Dolar 13,5346
Euro 15,3121
Altın 748,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 15°C
Sağanak Yağışlı
Kilis
15°C
Sağanak Yağışlı
Per 14°C
Cum 15°C
Cts 13°C
Paz 13°C

Kilisli Olmak… Kilis Şiirleri ve Denemeler

Kilisli Olmak… Kilis Şiirleri ve Denemeler
A+
A-
17.03.2016
137
ABONE OL

Mehmet Yalvaç 

Emekli Öğrt. Üyesi

Kilisli emekli edebiyat öğretmeni Sayın Uğur ELHAN’ın kitabını sosyolojik açıdan tahlil edeceğiz.

Biz, Sayın Uğur Elhan’ın bundan önce yayımladığı “Eski Kışlar” adlı şiir kitabını da zevkle okuyarak düşüncelerimizi yazmıştık.

Sayın Elhan’ın bu kitabını en az üç-dört defa zevkle okuduk. Her yaştan Kilislilerin bu kitabı okumaları gerekir. Her okuyanım büyük bir haz alacağını düşünüyorum. Ancak genç kuşak bilmediklerini yaşlı yakınlarına sorduklarında öğreneceklerdir.

Kilis Kültür Müdürlüğü bize göre bu kitabın ikinci baskısını yaptırarak tüm okul kitaplıklarına ve Kilislilere dağıtımını yapması gerekir. Bu kitap aynı zamanda Kilis’le ilgili bir sosyoloji kitabı da diyebiliriz.

Kitap başlığında görüldüğü gibi Kilis Şiirleri ve Denemelerden oluşmaktadır. Kilis’le ilgili 52 şiir 45 gözlem gezi yazılarından oluşmaktadır. Gerek şiirler ve gerekse deneme yazıları yorulmadan sıkılmadan zevkle okunmaktadır. Okuduğunuz zaman geçmişteki hayallere dalarak kitabın bittiğini fark ediyorsunuz. İçinizdeki istek keşke bitmeseydi diyorsunuz.

Birinci şiir: “Mustafa Kemal Paşa’nın Çavuşu”. Bu şiir, Kilis’in güneyinde Yahudi Mezarlığı yanında nöbet tutan Kuvayi Milliye Teşkilatı üyeleri Halep yolundan gelen bir aracı durduruyorlar. Araçta iki yolcu var. Biri Mustafa Kemal, diğeri yaveri… Kuvayi Milliyeciler arasındaki Saraç Mehmet Çavuş tanıyarak Gazi Mustafa Kemal’e, “Ben Çanakkale gazisi emir çavuşun Kilisli Burhan oğlu Saraç Mehmet’tir adım” diye kendini tanıtmıştır. O sırada yapılan konuşmalar ve Kemal Paşa’nın söyledikleri “Var Olun Kilisliler” sözü ve geçen olaylar şiirde çok güzel ifade edilmiştir.

Aynı şiirin ilk başlarında Hopur Durmuş anlatıyordu diye başlamış: Hopur Durmuş Demirciler Mahallesi Abidin Ağa Caddesinin sonuna yakın “Şıp Şıbı Kasteli”ne yakın bir evde oturuyordu. 1960 yılından önce bir gün kapının önünde otururken yanına gittim, elini öperek babamın adını söyledim. Beni yanına oturtarak Kuvayi Milliyeci dedem Çapar Abdo’nun yiğitlikleri ile ilgili hatıralarını anlatmıştı. Kendisinin de aynı teşkilatta çok başarılı çalışmaları olduğu mahallede herkes tarafından bilinmekteydi. Tüm Kuvayi Milliye Teşkilatı mensubu ve bu vatan için canını veren şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.

O yıllarda Arap eşkıyaları azmış, özellikle Türk köylerine saldırarak mala, cana ve namusa kastetmişlerdir. Annem Suriye’deki kendi köyleri olan Delha köyüne bu eşkıyaların saldırdıklarını babası ile amcasının karşı koymaları üzerine ölülerini de alarak köye giremeden kaçtıklarını anlatırdı. Allah ülkemizi her türlü saldırılardan korusun.

SUYA HASRET ÇEKER BENİM KİLİS’İM

Kilis geçmişten günümüze su konusunda çok büyük sıkıntılar çekmiştir. O sıkıntıları çocukluk yıllarımızda bizler de yaşadık. Kilisliler eskiden su ihtiyaçlarını tarihi çeşmeler ve evlerdeki su kuyularından karşılarlardı. Günümüzde ilgisizlik nedeniyle bu cami çeşmelerinin bir kısmı akmamaktadır. Bir kısmının suyu ise devamlı boş yere akmaktadır. Kilis’e ilk defa Narlıca köyündeki kaynak su getirildi. Evlere su şebekesi çekilince ne sevinmiştik. Günümüzde Seve Barajı’nın yapılmasıyla Kilis halkı biraz rahatlamıştır. Sayın Elhan bu sorunu şiirlerinde çok güzel işlemiştir.

