Dolar 8,8689
Euro 10,4740
Altın 499,21
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 27°C
Az Bulutlu
Kilis
27°C
Az Bulutlu
Paz 30°C
Pts 32°C
Sal 31°C
Çar 30°C

Kilis Köroğlu Rivayeti Üzerine

Kilis Köroğlu Rivayeti Üzerine
REKLAM ALANI
A+
A-
17.01.2015
65
ABONE OL

Hasan ŞAHMARANOĞLU

 

“Köroğlu’nun Gaziantep Rivayeti” adlı eser yıllar önce, Milliyet yayınları arasında yayınlandı. Bu konuda o yıllarda yazdığım bir yazıda bu rivayetin Gaziantep değil, Kilis rivayeti olduğunu yazmıştım. Şimdi yeni bulgular ile bu konuyu yine irdeleyeceğim.

Kitabın derleyicisi Hüseyin Bayaz aslen Gaziantepli, hanımı ise Kilisli… Çok disiplinli, dürüst bir insan… Gaziantep savunması günlüğünde birçok yanlışa parmak basmış, yanlış yapanlara ödün vermemiştir. Peki, neden literatüre Kilis rivayeti diye geçen, Köroğlu’nun hikâyesini toplamasını şöyle anlatır: “Bir köyde çocukluk tersliğim tuttu, Antep’e gideceğim diye durmadan ağlıyordum. Çok ayık bir kişi olan babamın çiftlikteki vekili… Yanımdaki duran köylüye, ‘Kilisli İbo’yu bana çağır’ buyruğunu verdi.” Bu sözler Hüseyin Bayaz’ın.

Şimdi gelelim Kilisli İbo’ya, emekli lise Edebiyat öğretmeni M. Faruk Dalgıç, Zeytindalı dergisinde anılarını anlatırken, Kilisli İbo’yu şöyle anlatır: “Kör İbo ‘Haket’ masala anlatacaktı. Biz çocuklar bir köşeye büzülmüş, bazı çocuklarda pencere içlerine atılan bir mindere çömelmiş hikâyenin başlamasını beklerdik. Kör İbo, gözleri görmeyen yaşlı bir adamdı. Değirmenciydi, yazın evlere gelir, buğday çeker, bulgur-simit yapardı… Kör İbo, “İğnenin deliğinden bakarak, Hindistan’da gördüklerini” anlatacaktı. Bir başka gecede “Bıyığı ile buz kıran adamı, buz dağından Ergenekon Destanı’nda olduğu gibi, kurtuluşu anlatmıştı.

Kör İbo’ya ben de yetiştim. Kendisi gibi âmâ arkadaşı ile sırtlarında bulgur değirmeni. Bu değirmen tahtadan yapılmış, yan taraflarında, araba tekerleği büyüklüğünde el ile çevrilen portatif bir değirmendi. Kilis’in sokaklarını dolaşır, evlere bulgur-simit yaparlardı. Aşir ayında ise yine Kilis sokaklarında ev ev dolaşır, “Hasan’ım vay, Hüseyin’im vay. Şehidi Kerbela’nım vay” diye rızık toplarlardı. Bazı yaramaz çocuklara ise başlarına damdan kova ile su boşaltırlardı. Bunlar Ramazanlarda köylere gider, hikâye anlatır, köylülerin verdiği erzakı alır, Kilis’e dönerlerdi. İşte, Hüseyin Bayaz’ların köyü Çapalı’ya da böylece gitmişlerdi. Bu Kör İbo, o kadar güzel hikâye anlatırdı ki bütün Kilisliler ona hayrandı. Hele Köroğlu hikâyeleri bir başka idi. Ben de babamla birkaç gece bu Köroğlu hikâyelerini dinlemek için Akcurun’da Ton Hasan’ın kahvesine gittim. “Hak, Haaak” diye davudi ses ile masaya çubukla vurarak, Köroğiu’nu anlatışını hâlâ anımsarım.

