Dolar 33,0848
Euro 36,0668
Altın 2.554,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 36°C
Açık
Kilis
36°C
Açık
Sal 36°C
Çar 38°C
Per 38°C
Cum 36°C

Kilis Kültürünün Temel Taşları: Sabahattin Yarar

Kilis Kültürünün Temel Taşları: Sabahattin Yarar
A+
A-
09.03.2015
861
ABONE OL

Kilis Kültürüne Hizmet Edenlerle Söyleşi                                  

Ahmet ELMALI

 

1) Sayın Sabahattin YARAR, bankacılıktan emekli oldunuz. Hayatınızı Antakya’nın bir ilçesinde sürdürüyorsunuz. Bize hayatınızı anlatır mısınız?

1) Sayın ELMALI, 1946 doğumluyum. PTT memuru bir babanın 7 çocuğunun ilkiyim. İlk, orta ve lise öğrenimlerimi Kilis’te tamamladım. İlkokulda sınıf arkadaşıyız seninle. O günlerin koşullarını, yokluk ve yoksulluklarını anlatmama gerek yoktur. Kilis olarak, Kilisli olarak aşırı ve yıpratıcı bir mücadelenin, yaşam savaşının içinde olduk hep birlikte.

Koşullar, henüz ilkokul 3. sınıftan itibaren hem çalışma, hem de öğrenime devam zorunluluğu getirdi bize. 14 yıl, hem çalışma hayatı, hem öğrenim birlikte sürüp gitti. Birinci sınıf bir makinist-mürettip olarak kentimizdeki gazetelerde çalıştım hep. Son işyerim KENT’te iki yıl yazı işleri müdürlüğü de yaptım.

Üniversite sınavlarının ikincisinde başarılı olup, bir fakülteye kaydoldum. Ancak bu süreç hiç çalışmadı. Ekonomik koşullar okula devamımı bile sağlayamadı. Ahmet Barutçu’nun askerlik görevi dönüşünde hemen Kent’ten ayrılarak, askerlik görevine gittim. 1971 yılında dönüşümde de bankacı olarak ikinci bir yaşam sürecini başlattım. Bu arada, 1979 yılında evlendim. 3 kızım da yüksek okul okudu. Üçü de Fen Bilgisi, Müzik ve Türkçe Öğretmeni olarak ülkeye hizmet ediyorlar.

Başta Gaziantep olmak üzere, Konya dahil 7-8 şehrimizde, Vakıflar Bankası’nın işyerlerinde müdür olarak 24 yıl çalıştım. (İş yaşamımda gösterilen sigortalı günlerimin toplamı 33 yıl) 1994 yılında İskenderun’da emekli oldum.

Emekli olduğumda, deneyim ve birikimlerimi Kilis’te değerlendirmeyi çok istedim, ancak böyle bir olanak bulamadım. Çocuklarımın okul devamlılığını sağlamak, biraz da huzur ve sosyal yaşam koşullarını dikkate alarak, Kilis’e yakınlığı nedeniyle, Antakya’ya yerleştim. Reyhanlı’da baba evimde yaşamımı burada sürdürmekte, sık sık da Kilis’i ve kalan dostlarımı ziyaret etmekteyim.

2) Sayın YARAR, Kilis’in kalkınması için hepimiz çaba gösteriyoruz. Yalnız elimizde KENT Gazetesi var. Bu edebiyat dergisidir, şiir dergisidir, haber gazetesidir, Kilis’in magazin gazetesidir, Kilisli düşünürlerin fikir meydanıdır. Elimizde bu gazeteden başka imkân yok. TV yok, radyo yok. Bu konuda bazı yazarlar bazı gazeteleri kendi menfaatleri için kullanıyor. Ne dersin?

2) Sayın ELMALI, bu sorunuza soru ile başlayarak cevap vermek istiyorum. Ne yazık ki Kilis ülkemizde sineması olmayan iki ilden birisidir. Görsel bir sanat dalının, hele bir zamanlar tek eğlenme varlığımız olan sinemanın yokluğu, TV ve radyo ile birlikte, bir kültürel ayıptır Kilis için. Bu kurumları kuracak gücü elinde bulunduran hemşerilerimiz olmasına karşın, teşebbüs noksanlığının veya cesaretsizliğin nedenini çözemiyorum doğrusu. Ve beklenti içindeyim birileri yapacak diye. Kilis’te yardımcı olacak birikim, bu işleri götürecek elamanlar var. Faaliyeti ile de daha da çoğalacaktır.

