Kilisli Muallim Rıf’at’ın Türk Eğitim Sistemindeki Yeri Ne Olmalıydı?

16 Mar 2019 Cts 9:01
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

(YOYAV’ın düzenlediği paneldeki konuşmam)

 

Mehmet YALVAÇ

 

Konuşmama başlamadan önce bir hususu dile getirmek istiyoruz. Lise yıllarımızda edebiyat dersimize gelen hocalarımızdan ne Kilisli Muallim Rıf’at ne Necip Asım gibi hemşehrilerimizle ilgili hiçbir söz duymadık. Her ne kadar müfredat programlarında böyle bir isim olmamasına rağmen derslerinin birinde beş dakikalık bir bilgi verebilirlerdi. Hiçbir yetkili de siz niçin dersinizde Kilisli Muallim Rıf’at veya Necip Asım’la ilgili konuştunuz demezlerdi. Okulun duvar gazetesinde şiirlerinin ilan edildiğini de hatırlamıyoruz.

Biz o yıllarda Kilisli Muallim Rıf’at’ın Kilis’le ilgili yazdığı bir şiirini okumuştuk:

“Baklavanın adı var
Çiğköftenin tadı var
Yaprakla iç katması
Dilden düşmez yâdı var.”
Üniversite öğrencilik yıllarımızda Farsça sertifikasını almıştık. O bölümün hocaları 1966 yılında bölüm başkanı Pof. Dr. Ahmet Ateş, Prof. Dr. Tahsin Yazıcı, Doç. Dr. A. Nihad Çetin, Doç. Dr. Nazif Hoca, Asistan Ahmet Suphi Furat, Farsça okutmanı (İranlı) ve Arapça okutmanı İhsan Örücü idiler. Bu bölümde Arapça ve Farsça yabancı dil sayılmıyordu. Batı dilleri ve Rusça yabancı dil sayılıyordu. Bu bölümde her hoca profesör olduğunda Arapça ve Farsça dâhil beş dil bilirler. Ebediyete intikal eden hocalarımızı rahmet, hayatta planları saygı ile anıyoruz. Öğrencilik yıllarımızda, Kilisli Muallim Rıf’at’ın ismi hiç anılmamıştı.
İstanbul Üniversitesinde ebediyete intikal eden hocalar için bir “ARMAĞAN” kitabı bastırılır. Bu armağana, ölen hocanın yetiştirdiği talebeleri (hocalar) öncülük ederler. Armağan çıkacak hoca ile ilgili arkadaş ve tanıyanlar birer yazı verirler. Bazen hocanın öğrencisi hocalar fakülte dışında başka bir yerde armağanı bastırırlar. Hemşehrimiz Kilisli Prof. Dr. Kadri Timurtaş ve Prof. Dr. Ziyaattin Fahri Fındıkoğlu için armağanlar Türk Dünyası Araştırma Vakfı bastırmıştı. Her iki armağanda yazılarım vardır.
İnönü Üniversitesinden emekli olup Ankara’ya yerleşince YOYAV’ın düzenlemiş olduğu Türk Kültürü etkinlikleri Kilisli Muallim Rıf’at’ı anma programını izledik. Bu programda da konuşmacı olarak katılıyoruz.

Bize çok kıymetli hemşehrilerimizden Kilisli Muallim Rıf’at’ı yakından tanımamıza vesile olan YOYAV Başkanı Sayın Dr. İbrahim Ateş’e teşekkür ederim.

Böyle kıymetli bilim adamlarını tanıtmak Kilis Kültür Müdürlüğü’nün görevleri arasındadır. Yalnız Kilisli Muallim Rıf’at değil diğerlerinin de çeşitli etkinliklerle işbirliği içinde tanıtılması gerekir. Kilis’te güzel bir söz vardır: “Aşa dökülen yağ arıya gitmez.” Ancak böyle faaliyetleri görmedik ve okumadık. Kültüre yapılan hizmet de arıya gitmez.

Ülkemizde Türk diline, Türk kültürüne en büyük hizmet yapanlardan üçü: Kilisli Muallim Rıf’at, Necip Asım ve Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş Kilislidirler.
Kilisli Muallim Rıf’at; 1874 veya 1876’te Kilis’te doğmuş, 16 veya 18 yaşında İstanbul’a gitmiştir. Bu konuda Pof. Dr. Ali Birinci, “Tarihçi Gözüyle Muallim Rıf’at” başlıklı konuşmasında, “Kilisli Muallim Rıf’at’ın doğum tarihi biraz tartışmalıdır. Neden diyeceksiniz? 1839’da Milli Eğitime verdiği dilekçede, “Ben büyük yazıldım” diyor. Bu hesaba göre 1878 doğumlu. Çünkü yaş haddinden 1843’te emekliye ayrılıyor. İstanbul’a 1894’te gittiğine göre kendi ifadesi var. 16 yaşında İstanbul’a gidiyor” demektedir. Benzer örnekler vardır.
İstanbul Darül Muallim ve yüksek kısmını birincilikle bitiriyor. Hukuk mektebinden de pekiyi derece ile mezun olmuştur. İstanbul’un çeşitli liselerinde Arapça, Farsça, Tarih, Coğrafya, Türkçe muallimliği yapıyor. O yıllarda öğrenciler fakültede okutulan derslerin, tamamını okuyarak mezun oluyorlardı. Daha sonraki yıllarda öğrenciler ayrı ayrı bölümlere alındılar.

