Kilisli Emekli Bir Öğretmenin Unutulmayan Anıları (22. Bölüm)

14 Ara 2017 Per 13:29
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Gurbette Bayram-17

 

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU

 

KİLİS’TE DÜĞÜN SİNEMASI
(Bu özel bölümü hemşehrim, değerli meslektaşım ve ablam; Nursen Keskin Cabioğlu’nun özel isteği üzerine yazdım.)

O günün akşamı, sevgili anneannem ve dedemi yemeğe çağırmıştım. Erkenden mutfağa girdim.
Anneme yemekleri benim yapacağımı söyledim.
Çocukluğumdan beri annem yemek yaparken onu seyreder, eline bakar, en ufak bir ayrıntıyı kaçırmadan. İzlediklerimi adeta beynime nakşederdim. Annem de kendisini seyretmemden son derece mutlu olur, bazen yemeğin sebzelerini doğramama, dolaptan malzemeleri getir, götür işlerini yapmama izin verirdi.
- Öğren kızım, ileride el kapısı var, derdi.
- Aman anneee! El kapısından bana ne? Ben kendi evimizin yemeğini yaparım.

Başını her iki yana sallayarak, bana bakar gülerdi.
- Senin bu baş kaldırımların var ya… Korkarım başıma kalacaksın benim!

Tam elimde bıçak, soğanları doğrarken kapı çaldı. Komşumuz Nazmiye Teyze geldi. Oğlunun yarın düğünü varmış Özyurt Sinemasında. Elinde pembe renkli 4 tane sinema bileti uzattı. Geleceğimizi söyleyerek teşekkür ettim. İçeri girip, kahve içmesi için ısrar ettim ama girmedi. Evlerinde düğün için Adana’dan gelen yakınları varmış. Doğrusu düğün sinemasını çok özlemiştim. Köye gittim gideli aylar olmuştu gitmeyeli.
Yemekleri, bir de Ayvalı’da ev sahibimden öğrendiğim kömbeden yaptım. Anneannemler yaptığım yemekleri beğenerek yediler. Dedem:
- Bunu senin köyde yemiştim. Neydi adı, diye sordu.
- Kömbe, dedim.
- Bunu aslında kuzine fırınında yapınca daha güzel oluyor. Ben ev fırınımızda yaptım. Onun gibi olmadı ama ne yapalım!
- Eline sağlık kızım, hepsi de çok güzel olmuş, dediler.
- Afiyet olsun dedecim, ananecim.

İhtiyarlar yemekten sonra uykuları geldiği için evlerine gittiler. Onlar gittikten sonra mutfağı derleyip toparladım. Annem ve babam da odalarına uyumaya gitmişlerdi.
Elime yarım bıraktığım romanımı aldım. Birkaç sayfa okuduktan sonra birden aklıma o akşamki dizi geldi. TV’yi açtım. TV’nin tek kanalı olan TRT’yi açtım. “CHARLİ’NİN MELEKLERİ” oynuyordu. Aklıma Figen ve Yıldız geldi. Yeniden keyfim kaçtı.
Ertesi günü ablamlar, yeğenlerim komşumuzun düğün sinemasına gitmek için bize geldiler. Onlar yemeklerini yerlerken kuaförüme gidip bir fön çektireyim dedim. Sokağın son kapısına yaklaştığımda tanımadığım iki kadın kendi aralarında konuşuyorlardı:
- Kele akşama sokağın öte yanındaki komşunun düğünleri varmış. Sege bilat getirdiler mi?
- Yok anam kimse bilat-milat getirmedi.
- Bege de getirmediler.
- Ülüm ala! Kiracıyık deyi bizi hesaba almadılar zahar!
- Yeriiii… Giderik kele! Elem (herkes) beleş sinemaya giderken biz niye evde oturak! Ne renkmiş bilat ecebem (acaba)?
- Kaynanamış elleğem (galiba), pempe bilat verordu şu komşu arvada (kadına).
- Kele Heddüç (Hatice) geçen gün uşaklar (çocuklar) sokakta iki tene pempe bilat bulmuşlar. Dur hele dikiş makinemin çekmecesine saklamıştım. Aha ondan girerik içeri.
- De yeri o zaman hemen hazırlan, herifinin yemeğini de koy sufraya tez gidek yer kalmaz sonra.
- Eee… Ben hazırlanorum aha!
Adımlarımı sıklaştırdım oradan geçerken… Bu konuşmaları kaçırmamak için… Emel Kuaför evimize çok yakındı (Şıh Camii’nin sokağı başındaki ilk kuaför salonu). Sahibi Nihat Abi, gittiğim zaman bana hemen orta şekerli kahve yaptırır, karısı ve yardımcısı Hatice bir de Samsun sigara uzatır, kahvemizi höpürdete höpürdete keyifle içerdik. Evde annemin ve abilerimin yanında içemediğim için orada sigara yasağına eylem yapardım sanki müşterilerin olmadığı arka odada. Yasakların arzu uyandırdığı doğruymuş!
İçeri girince Nihat Abi bir bayanın saçını kesiyordu. Tokalaştık. Malatya’yı, köyle ilgili sorularından sonra boş olan koltuğa oturdum. Kahvemi söyledi. Vaktimin dar olduğunu hemen fönümü çekmesini, kahveyi başka zaman içeceğimi söyledim. Hatice de yoktu zaten.
Sinemanın kapısının önünde kuyruktaydık. Kadınlar bir an önce içeriye girip ön sıralardan yer kapmak için birbirini ittirip duruyorlardı. Tam bir curcuna… Sırtındaki film reklamı tablası ile sokaklarda bağıran Ekrem, kapıda kadınların ellerindeki biletleri alıp kadınların kuyruğa girmeleri ve itişmemeleri, birbirlerini ezmemeleri için bağırıp duruyordu. Ablamlar içeri girmişlerdi, ben de arkamdan ittiren bir kadının ittirmesiyle ayaklarım havada, kendiliğimden sürüklenerek içeri girdim. O’nu da arkasından başka bir kız ittiriyordu. Tıpkı bir trenin vagonlarının otomatik olarak birbirini ittirmesi gibi… Sinema düğününe sadece kadınlar giderdi. Hanımların beyleri, bayan evli değilse erkek kardeşleri sinema kapısında düğün bitinceye kadar hanımlarını, kız kardeşlerini kapıda beklerlerdi. Bizim evimiz Öğretmen Evi’nin karşısındaki sokakta olduğu için sinemaya çok yakındı. Buna rağmen Cemal Abim bizi sinemanın kapısına kadar götürmek istediğinde reddettim!
Bu da köyde yaşamış olmamın bana kazandırdığı özgüvenden, alışmaya başladığım cesaretimden kaynaklanıyordu sanırım.

