Kilisli Emekli Bir Öğretmenin Unutulmayan Anıları

07 Eyl 2017 Per 9:51
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Kovalamaca! (2. Bölüm)

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU
Beş çocuklu bir ailenin en küçük çocuğuyum. Rahmetli babacığım eğitim ve kültüre çok önem veren aydın bir insandı. Beş çocuğunu da okutmuş, onlara güzel bir eğitim mirası bırakmıştı. Üç kız ve bir oğlu öğretmen, diğer oğlu mühendis.
Ben ablalarım gibi öğretmen olmak istemiyordum. Çocukluğumdan beri yapmak istediğim tek meslek vardı; Cumhuriyet savcısı, hâkim, ya da avukat!
Liseden sonra mutlaka Hukuk okuyacaktım. Beni ortaokula değil de öğretmen okuluna göndermek istedi ailem. O zamanlar öğretmen okuluna giriş sınavla yapılıyordu. Bütün itirazlarıma rağmen annem kolumdan tuttuğu gibi beni sınava sokmuştu. Giriş sınavını kazandım. İstemeye istemeye okula başladım.
Öğretmen okulu ile tanışmam böyle zoraki bir dürtü ile olmuştu. Okul, şehrin oldukça dışında iki katlı küçük bir bina idi. Alt katta derslikler, üst katta yatılı okuyan öğrenciler için yemekhane ve yatakhane bölümleri vardı. Bu bina mevcut öğrenci sayısına küçük geldiği için ortaokul bölümü idi. 100 metre ilerisine de 3 katlı ek bina yapılmıştı.
İlk gün yapılan törende önce Okul Müdürü Osman Bey’i tanıdık. Sonra hocalar… Daha sonra da kiminin boynu bükük, kiminin gözü yaşlı kız çocuklarıyla… Her biri Türkiye’nin her bir köşesinden, ilinden, ilçesinden, köyünden, ailesinden, sevdiklerinden koparak, öğretmen olmak için gelmiş ya da getirilmiş küçücük kızlar… Gözlerinde hasret ve endişe dolu bakışlarla ürkek ürkek bakıyorlardı. Onlar (yatılı öğrenciler) okulda kalacaklardı, biz de gündüzlü öğrenciler paydostan sonra evlerimize gidecektik. Ertesi sabah tekrar okula gelecektik.
Bu okulun düzeni oldukça farklı gelmişti bana. Sabahları şehir otobüsü ile giderdim okula. Üç komşu kızı; sarışın Yıldız, esmer Figen, kumral ben… Üçümüz yolda yürürken kızlar, “İşte Charles’nin Melekleri geliyor” diye espri yaparlardı. Her sabah okulun girişinde sabah güneşinde bir kel kafa parlardı. Kimin mi kafası? Okul Müdürünün kafası tabii ki :). Bahçe girişinde heykel gibi durur, sıra halinde sınıflarına geçecek kızların kıyafetini kontrol ederdi. Gözünde yüzünün yarısını kapatan gözlükleri ile tepeden tırnağa süze süze bakarken başını bir aşağı bir yukarı indirip kaldırırdı. Tıpkı bir su kabından su içerken başını indirip kaldıran serçe kuşları gibi…
Sıradaki bir kızı kolundan çekerek, “Sen bu ince çorabı niye giydin? Bunu çıkar kalın olanını giy!”
Başka bir kızı el ederek çağırır, “Senin eteğin kısa! Bunun boyunu uzatacaksın!”, öbür kızı çağırır, “Sen niye topuklu ayakkabı giydin? Hemen onu çıkar topuksuz giy!” Her gün aynı terane! Bazen yanına bir bayan öğretmen alır kontrolü ona yaptırır, kendi sadece kızı yanına çağırarak anca tokat atardı. Bazen de tekme!… Ben artık alışmıştım müdürün hal ve hareketlerine. Tam istediği gibi giyindim ilk üç yıl.
4. Sınıfa geldiğimde ders konuları ağırlaştığı için öğlen araları eve gitmez, o günün sınavına çalışırdık kızlarla. Evden getirdiğim yemeğimi de birlikte çalıştığım arkadaşımla paylaşırdım.
Yine böyle bir sınav günü öğlen arası okulda kaldım. Okulun en yetenekli basketçisi Ümmühan Taştan ile öğretmen lojmanlarına yakın bir zeytin ağacının altına oturmuş Eğitim Sosyolojisinden birbirimize sorular sorup cevaplıyorduk ki, müdür yüksek ve küfürlü bir sesiyle evin kapısından koşarak çıkan oğlunu kovalamaya başladı. “Demek sen arabayı
kaçırırsın ha!” 13-14 yaşında olduğunu tahmin ettiğim oğlu önde kendi arkada elindeki bot ayakkabının bir tekini oğlanın beline fırlattı attı, öteki tekini de yanımdaki arkadaşın kafasına… Ümmühan ve ben şoktayız. Bizi fark edince durdu, nefes nefese ve iri gözlüklerinin altından sinirden fol taşı gibi ayrılmış gözlerle sordu: “Siz ne arıyorsunuz burada?”
Korkudan konuşamıyorduk ikimiz de dizlerimiz tir tir titriyordu. “Şey Hocam ders çalışıyorduk. İşaret parmağını sallayarak yaklaştı. “Eğer bu gördüklerinizi kimseye söylerseniz sizi bu okuldan kovarım! dedi. “Yok hocam söyler miyiz hiç?” Oradan okul binasına ışınlandık mı, uçtuk mu bilemedik :). Halbuki kızlar resim atölyesinden bütün olanları görmüş ve duymuşlar. Ertesi günü olay okulda herkesin ağzında… O günden beri adam benden ve Ümmühan’dan gıcık alır oldu!