Doğduğu yer Kilis adına büyük bir sevgi ve özlem duyduğu için adının başına Kilisli kelimesini koymuş olabilir. Bu duygu ve düşünce Kilislilerde vardır. Cumhuriyet döneminde ilimiz Gaziantep olmasına rağmen sorulduğunda her Kilisli Gaziantepliyim demez.

Mesleği muallimlik olmasına rağmen çalışmalarını daha çok Türkçe, Arapça, Farsça el yazması ve basılı eserlerin tashih edilerek basma hazar hale getirdiğini görmekteyiz. Arapça ve Farsçaya hâkimiyeti olmayan kimse bu eserleri düzenleyip basılacak hale getiremezdi. Aynı zamanda Arapça ve Farsça diline hâkim olmayan birini o bölüme almazlardı.
Malatyalı ABD’de yaşayan ünlü fizikçi Prof. Dr. Ömer Asım Barut, İnönü Üniversitesinde adına düzenlenen bir programda ben Kilisli Muallim Rıf’at’ın öğrencisiyim diye övgüyle söz etmişti.

“Düvan-ı Lugat-it Türk” Kilisli Muallim Rıf’at tarafından Arapça aslından düzenlenerek Türkçeye çevrilerek ilk baskısını hazır hale getirmiştir. İncelediğimizde Türk toplum ve devlet hayatını en güzel şekilde açıklamıştır. Aynı zamanda sosyolojiyi de ilgilendirmektedir. Göçebe toplumların yaşayışı sosyolojinin de konusu içindedir. Aile yapısı, aile sevgisi, çocuk sevgisi, yiğitlik, ahde vefa, misafirperverlik, ahlak vbb. gibi konular sosyolojinin alanı içindedir.
Yazılmış Eserlerin Tashihinden Başlıcaları:
- Gülistan ve Bostan (Şeyh Sadi Şirazi).
- Keş-fel Zünun. (Kâtip Çelebi).
- Maniler.
- Divan-ı Türki. (Sultan Veled’in Türkçe Şiirleri. Veled İzbudak’la birlikte)
- 7-8 Cilt Evliya Çelebi Seyahatnamesi.
- Ferhenkname-i Sadi,
- İbn-i Mühenna Lugatı.
Telif eserlerden muallimlik döneminde yazdığı Dilbilgisi kitabı vardır.

 

Türk Halk Edebiyatı alanındaki denemelerin en önemlisi 1916 yılında basılan “Kitab-ı Dede Korkut”tur. Bu kitapta Türk toplum ve devlet hayatı çok güzel anlatılmıştır.

Şiirlerinin hepsi birbirinden güzel memleket özlemi içinde yazılmıştır. Çünkü genç yaşta doğduğu yerden ve ailesinden ayrılarak farklı ortamda yaşamıştır. Bizde bu durumu yaşadığımız gibi askerlik görevimizi yaparken yeni gelen acemi erlerde ve üniversite birinci sınıfa gelen öğrencilerimizde çok izledik.
Arapça ve Farsça bu bölümde yabancı dil sayılmamaktadır. Orada ve diğer yerlerde görev yapan hocalar, doktora ve doçentlik için bir yabancı dil (Batı dili), profesör olmak için ikinci girdiği batı dillerinden sınavlarda başarılı olması gerekiyordu. 1982 yılından sonra YÖK Arapçayı bazı bilim dalları için de yabancı dil olarak kabul etmişti. Günümüzde belirlenen barajı aşmak kaydıyla bir yabancı dil tüm sınavlar için kabul edilmiştir. Kilisli Muallim Rıf’at Fransızcayı da iyi bilmektedir. Özellikle Arapçayı ve Farsçayı bu kadar mükemmel bilen birinin diğer dilleri öğrenmesi konusunda hiçbir sorun olmaz.
Muallim Rıf’at Arap-Fars Dilleri bölümünde lektör (okutman) kadrosunda çalışmıştır. Muhakkak Arapça ve Farsça derslerine girmiştir. Hangi dersleri okuttuğuna dair öğrenci rehberi veya öğrenci kılavuzlarını ne milli kütüphanede ne de Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi kütüphanesinde bulamadık. O bölümde Arapça ve Farsça derslerine girdiği kesindir. Ancak Türkoloji bölümüyle ilgisi yoktur. Türkoloji bölümü ile ilgili dersleri o bölümün hocaları tarafından verildiğini bilmekteyiz. Arap ve Fars Dilleri bölümü öğrencilerine Osmanlıca dersleri 1965-1966 yıllarında Doç. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Dr. Necmettin Hacıeminoğlu ve Asis. Mertol Tulum tarafından verilirdi. Ebediyete intikal edenleri rahmet yaşayanları saygı ile anıyoruz. Bu bölümden Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu ile yakın dostluğun ötesinde birlikte fikir alışverişinde bulunmuşlardır. Sayın Caferoğlu hoca bizim öğrencilik yıllarımızda Türk Dili Kürsüsü Başkanıydı.

