Kilisli Emekli Bir Öğretmenin Unutulmayan Anıları (14. Bölüm)

28 Kas 2017 Sal 9:44
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Gurbette Bayram-9

 

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU

 

SILA HASRETİ BİTİYOR
Eve geldiğimizde evim sıcacıktı. Sağolsun Ali amca ben gelmeden önce üşümeyelim diye somayı yakmıştı. Odada acayip bir koku vardı. Bu kokuya alışmıştım artık. Kolide iki tane tezek vardı. Odun bittiği için adamcağız sobada tezek yakmıştı. Bizi düşünmüş, sobayı yakmıştı ya… Varsın tezek (kurutulmuş inek dışkısı) olsundu. Artık dönüşümde baba evim gibi ev sahiplerime kışı çıkartacak kadar odun, hatta kömür alırım diye düşündüm abimin yatağını yaparken.
- Aysel, yollar iyice açılmış artık… Yarın Kilis’e gidebiliriz.
- Evet bir haftadan beri buralarda kalakaldık. Tamam abicim, inşallah yarın gideriz. Düğünün de son günü yarın, Mustafa Amcalardan da ayıp olacak ama!…
- Valla artık beni buralarda kimse tutamaz! Bayramdan iki gün önce kar yağdı, yollar kapandı. Sonra dört gün gurbette bayram geçti, bugün tam bir haftadan beri köyde mahsur kaldık.
İnsanları iyi olmazsa bu köy ve buradaki hayat çekilecek gibi değil.
Hele Kilis’e gidelim de ilk işim senin tayinini buradan kaldırmak olacak.
Allah’ın bir sebzesi, meyvesi yok! Yat kalk makarna, bulgur, patates ye…
Ne bir sağlık ocağı, ne doktor var. Sancıyan dişini bile ilkel yolla kerpetenle çekmişler.

- Sen bunları nereden biliyorsun? Kim söyledi?
- Kim söylediyse söyledi, ne yapacaksın! Az daha dağın başında ölüyorduk kızım ya! Ölseydik, ölümüz burada kalırdı. Bizim canımız o kadar ucuz mu? Biz seni sokakta bulmadık!
- Ankara’da okusaydım bütün bunlar başımıza gelmeyecekti. Ne güzel Hukuk kazanmıştım. Otur öğretmenliğini yap! Çatır çatır maaşını al da keyfine bak demişti babam. Ben seni Ankara’ya falan gönderemem demişti! Gönderdiği yere bak! Allah’tan çocukları çok seviyorum. Mesleğimi de seviyorum. Buranın insanlarını da… Mahrumiyet falan umurumda değil!  Burada yaşayan insanların canı yok mu?
- Kızım burası onların vatanı. Burada doğmuşlar. Tarlaları, toprakları burada… Onlar köylerini, topraklarını bırakıp gidemezler! Sen şu valizlerimizi düzenle de biz yarın yola çıkalım. Hem babam beş çocuğunu da okuttu. Sen ve iki ablam öğretmen oldunuz, abim, jeoloji mühendisliği okuyor. Ben, liseyi bitirdim. Mektupla öğrenim, Fen Bilgisi öğretmenliğini kazandım. Adam bir bakkal dükkânının geliri ile hepimize İstikbal kazandırdı, daha ne yapsın? Kızım, benim diyen zenginler bile çocuklarının hepsini okutamıyorlar.
- Tamam abi. Haklısın! Hemen hazırlıyorum!
- Yarın erkenden yola çıkarız.
- Sabah ola, hayrola abi!

Yer yatağına yattı, başından yorganı aşırırken bir yandan da söyleniyordu:
- Evin içinde b.k kokusundan durulmuyor, gel de uyuuuu!

Abime kızsam mı, gülsem mi bilemiyorum.