Bu olumsuz koşullarda, iyi ki KENT GAZETESİ var dememek olası değildir. Senin de dile getirdiğin gibi, kültür, sanat, yazın yaşamı, haber kaynağı bir KENT var uzun yıllardan beri. Ben dâhil, birçok kalemin yetişmesine, sayfalarını açarak, KENT öncülük etmiştir. Kent çok yaşasın,  hep yaşasın.

Ülkemizin önemli bir sorununa parmak basmışsınız Sayın Elmalı. Bir kamu hizmeti olan yayıncılığın, tarafsız, özgür, adil, kültürel çabaları destekleyen yurt ve bölgesel sorunları dile getiren, çözüm önerilerinde bulunan bir işleve sahip olması gerekir. Siyasi görüşler bile belli kurallar içinde değerlendirilmelidir. Yayınların kişisel çıkarlar için kullanılması, bir güç kaynağı olarak değerlendirilmesi gerçek bir yayıncılıkla asla bağdaşmaz. Onaylanması olanaksızdır.

3) Sayın YARAR, Kilis’in kalkınması için, Kilis’te hangi sektöre ağırlık verilmeli, Sanayiye mi, İnanç Turizmine mi, Tarım sektörüne mi açıklar mısınız?

3) Sayın ELMALI, sanayi ve turizm sektörleri asla göz ardı edilecek sektörler değildirler. Ancak en kötü günlerimizde Kilis’i ve Kilisliyi ayakta tutan tarım sektörü olmuştur. Talihsiz bir girişim (entegre zeytinyağı fabrikası-GÜNAŞ) bu sektöre yatırımı unutturmuş, en başarı olacağımız bir sanayi dalı harekete geçirilemeyerek, zeytin üretimimiz ve üreticimiz yüzüstü bırakılmıştır. Aynı olay üzüm üreticimizin başına gelmiştir.

Hammaddesi, işgücü potansiyeli yanı başında, dış ülkelere açılması çok kolay bir konumdadır Kilis. Ayvalık, Gemlik, Aydın bu ürünün nimetlerinden yararlanıyor, ama biz baka kalıyoruz. Maddi sorunları olmayan, girişimci hemşerilerimizin, kuracakları entegre tesislerle, hem tarım ürünlerimiz değerlendirilir, hem de güzel kârlar elde edilir. Marka olmuş bir zeytinyağı, sabun, şarap ve şıra, Türkiye’nin yanında, dünyaca da talep gören önemli ürünlerdir. Bunun yanında, özellikle HOROZKARASI ekim alanlarının genişletilip, sofralık tüm olarak dünya piyasalarına girilebilir. Şarabının yapılması da önemli bir girişim olur. Şu anda, kalkınmamıza kısa sürede etki edecek sektör TARIM SEKTÖRÜDÜR bence… Organik zeytinyağı üretimi konusunda yatırım duyumları aldım. Çok sevindim.

Oylum Höyük, İnanç Turizmi, tarihi varlıklar da bir potansiyel yaratabilir. Turizm Sektörü oluşabilir bunlarla birlikte. Ancak ülke genelinde, sıkı bir tanıtım ve propaganda gerekliliği vardır. Sanayi yatırımlarına gerekli eğilim ve istek yeteri kadar yok hemşerilerimizde. Bu durumda ben, Polateli Organize Sanayi Bölgesini bekliyorum umutla.

4) Sayın YARAR, Kilis Valiliği’nin çabaları ve Gaziantep Vakıflar Müdürlüğü’nün gayreti ile Kilis’in eski eserleri restore ediliyor. Ulu Cami, Mevlevihane restore edildi. Hacı Derviş Cami bitmek üzere… Birçok kastel ve yatır restore edildi. İstanbul’da bulunan Kilisli turizm şirketleri şimdiye kadar Gaziantep’, Şanlıurfa’ya tur yaptılar. Siz bu konuda neler öneriyorsunuz?

