Dolar 32,7682
Euro 35,0901
Altın 2.459,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 38°C
Açık
Kilis
38°C
Açık
Cts 35°C
Paz 35°C
Pts 37°C
Sal 38°C

Kilis ve Ebla Krallığı

Kilis ve Ebla Krallığı
A+
A-
26.09.2019
714
ABONE OL

Ahmet BARUTÇU

 

Kilis, EBLA Devletinin sınırları içinde bulunmaktadır. Böylece Kilis’in kentleşme tarihinin ne kadar gerilere gittiği sonucu ortaya çıkmış oluyor. Daha önce bu konuda yayın yapan Bilim ve Teknik Dergisi ile Nasyonel Coğrafik Dergisi’ndeki EBLA Devleti haritasında Kilis’in de bu devletin sınırları içinde yer aldığı açıkça görülmektedir. Bu suretle Dünya ve Kilis Tarihinin karanlıkta bulunan bir dönemi aydınlığa kavuşmuş oluyor.

Eblehan “Ebla-Han” adının nereden geldiğini merak edenler için Sn. Dr. Cemil Özbal, bir tarihi belgeyi özet olarak Türkçeye çevirdi. Bubelge, Nasyonel Coğrafik Dergisi’nin Aralık 1978 tarih ve 156/4 Sayılı nüshasında yayınlandı. Çeviriyi özet olarak alıyorum:
“Amerika’da çıkan aylık dergilerden birinde “Ebla Krallığı” başlığını görünce bizim Eblehan veya EbülulaMahallesini düşündüm. Bu dergi, krallığın 4 bin 500 yıl önce Halep şehrinin 60 kilometre yakınında bir tepede kurulduğunu, 15 yıldır oralarda kazılar yapan bir İtalyan arkeoloğun bulduğunu yazıyor. Arkeolog önce görkemlibir saray kapısı ile duvarını bulmuş, oradan ilerleyerek sarayın su kuyularını, tapınak odalarını çıkarmış. 1975 yılında saray harabelerinin bir yerinde 15 bin çivi yazısı ile yazılmış toprak tabletler meydana çıkarmış. Bu tabletlerin okunmasında Sodom ve Gomarrah şehirlerinin isimleri ve İncil’den başka hiçbir kitapta adı geçmeyen Hazreti Davud’un da adı geçmektedir. M.Ö. 2 bin 250 yılında doğudan gelen Arkad’lar bu krallığı süpürüp yok etmişler. Bu tabletlerde Ebla’nın bir ticaret merkezi olduğu ve 5 bin yer adının bulunduğu ve en çok Babil, Asur, Man, Kiş ve Kamazi ile ticaret yaptığı bildirilmektedir.
Ayrıca dünyanın en eski sözlüğünün burada bulunduğu meydana çıkmıştır. Bu bulgular yeni bir kültürü, yeni bir dili ve yeni bir tarihi simgelemektedir. Arkeolog bu tabletlerin önemini belirtmek için de şu ifadeyi kullanıyor: O zamandan zamanımıza yetişen bilgiler Ebla’da meydana çıkalılanların ancak dörtte biri kadardır.
EblaKrallığı zamanında dokuma, metalürji, seramik ve ağaç işlerinde çok ileri gitmişler. Beyrut ve Byblos gibi daha sonraları kuruldukları zannedilen şehirlerin de adları bu tabletlerde geçmektedir. Şam ve bunlar arasındadır. Hatta Kur’an-ı Kenim’in 89’uncu suresinde adı geçen İram’da bunlardandır. En ilginç yönü bu tabletlerde bulunan peygamber adlarıdır. Örneğin; AB RA MU İbrahim Peygamber

 

Tevrat’tan başka eski bir kitapta adı bulunmayan Davut Peygamber’in
adı da böyle. Milattan önce 2 bin 300 yılında Ebrium adında bir kralları var. Bu adın Tevrat’ta Nuh Peygamber’in torununun torunu olan ve Yahudilerin atası sayılan İbrahim Peygamber’in adına çok benzediğidir. Üç büyük dinin; Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet’in tarihi kökenini İbrahim Peygambere bağlarlar. Tevrat’ta İbrahim Peygamberin yurdunun güney Mezopotamya’da Ur şehrinde olduğunu yazar. Din bilgileri İbrahim Peygamberin milattan 1800 yıl önce buradan göç ederek ve Suriye’den geçerek Filistin’de yerleştiğini kabul eder.

Ebla tepesi Halep-Humus anayolu üzerinde görkemli bir tepedir. Ortadoğu’nun kadim insanları şehirlerini stratejik yerlerde bol suların aktığı yerlerde kurmuşlardır. Yağmacı ordular bu şehirleri yakıp yıktıkça bu harabelerin üzerinde yeni şehirler kurulmuştu. Böylece bir tepede kazı yaparken medeniyet eserlerini tabaka tabaka bulmak mümkündür. İtalyan arkeolog, Tel Mardik denilen bu tepenin altındaki sarayı 15 yıldan beri yaptığı kazılarda sarayın büyük salonlarında raflar üzerinde tabletlerin dizildiğini ve milattan önce 2250 yılında saray işgale uğrayarak yakılmış ve ağaç rafların yanmasıyla da yüksek ısıdan tabletler daha iyi pişmiş ve sonsuza kadar kalmasını sağlamıştır. Ebla sarayında 11 bin memurun yaşadığı ve büyük bir kent olan Ebla’nın surları içinde saraya mensup 30 bin kişinin yaşadığı saptanmıştır. Bütün şehrin nüfusu 250 bin kadar olduğu bildirilmektedir.
EblaKrallığı, milattan önce 2 bin 400 yılında güçlü bir krallık olduğu ve arka arkaya beş kralın idaresi altında çok kuvvetlendiği ve dünyada ilk imparatorluğu kurmuş olan Arkad kralı Sargon ile anlaşmalar yaparak Fırat Nehri’ni kontrol altına aldıkları yazılmaktadır. Fırat’ın kontrolü önemli bir konudur. Çünkü Anadolu’nun zengin maden yatakları ile Suriye’nin zengin ormanlarına sahip olmak demektir.
“Bütün yollar Roma’ya gider” sözünden çok yıllar önce,“Bütün yollar Ebla’ya gider” sözü geçerliydi. O zaman tüm yollar EblaSarayı’nın merdiven taşlarına kadar uzanırdı. Sarayın etrafında duvar yoktu. Ancak kentin etrafında duvar vardı. Ebla halkı heran krallarının huzuruna çıkmak hakkına sahiptiler. Kral, soya göre değil, halkın oyu ile seçilirdi.Kral, dul kadınların yetimlerin ve yoksulların haklarını korumak zorundaydı. Yoksa yaşlılar tarafından tahtından alınırdı.
Milattan 4 bin yıl önce Mezopotamya’da Sümerlerin yaşadıklarını biliyoruz. İlk şehri onlar kurdular ve 2 bin işaretle ilk yazı sistemini meydana getirdiler. Daha sonra dahi biri de bu işaretlerin sesleri de gösterdiğini bulunca bugünkü yazı sistemi meydana gelmiş oldu.

Sümerler 1000 yıl kadar bu verimli ve zengin topraklarda yaşarken doğudan gelen barbarlarla devamlı savaştılar. Sonunda 2400 yılında Akad kralı Sargon Sümerlere son verdi. Onlar da Sümer yazı sistemini kullanarak kendi dillerini yazdılar. Bu tabletlerde de sözlüklerin çoğu Sümerce olduğu bilinmektedir. Milattan 2080 yıl önce yaşlı bir kralın yerine geçecek olan oğluna şu öğüdü vermiştir: “Nutuk çekmede mahir ol ki kuvvetli olasın. Söz kılıçtan daha kuvvetlidir ve iyi nutuk çekmek de herhangi bir savaştan daha etkindir.”

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.