Sabah erkenden horoz sesleri ile uyandım. Ayşe teyze de uyanmış, ağıldan aldığı bir kova tezeği eve götürüyordu.
- Günaydın Ayşe Teyze… Nasılsın ?
- Sabahın hayrola gızım. Eyiyim. Abin kalktı mı?
- Yok kalkmadı daha uyuyor.
- Eyi o vakit. Uyandı mıydı, bize inin kahvaltımızı yapak, böün (bugün) gelin getireceğiz tamaaa… Bir yandan da gülüyordu.
- Ayşe Teyzem , ben de seninle bu konuyu konuşacaktım. Abimin sabrı kalmadı artık, yollar açıldı, bugün gidelim diyor.
Durakladı, elindeki tezekleri yere bırakarak doğruldu,
- Haklı, dedi. Eyi… Ali Emmin kasabaya inecek az sonra. Minibüsçü Memet’e söylesin de bari minibüsle gedin.
- Çok iyi olur.
Yukarı kattan abim seslendi:
- Ayseeellll!… Neredesin? Hadi gidelim.”
- Tamam abi geliyorum!
- Gızım bari bir şeyler yeseydiniz. Fırına patatesli kömbe sürmüştüm.
- Sağol teyzem. Biz gecikmeyelim, yolumuz uzun… Darende’den bir şeyler alır, atıştırırız.
- Eyi madem. Bir kız çocuğu bağırarak yanımıza geldi o anda.
- Eşe bibi (bibi, hala demek), Eşe bibi anam seni çağırıyoooo!
- Sus gız hocayı yolcu edem de sonra.
Sıkıca giyindik. Valizlerimizi alarak aşağıya indik. Ali amca kasabaya inmişti, çocuklar daha uyuyorlardı. Sobanın üstünde demlenmiş çay mis gibi kokuyordu. Abimle sobanın yanındaki sandalyelere oturduk. Artık evin kızı gibiydim. Tel dolabımdan getirdiğim tahinhelvasını Peynirleri, zeytinleri, ne varsa aşağıya indirdim. Onları küçük tabaklara yerleştirdim Masanın üstüne dizdim. Hiç olmazsa kahvaltıları hazır olur dedim. Birer bardak çay doldurdum. Abimle çaylarımızı içerken bir minibüs benim eve doğru yaklaştı, evin önünde durdu. Düğün evine giderken Ali Amca’yı yolda görmüş, bizi almasını söylemiş.
- Hocaaaa!… Hazır mısın?
Abim kapıya çıktı:

- Selamünaleyküm!

- Aleykümselam.
Ayşe Teyze’nin elini öptük. Çocuklar uyudukları için hepsine tek tek baktım, gülümsedim. Tam minibüse binerken Vahap ile Bekir de geldi.
- Ayşe Teyzem, her şey için çok teşekkür ederim. Bana annem gibi davrandın. Kilis’ten bir isteğin var mı?
- Ne isteğim gızım. Sağ salim gidip gelin, başka bir dileğim yoktur. Geri geleceksin değil?
Endişeli ve hafif dolu gözlerle baktı… Sonra, “Seni bura geri salmaz anan giller de mi?”
- Olur mu hiç? Tabii ki geri geleceğim, benim burada çocukların var. Siz varsınız… Gelmez olur muyum!?

Birbirimize sevgi ile sarıldık.
- Allah esirgesin sizi gızım. Bütün köy seni çok seviyo, hanım bir gız öğretmen deyolar. Anangillere selam söyle.
- Aleykümselam… Söylerim. Kendine iyi bak, yorma fazla kendini.

Sonra çantamdan çıkardığım bir zarfı ceketinin cebine koydum. “O ney gızzz?” demesini bitiremeden Bekir’le ve Vahap ile tokalaşıp hareket ettik.
- Durr!… durrr!… diyerek minibüsü durdurdu, bir bez torbayı elime tutuşturdu.

- Haydi rast gele!…
Kasabaya girdiğimizde caminin önünde Ali Amca’yı gördüm. Beni bekliyordu. Yanımıza geldi.
- Ali Amca hoşça kal. Allah razı olsun sizden. Minibüsü yollamasaydınız soğukta nasıl gelecektik?
Abimle elini öptük.
- Yolunuz açık olsun evlatlarım. Babanıza selam söyleyin.
Minibüs köyün bozuk ve çamurlu, eriyen kar sularından kayganlaşmış, sakızlanmış yollarından geçerken, şoför başını bana doğru çevirerek halen üstünde karların birikmiş bir yığını göstererek:
- Hocam traktörün kara saplandığı yer işte burası. Duyduk çok üzüldük. Karda, tipide dağda kalıp döndüğünüz yer. Geçmiş olsun. Neyse ki yolları açtılar…
Somuncu Baba’nın yanındaki meydanda Malatya’ya giden otobüsler var, oradan otobüse binersiniz.
- Tamam, teşekkür ederiz. Şoförün dediği meydanda indik. Malatya’ya gidecek otobüsü bulduk. Hareket etmesine 20 dakika vardı.
- Abi gel eve hediyelik bir şeyler alalım, dedim.
Tohma Çayı’nın devamı olan bir dağın üzerinden bir şelale akıyordu. Somuncu Baba imiş orası… Bir de türbe varmış yanında. Yapılan dualar kabul olurmuş. Somuncu Baba’nın önünde yerlerde camekân küçük sandıklar dikkatimi çekti. Nedir bunlar, diye eğilip baktığımda cam bölmenin içinde yan yana dizili minik şişelerin içinde esanslar varmış meğer… Kutunun sahibi camekânın kapağını açınca birden mis gibi kokular yayıldı… Rahmetli babam esansı çok severdi. Bir arkadaşı ona Hicaz’dan küçük bir şişe koku getirmişti. Onu hep yastığının altında bulundurur, burun deliklerinin önüne parmağı ile sürer, koklar, sonra şişenin kapağını özenle kapatırdı.
- En güzel kokan bir esans istiyorum, dedim. Adam bana leylak kokulu bir şişe uzattı. Biraz bayanlara ait bir esans olduğunu düşündüm.
- Bu esansınız bayanlar için değil mi?
- Evet. Bunu daha çok bayanlar alıyor.
- Peki erkekler için hangisi?
- İşte şu, diye küçük bir şişe uzattı elime. Kokladım, bunun kokusu da gül ve nergis karışımı bir kokudaydı. Çok ağır geldi bana. Sonra tarçın kokusuna benzer ve daha hafif kokulu bir şişe uzattı. Ondan da bir şişe babama aldım. İslimden (kayısıların kurutulduktan sonraki hali) sonra bal renginde kurutulmuş kayısı ve mor ile siyah arası renkteki bir kayısılar yerdeki şal üzerinde yığın halinde duruyordu. Az ileride de bir tezgahın üzerinde yığın halindeki Kurutulmuş bademler… Kayısılardan ve bademlerden 2’şer kilo aldım. Başka ne alabilirdim?

