için fark etmedim. Oysa epeyi de tanıdığım gurme vardır.

Uluslararası ilişkilerde protokol önemlidir. Onun için de devletlerin üst yönetiminde protokol müdürleri vardır. Ancak bir tanıtım için veya önemli bir kültürel etkinlik için bir protokol uygulamasının iştirak edenlere yansıması yeteri kadar faydalı olmaz, olmuyor. Bu etkinlikte de makam, imkan ve unvanları birbirine yakın olanlar aynı masaya oturdu. Madem ki seçkin bir davetli topluluğu var, birbirini tanımayanlar aynı masalara oturarak, biri birlerini daha yakından tanıma fırsatı bulmalılar. Nitekim kendisine en önde yer ayrılan Yaşar Aktürk teker teker masaları dolaşarak tanıdığı ve tanımadığı herkesle selamlaştı, “hoş geldiniz” dedi. Doğrusu insanlar birbiriyle muhabbet peyda etmek, sevgilerini ve saygılarını birbirine aktarmak için böyle fırsatlar iyi değerlendirilmeli. Çünkü her zaman böyle programlar olmuyor.

Bu benim başıma Endonezya’nın Başkenti Jakarta’da geldi. Büyükelçimiz rahmetli Haluk Kıcıman’ın rezidansında verdiği tanışma-hoş geldiniz yemeğinde Jakarta’da yaşayan Türk Aileler ile, bizim 8 kişilik heyetimiz birbirini hiç tanımayan insanlar ile aynı masaya oturdu, oturtuldu, tanıştı ve böylece bir kadim dostluk kuruldu. Bürokratlarımızın halkın içine girerek aynı masalarda oturması yarınımız için çok daha faydalı olabilir.

GONK VURDU

Programı ilk defa gördüğüm Reha Tatlıcı sunuyor. Her şeyiyle profesyonel olduğu belli. Ama öyle bir hoş geldiniz açıklaması yaptı ki belki 20 kadar sayın ile başlayan protokolü öne çıkardı! Buna karşılık eseri dolayısıyla tertiplenen bu toplantıda Yazar Gonca Tokuz’a aynı ton ile hoş geldiniz yapılmadı. Üç saattir ayakta bekleyen konukların karnı acıkmamıştı ama yorgunluktan yerlerinden kalkacak halleri de yoktu. Eski Kilis, yeni Tekirdağ Valisi Sayın Recep Soytürk teşrif etti ve protokolde SayınTahir Şahin ile birlikte oturdu. Allahtan Kıymetli Gonca Tokuz’u bu protokol masası olmasa da yine önlerde bir yerde konuk ettiler. Keşke ustalarımız da aynı şekilde ağırlansalardı yemek salonunda. Çünkü onlar geç de olsa anlaşıldı ki bizim medarı iftiharımız.

Önce Sayın Tahir Şahin Valiye giderek hem tebrik ettim ve sonra dedim ki “Sayın Valim güzel bir etkinlikteyiz. Dilerim sizin öncü olabileceğiniz ve Kilis’in sorunlarının tartışılıp, çözümleneceği, ayrıca Kilis dışındaki Kilislilerin bu vesileyle Kilis’e gelebileceği bir Kilis Zirvesi yapmanız sanırım en az bunun kadar faydalı olabilecektir” dedim. Kilis’in yeni Valisi Sayın Tahir Şahin “Hele bir sorunlarımızı görelim, ondan sonra bakarız” şeklinde konuştu. Ben evet mi, hayır mı dediğini henüz çözemedim. Dilerim, 2004 Ankara Milli Kütüphanede gerçekleşen Kilis Valiliği ve Belediye Başkanlığının katkılarıyla, Kilis İçin Sivil İnisiyatif Platformunun hayata geçirdiği Kilis Zirvesinin İkincisi Kilis’te yapılır. Yapılmazsa da yine yöneticiler ıstıfıl olsun.