4) Sayın ELMALI; Kilis’i son ziyaretimde, özellikle Ulu Cami’de ve diğer birçok hamam, kastel, sokak, bina ve yatır restorelerinden aldığım zevki ve sevinci ifade edemiyorum doğrusu. Uzun zamandır beklentisi içinde olduğum, tarihi varlıklarımızın bir bir kurtarılması, işlevsel hale getirilmeleri, tanımlanması zor çabaların ürünleri olarak çıkıyor karşıma. Katkı ve çabalarından dolayı Valimiz ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne sonsuz teşekkürler. Saygı ve başarı dileklerimi sunuyorum kendilerine.

İstanbul’daki Kilisli turizm şirketlerinin Kilis’i dışlayarak yanı başımıza kadar tur düzenlemeleri sizleri üzmüş anlaşılan Ahmet. Kâr amaçlı kuruluşlar bunlar. Ama biraz kârdan vazgeçip, Kilisli olduklarını anımsamaları gerekir diye düşünüyorum. Şimdilik, tanıtım amaçlı da olsa, günü birlik, birkaç memleketlerini tanıtmaları olasıdır. Böylece ileriye dönük bir potansiyeli yaratabilirler diye düşünüyorum. Ayrıca, şu da ola-bilir rahatlıkla: İstanbul Kilisli kaynıyor. Yılda bir iki kez onlara yönelik turlarla Kilis’e gelmeleri neden olmasın?

5) Sayın YARAR; Edebiyatla ilgilisiniz, şiir kitabınız var. Kilis kültürünün bu duruma gelmesine ne diyorsunuz. Bu konuda önerileriniz nelerdir?

5) Sayın ELMALI: Bizim gençlik ve okul yıllarımızda, okuma, yazma ve edebi tartışmalar, kısıtlı olanaklara karşın daha yoğundu. Kitap edinme zorunluluğumuzu kütüphanede giderir, roman ve hikâye kitaplarını orada okurduk. Ödev ve ders çalışmaları ile araştırmalarımızda da kaynak kitaplara oralarda ulaşırdık. Yani bir araştırma, okuma, yazma işlevimiz, çabamız vardı.

Şimdilerde, bilgisayar, cep telefonları, internet, araştırma yapmadan, okumadan, yorulmadan her olanağı sağlıyor. Özellikle gençler ÇOK MERAKLI değillerse, edebiyat, kültür, sanat kavramlarına yanaşmıyorlar ne yazık ki. Çünkü okumuyorlar, araştırmıyorlar. Eğitim sistemimizin yetersizliği ve çarpılığı da cabası…

Şaka bir yana; öncelikle cep telefonlarına kısıtlama getirilmeli diyeceğim ama… Teknolojinin asla okuma, yazma, duyguları dile getirme, kaleme dökme gibi işlevleri yapamayacağını anlatmak gerekir gençlere. Öncelikle öğretmenlerimiz, çeşitli etkinliklerle, uyuyan beyinleri uyandırmalıdır. Ayrıca; Okul-kültür adamları-TV, Radyo (onlar da bizde yok!) işbirliği ile yapılacak etkinlikler ile kültür yaşamımız geliştirilebilir. Yine de son zamanlarda yazılan ve basılan kitap sayısındaki artışlar bir umut veriyor bana…

6) Sayın YARAR; Edebiyatla ve Kilis’le ilginiz kopmadı. Kilis’te bir üniversite ve 12 lise var. Bunların edebiyat, tarih, müzik öğretmenleri var. Üniversitenin akademisyenleri var, bunlar Kilis için ne fikir üretiyorlar, ne kalemi ellerine alıyorlar, ne de bir çaba gösteriyorlar. Bunun için ne yapalım?

