Kilisli Emekli Bir Öğretmenin Unutulmayan Anıları (32. Bölüm)

03 Oca 2018 Çar 10:07
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Gurbette Bayram-27

 

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU

 

KİLİS’TE YARIYIL TATİLİ
Artık komiser ve komşular gitmiş, Zeynep ile bahçede yalnız kalmıştık.
Karşıma geçerek birden elimi tuttu. Yalvarmaya başladı:
- Aysel Hanım ne olur Ali’yi mahkemeye vermeyin. Ben zararınızın hepsini ödeyeceğim. Ali çok iyi bir insan, biraz içince kendini kaybediyor. Dün akşam da eve çok içkili olarak geldi. Yemeği bahane ederek kızdı, bağırdı çağırdı. Bana hakaret etti. Ben de dayanamadım. Valizimi hazırlayınca iyice çıldırdı. Giderim diye beni dövdü. Diretince kapı, pencereye benzin döktü. Beni korkutmak için yaptı bunu biliyorum. O’nu terk etmemden korktu. Ben de çaresizim! Ailemin yanına da dönemem. Yalvarıyorum, bana yardım et! Beni o iğrenç hayattan çekti, çıkarttı. Tertemiz bir dünyaya soktu. Artık pavyona dönemem!

Hıçkırıklarla boynuma sarıldı. Ağlıyor, ağlıyordu…
İkimiz de hıçkırarak ağlıyorduk!…
Birden bahçe duvarında dayalı duran süllüme (dama çıkmak için yapılmış tahta merdiven) biri atladı. Polislere yakalanmamak için yan komşunun terasındaki kömürlüğe saklanmış meğer.
- Zeynep gitmeee!… Seni sevorum kez (kız) beni bırakıp gidemeng (gidemezsin)!

Sanki o anda Zeynep onu bırakıp gidiyormuş gibi o heyecanla süllümden aceleyle ineyim derken süllümün ayağı kaydı Ali süllümle birlikte havuşa (evin bahçesine) devrildi, düştü. Annem içi yandığı için, “Devire seni Allah Ali diye ettiği beddua tutmuştu sanki! Düşerken de havuşta asmanın altındaki don kazanının (don; çamaşır demek. Don kazanı; içinde çamaşır yıkamak için su ısıtılan büyük kazan) içine kıçı üstü düştü, ayakları havada kaldı. Kazandan çıkıp kurtulmak için bacaklarını bisiklet pedalı gibi çeviriyor ama kurtulamıyordu.
Zeynep’le ikimiz hıçkıra hıçkıra ağlarken Ali’yi böyle görünce katıla katıla kahkahalarla gülmeye başladık.  Birden sinirleriniz boşalmıştı sanki. Zaten iri bedeni daha da ağırlaşmıştı. İkimiz de birer kolundan tutarak don kazanının içinden O’nu çıkarmaya çalışıyorduk. Ama nafile!… Gücünüz yetmiyordu koca bedenine. Nihayet Emel yatalak olan annesinin odasından pencereden Ali’yi öyle görünce koşarak havuşa geldi. Yardım etmeye çalıştı onu don kazanından kurtulabilmesi için.
- Şimdik don kazanını yuvarlarsak ancak eyle çıkar karayerine çıkasıca. Tutun devirin bakım şu kazanı!
- Ya Bismillah ya Allah!
- Birrr… ikiiii… üçççççç… haydi…
Kazanı yuvarladık. Don kazanın içindeki sularla beraber Ali de yuvarlanarak çıktı. Bu defa dördümüz ve sokaktan gelip geçenler de kahkahalarla gülüyorduk.
Ali sudan çıkmış sıçana (fareye) dönmüştü. Her yerinden sular dökülüyordu…
Birden bana döndü ve o da yalvarmaya başladı:

