Dolar 32,2247
Euro 34,9384
Altın 2.418,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 23°C
Hafif Yağmurlu
Kilis
23°C
Hafif Yağmurlu
Pts 28°C
Sal 28°C
Çar 28°C
Per 28°C

Kilis’e Özgü Nostaljik Bir Mutluluk Hikâyesi

Kilis’e Özgü Nostaljik Bir Mutluluk Hikâyesi
A+
A-
09.11.2022
544
ABONE OL

Mehmet Şenay TAŞKENT

1960-1970’li yıllarda Kilis’te yaşayanların gönlünde hoş bir sada olarak andıkları,günümüz gençlerinin ise, “Olsa olsa bir masaldan öte değil”dedikleri birnostaljik hikâyeden,yanio yıllarda Kilis’te yaşamın nasıl olduğu,nelerden,nasıl bir mutluluk duyduklarından kısa kısa söz etmek bugünkü yazım konusu.

Sözünü ettiğim o yıllarda,Kilis’te önemli tarım kollarından olan bağcılık,zeytin üreticiliği ve ‘bahçacılık’ adı verilen yaş meyve ve sebze yetiştiriciliği,gerek ekonomik ve gerekse mutluluk kaynaklarından sayılırdı.Sanayi bazlı gelişmeler yok denecek kadardı.Pekçok Kilisli büyüklerimizin Bono(Hisse senedi) karşılığı hissedarı oldukları bir Zeytinyağı fabrikası ve Tekel Suma gibi yaş üzüm alımı yapan iki fabrikanın varlığı gözlerde devasa bir sanayi gelişimi olarak görülürdü.

Üzüm hasatlarında sergi denilen üzümü yerinde kurutmak amaçlı her bağı olanlar buralara çadırlar kurar,gündüzleri çoluk-çocuk demeden çalışır,geceleri de kendi çaplarında düzenledikleri eğlencelerle mutluluğun keyfini yaşarlardı.

Sergi dışı yaş üzümlerini de sokaklarında,kimileri de evlerinin havışlarında(avlularında)üzüm şırası haline getirerek üzüm sucukları,içi cevizli nuskalar,bastıklar yaparak kendilerine ekonomik gelirler elde eder,bundan da doyumsuz haz duyarlardı.

Zeytin devşirmelerinde de farklı duygular yaşanırdı.O sabahın ayazında yakılan pir(ağaç dalı) ateşi etrafında yapılan kahvaltı mutluluğu ve çalışılırken söylenen maniler,yorgunluklara inat sevinç kaynakları olurdu.

Uzun kış akşamlarını aile,eş ve dostlar arası gezmeler süsler,bu buluşmalardaki sohbetler adeta bir eğitim niteliği taşımakla beraber,büyüklerden bilinmedik çok şeyler öğrenilirdi.

Günümüze oranla bugünkü gelişmelerden habersiz pek çok evde bulunmayan radyo ve sonrasında da ‘pikap’ denilen plak çalarların varlığı,zenginlik sayılırdı.O yıllarda Kilis’te özel araba sayısı da iki elin parmakları mukabili,sayılı kişilerde vardı.

Yazlıkları olan 10’a yakın sinemalara aileler dahi gider,böylesi az bir sosyalleşmeyi büyük bir zenginlik olarak görürlerdi. Gaziantep’in ilçesi olduğumuz o yıllarda,Gaziantep’e düzenli olarak sefer yapan otobüsler,minibüsler ve birkaç noktada taksi durakları vardı ki,Gaziantep’e ulaşım bir kolaylık ve güzellik olarak görülüp yüzlerde bir memnuniyet yaratılırdı.

Kilis halkına o yıllar verilen sağlık hizmetleri sınırlı sayıdaki doktor, ebe,hemşire ve personellerle yetersiz görülerek çoğu hastaların Gaziantep’e götürülmek zorunda kalınışı üzüntü kaynakları arasında sayılırdı.

İlim-irfan kenti sayılırdı o yıllar Kilis; 1 lise,1 ortaokul,1 yatılı bölge okulu,kız öğretmen okulu,sanat okulu(endüstri meslek)ve 7-8 adet ilkokulu var olmasına rağmen bu okullarda öğrenim görenler üstün başarılarıyla birçok branşlarda önemli yerlere gelmiş ve Kilis’in gururu olarak anılırlardı.

Erkek çocuklarının sünnet mürüvvetleri, genellikle sünnetçi denilen bu işi meslek edinmiş ehil kişiler sayesinde görülürdü.Şimdiki Karataş denilen yer,sık ormanlıklı bir yerdi.Her Pazar ailece buraya pikniğe gidilir ve çoğu gelin adayları buralarda bulunurdu.

Düğün önceleri evlerde “Oturtma”denilen yemekli eğlenceler düzenlenir,düğün merasimleri de sinemalarda film gösterileri ile yapılırdı.Damatlara düğün gecesi “Damat namazı” kıldırılırdı.İlerleyen yıllarda bu filmli düğünlerin yerini,sazlı sözlü park ve düğün salonlarının alması ayrıcalıklı sayılırdı.

Kısacası o yılları yaşamış,büyüklerim unutup Da yazamadıklarım var ise beni bağışlasınlar.Kilis’te bir zamanlar bu yaşanmışlıklar ile mutluluk duyulur iken,çağımızın getirdiği teknolojik gelişmelere paralel olarak mutluluk anlayışına ilişkin değişimleri de elbette göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum.İnanıyorum ki,40-50 yıl sonra da bugünkü mutluluk anlayışları da gelecek yeni mutluluk anlayışlarına yenik düşecektir.Önemli olan insanın ne ilenasıl mutlu olacağını keşfetmesidir,diyerek bu kısa nostaljik hikayeyi burada noktalıyorum.

Esen kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.