Kilis’te Ramazanlar

20 May 2020 Çar 9:35
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU

Değerli dostlarım, bugün sizlere Kilis’ten İstanbul’a göçmüş Kilisli bir ailenin bir Ramazan günü evlerindeki bir sohbetlerini kaleme aldım.
Vaktin iftara kadar çabuk geçmesi için anne elindeki örgüyü, kızı dantellerini örerken kız annesine:
- Ane kez (kız) böğün (bugün) heç vakıt geçmor. Topa (iftara) nence (ne kadar) var ecebem (acaba) yüreğim sıyrıldı (çok acıktım).
- Neblim (ne bileyim) hele seete (saata) bir bak!
- Abooo!… Daha dört seet var.
- Bi’yyy daha çok varmış!… Kele kak Balkız (Belkıs) acık kak matmağa (mutfağa) get de benge (bana) sındıyı (makası) getir de şu ipin ucunu kesim. Sındı nerede bilongmu (biliyor musun)?
- Neblim ben nerde?
- Öllüğün köründe (cehennemin dibinde)!… Evden, barktan heç eleken var mı ola? Ya televizyonda yimek yarışmasını seyreder, ya da eline danteli alır ha ha dürtünür!
- Üffff de heneği (lafı) uzatma da söyle nerede?
- Tazarın (duvardan dışa doğru çıkıntılı taş) üstündeki mehmilin (duvarın içine monte edilmiş tahta dolap) içinde ölbe (tahta kutu) var, onun içindeki böyük sındıyı (makas) getir. Hemin de aşa bak. Ocağın altını birez (biraz) kıs. Yimek dibine yanmasıng. Zere (zira) genne (kendisine) onca emek verdik. İki seet genni kazıdık, oyduk, kavırdık (kızarttık) e’la güzel kırık kudamasını (kavrulmuş kırık leblebi), kıymasını, behtenizini (maydanozu) karabiberini bol koduk. Nezanım (güzelim) şıhılmehşe (tüylü acur ya da kabaktan yapıllan yemek) araya getmesing (ziyan olmasın)!…
- Aman sen de böğün bir şıhılmehşe çıkarttın. Bir makarna eder şora korduk.
- Uşşş!… Ülüm almaya seni (ölmeyesin, çok yaşıyasın), makarnamış! Tembel arvat işi. Senge (sana) kalsa mıkımı (sürekli, her zaman) makarna ying (yersin) Hele gelin ol da bak! El kapısı seni nasıl da ıbrığın (ibriğin) bol ağzına kor da dar gözünden çıkarır!
- Eeeehhh… El kapısı, el kapısı… Hanı nerde el kapısı ben niye görmorum? (görmüyorum) Yaşım nerdese kırk olucu!
- Nedek kızım, Kilis’te olsadıng seni tez satardık. Billakma (biraz) Karadaş’a, birez Eşecik (Ayşecik) Parkı’na eletirdim (götürürdüm) helbet bir gişi (koca) bulurduk. Burda nerelik var seni götürüm. O babayıng ciğeri ağzından gele bes! Bizi burda nere keviror ki (bırakıyor ki)! Bes (sadece) cümee (cuma) günleri bir Eyüp Sultan Camısı’na (camiiye) ya da Telli Baba’ya gönderor (gönderiyor) o da senge orda dua edek de bir gişi bulungsun deyi. Orda gişi ne gezsing helbikinem (hâlbuki) Anca iki dişli ıhtıyar herifler gelor oruya. Beli bükülmüş ya kel, ya kör herifler!… Pepe pepe edollar (titreyen, eli bastonlu yaşlı adamlar).