6) Sayın ELMALI; Yazım yaşamı insanın kanına girmesin. Bırakmak olası değil. Belki sen de yazmıştın. Üniversitemiz açıldığında yazmıştım. Aman Üniversitemiz tabela üniversite olmasın diye. Yakınmalarımdan anladığım kadarı ile üniversitemizin en önemli işlevinde başarısız olmuş, çevrim dışı kalmış anlaşılan. Benim yayın organlarımızdan ve ziyaretlerimde yaptığım sohbetlerde de bu gözlemlerde bulunmuştum. Kilis ve sorunlar yazılar ve araştırmalar dışında, üniversitemizden beklediğimiz gerçek potansiyeli bulduğumu söyleyemeyeceğim. Mesela bir radyo istasyonunu hayata geçirmek, üniversitemiz için zor olmazsa gerek. Daha fazlasını bekliyoruz.

Yenilemek zorundayım. Lise çağlarımızda, önemli her günde temsiller, müzik konserleri, münazaralar, şiir okuma yarışmaları eksik olmazdı hiç. Bir lise, Bir Kız Öğretmen Okulu, şimdi 12 lisenin yaptığından fazlasını yapardı sanırım. Eğitimcilerimizin çabaları gerekiyor. Teknoloji canavarının, hazırcılık kıskacından kurtulmak için tüm okullarımızca işbirliği yapılarak, konser, münazara, şiir yarışmaları ile öğrencilerin beyinlerinin   harekete geçirilmesi gerekiyor. Öğrencileri bir yarışma, küresel çekişme ortamına çekmek de öğretmenlere düşmektedir.

7) Sayın YARAR; Anladığım kadar Türkiye’de ne sağ kaldı, ne sol kaldı. Şikâyetçilerin elleri bal kaymak içinde… Rusya’da dahi komünist kalmadı. Rusya şimdi üniter bir devlet, hâlâ rüya gören körlere ne dersin?

7) Sayın Elmalı; Bu sorunun cevabı sorunun kendi içinde gibi geldi bana. Bu konuda yazmayı düşündüklerim biraz politik ve siyasi içerikli olabilecektir. Onun için senin sorunu cevap olarak yazacağım. “Hâlâ rüya gören körlere ne dersin?” Yine de durmayıp, senin ATASÖZLERİ kitabının 15. sayfasındaki bir deyimi alıntılayacağım gündeme uygun düştüğü için. “EVVELİ POTUKLAR (deve yavrusu) DEVELERİN ARDINDAN GİDERDİ. ŞİMDİ İSE DEVELER POTUKLARIN ARKASINDAN GİDER (oldu),

Ahmet ELMALI. Anlayana sivrisinek saz…

 

8) Sayın YARAR: Kilis’te zaman zaman edebiyat dergileri çıktı, gazetelerde edebiyat sayfaları düzenlendi. Çevre illerde edebiyat ve tarih dergileri yayınlanıyor. Kilis’te bu potansiyel yok mu Önerileriniz nelerdir?

8) Sayın ELMALI, canım kardeşim Ahmet; zaman zaman edebiyat dergileri çıktı ise, zamanında gazetelerimizde, haftada bir de olsa Kültür sanat sayfaları yayınlandı ise, potansiyel var demektir. Burada sorunun örgütlenememekten, parasal olanakları sağlanamamasından kaynaklandığı görüşündeyim.

Adapazarı’nda, Oylum köyümüzün yetiştirdiği Şair Dr. Hanifi Aliosmanoğlu beni bir toplantıya götürdü. Şair ve Yazarlar Derneği’nin bu toplantısında, şairler söz yazarları şiirleri dillendirdiler, sohbet ettiler. Misafir olarak sahneye çağrıldım. Kısa bir konuşma yaparak kendilerini kutladım.

Anımı, Kilis’te böyle bir örgütlenme noksanlığına dikkat çekmek için yazdım. Tüm Kilisli şair ve yazarların bir araya gelmesi, hem canlılık getirir edebiyat yaşamına hem de ekonomik kaynak sağlar sanırım. Örgüt olunca kamu olanaklarından da yararlanma söz konusu olabilir. Ama şunu da bir özeleştiri olarak belirtmeliyim. Kilis’te böyle bir derneğin kurulabilmesi     ne derece olanaklı, ondan şüpheliyim. Çözüm, dayanışma birlik ve beraberlikten geçmektedir.