Nihayet salondaydık. Sandalyeler numaralı olmadığı için herkes bulduğu yere oturmuştu. Salondaki bütün sandalyeler dolmuştu neredeyse. İki ablam da oturmuşlardı. Beni görünce el ederek yanlarına çağırdılar. Üçümüz ve iki küçük yeğenim yan yana oturduk. Salonu acayip bir çekirdek, çerez kokusu sarmıştı. Herkesin elinde bir kağıt kese kâğıdı çıtır çıtır karpuz çekirdeği çitliyorlardı…

(Devam edecek)

 

Benzer Haberler

ATASÖZÜ Türk çocuklarının boyları uzamaya başlamış. İnşallah akılları kısalmaz!…...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “YAŞAMAK: BİRER BİRER VE HEP BERABER İPEKLİ BİR KUMAŞ DOKUR GİBİ…...

Yorum 
0

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, zaman çok çabuk geçiyor, kıymetini bilmek lazım. Her şey daha...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ATASÖZÜ Türk çocuklarının boyları uzamaya başlamış. İnşallah akılları...

Kültür İlçesi Kadıköy’ü Tanıy...

Metin MERCİMEK “YAŞAMAK: BİRER BİRER VE HEP BERABER İPEKLİ BİR KUMAŞ...

Yıllar Sonra Öğrendim ki…

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, zaman çok çabuk geçiyor, kıymetini bilmek...

İntikam!

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU   Atlar sadık hayvanlardır. Onlar da bir bakıma...

Ben-Sen-2

Mahmut İ. KANMAZ   “Siyah beyaz tuşlarında piyanomun Seni çalıyorum şimdi...

ELHANÎ’ye

Elhan Uğur Elhan Hocam annesini kaybetti, çok acı günler geçirdi biliyorum....

SABAH

Penceremi açınca, Yemi bırakıp kaçınca, Havalanan güvercin. Geri çekildim...

50 bin öğrenci karne aldı

Kilis’te okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede eğitim gören 50 bin Türk...

İl İstihdam Kurulu toplantısı yapıl...

Kilis’te İl İstihdam Kurulu 2019 Yılı 1. Olağan toplantısı, Vali Recep...

Bomba, silah, uyuşturucu ile yakala...

Kilis’te polisin bir garaja düzenlediği operasyonda el bombası, tabanca,...

Yangında mahsur kalanlar kurtarıldı...

Kilis’te 4 katlı apartmanda çıkan yangında mahsur kalan 14 kişi itfaiye...

2023 Eğitim Vizyonu Çalıştayı ünive...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nin katkıları, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün...

Dar gelirli vatandaşlar semt pazarl...

Kilis’te vatandaşlar ucuz olması sebebiyle semt pazarlarına ilgi gösteriyor....

KİTSO’dan dijital ehliyet hizmeti...

Kilis Ticaret ve Sanayi Odası’nda(KİTSO) Sayısal Takograf (Dijital Ehliyet)...

Temel aile bilinci eğitimi semineri...

Kilis İl Müftülüğü Aile Ve Dini Rehberlik Bürosu tarafından merkez ve...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ÇÖP Çöp torbası kullanmasını sevmiyormuşuz. Evet… Çöpleri caddeye...

Kilis Vakfı’nın Onursal Başkanı Say...

Nejat TAŞKIN   35 senedir İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki Laleli semtiyle...

Vuslat Nedir ve Vuslat Hakkındaki G...

Metin MERCİMEK “BİZE GÖZÜN DEĞİL, GÖNLÜN GÖRDÜĞÜ YÜREK GEREK....