Genelde şiirlerde Kilis’in mahalli şivesi edebi bir dille Kilis ağzını, mahalli tatlılar, yemekler, baharatları ve kullanma şekilleri, evlerin yapı şekli, avluların (havuş) özellikleri, giyim-kuşam, eğitim durumu, bağ ve üzüm çeşitleri elde edilen ürünler (kuru üzüm, pekmez, telbis, sucuk, kesme vb. gibi) şiirlerde çok güzel işlenmiştir.

Baharda Kilis şiirinde; Karataş, Santral Parkı gibi mesire yerleri ne kadar güzel işlenmiş. Bu yıllarda görücülük usulü ile evlenme vardı. Biz de o kuşaktanız. Aile hayatımızda ve mutluluğumuzda hiçbir sorun olmadı. Karataş’a damat adayı ailesi, gelin adayı ailesini davet ederlerdi. Kuruyemiş, hedik, çiy köfte, lahmacun, kaymaklı künefe vb. gibi yiyecekler getirilerek ikram edilirdi. Kalabalık bir grup görülünce herhalde gelin getirmişler denilirdi. Benzer durum Malatya’da da vardır.

Kilis’te kırsal kesime gidildiğinde birçok yerlerde su kuyuları ve çeşmeler vardır. Gâvur Kızı Meryem’in kuyusu Çemli Kuyu, Zincirli Kuyu, Hacı Tahir’in Kuyusu, Kuru Kastel, Zamhalı Kasteli vb. gibi. Tengirşek çevirme, bu çocukların oyunu idi. Günümüzdeki gençler bu oyunları bilmezler. Teknolojik gelişmeler bu tür oyunları yok etmiştir.

DENEMELER

45 adet gözlem ve gezi türü yazılarla deneme türünde yazılardan oluşmaktadır.

TADIN GELE ÇÖKELEK

Çökelek için söyledikleri doğrudur. Ekonomik durumu olmayan aileler peynirli pide yerine çökelekle yaparlar. Aynı yazıda belirttiği tüm olumsuzluklara biz de katılmaktayız. İki-üç yıl önce yazın bir düğüne gelmiştim. Orada Kilis sınırdan 100 m. içeride olsaydı el sanatları ekonomisi daha farklı olurdu. Herkesin gözü sınırda bedava para kazanmaktadır. Bu durum şehrin bütün kültürel değerini altüst etmektedir. Kilislilerin imajını içte ve dışta kötülemektedir. Eleştirenlere karşı zaman zaman doğruları anlatmışızdır. Ay nı şekilde yeşil kart ve benzeri yapılan yardımlar insanları tembelliğe sevk ediyor. Rahmetli Mustafa Kemal’in ‘Onuncu Yıl Nutku’nda Türk insanı hakkında söylediği sözler geride kalıyor. Çıkar ve menfaat ön plana çıkmıştır.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE LAİKLİK

Bu yazının her kelimesine içtenlikle katılıyor ve içtenlikle destekliyoruz. Biz de emekli olmadan önce Malatya Polis Okulunda, Valiliğin düzenlediği Özel İdare Konferans Salonunda İnönü Üniversitesi Hoca Ahmet Yesevi Salonunda benzer başlıklarla aynı konferansı yıllarca verdik. Yüce Atatürk’ün Balıkesir’de bir cuma hutbesindeki konuşmalarından da örnekler vermiştik. Uğur Bey’i yakinen tanıyorum. Bu yazı için de ayrıca kutluyorum. Ülkemizin aydın din adamlarına ihtiyacının olduğunu da bir defa daha belirtmek isterim.

ŞANLIURFA GEZİSİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Şanlıurfa İli Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı’nın faaliyetlerinden etkilenerek kendi kendine biz şimdiye kadar ne yaptık, sorusuna hemen hemen “hiç” diyorum.

Bir “Bağ Bozumu Festivali” düzenleyelim diyoruz; bir “Horozkarası” üzüm festivali yapalım, bir “şire günü” tertipleyelim. Hepsi sözde kaldı demektedir. Bu tür etkinlikler başta valilik, belediye, gönüllü kuruluşlar ve halkın desteği ile olur. 1974 Yılında Bilecik Milli Eğitim Müdürlüğünde çalışırken Bilecik Festivali ve Panayırının tertip komitesi üyesiydik. Kilis’e geldiğimizde ilkokulda aynı sınıfta okuduğumuz Mehmet Yeşilçimen Belediye Başkan yardımcısı idi. Bilecik’teki festival ve panayırı anlatarak Kilis’te “Horozkarası Festivali ve Panayır düzenleyelim” demiştim. Her türlü programı ben hazırlarım. Aldığımız cevap; “Bu faaliyetlerin bize oy olarak getirisi ne olacak?” demişti. Kendisini rahmetle anıyorum. Siz de gerçekleri çok güzel dile getirmişsiniz.
EBE ANNE
Nüzhet Saygılı yani Ebe Anne’yi bütün Kilis tanırdı. Gerçekten Sayın Elhan’ın belirttiği gibi Kilis’in kültür yaşamına uzun bir dönem damga vurdu. Sosyalleşmemize, çağdaşlaşmamızı, dış dünyayı beyaz perdede tanımamıza yardımcı oldu. Biz de Ebe Anne’yi rahmetle anıyoruz.