Sömestr tatiline girmiştik. Annemle İstanbul’a gittik ağabeyimin yanına.. Oradan kendime o yılın son modası olan maksi bir palto ile bir İspanyol paça pantolon aldım. Boynuma da kırmızı örgü bir fular. Okula yeniden başlayalı 1 hafta olmuştu ki, Emel Tosyalı arkadaşım okuldan birkaç arkadaşla beni de doğum gününe davet etti. Okulun paydosundan sonra eve uğramadan direk Emellere gidecektik. Ben de o gün şık olmak istemiştim. Maksi palto, vs. Otobüsten indiğimizde okul kapısında müdür yoktu. Sevinerek daldık içeri… Arkamızda bir ses; “Durun bakalım!” Eyvah müdür! Yüzüm kıpkırmızı olmuş, titreyen bacaklarıma engel olamadım durdum.
Elini paltomun eteğine attı yine gözleri fol taşı gibi. açılmıştı – “Bu ne?” “Palto Hocam.” Sonra eğildi pantolonumun İspanyol paçasını tuttu, “Bu ne?” demesine kalmadan elini kaldırdı. Vurmasına fırsat kalmadan elinin altından kaçtım. Başladı kovalamaca. Okulun bahçesinde önde ben arkada müdür bahçeyi dört dönüyoruz :).
Eee… 60 yaşında bir adam 14 yaşındaki bir kızı yakalayabilir mi hiç? Sonunda 1 km. Mesafedeki otobüs durağına geldim. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyordu. Otobüse atladım. Koltuklardan birine kendimi bıraktım, başımı koltuğa dayayarak gözlerimi kapattım. Gözümün önünde hâlâ Osman Bey’in şişko göbeğini hoplata hoplata arkamdan beni kovalaması vardı. Bir-iki gün okula gitmedim. Unuttu gitti. İki gün sonra sınıflar içeriye girerken kıyafet kontrolünü Edebiyat hocamız yapıyordu. Törende Sevim Süer yanıma yaklaştı, “Hadi neyse yırttın. Artık kontrolleri Nurhan Hanım yapacak” dedi.
Huylu huyundan vaz mı geçecek? Ertesi hafta arkadaşın biri ayaklarını yıkarken ansızın lavabo kırılmış. İstiklal Marşından sonra eline mikrofonu aldı bağırıyor: “Bu lavaboyu hangi iki ayaklı hayvan kırdı? Çabuk ben bulmadan kendi meydana çıksın!” Yan sınıftan bir kız, “Ben kırdım hocam” demesi ile kızı kovalamaya başladı. Yine kovalamaca, yine kovalamaca.
Eeee… Bu kadar kovalamaya kalp ne yapsın, damar ne yapsın?
Sonunda durdu… O bedeni terk etti :(. Allah rahmet etsin ölmüş haberini alınca çok üzülmüştüm.
Arkadaşlar ölmüş bir insanın ardından konuşulmaz biliyorum. Bizimkisi muhabbet olsun.
Bir suç ihsan ettiysem af ola… Kalın sağlıcakla… (Devamı Yarın)

