Dolar 32,1737
Euro 35,0683
Altın 2.516,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 31°C
Az Bulutlu
Kilis
31°C
Az Bulutlu
Pts 32°C
Sal 32°C
Çar 30°C
Per 26°C

Kilis’te Halk Takvimi

Kilis’te Halk Takvimi
A+
A-
10.10.2019
674
ABONE OL

Duran KALE

(Em. Fen Memuru)

 

Takvim, insan topluluklarını her zaman ilgilendirmiş ve onların yaşantılarına yön vermiştir.

Takvim konusunda sözlükler şu ortak tanımlamayı yaparlar: Her yıla göre düzenlenen, o yılın aylarını, günlerini ve saatleriyle ilgili ayrıntıları gösteren yıllık zaman çizelgesidir.

Türkler, İslamiyet etkisiyle Hicri takvimi benimsemişler, Osmanlının son dönemlerinde Rumi takvime bağlanmışlar ve daha sonra da Cumhuriyetle birlikte Milâdi takvimi kabul etmişlerdir. Gerek Hicri ve gerekse de Rumi takvim terimlerine halkımızın dil özelliği yani ağzı uymamaktaydı.

Bundan dolayı da Kilisli, pratik zekâsını da kullanarak; kendine özgü doğallığı içinde yeni ve gelenekselleşmiş takvim literatürünü geliştirmiştir. Bu konuda toplumumuzun genelinin ekonomik yapısı tarıma dayalı olduğu için, daha çok toprak ve tarım kültürü öne çıkmış; su, hava, toprak; ürünü alınan bitkilerle yararlanılan hayvanların adları ve özellikleri; zaman dilimlerine, deyim ve atasözü oluşturmuştur. “Mart yağar, nisan öğünür; nisan yağar, insan öğünür” sözü ile bereketliliği ve verimin Mart ve Nisan yağmurlarıyla oluşacağı vurgulanmıştır. “Koç katımı zamanı”, “Ev girişi vakti”, “Kırım zamanı”, “Budama zamanı” gibi zamanların iş durumlarıyla belirlenmesini de görmekteyiz. “Yaprak sarmasını ye, damda yat” söyleyişiyle havaların ısınması bağ yaprağının yetişmesine bağlanmıştır. “Arpalar göcek oldu”, “Horozkarasına ben düşmüş”, “Bağ yaprağı sıçan kulağı olmuş”, “Kesmelik’te zahter yetişmiş, toplamaya gidek” gibi müjdeli ve güzel haberler de beklenen zamanların geldiğini anlatır. “Karakış, kışlı giderse; zemheri de ayaz giderse; Martla Nisan da müsaade ederse; çütçü (çiftçi) kızına: ‘Halhalını gümüş-ten yaptırırım’ demiş. İşte bu söyleyiş, halk ağzında bir bereket dileğinin anlatımıdır. Bu söylenen deyimleşmiş “sözlü yazım kültürü ürünlerimiz”, halkımızın bir tarım kültürüne ne denli bağlı olduğunu ortaya koyuyor.

uzum

Ayrıca bu kültüre bağlı olan mevsim, ay ve gün adları da icat edilmiştir. Bunda yakın komşumuz Suriye’nin yani Arap kültürünün izleri de görülmektedir. Orta Asya’dan gelen ulusumuz, yerleştikleri Anadolu toprağında, yaşanan kültürle de birleşmiş; ortaya değişik ve daha renkli geniş bir kültür mozaiği çıkmıştır.

Şimdi sizlere Kilis’te geleneksel olarak kullanılan aylar, günler üzerine bazı bilgiler vereyim. Folklorik değeri olan bu yöresel takvim olgusu neredeyse unutulmak üzeredir. Bu nedenle yeni kuşağın, geçmişinin kültürünü tanımasına belki de bir derece ışık tutacağım.

Kasım ayı boyunca geçen günlere “Fukara yazı” denir. 13-23 Aralık arası günlere “Karakış” denir. Karakışın yağışlı geçmesi; arzulanan bir durumdur. 23 Aralık-11 Şubat arasındaki zamana “Zemheri” denir. Bu zamanın açık ve donlu olması isten-ir. 1 Şubat-21 Mart arasına “Saatler” denir. Saatler dört tanedir. Bunlardan 1-13 Şubat arası “Saat el Dabeh”tir. Zamanında yaşanmış bir söylenceye göre bir deveciyle oğlu işte bu zamanda yolculuk yaparken tipiye yakalanırlar. Soğuktan donmamak için deveyi kesip, karnını yarıp içine girerler ve kurtulurlar. 14-25 Şu-bat arası “Saat el Sout”tur. Bu günler için de “Dışarı çıkılmaz, tandıra konuk ol” denir. Eskiden oturma odasının ortasına bir çukur açılır, fahrecilerin yattığı kilden bir ateş küpü yerleştirilir ve üzerine de tahtadan bir kürsü konurdu. Kürsünün de üzerine bir yorgan örtülerek, et-rafına çepeçevre doluşulur ve ısınılırdı.

26 Şubat-8 Mart arası “Saat el Belih”tir. Kilisli bu zaman içinde bol yağmur bekler. Yağmurlar bol yağınca da “Belleğeler yıkandı” der.

8-21 Mart arası “Saat el Habayye”dir. Uyku zamanını bildirir. Artık her şey iyiye gitmektedir. Kilisli, havaların ısınmasını “Saat el Habayye, abayı işlahil” diyerek dile getirir.

Eski Kilis’te gün adları da Arapçadaki söylenişiyle kullanılırdı. Ahet: Pazar, İsnain: Pazartesi, Telata: Salı, Ebaa: Çarşamba, Hamis: Perşembe,  Cuma: Cuma, Seb: Cumartesi. Bu günler için halk arasında esprili bir te-kerleme vardır. “Telata, taltik; Erbaa, yırtık; Hamis, hanım; Cuma, canım;  Seb, düşmanım. İlle Ahet, ille Ahet. Başı kesik kel Ahmet…”

Yazımı, yaşadığım esprili bir olayla bitirmek istiyorum:

Şıho Dayı adlı gözleri ama olan yaşlı bir tanıdığım vardı. Şimdi rahmetlik oldu. Bir gün Küçük Usta’nın terzi dükkânında sohbet ederken, şekleben (şakacı) bir genç ona takıldı:

– Şıho Dayı, merak edorum, acaba bu yaşta sabanın yeror mu?

Şıho Dayı, bıyık altından gülerek:

– Niye yerimesin oğul, toprak ham ve tavlı olursa; sabanım yerir!

Dükkândaki herkes leh leh güldü. Şıho Dayı rahmetlik, daşı gediğine koymuştu.

İşte Kilis’im ve Kilislim böyle bir güzelliğe sahip. Zekâsını, üzümün şirininden, zeytinin ışıltısından almış. Zekâsı hem şirin hem de zeytinyağı gibi akıcı ve faydalı.

Oğur ola herkese, rast gele bereketli ve rahmetli yıllara…

(ZeytinDalı Dergisi, Sayı: 90)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.