Kilisli Emekli Bir Öğretmenin Unutulmayan Anıları (31. Bölüm)

02 Oca 2018 Sal 10:52
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Gurbette Bayram-26

 

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU

 

KİLİS’TE YARIYIL TATİLİ
(OLANLAR BANA OLDU!)
Biz insanların duygu ve düşünceleri, çevremizde olan olaylar boyutunda zihnimizde şekil alır, kötü örnekler karşısında ister istemez bizleri olumsuz etkiler bazen.
Çevreme bakındığımda çok yakın akrabalarım ve arkadaşlarım da dâhil olmak üzere, bir menfaat karşılığı yaptıkları evlilikleri olumsuz ve mutsuzluklarla sürdürdüklerini görüyor, hissediyor ve üzülüyordum.
Bazı arkadaşım köy öğretmenliğinden kurtulup, şehre yerleşmek için, ruhuna hitap etmeyen biri ile… Bazısı sırf zengin olduğu için rahat bir hayat sürdürmek amacını ön planda tutarak, kimisi de aile baskısının ve ısrarı ile ailesinin kaderini belirlemesine zorunlu olarak göz yumarak!…
Bana bu seçenekler anlamını bilmediğim ama hep dinlediğim ve artık hiçbir zaman dinlemek istemediğim yabancı bir şarkı gibi geliyordu.
Komşumuz Zeynep’in zorunlu evliliği mesela… Hayat hikâyesini daha sonra kendi ağzından dinlediğim zaman O’na içim acımıştı. Oldukça güzel bir kadındı. Genç kızlığında daha da güzel ve göz alıcı bir kız olduğunu bana gösterdiği gençlik fotoğraflarından anlamıştım.

O geceyi huzursuz ve sıkıntılı geçirdim. Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor, arada bir şimşekler çakıyor, odamın içi bir aydınlanıyor ve kararıyor, gök gürültüsüne komşunun çatısının tutyasının rüzgârda çıkarttığı sesler elbirliği ile uykumu yok etmişlerdi. Sabaha karşı uykuya dalmışım ancak.
Sabah gözümü itfaiye aracının kulakları patlatırcasına keskin sesi ile açtım. Bağlık, çığlık, koşuşturmalar, küfürler… Neler oluyor diye camı açtığımda genzimi acı bir duman yaktı önce. Bizim ve bitişik komşu Elif teyzenin kapısı önüne bütün komşular, sokaktan geçen çoluk-çocuk, erkek-kadın, sokak dolusu insan… Annem ağlayarak dizine vuruyordu.
- Evim yanıyor eviiimmm!…

Sırtımda pijamalarım, üstümü değişecek akıl kalmamış başımda. Vestiyerden paltomu üstüme geçirerek, merdivenleri ikişer ikişer atlayarak aşağıya indim. Annemin kolunu çekiyordum ha bire.
- Anne gel!… Dumandan boğulacaksın!…
Arasöz aracından hortumla fışkırtılan sulardan, sokak sele, suya gitmişti.
Polisler geldi o arada olayı sorguluyor ve Ali’yi arıyorlardı. Zaten dar olan sokakta insanlardan sağıma-soluma dönemiyor, annemi oradan uzaklaştırmaya çalışıyordum. Ama nafile… Annem hem ağlıyor hem Ali’ye beddualar ediyordu.
- Allah seni devire emiii!… Hılfatsızz!…
- Anne sus artık!.. Sus bi!..
- Gitti… Kızımın çeyizleri gittiiii!… Yandı kül oldu!… Arasözdeki adamlardan birine adeta yalvarıyordu: “Haznada kızımın çeyiz sandığı var. O sandığı kurtarın!… Yeni bağlattığım yün yorganları kurtarın! Çini-çanakların olduğu kolileri kurtarın! İçinde papatyalı yemek takımları vardı…”
Az sonra görevlilerden biri, yarısı yanmış sandığı kucaklayarak sokağa çıkardı. Annemin dolar karşılığında işlettiği Antep işi orijinal el emeği, göz nuru yatak takımları, iğne oyaları, sandık dolusu nakışlarımız yarısı sararmış, yarısı tamamıyla kül olmuştu.
Annem bunları görünce neredeyse bayılacaktı. Komşular bir bardak su verdiler. Onu diğer bitişik evdeki amcamların evine görürdüler. Ben de duvara yaslanmış, yangının nedenini anlamaya çalışıyordum. Ben de üzgündüm. Çeyizlerimin maddi değerinden çok annem onları işletebilmek için aylarca iş işleyen nakışçılara gitmiş gelmiş, modelini seçmiş, ipeğinden kumaşına varıncaya kadar, fikir alış verişi yapmış, bazılarını da kendi nakış makinasında işlemişti.
Kilis’te kadınların kendilerine özgü el sanatları içinde el emeği, göz nuru harcayarak, patiska veya keten üzerine has ipekle ya da renkli ipliklerle nakış makinalarında nakış işler, özellikle kızlarına veya aileye maddi katkı amacıyla para karşılığında alıcılara oda takımları, yatak takımları, yorgan ve seccade bantları işlerlerdi. Bir mahallede en az beş tane nakış işleyen kadın bulabilirdiniz.
Arasöz gitmiş, polisler Ali’nin kasıtlı olarak evi yaktığını anlamışlardı. Zeynep’in başındaki tülbent kayarak omuzlarına düşmüş, dağınık saçlarıyla ve yanağında dayak yediğinin kanıtı olan beş parmak izinin kıpkırmızı iziyle ve sağ gözünün altındaki morarmaya yüz tutmuş şişlikle çok perişan halde görünüyordu. Bahçenin ortasına atılmış siyah bir valizin içinden bir kısım çamaşırlar yerlere saçılmış bir kısmı içinde duruyordu. Ben Zeynep’i, Zeynep ve bayan komşular beni teselli etmeye çalışıyorlardı. Mahallenin erkekleri de kendi aralarında Ali’ye küfrediyor, bir yandan da bana geçmiş olsun diyor, Zeynep’e ters ters ve kötü bakıyorlardı. Arkamda duran Mehmet abi yanındaki Aziz abiye:
- Uğursuz kadın! Mahalleye geldiğinden beri başımızdan dert bela eksilmedi! Kötek yemiş belli. Defolsun gitsin k…e! daha ne duruyor?
Başımı çevirdim, geriye döndüm.
- Mehmet Abi lütfen!. Lütfen susun!
Olan bize oldu öyle değil mi?
- Bacım ben sizin için üzüldüm! Yani…
Aha komiser de geldi. Yanımıza yaklaştı.
- Bu ev kimin?
- Bizim dedi Zeynep.
- Peki bu ev kimin?
- Bizim memur bey!
Arkadaşların söylediğine göre önce Ali kendi odasını yakmış. Duvara ve dolaba benzin dökmüş. Ortak duvarın arkasındaki tahta dolap (mahmil) tutuşunca harabe halindeki duvar çökmüş, bitişik evin küçük odası (hazna da) tutuşmuş. Sandık falan yanmış. Geçmiş olsun hanımlar. Ali kimin eşi?
Zeynep, “Benim eşim” dedi.
- O’nu nerede bulabiliriz?
- Bilmiyorum.
- Hanım bizi uğraştırmayın! Nasıl olsa onu bulacağız! En iyisi bizi yormadan nerelere takıldığını söyle. Sizin bir lokantanız varmış, nerede?
- Bir sokak öndeki Belediye Pasajı’nın bitişiğindeki Derya Lokantası.
- Peki niye evi yaktı? Kavga mı ettiniz? Peki nasılsa karakola geleceksiniz! Orada anlatırsınız derdinizi.

 

(Devam edecek)

 

Benzer Haberler

DİKKAT Alerjiye dikkat edilmeliymiş. Şimdi “su”yun ne zaman gelip, ne zaman gittiğine dikkat...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “KİLİS VAKFI OLARAK BİZİM HEDEFİMİZ, KİLİS’E HİZMET ETMEK, HAYIRSEVERLİK...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Yıl 1950. Dr. Samih İnal, Kilis Kültür Derneği Başkanı....

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

DİKKAT Alerjiye dikkat edilmeliymiş. Şimdi “su”yun ne zaman gelip, ne zaman...

Kilis Vakfı’nın Genel Kurul T...

Metin MERCİMEK “KİLİS VAKFI OLARAK BİZİM HEDEFİMİZ, KİLİS’E...

Çiğköftemiz…

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Yıl 1950. Dr. Samih İnal, Kilis Kültür...

Köy Anıları

Şenel ÖZKÖSELER   Düşünüyorum da ne kadar anı biriktirmişiz. 1968-69...

Hakka Güvenmeyenler, Tuzak Kurarlar...

Uğur KEPEKÇİ   İnsanlık tarihi boyunca hakka güvenmeyenler, haklılar...

Ömür Dediğin Nedir Ki-2

Mahmut İ. KANMAZ   “Meyve ağaçları sıralansın ömrün boyunca…...

KURU SOĞAN

Böğün bir kıymalı küfte edim dedim. Herif “soğanı bol olsung” dedi....

GECEDE BEN

Gecede bir ben bir kalemim O söyler ben yazarım Yılların dostu sırdaşı...

KÖYDE CİNAYET!

Kilis’te köy mezarlığında bıçaklanarak öldürülen Ramazan Özdemir (38)...

“Unutulmaya yüz tutan mesleğimiz: Y...

Kilis Kültürü ve Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde her ay düzenlenen,...

Kilis Vakfı’nın genel kurulu yapıld...

İstanbul-Kilis Vakfı 2019 Yılı mali genel kurulu İstanbul Laleli’deki...

Çobanbey Sınır Kapısı geçişlere kap...

Kilis’in Elbeyli ilçesinde bulunan Çobanbey Sınır Kapısı, bir haftalığına...

Cezaevine sözleşmeli personel alına...

Kilis Adliyesi ve L tipi ve Açık Ceza İnfaz Kurumuna sözleşmeli personel...

Kilis’te zeytin hasadı sürüyor

Kilis’te yağan yağmurlardan dolayı ara verilen zeytin hasadına yeniden başlandı....

Ziraat Odasından tarım sigortası ça...

Kilis Ziraat Odası Başkanı Abdullah Çelik, kış aylarında aşırı yağış,...

Köylerde kadınlara sağlık eğitimi...

Kilis İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Serviks Kanseri Farkındalık...

Kilis Belediyespor 1 puanla yetindi

Kilis Belediyespor, kendi saha ve seyircisi önünde Araban Belediyespor ile 0-0...

Aramızdan Ayrılanlar

Fidan ŞAHAN (88) Ökkeş DOĞAN (69) Mehmet HARPUT (95) Hüseyin BAZOĞLU (86)...