Kilisli Muallim Rıf’at’ın üniversitede bir akademik unvana sahip olmaması çok büyük bir talihsizliktir. Prof. Dr. Ali Birinci, “Tarihçi Gözüyle Muallim Rıf’at” başlıklı konuşmasında çok arzu etmesine ve layık olmasına rağmen Prof. Dr. Helmut Ritter, “Profesörlüğe layıktır ama kadro yoktur” demiş ve Kilisli Rıf’at merhuma profesörlüğü vermemişler. Profesörlük o sırada kanun ile olmaktaydı. Kilisli Rıf’at merhum, eski eserlerin tanıtılması ile ilgili çok enteresan çalışmalar yapmıştır.

Darül Fünun-i Osman-i Edebiyat Fakültesindeki akademik kadroya baktığımızda: Lektör (Okutman), Muallim, Müderris Yardımcısı (Doçent), Müderris (Profesör) vb. gibi kadrolar bulunmaktaydı. Bunlardan bir kısmı önce muallim olarak, daha sonra müderris yardımcısı ve müderris olarak atanmışlardır. Bir kısmı ise doğrudan müderris yardımcısı olarak atanmışlardır. Bunlar sosyoloji bölümünde Ziya Gökalp, Necmettin Sadık (Sadak), Mehmet İzzet, Orhan Sadettin’i sayabiliriz.

Aynı durumu 1953 Üniversite Reformundan sonra da görmekteyiz. Hilmi Ziya Ülken, Nurettin Şazi Kösemihal Liselerde öğretmenlik yaparken sosyoloji bölümüne doçent olarak atanmışlardır.
Malatya İnönü Üniversitesinde göreve başladıktan bir süre sonra Türk İslam Felsefesi hocası Prof. Dr. Nihat Keklik bana yazdığı mektupta, “Yüksek Öğretim Kurulu 1984’ten sonra kadrosuzluk nedeniyle bekleyen 800’den fazla doçenti bir akşam çıkarılan bir kanunla doğrudan profesör olarak atadılar. Bunların içinde çeşitli sanat dallarında doktorasız profesör olanlar da vardı” demiştir. Bu ve benzer konularda Kilis’te söylenen güzel bir söz vardır: “Çoban isterse tekeden teleme çalar.”
Kadro yok doğru değildir. Bir kılıf olabilir. Kendi alanında bu kadar güçlü birinin gelmesini istememiş olabilirler. İstendikten sonra fakülte içindeki kadrolardan biri okutman Kilisli Rıf’at için o bölüme aktarılabilirdi, Hiçbirinin yapılmadığını görüyoruz.

Tüm canlılar doğa kanunlarına tabidirler. Her canlı doğada belli bir süre sonra kendi kanunlarına göre yok olacaktır. Diğer canlılar gibi insanlar da yok olurlar, ölürler. Bu ölümün zamanı insanlar için de kesin olarak belli değildir. Ancak insanların diğer canlılardan birtakım farkları vardır. Bu farklar, her insanda bir değildir. İşte toplumlarda ve insanlık tarihinde bazı insanları ölümsüzleştiren birtakım ortak değerlerdir. Bu değerler ancak insanın ölümünden sonra incelenir, değerlendirilir.

Hocaları ölümsüzleştiren onun üniversiteye aldığı öğrencileri hocalardır. Bunların örneklerini yaşam süremiz içinde görüyoruz.

Kilisli Muallim Rıf’at’ı ölümsüzleştiren onun hayatı boyunca Türk Kültürüne, Türk Diline, Türk Tarihine ve Türk sosyolojisine yaptığı hizmetler ve kazandırdığı eserlerdir. Onun eserlerini okuyanlar elbette onu saygı ile anacaklardır. Önemli olan onun çalışmalarını gençlere tanıtmak ve okumasını sağlamaktır. Bizim hocamız olmamasına rağmen Türk Kültürü ve Türk Sosyolojisine yaptıkları hizmetlerden dolayı Prof. Dr. Mümtaz Turhan, Prof. Dr. Amiran Kurtkan Bilgiseven, Prof. Dr. Mehmet Eröz, Prof. Dr. Erol Güngör hocaları yüksek lisans tez konusu olarak vermiştik. Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nin bu görevi yapacağını düşünüyorum.