Sayın Recep Soytürk Valimle Kilis’te birkaç defa görüştüm, hatta dertleştik de diyebilirim. Bu defa hem kutladım, hem artık komşu olduğumuzu hatırlattım. Tekirdağ’a davet etti. Ben Kilis Belediyesi’nin yerinde olsaydım, beş sene gibi memleketimize en uzun süre hizmet eden Vali Recep Soytürk’e bir plaket veya armağan yahut bir okula ismini verirdim.

Nihayet program başladı.

SERVETİMİZ BİRİKİMİMİZ

Önce bir film izledik Kilis’i ve mutfak kültürünü tanıtan. Teknoloji iyi kullanılmıştı. Sayın Servet Ramazan’ı da gördük filmde. Keşke filmde Kilis’e hizmet veren tüm yöneticilerimizden az da olsa yerleştirme yapılabilseydi. Belki çekili yapılan uzun metrajlı bir film de yer almıştır ama, gösterime sokulan, bize izlettirilen filmde yoktu.Kim vardı peki? Televizyon Dizi Arka Sokaklarda Polis Müdürü Rıza rolündeki Tiyatro Sanatçısı Zafer Ergin bize selam verdi. “Aleykümselam” dedik. Film bitince ilk konuşmayı Belediye Başkanı Servet Ramazan yaptı. Oylum Höyük kazılarını anlatırken kazılarda 3500 yıllık bir çanak ve içinde zeytin çekirdeği bulunduğunu ve Kilis Müzesi’nde sergilendiğini belirtti. Servet Ramazan Kilis kelle paçası, Kilis biberi, horoz karası üzümünün popülerliğinden bahsetti.

Peşinden yeni Kilis Valimiz Tahir Şahin; Şehirlerin Sultanı İstanbul’da, Türkiye Yüzyılında Medeniyetler Şehri Kilis’in günümüzde Ortadoğu’ya açılan bir kapı olduğunu, zengin tarihi, bereketli zeytin-zeytinyağı ve mutfak kültürü ürünleriyle bir gastronomi şehri, bir huzur kenti olduğunu anlattı.Sayın Vali, Prof. Dr. Bestekar Alaeddin Yavaşça’yı da hatırlattığı konuşmasında zengin gastronomi kültürümüzün daha da fazla gelişmesini destekleyeceklerini, turizm yatırımcılarını Kilis’e beklediklerini söyledi. İyi hazırlanmış bir konuşmaydı.

Tekirdağ Valimiz Recep Soytürk çok kısa, bir selamlama konuşması yaptı. Üç dönemdir Milletvekilimiz Ahmet Salih Dal protokoldeki herkesi teker teker sayarak selamladı ve Kilis’in her sahada büyük atılımlar gerçekleştirdiğini ileri sürdü. Eski Bakanlardan, Bursalı işadamı Cavit Çağlar yakın dostu Yaşar Aktürk’ün ricasıyla iktidarları döneminde Kilis’in il olduğunu anlatınca her ikisi de alkış aldı.

Böyle bir toplantıya ve kamusal desteğe neden olan Yazar Gonca Tokuz ve eseri Kadim Şehir Kilis’te Kaşık Çalımı kitabının Suudi Arabistan’ın Başkenti Riyat’taki bir değerlendirmede finale kaldığını anlattı. Çok sevindim. Yazarlarımıza sahip çıkmakta çok geç kalındı. Üstelik güzel örnekleri de vardı.