- Aysel bacı bizi affet! Sen okumuşsun, ilim irfan görmüşsüng, bizim kimi cahal değilsing. Bir eşşeklik ettim. Biz bu yuvayı kurarken ölümü bile göze aldık! Beni hapise atarlarsa bunlar ne yapar, nasıl geçinirler? Zeynep giderse O’nu öldürürler. Ben Onsuz ne yaparım? Yatalak anama kim bakar?
- Ay tamam Ali! Ne vardı bu kadar içecek? İşlediğin haltları görüyorsun değil mi?
- Kez bacı nedim (ne yapayım) nedim?
Bege (bana) düğen (dükkân) komşuları, mahalledekiler durup oturup laf sokorlar!… Bege dokunur işte zoruma gidor. Başın yere eğilor. Zeyno’yu da yeğin (çok) sevorum… Neşel (nasıl) vazgeçim?
Ağlamaklı olmuştu. Gözyaşlarını göstermek istemiyormuş gibi arkasını dönerek konuşuyordu. Erkeklik onuru onu da korumak için yüzünü yakasını kaldırdığı paltosunun altında gizliyordu. Ben de yeniden gözyaşlarıma mani olamadım. Yürekleri sevgi ile çarpan bu iki insanın büyük aşkları karşısında. İlk defa böyle büyük bir aşka şahit olmuştum. Çünkü o duyguyu ben sadece filmlerde görmüş, Kerime Nadir’ in, John Geeen’in, Reşat Nuri Güntekin’in romanlarında okumuştum. İşte en canlı ve gerçek örneği gözümün önündeydi. Bu aşka saygı duydum ve onları korumaya karar verdim.
- Zeynep! Sen hadi kocana yardım et. Gitsin şu üstünü değiştirsin önce. Zatürre olacak bu gidişle. Ben de amcamlardan gidip annemi eve görüreyim, yatıştırayım. Size çok kızgın!
-Allah senden razı olsun bacım!
Amcamlara girdiğimde annem sinir krizleri geçiriyordu hâlâ…
- Yakaladılar mı o zoytarıyı?
- Anne… Biraz sakin ol! Ben konuştum. Adam içmiş, ne yaptığını bilmemiş!
- Dert içsin! Hem genni genne (kendisine) etti, hemin bize etti!
Mehelleye bir pavyon kızını getirdi. Utanmaz, namıssız!
- Anne yeter ama artık! Hadi eve gidelim.
- Babana haber verdin mi? Cemal’ a da haber gönder gelsinler. O düğene sabehten girer, akşamleyin çıkallar anca! Bi şeyden haberleri olmaz!
- Ay tamam anne veririm!
Annemi aldım eve çıkartırken onun sinirlerini yatıştırmak için ne mümkünse yapıyordum. Arası bir saat geçmeden Ali ile Zeynep bize geldiler. Kapıyı korkarak açtım. Annemle Ali’nin arasında bir tartışma çıkacak diye!
Ali içeri girer girmez:
- Haci Deyze (teyze) ; getir elingi (elini), ayağını öpüm. Acık polise bir şey deme! Keza oldu de! Sobadan çıngı (kıvılcım) sıçradı yandı de! Yere de kaz ocağından kaz (gaz) dökülmüş alav; (alev) almış de… B….u yiyem Heci Deyza!
- De yeri (yürü git) get!. Kırt çalasıca! Heci heremil (Hac’ca gitmiş) gişiye yalan da söyletici hanası (evi) yıkılasıca!
O arada kapının önüne üç tane polis bir de başka bir komiser geldi. Camdan eğildim komiserin sesi oldukça gürdü.
- Kızım biraz aşağıya gelir misin? Ali ile karısı da sizdeymiş. Hepiniz aşağıya gelin!
- Heci Deyze Allahisen (Allah aşkına) bi şe deme emi!
- Ne değim lan! Söyle ne değim! İçti içti kudurdu evimi mi yaktı, kızımın çeyizlerini mi yaktı değim heeeee?!
Baktım oluş oluş değil eğildim annemin kulağına fısıldadım:
- Anne Ali ile Zeynep söz verdiler ne kadar masrafın varsa hepsini ödeyecekler. Sen bir şey deme komiserle ben konuşacağım. Sen cevap verme olur mu?
- Eyyiii. Bir de genneri mi keyiricik (onları mı haklı çıkartacağız)?

(Devam edecek)

 

Benzer Haberler

ÖNLEM Memur, performansına göre maaş alacakmış. Belki o zaman limon satmaları önlenir!…...

Yorum 
0

Nejat TAŞKIN   Kilis’e gidenler, “Dönüşte ne istersin Taşkın?” diye sorduklarında onlardan...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “İNSAN YAŞAMININ YARARINA HER TÜR SEMİNERLER, OTURUMLAR, GEZİLER VE ETKİNLİKLER...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ÖNLEM Memur, performansına göre maaş alacakmış. Belki o zaman limon satmaları...

Kırmızı Yemeni

Nejat TAŞKIN   Kilis’e gidenler, “Dönüşte ne istersin Taşkın?” diye...

Kadıköy Gönüllü Evleri’nin Ya...

Metin MERCİMEK “İNSAN YAŞAMININ YARARINA HER TÜR SEMİNERLER, OTURUMLAR,...

Yeni Öğretim Yılı

Şenel ÖZKÖSELER (Em. Öğretmen)   Yeni öğretim yılı hayırlı, uğurlu...

Tevazu…

Mahmut KANMAZ Selam ve sevgiler sunarak, bugünkü yazıma güzel dileklerle başlıyorum…...

ZOR OĞLU ZOR

bak dedim ya benimle sıkılmazsın diye ben üzmem seni oturur çay’la...

AĞLAMA

Ağlama bebeğim! O gözler gülmeli. Ağlarsan eğer, Gözyaşların çocukça...

Kilis’te yerel medyanın sorun...

Kalkınma Bakanlığı GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve Gaziantep Üniversitesi...

Suriyelilere tarımsal eğitim

Kilis’teki Suriyelilere, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)...

KESOB ile KOSGEB arasında protokol ...

Kilis Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (KESOB) İŞKUR Müdürlüğü ile...

Kilis’te trafik kazaları arttı [ASA...

Kilis’te son bir hafta içerisinde meydana gelen trafik kazalarında 20...

950 gram altın çalındı

Kilis’te bir eve giren hırsızlar 950 gram altın çaldı. Hasan Kamil...

Kaymakam Duman’dan ziyaretler

Kilis’in Elbeyli Kaymakamı Kadir Duman ve Belediye Başkanı Süleyman...

Aramızdan Ayrılanlar

Zeynep ZORLU (87) Raife ÖZUNCU (85) İbrahim KARADAŞ (38) Ahmet RUHİ (76) Ayşe...

Çocuklara ağız ve diş sağlığı eğiti...

Kilis’te okul öncesi eğitim alan 2-6 yaş grubu öğrencileri için diş...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

YASA “Gıda Yasası” hazırlanıyormuş. Almadığımız şeyin yasası mı...

Kilis’in Kaderi

Nejat TAŞKIN 40 yıldır yazı yazarım. Elime kalemi aldığım zaman hep iyi...

Evlilik Nedir?

Metin MERCİMEK “DİBİNİ GÖRMEDİĞİN SUYA DALMADIĞIN GİBİ, EMİN...