Dilini, dinini, kültürünü, sanatını, ahlakını, tarihini vb. gibi bilmeyen toplumun geleceği de iyi olmaz. Siz yaptığınız çalışmaların mükâfatını öte dünyada göreceksiniz. Ruhunuz şad, mekânınız Cennet olsun. Kilisli Muallim Rıf’at hoca. Saygılarımla.

KAYNAKÇA:

- Anılar ve İnsanlar. Kilisli Muallim Rıf’at Bilge. Kilis Kültür Derneği Genel Yayın. 17
- Atalay Besim. Divan-ı Lügat-it Türk Dizini. Cilt. 1. TDK. Ankara-1939.
- Engin Osman. Türk Maarif Tarihi, Eser Mathaası, Cilt 1-2, İst.-1977.
- Kaşgarlı Mahmut. Divan-ı Lügat-it Türk. Türkçe Basıma Hazırlayan Kilis Muallim Rıf’at.

- Yalvaç Mehmet. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Sosyolojinin Tarihçesi (1912-1982). Kubbe altı Akademi Mecmuası, Sayı: 1-2, Ocak 1985.
- Yalvaç Mehmet. Atatürk ve Kur’an. Konferans, Kilis Baro Başkanlığı, 2018.
- Yalvaç Mehmet. Türk Milli Eğitiminde Sosyolojinin Yeri. Türk Dünyası
Araştırmaları. Ayrı Basım.

- Tazebay İrfan. Kilisli Muallim Rıfat Bilge, Hayatı Eserleri ve Makaleleri. Lisans Tezi: Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu-Doç. Dr. Faruk Kadri Timurtaş.

 

Benzer Haberler

KANA-KANA Kahkaha ile gülmek 13 hastalığa iyi geliyormuş. Keşke güldürseler de gülsek!…...

Yorum 
0

Yrd. Doç. Dr. Mehmet YALVAÇ 30 Nisan 2019 tarihli Kent Gazetesi baş sayfada “Atatürk Heykeline...

Yorum 
0

Ramazan Düşünceleri: “İlahi Plan” Metin MERCİMEK “ALLAH, BU EVRENDE OLAN HER...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

KANA-KANA Kahkaha ile gülmek 13 hastalığa iyi geliyormuş. Keşke güldürseler...

Atatürk Heykeline Çirkin Saldırıyı ...

Yrd. Doç. Dr. Mehmet YALVAÇ 30 Nisan 2019 tarihli Kent Gazetesi baş sayfada...

“İlahi Plan”

Ramazan Düşünceleri: “İlahi Plan” Metin MERCİMEK “ALLAH,...

FOX Televizyon Spikeri Fatih Portak...

Nejat TAŞKIN   Hafta içinde televizyonu açtığımda ve saat 19.00 haberlerine...

MEMLEKET SEKME (SEK SEK)

60-70 Yıl Öncesi Çocukların Okulda ve Sokakta Oynadıkları Oyunlar   MEMLEKET...

Beklenti

Mahmut İhsan KANMAZ “Yaşamın altın formülünü veriyorum!… İnsan,...

SANEM

Sevdanın yükünü aldım eynime Divane aşığım gezerim Sanem Hasret ateşini...

NEYLEYİM

Neyleyim dünya malını, Bana nimetin yeter, Neyleyim parayı pulu, Bana sevgin...

Kilis Müzesi taşınıyor

Kilis Müzesinin tarihi Sabunhane binasına taşınarak, eserlerin artık burada...

Polisten sokakta dolandırıcılık uya...

Kilis İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü...

Biçerdöverle ürün hasadı kontrol ed...

Kilis İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, hububat alanlarında...

Tamir olan oyuncaklar yola çıkmaya ...

Kilis Barosu ile Kilis Offroad Kulübünün katkılarıyla düzenlenen “Atma...

Öğrenciler hayalet fener tasarladı...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Elektrik-Elektronik...

Dünya Hipertansiyon Günü etkinliği...

Kilis’te, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından iftardan sonra Dünya hipertansiyon...

Başarılı öğretmenler ödüllendirildi...

Kilis’in Musabeyli Kaymakamı Ertuğrul Avcı, başarılı öğretmenleri ödüllendirdi....

Engelli bakım merkezinde kalan çocu...

Kilis’te Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde, Engelsiz...

İşyerinde uyuşturucu ele geçirildi ...

Kilis’te bir işyerinde yapılan aramada, uyuşturucu metamfetamin maddesi ele...

Oylum’da Ramazan Şenliği

Kilis Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi Birimince “Ramazan...