- Heee… İşte ben de saçımı ağ (ak) edip örücüm (öreceğim) aha beyle (işte böyle) sizing yüzüngünüzden.
- Sen fazla ürümeden (çok konuşmadan) benge (bana) şu sındıyı getir. Hem de aşa bir bak, bişmiş mi. Birez (biraz) bık bıklorsa (kaynıyorsa) altını kıs.
- Aha sındı, yemeğin de altını kıstım.
- Ane biz İstanbul’a geleli kaç yıl oldu. Niye halen Kilis dilini konuşoruk, şu ağzımızı düzeltemedik? Niye kibar kibar konuşmoruk biz?
- Tehe’e!… Mulama sıçan, şuna bak hele!… Yumurtadan çıkmış da kabığını beğenmor! Sankilem seni İstanbul’a zembilden endirmişler. Ülüm sitir etmeye seniii (ölmeyesin). Kilis dili esasında İstanbul dilini okşor, okşor da esas dilimizi onlar hesıtlollar (kıskanıyorlar).
- Kez ane kez, benim canım çok sıkılor, acık benge (bana) Kilis’i anlatsene. Ben çok küççüktüm bura göçtüğümüzde. Eklıma kıt gelor Ramazanlar.
- Ahhh! kızım ahhh!… Nerden getirding Kilis’i eklıma? Kilis’te Ramazanlar bir başkadı. Top atıldığından alem sufranın başına otururdu. Her gün bir çeşit yimekler yapılırdı. Balcan (patlıcan) kebapları, öruglar bişirilirdi, lor böyrekleri, kazan kebapları, kuru dolmalar, mercimekli küfteler, hele bir de sarı yağdan, sitti simidinden, bir yağlı küfte edeller ki aha şeyle (şöyle) bayılıng. Sini sini fırın yapmaları fırınlara gönderilirdi, al kırmızı bişer gelirdi. Hele bir de miceddere vardı kine saf Kilis zeytinden bol soğanı ‘cast!’ deyi tavlıycıng (soğanları yağda kavuracaksın), yanında koruk suyundan samsaklı sulu salata yanında balcan turşusu… Abooohhh!… Yime de yanında yat. Hele Eşecik Parkı’nıg arkasında bir Ezzet (İzzet) Usta vardı, bir Kilis tavası yapardı, bir tava yapardı bes görücüng, barmaklarımızı yirdik!
- Eee… Ane başka ne yemekler yapılırdı Kilis’te?
- Neblim kızım, herkeş (herkes) halına göre… Kimi bulgur aşından samsak aşı, kimi eşkili yehni (ekşili ufak küfte) ya da yoğurtlu küfte, lebeniğeden bulgur aşı, kölüg aşı, kıymalı küfte (içli köfte), datlı malhıta, eşkili malhıta, tirit, ekmeğaşı… Neblim daha saysam sebeh (sabah) olur.
Komşular ne bişirdilerse alayından da nefisleri kalmasıng deyi birbirine birer sehen (sahan) aş verillerdi.
- Eeee… Sonra?
- Kele kırtçalmıya (dert tutmaya) seni emi, beni heneye (lafa) tutong şimdi aş dibine yanar get de şu kazanıg altını söndür yeriiii!…
- Söndürdüm. Bişmiş.
- Eeeeee… De anlat sonra nolurdu?
- İftardan sonra çoluk, çocuk alayımız toplanır terebühe giderdik. Baban hanı camıdaki imam ecele (acele) kıldırırsa o camıya bizi eletirdi. Hele Tekye Camısında bir Abdullah Hoca vardı. Alem daha farzını kılmadan O hoca 22 rekeet namazı birden kıldırırdı. O yüzden adına jet Abdulla dellerdi.