(Devam edecek)

Benzer Haberler

TRAFİK Kaza yapanlar ilan edilecekmiş. Çoğu ediliyor zaten, “ölüm ilanı” sayfalarında…...

Yorum 
0

Ramazan Düşünceleri: Ramazan’da Akıl ve Kalbin Birlikte Yol Alması Metin MERCİMEK “AKILLI...

Yorum 
0

Nejat TAŞKIN    Merhum Rahim Kesikminare çok sevdiğim sınıf arkadaşlarımdan biriydi....

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

TRAFİK Kaza yapanlar ilan edilecekmiş. Çoğu ediliyor zaten, “ölüm ilanı”...

Ramazan’da Akıl ve Kalbin Bir...

Ramazan Düşünceleri: Ramazan’da Akıl ve Kalbin Birlikte Yol Alması...

Sınıf Arkadaşım Rahim Kesikminare’y...

Nejat TAŞKIN    Merhum Rahim Kesikminare çok sevdiğim sınıf arkadaşlarımdan...

Seçime Sayılı Günler Kala Kilis...

A. Haşim ÖZYURT   Muhterem Kilisliler, 1 Kasım 2015 yılında yapılan...

Kilis’te Eski Ramazanlar

Şenel ÖZKÖSELER   Biz mi eskidik, yoksa zaman mı eskide kaldı? Bize...

ŞEHR-İ RAMAZAN

Mutluluk ayı, Onbir ayın sultanı, Bağlanmalı ağzımız, dilimiz. Oruç tutarak,...

MUSABEYLİ DEVLET HASTANESİ RÖNTGEN ...

KİLİS ÖZEL İDARESİ PLAN PROJE YATIRIM VE İNŞAAT MÜDÜRLÜĞÜ Musabeyli...

LPG yüklü tanker devrildi

Kilis’te devrilen LPG yüklü tankerin sürücüsü hafif yaralandı. Tankerde...

Borçlara yapılandırma imkânı

Kilis Belediyesine Su, Emlak Vergisi, ÇTV, İlan ve Reklam Vergisi ve Kanun kapsamına...

Ak Parti Seçim Koordinasyon Merkezi...

AK Parti Kilis İl Başkanlığı, 24 Haziran seçimleri dolayısıyla Seçim...

Kilis keçisi dağıtıldı

Kilis’ten alınan 300 Kilis keçisi Konya’nın Doğanhisar ilçesinde...

Valilikten Filistin’e yardım çağrıs...

Kilis Valiliği’nce Filistin İnsani Yardım Kampanyası’na katılım çağrısında...

Çiftçi eğitim kursları başladı...

Kilis İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü personellerince çiftçilere...

Çocuk Tarım Kampı düzenlendi

Kilis İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Lider Çocuk Tarım Kampı...

Atletizm müsabakalarında Türkiye bi...

Kilis’te Süleyman Demirel Ortaokulu 8. Sınıf Öğrencisi Özlem Tohumcu,...

Türk Ocakları Kilis Şubesi’nden Rek...

Türk Ocakları Kilis Şubesi Yönetim Kurulu Üyeleri, Şube Başkanı Dr. Öğr....

Öğrencilerle iftar yemeğinde bir ar...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun,...

Kilisli Sanatçı Gözükızıl, Rektör K...

Kilisli sanatçı Kadir Gözükızıl, 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof....