Kilisli Emekli Bir Öğretmenin Unutulmayan Anıları (15. Bölüm)

29 Kas 2017 Çar 21:30
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Gurbette Bayram-10

 

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU

 

KİLİS’E GİDİYORUZ

Darende’nin sokakları pazar günü olduğu için sessiz ve sakindi. Sabahın erken saati olduğundandı belkide. Ağaçların dalları, evlerin çatıları kar yükünden yavaş yavaş kurtuluyordu. Açık bir bakkal ya da simitçi göremedik. Sunguroğlu Oteli’nin önünde bir simitçi başında simit tablası simit satıyordu. Abim hemen koştu üç tane simit aldı. Terminalde aldığımız iki bardak çayla birlikte sıcak simidimizi yedik. Otobüse bindik Malatya’ya doğru yol aldık. Darende’den yaklaşık 10 Km. uzaklaştık, karların iyice erimiş olduğunu gördük.Sabah uykusunu çok sevdiğim için uyumuşum. Abimin dürtmesi ile gözümü açtım;
- Aysel kalk artık Malatya ‘ya geldik.
Gözümü açtığımda büyük otogardaydık. Aklıma ilk gelen şey anneme yolda olduğumuzu söylemekti. Abim hemen Gaziantep Kamil Koç yazıhanesinden eve telefon açtı. Zavallı anacığım meraktan çatlamış, bir hafta rötarlı dönüşümüz bile O’nu çok sevindirmiş.Otogarda simsarların yolcuların peşinden koşarak yolcu kapmak için bağrışıp çağrışmaları, her otobüs firmasının yazıhanesinden gelen arabesk, türkü, birbirine karışıyor, ellerinde valizle koşturan insanlar… Tam bir curcuna yeriydi sanki. Malatya sokaklarında ve otogarda kar iyice erimişti.
- Demek ki bütün karlar Darende’ye ve Ayvalı’ya yağmış, dedim içimden.

Malatya’nın ıslak caddelerinden geçerken sokakları inceliyordum oturduğum otobüs penceresinden. Temiz ve düzenliydi sokakları…Evleri çoğunlukla tek ve iki katlı kiremit çatılıydı. Şehir merkezinden uzaklaştıkça 4 ve nadiren 5 katlı apartmanlar göze çarpıyordu. Arka koltukta oturan iki genç bu binaların yeni yapıldığını söylüyorlardı aralarında konuşurken. Hem ön koltuktakiler hem arka koltuktakiler fosur fosur sigara içiyor, otobüsün tavanına doğru halkalar halinde yükselen dumanlardan göz gözü görmüyor, gözlerim yanıyordu.
Düşünüyorum da… Otobüsün içi kaç metrekare ki? Bu kadar küçük kapalı bir alanda insanların nasıl sigara içmelerine göz yumabiliyorlarmış insanlar? Bangır bangır otobüs şoförünün insanlara kendi zevkine göre zorla dinlettirdiği Barak havaları…
Yan koltukta açlıktan hiç susmayıp meme isteyen bir çocuğun feryatları…
Bütün bunlara rağmen abim uyuyordu. Daha doğrusu nasıl uyuyabiliyordu?
Birden aklıma çantama yolda okurum diye koyduğum Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun 1932 yılında yazmış olduğu “YABAN” kitabı geldi. Bu kitap dedemin bana hediyesiydi. Gözüm gibi korurdum onu. Sararmış sayfalarını yırtılacak diye korka korka çevirirdim. Yarısını okuyabilmiştim. İkide bir, bir öne, bir arkaya savrulup sallanırken zor okuyordum zaten. Zira otobüsün arka tekerinin tam üstündeki koltukta oturuyorduk.
- Antep, Antep, Kilis… Urfa…Maraş…

Antep Otogarındayız.
- Abi uyan, Antep’e geldik!
Nöbetleşe uyumuştuk sanki.
Ben Darende’den Malatya’ya kadar, abim de Malatya’dan Antep’e kadar…

Valizlerimizi bu defa İstanbul’dan Kilis’e giden Akpınar otobüsünün muavininin eline veriyoruz. Muavin abimin elinden valizi almak için eğildiğinde abime bakarken, birden bire sarmaş dolaş oluyorlar. Bu, bizim komşumuzun oğlu Şaşı Hano idi.

