Dolar 13,4589
Euro 15,3839
Altın 788,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis -1°C
Karla Karışık Yağmurlu
Kilis
-1°C
Karla Karışık Yağmurlu
Çar 1°C
Per 2°C
Cum 2°C
Cts 1°C

Kilis ve Gaziantep Yöresinde Bir Mit: Karababa

Kilis ve Gaziantep Yöresinde Bir Mit: Karababa
A+
A-
11.05.2017
126
ABONE OL

Tamer ABUŞOĞLU

 

Ziyaret, türbe ve yatır olarak da adlandırılan mezarlar kutsiyetine inanılan mekânlardır. Mekân sahipleri itikat mertebesinde derecesi olan keramet sahibi, saygın ve ulu kişilerdir.

Hemen her yörede yatır ziyaretlerindeki adetler ve görenekler birbiriyle benzer özellikler taşır. Mum yakmak, duvarlara taş yapıştırmak, adakta bulunmak, dileğin yerine gelmesi halinde yemek dağıtmak, hayır ve hasanette bulunmak, kurban kesmek gibi.

Türbe, ziyaret ve yatır bahsi, Türklerin binlerce yıllık göç macerasıyla Şaman inancına ait ritüelleri Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar taşıması ve İslam inancıyla harmanlayarak bir sentezlemesidir.

1993 yılı baskısı olarak Ankara’da yayınlanan Kilis’te Halk Tababeti ve Körler Çarşısı adlı eser Kilis Kültür Derneği Yayınları arasında vücut bulan Kültür Kasteli dizisinin VI. eseri.

Avni Keçik’in çaba ve gayretleriyle, Kilis yöresinde yaşamış alim ve ulamalarla, itikati şahsiyetler neşredilmiş. Daha geniş ve benzer bir çalışmanın Gaziantep yöresi için Cemil Cahit Güzelbey tarafından Gaziantep Evliyaları adı altında yapıldığı biliniyor.

Her iki eserin karşılaştırmalı olarak incelenmesinde yeni bulgulara ulaşılması açısından yarar var.

Kırıkkale’nin Delice ilçesinden Bingöl’e, Şarkışla’dan İstanbul’a, oradan Diyarbakır’ın Çınar ilçesine kadar geniş bir coğrafyada kendine tanım bulan Karababa söylencesi bunlardan sadece biri.

Tıpkı farklı şehirlerde ve yörelerdeki Yunus Emre ve Hz. Yuşa Kabristanları ve türbeleri gerçeğinde olduğu gibi…

Bunlardan sadece Gaziantep ve Kilis’teki Karababa imgesini inceleyeceğiz.

Avni Keçik’in anlatımıyla Karababa, Kilis’te Halk Tababeti adlı eserde şöyle resmediliyor:

İçeribahçe denilen ve kentin doğusunda yer alan 4-5 km uzaklıkta bir bahçe siyecinin içinde çevresinde incir ağaçlarının bulunduğu bir pınardır. Burada bir türbe ya da bir yatır yoktur. Halk buranın kutsallığına inanır. Mevsimine göre havalar elverişli olduğunda Karababa’ya gidilir. Özellikle ciğer pişirilerek yenir. Dilek dilenir, adak adanır, incir ağaçlarının dallarına bez ve kumaş (çapıt) parçaları bağlanır. Kargaların yemesi için incir ağacının dalına bir parça da ciğer asılır. Kilisin özellikle Ermeni halkı Karababa’ya çok inanır, ziyaret eder ve kurban keserlerdi. Yatırın bir Ermeni babası olduğuna inanırlardı. (a.g.e, Ankara 1993, sayfa 20)

Kilis yöresine ait bir diğer Karababa miti ise Kilis’in Musabeyli ilçesine bağlı olan Yastıca köyündedir. Kilis kent merkezine 60 km, Musabeyli ilçe Merkezine 33 km uzaklıktaki Yastıca köyü, Gaziantep sınırında Tiyekli (Yeniyapan), Gemrik (Dokur) ve Yaycı köyleriyle, Kilis sınırı içinde ise Gündeğer (Kaman) ve Çıraz köyleriyle komşudur.

(Kaynak kişi: Kilisli yazar Mehmet Karakaş)

Türkiye’nin farklı coğrafyalarında da ortaya çıkan Karababa salt Kilis ve Gaziantep yörelerine ait bir olgu değildir.

Çoğu zaman yiğit, gözü pek, adil, hakkaniyet sahibi, iman ehli ve itikati bir şahsiyeti sembolize eder.

Türbe ziyaret ve yatır olarak bahse konu edilen Karababa bu kez aynı zamanda mevki olarak da Gaziantep’in Oğuzeli ilçesine bağlı Tılbaşar (Gündoğan) köyü ile Mezere (Belören) köyleri arasındaki Tılbaşar kalesinin eteklerinde kendini gösterir.

Bir Doğu Roma eseri olan ve Tılbaşar kalesi olarak adlandırılan bu abidevi yapının altında ve Sacır suyuna yakın bir mekân olan Karababa’da yakın zamana kadar ziyafetler verilirdi.

Yöre insanı tarafından gölgelik olarak da kullanılan bu alan adakların ve ağaçların dallarına kumaş ve bez parçalarının bağlanmasıyla oldukça renkli görüntülere ev sahipliği yapardı.

Ancak giderek toprak kültüründen uzaklaşan sosyal doku Karababa’nın eski önemini yitirmesine neden olmuştur.

Gaziantep ve çevresindeki bir diğer Karababa imgesi de Araban ilçesine bağlı olan Karababa köyüdür. Bahse konu köy Araban ilçe merkezine 16 km, Gaziantep şehir merkezine ise 80 km mesafededir.

Karababa’ya ait bu imge ve söylencelerin tarihi derinliği ve gerçekliği çoğu zaman tam bir muamma. Tıpkı içinde yatanı olmadığı halde bölge insanı tarafından Türbeye ve yatıra dönüştürülen mekânlar gibi, yöreye ait dinsellikten halkın kendi kurgusuna kadar uzanan bu düzlem, çoğu zaman ortak kültürü ve halkın etrafında toplandığı ortak inancı da inşa edebiliyor.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.