Kilis Cumhuriyet’ten önce Halep’e bağlı bir sancaktı, Cumhuriyetten sonra, 6 ilçe olarak Gaziantep’e bağlandı. Kilis bugünkü Oğuzeli, şimdi Şahinbey olan Mülk ve Lohan köyleri, batıda Kırıkhan, Reyhanîye, İslahiye, güneyde şimdiki Suriye’nin kuzey bölgeleri Kilis’e bağlı idi. Cumhuriyetine bunların çoğunu kaybetmiş, şimdiki kapalı kutu durumuna düşmüştür. Kilis genellikle homojen bir yapı arz etmiş, topraklarına yerleşen Türkmen aşiretleri ile Arap kültürünü Anadolu’ya geçirmemiştir. Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk’ün “Hattı müdafaa yok, sathı müdafaa var” sözünü şiar edinerek, yurdun bütün bölgelerine dağılarak yurt savunmasında öncülük etmişlerdir. Kilis’in Elbeyli aşireti, Tırıklı oymağından olan Mehmet Sait (Şahin Bey), Mehmet Fehmi Bey’le (Molla Recep) Kilis’te Kuvayi Milliye teşkilatını kurmuş, Kilis’in Acar köyünü karargâh yaparak Fransızları Antep’e geçirmemiş, Elmalı köprüsü civarında şehit olmuştur. Gaziantep şehir savunması ile ilgisi yoktur. Yalnız Gaziantep savunmasının yıldız kumandanları Kilisli Aslan Bey ve Kartal Bey’dir. Karayılan ise Maraş köylerinden bir çete başıdır. Kilis gerek Osmanlı, gerek Cumhuriyet döneminde çok büyük devlet adamı, şair, düşünür, yazar yetiştirmiş büyük bir kültür merkezidir.

Kilis, Elbeyli Türkmenleri, Barak Türkmenleri ve bugün Polateli’nde oturan birçok Türkmen aşiretinin yurdudur. Bugün Gaziantep’e mal edilen halay ve türküler Kilis’te yaşayan Türkmenlerindir. Osmanlı döneminde Kilis Halep’e bağlı olduğu için, Kilisliler Halepli derlerdi. Kilis’te yetişen ürünlere, örneğin literatüre geçen Kilis ipeklisine, Kilis sabununa, Kilis pekmezine Halep adı verilirdi. Cumhuriyetle beraber Kilis Gaziantep’e bağlanması ile bu ürünler Gaziantep adı almış, Kilisliler de Antepli olmuşlar.

Merhum Bayaz Hoca’nın Pertev Naili Boratav’ın yazdığı Köroğlu rivayetlerini içeren kitabını ben küçük yaşta Kilis kütüphanesinde okudum. O kitapta Köroğlu’nun, İstanbul rivayeti, Azeri rivayeti, Kilis rivayeti, Maraş rivayeti olduğunu yazıyordu. Kitabın dipnotunda merhum Hüseyin Bayaz Hoca da kitabında, Pertev Boratkav’ın Maraş rivayetinde, bu rivayetleri Antepli üstadın aldığını yazıyor. Hocanın Çapalı’da dinlediği, Kilisli Kör İbo’nun Köroğlu’su ile Maraş’ın Köroğlu rivayeti yine hocanın Gaziantep Köroğlu rivayeti nasıl bir olur? Kilis ağzı ile Antep ağzı arasında çok fark var.

Merhum Seyfettin Başcıllar’ın arkadaşı Gaziantepli şair-yazar Ülkü Tamer, Milliyet Gazetesinin pazar ekinde haftalık yazılar yazar. Yeni yayınlanan bir Köroğlu destanı üzerine yazdığı bir yazıda, Hüseyin Bayaz hocanın, Milliyet yayınları arasında çıkan, Gaziantep Köroğlu rivayetini anlatırken şöyle der:

“Köroğlu’nu anlatan çeşitli rivayetler olduğunu öğrendim zamanla. Ama bir Antep rivayeti de olduğundan Hüseyin Bayaz Hoca elinde koca bir metinle beni Milliyet yayınlarında ziyarete gelinceye kadar habersizdim.”

Şimdi Gaziantep’in yerlisi, yaşı 67’yi bulmuş bir şair, yazar, Antep’in Köroğlu rivayetini duymamış. Kim inanır? Ama olmayan bir rivayeti duymamışsa doğru söylemiştir. Çünkü Elbeyli’ye, Barak’a ait olan halayları anlatanlar, başka yörelere ait olsalar bile bu kültür eserlerine Gaziantepliler, Gaziantep’e damgasını vurmaktalar. Kilislilerin buna dur deme zamanı gelmiştir!…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.