ramazan

- Demek Tekye Camısındaki Abdullah Hoca’ya Jet Abdullah derlerdi aney! Namazı hızlı kıldıror deği mi eyle söylerlerdi ecebem?
- He ya!… Yeyin hızlı kıldırırdı. Cemeet (cemat) perişan olurdu. Cemeetin kimisi rükûda, kimi secdede motoru bozulmuş teksi (taksi) kimi olurdu.
- Eeee… Namazdan sonra ne ederdingiz?
- Terebühten sonra camının önüne şerbetçiler düzülüllerdi. Buz kimi boyam (meyan) şerbetini alır içerdik. Kimi heyir (hayır) sehepleri sebil ettirirlerdi.
- Sebil ne demek ane?
- Yeğni, zengin ya da bir dileği olanlar şerbetçinig arkasında bağlı olan o böyük güyümdeki şerbetin alayınıg parasını verirdi. Gelen, geçen birer bardak buz kimi şerbeti beleş içerdi. Kimisi de elinde satıl getirirdi. Satılı beleş doldurur evine eletirdi.
- Be’ kele eyip değil mi, hemin genni içor, hemin uşağına, devşeğine mi eletordu? Eybuşşum (ayıp)!
- Kele kızım ne’tsing fıkara… Parası pulu yoksa!
- Eskiden Ramazan ayı yaza denk gelirdi. Dilimiz, damağımız ağzımızda kururdu.
O zamanlar daha buzdolapları kimsenig evinde yoktu. Baban işten çıktığından, doğru buzhanaya gider, iki böyük kelip buz alırdı. Herbiri eynen (tıpkı) kalas kimidi. Genni (kendisini) matmahtaki (mutfaktaki) küllüyün içine (topraktan yapılmış, yuvarlak, derin büyük küp) kor, üstüne iki keddüs (kova) su döker, devlisi güne keder buz kimi (gibi) soğuk su içerdik, öteki buz kelibinden de testereden birez keser, evde yaptığımız boyam (meyan) şerbetining içine atardık. Orucu açtığından tas tas içerdik hereretimizi alırdı. Akşam ezanı Allahü ekber der demez evvel su, sonra da şerbete dayanırdık. İç, iç, karnımız davıl kimi olurdu. Karnımız şiştiğinden bu sefer göynümüz yimek yimeği istemezdi.

 
- Heneğingi (laf) unutma da camıdan çıktığından nere giderdingiz? Bayram yerine mi?
- Yok kele ne bayram yerinesi! Karanlıkta bayram yerinde ne işimiz var anam! Bayram yeri Ramazanın sonuna doğru kurulurdu. Nearbalar (dönme dolaplar), atlıkarıncalar, tahta salangaçlar (salıncak) kurulurdu. Haytalyacılar, dürümcüler, arı balı datlıcılar… Arabada kebap yapan kebapçılar… Embarbuzcular (buz dondurma) hele o embarbuzlar küççük küççük tenekke kutuların içinde satılırdı. Leymunlusu (limonlusu), darçınlısı (tarçınlı) olurdu. Bir lezzetil olurdu kine bes görücüng. Yanesüpcüler (kısmetçiler- şans kâğıdı) olurdu. On kuruş verirdik. Kâğıtların içinden bir kâğıt çekerdik. Kâğıdın içinde hanı (hangi) hediye yazılısa yanesüpcü emmi bize o hediyeyi verirdi.
- Senge heç hediye çıktımı ane?
- Heee… Çıktı ya!
- Ne çıkmıştı?
- Bir top don lastiği!
- Be’ kele Allah heyrini vere! Don lastiği ne biçim hediyemiş?
İkisi de bir eyyi hehha (kahkaha) attılar.

(Sevgili okurlarım, bayram yerinde bana da yanesüpten bir şans kâğıdı çıktı bakın neler oldu: Kâğıdı açtım ki horuzun başı yok! Yanesüpçü amcaya dedim ki:

- Amca bu horuzung niye başı yok?
- Vayyy!… Hösen, yaktım senig şimdi çıranı, dedi.

- Hösen kim, çırası mı var amca, dedim.
- Kızım her gün başında sini bir oğlan horuz şekeri getirir benge satar. Kimi şekerlerin kafasını gendi yiyor namıssız. Ben de görmemişim kısmetlik kâğıtlara karışmış. O da senge rast geldi. Senig de heş şansıng yokmuş kez!
- He emmi he, dedim.
Ne kadar da haklıymış.
Derken öteden başında tepsi Höseyin göründü. Yanesüpçü:
- Lan gel bakım! Endir bakım o başıngdaki siniyi!

