Dolar 32,2020
Euro 35,0069
Altın 2.504,53
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 30°C
Az Bulutlu
Kilis
30°C
Az Bulutlu
Paz 30°C
Pts 32°C
Sal 32°C
Çar 30°C

Kilis’e Atılan Roketler

Kilis’e Atılan Roketler
A+
A-
26.06.2016
406
ABONE OL

Prof. Dr. İsmail GÜVENÇ

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü

Kilis şehir merkezinde 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle günün farklı zamanlarında Suriye’den gelen patlama seslerini duymak mümkündü. 18 Ocak 2016’da duyulan patlama sesi diğerlerinden çok farklıydı. Patlamanın sesi o kadar yüksekti ki pencereden baktığımda korkudan kaçışan insanları gördüm. Kısa bir süre sonra öğrendim ki patlama, Suriye tarafından atılan ve bir okulun bahçesine düşen füzeden kaynaklanıyordu. Bu olayda biri öğrenci diğeri işçi olmak üzere iki vatandaşımız hayatını kaybetti. Ertesi gün Kilis’in Polateli ilçesine düzenlenen cenaze törenine katıldım. Ağlayan insanlar, yetim kalan çocuklar savaşın korkunç yüzünü yansıtıyordu.

Kilis şehir merkezine 18 Ocak 2016’da ilk roket düşmesinden sonra belirli aralıklarla bu roketler bu yazının kaleme alındığı haziran başına kadar devam ediyordu. Bu süreçte 21 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce insan yaralandı, evler ve araçlar zarar gördü. Bu duruma şehir tepkisi göç etmek veya gelişmeleri protesto etmek şeklinde ortaya çıktı. Olaylar KİYÜ’yü de etkiledi. Mercidabık ve Karataş Kampüsleri roketlerin sık düştüğü bölgedeydi. Asıl sorun, öğrenci yurtlarının sık roket düşen alanlarda olmasıydı. Çalışan ve öğrencilerin bir kısmında psikolojik etkiler ortaya çıktı. Bu etkiler ilk aylarda hafif iken sonradan sürdürebilirliği tartışılır hale getirdi. Mayıs ayı geldiğinde durum daha da ağırlaştı. Akademik ve idari personel arasında kaygı belirtileri artarak başka şehirdeki kamu kurum ve kuruluşlarına naklen geçme talebi hızla arttı. Öğrenciler derslere devam konusunda hukuki haklarını azami ölçüde kullanarak, KİYÜ’nün eğitime ara vermesi yönünde talep ortaya koydular. Bu tür talepler öğrenciler arasına karışan aralarından öğrenci olmayan provokatör gruplar tarafından arttan şekilde kışkırtıldı.

KİYÜ Yönetim Kurulu ve senatosu normal seyrinde çarşamba günleri yapılmaktaydı. Artan roket saldırıları sonucunda 25 Nisan 2016 Pazartesi günü acil bir senato toplantısı yaptık. Gündem olarak roket saldırıları sonucu “KİYÜ olarak hangi önlemler alınmalı” konusu değerlendirildi. Bunların sonucunda senato olarak bazı önlemler aldık. Roketlerin fazla düştüğü bölgede bulunan Karataş kampüsündeki öğrencileri daha güvenli olduğunu düşündüğümüz Merkez kampüse taşıdık. Hedefimiz 2015-2016 öğretim yılının akademik takvime uygun şekilde tamamlanmasını sağlamaktı. Ancak 2016-2017 dönemi (KİYÜ’nün geleceği) için karamsarlık gittikçe arttı. Bu arada ÖSYM, 22 Mayıs 2016’da KİYÜ’de yapılacak KPSS sınavını Gaziantep iline aldı. Benzer şekilde Atatürk Üniversitesi de açık öğretim sınavlarını ilimizde yapmaktan vazgeçti. Gelecek günlerde Anadolu Üniversitesi sınavları da aynı akıbetle karşılaşacak gibi gözüküyordu. Bu manzarada şehir ve KİYÜ’nün erimesi bizi derin bir üzüntüye sevk etmekteydi. Çevreme yine de ümitli olmayı tavsiye ediyor, ümit aşılamaya çalışıyordum. Öğrencilerle kampüste sık sık bir araya geliyor, fotoğraf çektirip tweeter’dan paylaşıyordum. Nede olsa “ümit en son ölen şeydir.”