9) Sayın YARAR; Sizinle ilkokulu beraber okuduk, çok gayretli ve çalışkan bir insansınız. Kilis için ne düşünüyorsunuz. Sayın Hasan Şahmaranoğlu tartışmaya açıyorum diye birçok önerileri ileri sürdü, bir tanesini Resul Otman Dağı Projesi’ni Kilis Belediyesi uygun buldu, yakında hayata geçirip yapacak. Bu konularda herkes sessiz kaldı. Siz ne diyorsunuz?

9) Sayın ELMALI; Hakkımdaki olumlu görüşleriniz için çok teşekkür ederim. Ahmetçiğim, ilkokul bitirme sınavlarında seninle, okula çok yakın Şeyh Efendi Tekke’sine Efendi Hazretlerinin elini öpmeğe gittiğimizi hiç unutamıyorum. Dualarını alıp okula dönmüştük. Siz de benim candan bir arkadaşımdınız. Sen ve H. Şahmaranoğlu araştırma kimliğiniz yanında, memleket sorunları ile de içli dışlısınız. Şahmaranoğlu’nun Resul Osman Dağı önerisi mükemmel. İnsanımızın ruhsal ve görsel duygularını giderebileceği bir proje olarak gördüm. Gerçekleşmesini dilerim. Kesmelik (Taş ocakları) çevresi temizlenip, ağaçlandırılıp, insan eli ve emeği ile yapılan galerilerin geziye açılması, Afrin Nehri kıyılarında ve Deli Osman ormanlarında mesire yerleri yapılması ek öneriler olarak dikkate alınabilir.

10) Sayın YARAR: Kilis Valiliğinden, Kilis İl Kültür Müdürlüğünden ve Kilis Belediyesi’nden, Kilis Kültürü için neler bekliyorsunuz. Önerilerinizi açıklar mısınız?

10) Sayın ELMALI: Kilis Cumhuriyet dönemi ile yıllarca sınırda unutulmuş, kaderi ile baş başa bırakılmıştır. Hiçbir devlet yatırımı alamamış, (Nedim Ökmen şahsi çabaları hariç) suçlanmış, dışlanmış, tarım ürünlerinin desteği ile yaşamını güçlükle sürdürmüştür. Şimdi il olmuştur. Bazı zorunlu yatırımlar yapılmıştır. En önemlisi üniversite açılmıştır. Yolları yapılmaktadır. Bir değişim rüzgârı var ama usul usul esen akşam yeli gibi.

KİLİS’İN UZUN YILLARI İÇEREN BİR AÇLIĞI ve ALACAĞI VARDIR. Bu açlık bu kadarcık hizmetle giderilemez. Daha fazlası, geçen boş yılların hakkının ödenmesi gerekir. Büyük yatırımlar beklentilerimiz yanında, Sayın Valiliğimizden, Kültür Müdürlüğümüzden, Belediyemizden aklımıza gelen beklentilerimizi sıralayalım: Hassa yolumuz artık bitirilsin. Çok güzel oluyor o da bilinsin. Güvenlik, trafik, sosyal projeler hızla çözümlensin.

Organik zeytinyağı projesi çabuk gerçekleşsin. Kilis zeytinyağı raflarda yerini alsın. Horozkarası veya Bağ Bozumu festivali ülke genelini kapsayacak şekilde yapılsın. Çevre Kültür Müdürlükleri ile ilişkiler kurup, etkinlikler çoğaltılsın. Kültürel bir istek değil ama şehrin labirent gibi olan batı girişine bir alt-üst geçidi yapılsın. Bir kente ilk girişteki görünüm çok önemlidir. Yollarımız, parklarımız (özellikle Şehitler Parkı) temiz ve bakımlı olsun. Şehrin uygun bir yerinde, Belediyemizce tüm gazete ve yayın organlarının okunabileceği, okuma, dinlenme ve sohbet yeri açılsın.

Sayın yöneticiler; Kilis ve Kilisli hizmeti ve vereni asla unutmaz. Yeter ki unutulmayacak hizmetler olsun.

Sevgili Ahmet ELMALI’ya bu olanağı verdiğinden dolayı teşekkür ediyor, mutlu ve sağlıklı Kilis günleri diliyorum hemşerilerime…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.