SÖZ UCUCU, YAZI KALICIDIR

İstemihan Talay Kültür Bakanı iken bugün için profesör olan o yıllarda genç bir akademisyen Dr. Abdülkadir Dündar’ın Kilis’te Osmanlı Dönemi Eserleri konusunda itibar baskılı, bol resimli ve ciltli bir eser yayınlamıştı. Görünce sevindim. Bunlara sahip çıkmamız gerektiğinin farkındaydım. Konuyu Ankara’da Kilis Kültür Derneği Başkanımız rahmetli Şinasi Çolakoğlu’na açtım. Çok sevindi. Kolej yolu üzerinde Ahmetlerdeki “sivil toplum kuruluşumuza davet ederek emeği geçenlere plaket verelim ve bir de konferans düzenleyelim” dedi. İstemihan Talay Bakanımızı aradım, ardından Akademisyen Abdülkadir Dündar Beyi. Her ikisinin de müsait olduğu bir günde Kilis Kültür Derneği’ne geldiler. Böylece derneğimize de ilk defa bir bakan gelmiş oldu. Her ikisine de plaketler verildi, ikramlarda bulunuldu. Dr. Abdülkadir Dündar’ın anlattıkları hala yüreğimi yaralar; demişti ki: “Doktora konum Kilis’teki Osmanlı Eserleri idi. Asistanların yolluk ve harcırahları yok denecek kadar azdı. Kendi imkanlarımız da yoktu. Ancak kafama koymuştum, bu işin üstesinden gelecektim. Ulu Camii’nin hücrelerinden birinde ikamet sorununu hallederek çözdüm. Orada kaldığımı öğrenen komşular bana iaşe konusunda had safhada yardım ettiler. Ancak bu akademik çalışmamla alakalı olarak kendileriyle görüştüğüm Kilis yöneticileri gelişmeyi hiç umursamadılar bile. Buna rağmen çalışmamı tamamladım, tezim kabul edildi ve yayınlandı.” Bugün İlahiyat Fakültesinde Bölüm Başkanı olan Prof.Dr. Abdülkadir Dündar’a “Keşke Kilis’e gitmeden önce görüşebilseydik, size dostlarımızın adres ve telefonlarını verirdik. Bazı sivil toplum kuruluşlarına haber ederdik. Kamu görevlileri, devlet memuru olduklarını zaman zaman unutuyorlar, her şeyin kendilerinden menkul olduğunu sanıyorlar. Keşke haberimiz olsaydı!” Demiştim. Mazide kaldı bu olay ders çıkarırsak faydalı olacak. Dostluğumuz Prof. Dündar ile yıllarca sürdü ve hala devam ediyor.

KİLİS ŞEHRENGİZİ’Nİ HİÇ DUYDUNUM MU?

Günümüzde de buna benzer bir olay yaşadım. Dolayısıyla Kilis’teki kadim ve aziz dostlarımın ad ve adresleriyle telefonlarını verdim.

Karaman Eski Belediye Başkanı, TOKİ eski Başkanı, Şair, yazar, güzel insan, gerçek dost, mimar Dr. Kamil UğurluKahramanmaraş, Eskişehir, Konya, Karaman ve son olarak da Hatay Şehrengizi kitaplarını bu illerimize giderek hazırladı ve yayınladı. Zoru kolay hale getirdi. Şehrengizi Divan Edebiyatından devam eden bir çalışma şeklidir; bir şehrin güzelini ve güzelliğini yansıtmak anlamında kullanılıyor. İşte bu çerçevede Kilis’imizin de güzelini ve güzelliklerini anlatmaya çalıştığı Kilis Şehrengizi adlı eserinden bahsedip Kilis’e gideceğini söyleyince kendisine gerçek dostların ve konuya anlayacak kapasitedeki aydınlarımızın adresini verdim. Nitekim Kilis’e gitti ve Kıymetli Prof. Dr. Hüseyin Doğramacıoğlu’nun katkılarından sitayişle bahsetti. Kamuya gidip meramını anlatsaydı, belki de bir memur zihniyetiyle davranacaklardı muhatapları. Kendisinin tedarik ettiği referanslar dışında Dr. Kamil Uğurlu’ya gerek arşivimden, kütüphanemden ve gerekse tavsiye ettiğim eserlerden çalışmasını devam ettiriyor.

YER GÖK TARİH

Toplantıda Kilis’in yüz akı şeflerinden Ömür Akkor da konuklara yaptığı Kellepaçanın özelliklerinden bahsederken içindeki kalojen, kalsiyum, demir, çinko magnezyum, B1, B2, B3, B5, B6 ve B12 vitaminlerinden bahsetti. Kilis’te bir zamanlar çok ünlü kellepaçacılar vardı. Bugün bunların sayısı azaldı. En tanınanıise Kelleci Hılfan Usta.