Hösen siniyi korka korka el arabasının üstüne indirdi ki, horuzların alayının kafasını yimiş!
- Lan seni erzikırık! Aha şimdi ben seni… Demesine kalmadan Hösen siniyi yere attı kaçtı…)
Biz ana ile kızın sohbetine devam edelim.
- Neyseeee… Terebühten sonra bayram yerine getmedingseniz nere giderdingiz?
- Ya nenen gilin, ya da dayzalarınıg (teyzelerinin) evine gerebiç yapmıya giderdik. Sonra başka gece de onlar bize gelir, bizde gerebiç ve mayanalı kehke yapardık.
- Heee… Gerebici bilorum. Taman geçenlerde halamın getirdiğinden o pasta değil mi?
- Be’ kele ne pastası onug adı gerebiç. Türküsü bile var. “Ağa gerebiç, paşa gerebiç… Hıldır hıldır paşa gerebiç” Kimisini fıstıklı, kimini de cevizli ederdik. Zengini, fıkarası ille Ramazan Bayramında o gerebici ve mayanalı kâhkeyi yapardı. Bayramda çayın yanında musafırlara (misafir) ikram ederlerdi.
Sonra başka Ramazan gecelerinde, babang beni künefe yidirmiye eletirdi bezen. Odun Bazarında bir künefeci Esvet’in oğlu vardı. Teze teze (taze) çiğ künefeleri böyük böyük sinilere (tepsilere) düzerdi. Üstüne pendiri (peyniri) basar, odun ocağında bişirirdi. Çatalı attığından o pendirler eynen muhlama kimi sünerdi. Bir lezzetli olurdu, bir lezzetli olurdu kine aha şeyle eklın giderdi dadına.
- Sen de ne şanslı arvatmışsıng! Adam seni her yere kolunda çente (çanta) kimi daşırmış daha herifing hakkını inkâr edong (ediyorsun)!
- Yoookkk anam, essehten (sahiden) inkâr edemem. Bezen beni şeye götürürdü. Neydi kele o herifing adı ecep? Hah! Eklıma geldi. Bir tene kehveci Zilvan (Zılban) Usta vardı. Kehvesinde (kahvehane) söhüre (sahura) kedek (kadar) Kilis şendiğine (Kilislilere) “KARAGÖZ-HECIVAT” oynatırdı.
- Be’ esseh mi kez ane?…
- Yaaaa!… Eyyi zeneatkâr adamdı. Bir tek o mu kine, Bazen İbiş, bazen Erap Bacı, bazen de Kavuklu olurdu.
Üff!… Amann… İki seetten belli senge Kilis’teki Ramazanları anlatmaktan çenemin gemiği ağrıdı şişe donga kalmıyasıca! Kak artık yatak! Üfff!… Hış ter içinde kaldım hele bak! Söhüre uyanamazık sonna. Şimdi babang gelir bize kıyamatı koparır. Kez hoşşikler daha yatmadıgız mı deği. Daha söhüre kağıp size simid aşı bişiricim. De kak da yat!
- Kez ane kez, ne güzel angnadon, eyni (aynı) film kimi. Angnattıkların en güzel filimlerden daha eyyi. Hatta Aşk-ı Memnu dizisinden daha heyecanlı. Ağzıngdan bal akor eynenn!
- Heee… Şimdik eklıma geldi. Bir de babang beni Bekan Ustanıng datlıcı düğenine ketmer (katmer) yimeye eletirdi. Amaneggg!… Bir gözel ketmeri vardı… Aha şu cihanda namı böyük… Kaymağı bol basardı. Üstünün fıstığı da essehli fıstık haaaa! Eyle şimdiki uyduruk datlıcılar kimi yeşil kurutulmuş bezelyeyi billakma fıstığın içine çekip de katmazdı.
- Kele ane essehli yeğin şanslı arvatmışsıng! Fıkara babamın seni Kilis’te götürmediği yer kalmamış. Daha bir de adamdan ayrı odada yaton. Öte dünyada senden mabalını alır!
- Be’ kele kudurdung mu ne? Hös bakım! Beyle henekler kız kısmının ağzına yakışmaz! Yüz verdik Ali’ye… Ali s.. tı halıya!… Senge bunnarı anglatanda kebehet münafık! Aha zatı babang geldi, kak (kalk git)!…
- Eyyi agşamlar hatunlar, daha yatmadıngız mı siz?
- Babe… Anam Kilis’teki eski Ramazanları angladordu. Ne güzel edetleringiz varmış. Keşke bu Ramazanı Kilis’te geçiredik.
- Kızım istesek de gidemezdik zatan. Koronavirüsten dolayı şehirlere giriş-çıkış yasak taman. Sen heç televizyon seyretmon mu?
- Yok herif yok… Anca o Eşki Memnun mu ne, dilim de dönmor. Behlül’e eşık olmuş. Durup oturup benge dor kine. “Kez ane evleneceğim erkek Behlül kimi olur mu ecep?”
- Lan yorum şu arvatlarda heç ekıl yok mu? Bes yakışıklılıktan iş çıkar mı? Cebine bakıcıng cebine!…
- Babe birez de sen anglat şu Kilis’teki Ramazanları ne var. Nence (ne kadar) güzelmiş.
- Ahhh kızım ahhh! Nerden aklıma getirding Kilis’teki Ramazanları sen? Orda Ramazanlar bir başkadı kızım. Biz uşakken (çocukken), Erefe Günü (bayramdan 1 gün önce) en güzel kıyafetlerimizi geyerdik. Babamız bizi tıraşa eletir, saçımızı tıraş ettirirdi. Camı hocaları minaraların (minare) şerifesinde dualar, ilahiler okurdu. Biz de minaranın şerifesine çıkar, hep bir ağızdan ‘Amin! Amiiiinnn!…” derdik. Sonra Katıran Camısında Peygamber Efendimizin sekkeli öpülürdü. Amannn!… Ne güzel edetlerimiz vardı.
- Amaneggg!… Babe sening de ağzıngdan bal damlor vallah! Eeee… Daha başka?