WALDO SEN NEDEN BURADA DEĞİLSİN?

Komşu bir ülkeden atılan roketler sonucu Kilis ilinde 21 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Roket saldırıları 18 Ocak 2016 tarihinde başlamış bu yazıyı yazdığım mayıs sonuna kadar aralıklarla devam etmişti. O günlerde yaşanan roket saldırıları ilde ve üniversite de önemli bir gerilim alanı oluşturmuştu. Cenaze namazları sonrası vefat edenler için her seferinde İl Müftümüz, “Bunlar hükmen şehit, mağdur ve mazlum kimselerdir” ifadesini kullanmıştı.

Bu süreç devam ederken mayıs ayının ilk haftasında bir günde 7 roketin düşmesi endişeleri daha da artırdı. Bunun sonucunda çevre illere gidip gelmeler arttı. Kapalı alan kullanma korunma için tercih edilmeye başlandı. Ortada görünen insan sayısı hızla azaldı. Bundan üniversitemiz de nasibini aldı. KİYÜ’de bazı anlar ben ve birkaç güvenlikçi dışında kimse ortada görünmez oldu. Öğrencilerimizin % 90-95’i ortada gözükmüyordu. Bu durum aynı zamanda öğrencilerin yasal devamsızlığını kullanmalarından da kaynaklanıyordu.

Bu sıkıntılı günlerde de metanetli durulması önem arz etmekteydi. Mezuniyet töreninin olduğu 11 Mayıs 2016 Çarşamba sabahı üniversite kapısına doğru yürüyorken bankta oturan 3 bayan öğrenci gördüm. Zaten o günlerde sıkça öğrencilerle bir araya gelerek morallerini yüksek tutmaya çalışıyordum. Bu öğrencilerin yanına gidip oturdum. Onlara “Sizler gitmediniz mi?” diye sordum. Onlardan “Biz buradayız, ölüm mukadder ise gittiğimiz yerde bulur” dediler. Gerçekten bu vatan, bu üniversite bizimse en ufak sıkıntıda çekip gitmek ne kadar doğruydu! Her zorluk karşısında pes etmek, “Asla pes etme” diye öğretilenlerle nasıl uyumlu olabilirdi. Bu bayan öğrencilere asistan iken “Waldo, sen neden burada değilsin?” adlı bir kitap okuduğumu, bugün burada olmayanlara “Sizlerin neden burada değilsiniz?” diye sorabileceklerini söyledim. Öğrenciler “Waldo da kim?” dediler. Ben izah edip, öğlenden sonraki mezuniyet törenindeki konuşmamda sizlerden ve bundan söz edeceğimi ifade ettim. Biz buradayken niçin Kilis’te ve KİYÜ’de olunmadığı sorgulanmalıdır.
“Waldo, sen neden burada değilsin?”
Henry Thoreau, ABD’nin Meksika’ya karşı yürüttüğü emperyalist savaş sırasında konan nüfus başına vergiyi “Ödediği dolar bir adam öldürmek üzere, başka bir adam veya tüfek satın almaya yaramasın” gerekçesiyle vermeyi reddedince bir gece hapis yattı. Kendisinden on dört yaş büyük olan ve birçok özgürlükçü düşünceyi kendisiyle paylaşan Ralph Waldo Emerson, telaşla arkadaşını görmek üzere onun hücresine girdiğinde aralarında şöyle bir konuşmanın cereyan ettiği anlatılır:
– Henry, neden buradasın?
– Waldo, sen neden burada değilsin? (İsmet Özel)
Bu vatan bizim, bu toprak bizim! Sen neden buradasın şeklinde değil, ben neden burada değilim şeklinde sorgulama yapmamız gerekmez mi? Sahi sen niçin burada (mezuniyet töreninde) değilsin?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.