Ufak, tefek, cılız bir fiziği vardı. Gözlerinden biri kaydığı ve şaş baktığı için adı Şaşı Hano’ydu. Adı çocukluğumdan beri böyleydi. İşin garibi gerçek adını bilmiyordum. Şimdi de bilmiyorum! “Ne ayıp şey”dedim kendi kendime içimden. İnsan kendinden büyük komşu oğluna, hele bir de abinin arkadaşına Şaşı Hano der mi hiç? Bir an kendimden utandım.
- Vay Cemal… Hoşgeldin demek bitti askerlik!
- Hoşbuldum kardeşim. Bitti çok şükür!
- Nereden böyle?
Biraz komik, biraz üzgün:
- Türkiye’nin kuzeybatısından güneydoğusuna… Edirne/Keşan, Ayvalı-Darende, Malatya-Antep-Kilis…Uzun hikâye… Sonra anlatırım. Sen yolcularına bak!
- Tamam görüşürüz. Bacım sende hoşgeldin.
-Sağol abi.
Otobüste yerimizi aldık. İstanbul’dan Antep’e gelen birkaç yolcu otobüsten inince bize yer açıldı. Bu defa şoförün oturduğu koltuğun iki koltuk arkasındaydık. Önümüzdeki koltuklara da bir kadın, diğeri eşi ve adamın kucağında 3-4 yaşlarında bir erkek çocuğu… Otobüs hareket etti. Beş dakika geçmeden çocuk “su… su…” diye bağırmaya başladı. Kadın hemen Hano abiye eliyle işaret ederek:
- Bize bir su ver acık, çocuk su istor,dedi.
Muavin bir kapalı plastik bardakta su getirip verdi. Yarısını da annesi içti. Aradan on dakika geçmeden çocuk birdaha su demeye başladı. Bu sefer babası muavini çağırdı, su istedi. Hano yine bir bardak su getirdi. Suyu verdikten sonra:
- Daha Antep’ten yeni çıktık, heyirdir inşallah,diye söylendi. Abimle ikimiz sessizce gülmeye başladık. Abimin keyfi yerine gelmeye başlamıştı. Birden çok sevdiğim bir arkadaşımın anlattığı bir fıkra geldi aklıma.
Yine Antep’in bir otobüs terminalinde bu olaya yakın birşey yaşanıyor. Yolcunun biri koltuğuna oturup otobüs hareket ettikten kısa bir süre sonra muavinden su istiyor, muavin getiriyor. Arası 10 dakika geçmeden adam yeniden su istiyor. Muavin yine suyu getiriyor. 10 dakika
Sonra yine aynı adam yine su istiyor.
Muavin adama sert sert bakarak:
- Eeeee… Yetti be! Otobüsün burnu garajdan kakar kakmaz herif su istemeye başladı…Noluy, noluy!…Topal gız karnında don mu (çamaşır mı) yıkıyor? Bunca su isteysin?
Bu fıkra ile otobüste yaşananlar birbirinin fotokopisiydi sanki. Abime anlatsam ne kadar gülecekti kimbilir?
Ama şimdi yeri ve zamanı değildi.

Güneydoğu’nun incisi Gaziantep… Çok katlı binaların arasından geçtikten sonra, her iki tarafı fıstık ağaçlarını yarıp giden otobüs Şahinbey Köprüsü’ne yaklaştıkça heyecanlanmaya başladım. Gaziantep ve Kilis’in Fransızların işgalinde, memleketini kurtarmak için Fransızlarla kahramanca savaşırken Şahinbey’in şehit düştüğü köprü ve mezarına gelmiştik çünkü. Hemen bir Fatiha okuyarak ruhuna gönderdim. Hava günlük güneşlikti. Gözümün görmeye alıştığı o bembeyaz bahçelerden, ağaçlardan,dağlardan sonra şimdi zeytin ağaçlarının arasından kayarak yemyeşil buğday tarlalarının arasından yeşil ekinlerle donanmış bir yeşil denizin içindeydim sanki! Tam bir cennete, benim memleketimin medeniyetine gelmiştim. İçim içime sığmıyordu. Oylum’un önünden geçerken dedemin henüz tomurcuklanmamış üzüm bağlarını görüyordum uzaktan!
(Devam edecek)

 

Benzer Haberler

ÖNLEM Memur, performansına göre maaş alacakmış. Belki o zaman limon satmaları önlenir!…...

Yorum 
0

Nejat TAŞKIN   Kilis’e gidenler, “Dönüşte ne istersin Taşkın?” diye sorduklarında onlardan...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “İNSAN YAŞAMININ YARARINA HER TÜR SEMİNERLER, OTURUMLAR, GEZİLER VE ETKİNLİKLER...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ÖNLEM Memur, performansına göre maaş alacakmış. Belki o zaman limon satmaları...

Kırmızı Yemeni

Nejat TAŞKIN   Kilis’e gidenler, “Dönüşte ne istersin Taşkın?” diye...

Kadıköy Gönüllü Evleri’nin Ya...

Metin MERCİMEK “İNSAN YAŞAMININ YARARINA HER TÜR SEMİNERLER, OTURUMLAR,...

Yeni Öğretim Yılı

Şenel ÖZKÖSELER (Em. Öğretmen)   Yeni öğretim yılı hayırlı, uğurlu...

Tevazu…

Mahmut KANMAZ Selam ve sevgiler sunarak, bugünkü yazıma güzel dileklerle başlıyorum…...

ZOR OĞLU ZOR

bak dedim ya benimle sıkılmazsın diye ben üzmem seni oturur çay’la...

AĞLAMA

Ağlama bebeğim! O gözler gülmeli. Ağlarsan eğer, Gözyaşların çocukça...

Kilis’te yerel medyanın sorun...

Kalkınma Bakanlığı GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve Gaziantep Üniversitesi...

Suriyelilere tarımsal eğitim

Kilis’teki Suriyelilere, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)...

KESOB ile KOSGEB arasında protokol ...

Kilis Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (KESOB) İŞKUR Müdürlüğü ile...

Kilis’te trafik kazaları arttı [ASA...

Kilis’te son bir hafta içerisinde meydana gelen trafik kazalarında 20...

950 gram altın çalındı

Kilis’te bir eve giren hırsızlar 950 gram altın çaldı. Hasan Kamil...

Kaymakam Duman’dan ziyaretler

Kilis’in Elbeyli Kaymakamı Kadir Duman ve Belediye Başkanı Süleyman...

Aramızdan Ayrılanlar

Zeynep ZORLU (87) Raife ÖZUNCU (85) İbrahim KARADAŞ (38) Ahmet RUHİ (76) Ayşe...

Çocuklara ağız ve diş sağlığı eğiti...

Kilis’te okul öncesi eğitim alan 2-6 yaş grubu öğrencileri için diş...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

YASA “Gıda Yasası” hazırlanıyormuş. Almadığımız şeyin yasası mı...

Kilis’in Kaderi

Nejat TAŞKIN 40 yıldır yazı yazarım. Elime kalemi aldığım zaman hep iyi...

Evlilik Nedir?

Metin MERCİMEK “DİBİNİ GÖRMEDİĞİN SUYA DALMADIĞIN GİBİ, EMİN...