İKİ KONUDA İKİ ÇİRTİK HANEK

Gerçekten o yıllarda halkın arasında abartılı “Bir Evran Hikâyesi” anlatılıyordu. Sayın Elhan’ın belirttiği özellikleri bizler de dinlemiştik. Bizim hem Çemli Kuyu civarında, hem de Hamurkesen Kasteli karşısında zeytinliğimiz vardı. Oraya gitmeye korkuyorduk. Bir gün babamla birlikte oradan geçerken eşeğin üzerinde o civara dikkatle bakmıştım. Bu ve benzeri olayları çok duymuştuk. Yukarı mahallede söylediğin yalana aşağı mahallede sen de inanırsın derlerdi.

KÖY ENSTİTÜLERİ ÜZERİNE

Mustafa Kemal Atatürk “Köylü milletin efendisidir” demiş. Biz köylü bir milletiz. Sayın Elhan’ın bu enstitülerle ilgili söylediklerine katılıyorum. Milli eğitim müdürlüğünde çalıştığım yıllar ilköğretim müfettişiyle birlikte köylere gitmiştik. Bir köyde öğretmen okul bahçe duvarının yıkılan yerini yaparak sıvamış, okul binası ve duvarların badanasını ve yağlı boyasını yapmış, ahşap yeri mazotla silmiş, kapı kol ve kilitlerinin tamirini yapıyordu. Üzerine işçi tulumu giymişti. Müfettiş Sayın Mustafa Hitit Bey’e bu usta mı diye sorduğumda, “Bu okulun müdür ve öğretmenidir” demişti. Günümüzde böyle öğretmen yetiştiren bir kurum yoktur. Prof. Dr. İbrahim Yasa’nın Hasanoğlan Köyü ve 25 Yıl Sonra Hasanoğlan Köyü araştırmasını okumuştuk. Ülkemizde geçmişten günümüze; ilerici-gerici, sağcı-solcu (komünist), Alevi-Sünni vb. gibi yıllarca gençlik geçmişten günümüze böyle kamplara ayrıştırıldı. Bunlar dış güçlerin etkisiyle yapıldı. Bu hareketlerden ülkemiz çok zarar gördü, hâlâ da görmektedir.

Köy Enstitüleri de benzer nedenlerle kapatıldı.

KİLİS MUSİKİ DERNEĞİ

Bir enstrüman çalmayı veya söylemeyi çok isterdim. İyi bir dinleyiciyim. Genelde bazı istisnalar hariç musikinin her türünü dinlemeyi severim. Boşuna dememişler musiki ruhun gıdasıdır diye. Lisedeki örencilik yıllarımızda Kilis’ten bir grup Ankara radyosunda Muzaffer Sarısözen’in yönettiği Türk Halk Musikisi Korosunda Kilis türküleri söylerlerdi. Tüm Kilisliler o programı zevkle dinlerlerdi. O koroda Kadı Camisi hocası da vardı. O yıllarda Kilis ilçe idi.

Aynı şekilde Kilis Belediyesi’nin iyi bir bando takımı vardı. Elemanları belediyenin çeşitli birimlerinde çalışırlardı. Daha sonra bu bando takımının başına yaşlı bir hoca getirildi. O yıllarda danslı düğünler için Gaziantep’ten caz ekibi getirilirdi. Belediye bando takımı hocası o ekibin içinden bir caz ekibi oluşturdu. Hemen hemen tüm düğünlerde belediyenin caz ekibi tercih edilirdi. Ücreti önceden belediyeye yatırılırdı. Haftanın belli günlerinde çalışma yaparlardı.

Emekli olduktan sonra Kilis’te Cumhuriyet Bayramı törenlerini izlemeye gitmiştim. Bando takımında çok az kişi kaldığını gördüm ve üzüldüm.

1984 yılında Malatya İnönü Üniversitesi’ne geldiğimde belediyenin ne bando takımı ne de musiki cemiyeti vardı. Günümüzde her ikisi de iyi durumdadır. Biz il olduk üzülerek ifade ediyorum daha geriye gittik.

Sayın Valimizin ve Sayın Belediye Başkanımızın bu dernekle ilgilenmeleri gerekir diye düşünüyorum. Ülkemizde birçok il televizyonlarında o illerin musiki derneklerinin koro ve solo çalışmalarını izlemekteyiz.
İnşallah bundan sonra bizler de izleriz Kilis Musiki Derneğimizin faaliyetlerini.

Sayın Uğur Elhan’a sağlıklı, mutlu ve başarılı günler diliyorum. Eline ve diline sağlık olsun.

elhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.