Toplantının son konuşmacısı ise Oylum Höyük Kazı Başkanı ve Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atila Engin idi. Oylum Höyük kazı çalışmalarının önemine değinirken ortaya çıkarılan ve Kilis Müzesi’nde teşhir edilen “çanak” Orta Tunç Çağı’na(MÖ1800-1600) ait. İçe eğik kesilmiş, düz basit kenarlı, keskin omuzlu küçük halka tipli çanak çark yapımı. İçerisinde zeytin çekirdeği bulunmuş.Temiz, ince katıksız hamurlu ve sert pişmiş. Bu eser dönemin bir mezar eşyası olarak ölünün baş hizasında bulunmuş. Çanak içindeki kemikler kafatası kemikleri. Dolayısıyla Günümüz mutfağında yer alan kellepaça çorbasının Orta Tunç Çağından günümüze geldiği düşünülmektedir. Kilis bu çalışmalarla iki müze kazanmıştır.

KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ

Konuşmaların akabinde başta valilerimize, Gonca Tokuz’a, CVK otelinin sahibi Mahmut Çevik’e, Yaşar Aktürk’e (erken ayrıldığından plaketi kızı Aslı Aktürk Pehlivanlı aldı), konuklara ikram edilecek yemekte emeği geçen bütün şeflere, İpek Yolu Ajansı’na plaket verildi.

Böylece konuklara Kilis Mutfağından örneklerin sunulduğu ikrama başlandı.

Ne vardı mönüde;çorba;kellepaça, mezeler; zeytinyağı ve zahter, taze kekikli salça, zahter salatası, muhambara, isli firik cacığı, zeytin piyazı, koruk sulu salata, ara sıcak; şeyhülmahşi, oruk kebabı, ana yemek olarak; Kilis Tava, pirinç pilavı, teşrübe, tavuklu firik pilavı, yoğurtlu köfte ve sonunda tatlı olarak da cennet çamuru ikram edildi.Böylesi toplantılarda çok zengin bir mönüyü hayata geçirmek, konuklara ikram etmek her babayiğidin karı değildir.

Konuklar genelde iş adamlarıydı. Kilisli öğrenciler vardı ayrıca. Şöyle etrafa bir baktığımda Prof. Dr. Serdar Dağ, Prof. Dr. Ercüment Özkaraca ve İstanbul Başsavcı vekili İbrahim Bozkurt’u fark ettim, İşadamları Mehmet Yıldırım, damadı Savcı Emre Bey, Mehmet Atay, Mehmet Savaş, Hayrettin Mimaroğlu, Faruk Yerlioğlu, Eczacı Vakıf Erol ve Dr.Mevlit Özmen de konuklar arasındaydı. Yaşar Aktürk bütün salonudolaştı, konuklara “hoş geldiniz” dedi. Hepsinde yohyohlar, zılgıtlar çalındı, etkinlik düğündeki şölenlere benzedi.

Her konuğa hediye olarak bir paket verildi. Bu paket içinde Gonca Tokuz’un Kaşık Çalımı kitabı, gerebiç, sucuk, muska, bir şişe zeytinyağı, Kilis Belediyesi Faaliyet Bülteni, harita şeklinde Kilis Şehir Rehberi, dört tane de basılı büyük kartpostal. Tümünde de “Kilis Belediyesi Servet Ramazan Kilis Belediye Başkanı” yazılı bir pul yapıştırılmıştı. Dilerim bonkörlük kamu bütçesinden değil, sayın başkanın özel hesabındandır.

BURAYA KADAR MI, DEVAM MI?