Benzer Haberler

İŞE BAK Türkiye’de bir kişi, 3 kişiye bakıyormuş. Devlet ise bir memuruna bakamıyor!…...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “HER ALIŞKANLIK ELİMİZİ DAHA BECERİKLİ, AKLIMIZI İSE BECERİKSİZ HALE...

Yorum 
0

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, milli kültürün taşınmasında, en önemli kaynaklardan biri musikidir....

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

İŞE BAK Türkiye’de bir kişi, 3 kişiye bakıyormuş. Devlet ise bir...

Yeteneklerimizi Değerlendirelim

Metin MERCİMEK “HER ALIŞKANLIK ELİMİZİ DAHA BECERİKLİ, AKLIMIZI İSE...

Türk Musikisine Sahip Çıkalım

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, milli kültürün taşınmasında, en önemli...

Atatürk’ü Ağlatan Şarkı

A. Filiz GÖKDEMiR ÖZARSLAN   Merhabalar güzel insanlar. Bir yazımla daha...

İslam’a Ters Akımların Ortaya Çıkış...

Uğur KEPEKÇİ   Ehl-i Beyt’in masum imamları hayatlarını bir yandan...

ARTIK

Yine akşam oldu çöktü sensizlik Üstüme yığıldı soğuk karanlık Teselli...

ŞAHİKA’M OLDUN

Aşktan umudumu kestim diyorken Gönlümün bağında pınarım oldun Sevda yollarında...

OSB’de yatırımlar hız kesmeden deva...

Kilis Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Mahir Can, Pandemi döneminde hız...

Başsavcılıktan kaçakçılık çetelerin...

Kilis Cumhuriyet Başsavcısı Serdar Durmuş, Emniyet ve Jandarma Teşkilatının...

İnşaat sektöründe büyük artış yaşan...

Kilis’te inşaat sektörü tarihinin en büyük artışını yaşıyor. Sektör,...

Zeytin üreticilerinin hasat için he...

Kilis’in önde gelen Zeytin ve zeytinyağı üreticisi Şerif Mercimek, Türkiye’nin...

Biberde fiyatlar yarı yarıya düştü...

CHP İl Başkan Yardımcısı Ökkeş Aslantaş, bu yıl mazot, gübre, elektrik,...

Kilis’te balık satışlarına yoğun il...

Kilis’te av sezonunun açılmasıyla beraber balığa rağbet arttı. Balık...

Eğitim-öğretim döneminde alınacak t...

2020-2021 eğitim-öğretim döneminde koronavirüs salgınına karşı içerisinde...

MHP’den ihtiyaç sahiplerine askıda ...

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kilis İl Teşkilatı yöneticileri, MHP Genel...

TANGO…

Lay, Lay, lay lom!… Laylay laylay lay lom! İçli bir tangonun sesi kulağımda,...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

OKUMA Okuyan bir toplum değilmişiz. Hariçten gazel okuyoruz ya!… ***...

Cimrilik

Metin MERCİMEK “VEREN EL, ALAN ELDEN DAHA ÜSTÜNDÜR.” (Hazreti...