Benzer Haberler

SİLAH Öldürmeyen ama süründüren silah yapılmış. Adını “Emekli maaşı” koysunlar!…...

Yorum 
0

Kilis’in Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 96. Yıldönümü Bu Yıl Çeşitli İllerimizde...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “İNSAN KALBİ BİR SANDIKTIR; DUDAKLAR ONUN KİLİDİ, DİL İSE ANAHTARIDIR....

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

SİLAH Öldürmeyen ama süründüren silah yapılmış. Adını “Emekli maaşı”...

Kilis’in Düşman İşgalinden Ku...

Kilis’in Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 96. Yıldönümü Bu Yıl Çeşitli...

İnsan Kültürünün En Önemli Mirası: ...

Metin MERCİMEK “İNSAN KALBİ BİR SANDIKTIR; DUDAKLAR ONUN KİLİDİ,...

Her Şeyin Sahtesi Çoğaldı

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, günümüzde tahrifçi, düzenbaz, kalpazan ve...

ÜLKÜ’YE KENDİ DİLİNDEN…

Ülkü ümitlerin bitmesin sakın! Zindan gecelere yıldızlar sakla! Gelse de...

CENAZE, DEFİN VE TAZİYE HİZMETİ ALI...

KİLİS BELEDİYESİ MEZARLIKLAR MÜDÜRLÜĞÜ Cenaze, Defin ve Taziye Hizmetleri hizmet...

Suriyeliler ülkelerine dönüyor

Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Kilis’e sığınan Suriyeliler, ülkelerine...

Öğrenciler Yerli Malı Haftası’nı ku...

Mehmet Zeki Taşçı İlkokulu öğrencileri, 12-18 Aralık tarihlerinde yapılan...

Musabeyli’de yapımı süren okul inşa...

Kilis İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alagöz, Musabeyli ilçesinde yapımı...

7 Aralık Mersin’de coşkuyla kutland...

Kilis’in düşman işgalinden kurtuluşunun 96. Yıldönümü, Mersin’de yine...

Başkan Kara’dan çat kapı ziyaret...

Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara, halkın içinde olamaya devam ediyor. Başkan...

İl Eğitim Tarihi Müzesi’ne zi...

Kilis’e açılan İl Eğitim Tarihi Müzesi’ne giden İl Milli Eğitim Müdürü...

Belediye’den yaşlı ve bakıma muhtaç...

Kilis Belediyesi Kadın Meslek Zenginleştirme Merkezi personeli, “Yoksullarla...

“Aile” üzerine söyleşi

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Kilis İl Müftülüğü koordinesinde Fen...

Temel UMKE eğitimi başladı

Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi temel eğitimi, Kilis Devlet Hastane Konferans salonunda...

Emniyet Müdürü Şenses’ten ‘ayın pol...

Kilis İl Emniyet Müdürü Günter Şenses tarafından başarılı polis memuru...

Kilis’te hırsızlık olayları arttı [...

Kilis’te işyeri ve evlerde hırsızlık olay yaşandı. Ebulüle Mahallesi’nde...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

YASAK Irak’ta futbola yasak gelmiş. Tabii, top yerine bombayla oynasınlar!…...