Gonca Tokuz’un Kadim Şehir Kilis’te Kaşık Çalımı her Kilislinin evinde ve mutfağında bulunması lazım olan dev bir ederdir. Kitabın tanıtım yazısını Başkan Servet Ramazan, Prof. Dr. Atila Engin kaleme almış, Gonca Tokuz da kitabın önsözünü yazmış. Kitabın içindekilerine gelince Kilis Mutfak Kültürü, yemekler, çorbalar, et yemekleri-tencere, et yemekleri-fırın ve ızgara, etli ve etsiz köfteler, dolmalar, sarmalar ve doldurmalar, pilavlar, zeytinyağlılar, ekmekler ve hamur işleri, ot yemekleri, eşlikçi tatlar, kahvaltılıklar, tatlılar, kahke ve kurabiyeler. Kitabın sonunda 1918 Kilis Panoraması ve Kilis’in coğrafi işaret tescil belgeli ürünleri yer alıyor. Gonca Tokuz’un Kilis’te bir sokak, bir cadde veya bulvarda ismi var mı? Sanmıyorum. Aynı bugün roman, şiir, araştırma, tiyatro, antoloji, biyografi, tarih araştırmaları yapan usta yazarımız Hasan Şahmaranoğlu gibi. Çoğumuzun da usta müellifidir. Ama adı bir yere verilmemiştir. Sebebi de yoktur.

DÜN, BUGÜN ve YARIN

Şöyle bir düşünüyorum acaba Kilis’i yönetenlerden akıllarda kalan isimler hangileridir? Belki Ali Metin Dirimtekin, Ali Gün, Aslan Kütükçü, Recep Soytürk kaymakam ve vali olarak hürmetle anılacaklar. Belediye Başkanlarına gelince kentin sokaklarını lambalarla aydınlatan Hacı Yusuf Fazlıağa, kente şehir özellikleri katan vebelediye zabıtasını kuran Hacı Ahmet Canbolat, mezbahayı kuran Orhan Oktay Haşhaşoğlu, trahom hastanesinin temeli atan Dr. Abdulkadir Atik, Narlıca suyunu getiren Haşmet Topaloğlu, ilk bulvarı yapan ve şehir bandosu kuran Zekeriya Korkmaz, Kilis Tarihini yazdıran Celal Varış, Kollarını her kesime açan, park ve yeşil alan sayısını artına Mustafa Baytaz,nüktedan ve babacan kişiliğiyle Dr. Hasan Kamil Altınbaş, üç şehit Belediye Başkanı ve vekili Burhan Kerküklü, Ekrem Çetin ve Avukat Mehmet Yeşilçimen, hizmetleriyle markalaşan Avukat Mehmet Abdi Bulut unutulmayıp, hep hatırlanacaklar listesindedir. Ancak çoğu ismi sokaktaki insanımız yine de hatırlamakta zorluk çekebilir. Dolayısıyla bu anıt isimlerin adları mutlaka bir yere verilmelidir. Verilmese ne olur? Onlar yine yaşarlar. Aynı Türki Tarihi Yazarı milletvekilimiz Necip Asım Yazıksız(1861-1935), Tarih İçinde Türk Edebiyatı ile Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş(1925-1982), Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimcisi, şarktan tercümeleri ve şiirleriyle Kilis Muallim Rıfat Bilge(1876-1953) bugün dünya üniversitelerinin Türkoloji, filoloji, tarih bölümleriyle Türk Dünyasında maruf insanlar arasında isimleri yer almaktadır. Kilis’in insan kaynağı zengindir. Bize adam çoktur.

VAR MISINIZ?

İstanbul’daki Gonca Tokuz ve eseri Kadim Kilis’te Kaşık Çalımı kitabı dolayısıyla Kilis Mutfak Kültürünün tanıtımı amacıyla organize edilen faydalı bir toplantıydı. Böylesi etkinliklerin artmaması için hiçbir sebep yok. Kilis bir dünya şehri olmak yolunda mesafe kat edebilir. Yeter ki ustalarımıza, fikir üreten emekçilerimize, analitik düşünceye sahip aydınlarımıza, başarılı bürokratlarımıza, liyakat sahibi önü açık gençlerimize sahip çıkalım. İlk koşul bu.

Kadim Şehir Kilis’te Kaşık Çalımı’nı dünyaya yaymaya var mısınız? Hem de uluk hanekle değil, eylemle!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.