Dolar 32,1928
Euro 34,8443
Altın 2.460,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 31°C
Az Bulutlu
Kilis
31°C
Az Bulutlu
Per 23°C
Cum 24°C
Cts 26°C
Paz 28°C

Kilis’te Zeytin Derme İşleminin Önemi

Kilis’te Zeytin Derme İşleminin Önemi
A+
A-
28.11.2022
335
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“ESKİDEN KİLİS BAĞLARINDA ÜZÜM HASADINI DAHA KOLAY BİR ŞEKİLDE ELDE ETMEK İÇİN, DEDELERİMİZ “BAĞ SEYBANASI”NI UYGULAYARAK, ORADA BİR HUZUR VE MUTLULUK SAĞLAMIŞTIR. DİĞER TARAFTAN ÇOK ZOR OLAN ZEYTİN DERME İŞLEMİNİ DE SEYYAR SATICILAR VE ÇALGICILARI, ZEYTİNLERE YÖNLENDİREREK, DAHA HUZURLU BİR ÇALIŞMA ORTAMI YARATMIŞLAR VE BUNU BİR GELENEK HALİNE GETİRMİŞLERDİR.”

(Yaşar AKTÜRK

İstanbul Kilis Vakfı Mütevelli Heyetibaşkanı

Nasıl ki, insanların bilgesi varsa, ağaçlarında bilgesi vardır, o da zeytin ağacıdır. Zeytin tarihte kralların esası, din adamlarının kutsal yağı, barışın ve onurun da simgesi olmuştur. İlk Grek ve Roma yazıtlarında, zeytinin, barışın ve birlikteliğin ebedi simgesi olduğuna değinilmiştir. Ayrıca Kuran-ı Kerim ve İncil’deki sayısız bölümlerde zeytine çok yer verilmiştir. Bazı mitolojilerde zeytinin, yaraları iyileştiren ve hayat kaynağı olduğu belirtilmekte… Hatta bazı ilim adamları, Kilis insanının zeki, atılgan, cesur, mantıklı hareket etmesinin nedenini, sofrasından hiç eksik etmediği Kilis Zeytinyağı’na bağlamaktadır.

Kilis Vakfı Yönetim Kurulu olarak Kilis’in eski yıllarında zeytin derme işlemiyle ilgili olarak bir araştırma yaptık. O yıllarda zeytinciliğin ekonomik yaşamın temel taşlarından biri olduğunu ve zeytinciliğin en önem taşıyan yönlerinden biri de “Zeytin Derme” işlemi olduğunu gördük. Kilis’te zeytin derme, başlıbaşına bir çaba gerektiren hayli zor bir iştir. Çünkü bu işlemi yapacak olanlar, sabahın erken saatlerinde, ya binek hayvanlarıyla ya da at arabalarıyla yola çıkar ve güneş doğumunda zeytin bahçelerine varmış olurlar. Küçük bir kahvaltıdan sonra, hemen ağaçların altına ‘şal’ denilen büyük bezleri açarak çalışmaya başlarlar.

Zeytin derme işlemine başlamadan önce, iş paylaşımı yapılır. İki kişi uzun sırıklarla zeytin tanelerini silkmeye başlar. Diğer iki kişi de zeytin değnekleri ile ağaç üzerine çıkarak sırıkların ulaşamadığı dallardaki taneleri silkeler. Ayrıca şal üzerine yaprağı ile dökülen zeytin taneleri, ‘allefçi’ denilen kişi tarafından ayıklama işlemi sayesinde ayıklanır. Bu işlem geniş kalbur içinde havaya atılmak suretiyle yapılır. Yani hava yardımıyla ya da allefçinin üfleme gücüyle, yapraklar bir tarafa savrulur, zeytin taneleri ise kalburda kalır. Bir de şalların dışında toprağa dökülen zeytin taneleri vardır. Bunlar da taş ve toprakla karışmış halde bulunur. Taşı ve toprağı ile süpürülen bu çakıllı taneler, çuvallara konulur ve bir çeşme başında suyun altında süzgeçle ayırım işlemine tabi tutulurdu.

Görüldüğü üzere Kilis insanı, zorluklar içinde geçen bu çalışmaları, hafifletmek ve çalışanlara moral vermek için, zeytin derme alanını bir şölene çevirerek coşkulu bir havaya dönüştürmüş. Özellikle bazı seyyar kahveciler, çalgıcılar, meyan kökü şerbeti satan esnaflar ve davul zurnacılar, zeytin derme alanına gelerek, hem çalışanlara şevk vermişler hem de ortama bir renk katmışlardır.

Çocukluk günlerimizde hatırladığımız kadarıyla, zeytin derme işlemi çok sesli bir orkestra alanına dönüşürdü. Bir elinde, alt kısmında kömür ateşi olan kahve termosu, diğer elinde fincanları birbirine vurarak gelen seyyar kahveci, çalışanlara kahve ikram eder. Kahve ikramı bir mola niteliğindedir. Kahve içildikten sonra, davul zurnanın sesi uzaktan duyulduğunda, sırıkçı ile değnekçilerde daha bir hareket görülür ve bu seslerle coşmaya başlarlar.  

Sıra çalgıcılara gelir. Çalgıcılar ellerinde keman, darbuka ve cümbüş eşliğinde selam verdikten sonra, kırmızı felhan üzerine oturarak hemen fasıl yapmaya başlarlar. Önce bir oyun havası girişimini takiben Kilis’in ölümsüz Barak Havası Topal Abdo’yu (Oğlum Muhammedim)’i söylerler. Ardından yine iki Kilis türküsü olan “Zeytin Yaprağı Yeşil- Altında Kahve Pişir” ve  Kilis’in çok sevilen “Zello” türküsüne geçerler. Nasıl ki, davul zurna eşliğinde sırıkçılar ve deynekçiler seslerini çıkarıyorsa, allefçi çalışanımızda, bu türküleri duyunca kalburla savurma işlemini daha coşkulu bir şekilde havaya atarak yapardı. Allefci’nin bu hareketini gören kurnaz çalgıcılar, hemen Kilis’in çok sevilen “Leblebiyi Kavururlar- Dumanını Savurular” türküsüne geçerek, allefçinin kalbur marifetini daha ritmik bir şekilde ortaya koymasını sağlarlardı.

Seyyar kahveci ve coşku yaratan çalgıcılardan sonra, zeytin derme şölenini, davul ve zurnacılar ve de meyan kökü şerbetçiler takip eder. Davul zurnacılar fasıllarını bitirdikten sonra, omuzunda sarı renkte şerbet tulumu, elinde yine sarı renkte şerbet tasını birbirine vurarak gelen Şerbetçi Dayı, zeytin derme alanına girer. Tüm çalışanlara meyan kökü şerbeti ikramda bulunur. Şerbetçi Dayı’nın ikram ettiği bu şerbet de tüm çalışanlara ayrı bir şevk ve moral verir. Böylece çalışma ortamının daha samimi ve daha yararlı geçmesi sağlar.

Diğer taraftan, Zembilciler Çarşısı’nda hasırdan zembil ören körler de bu şölene ilahiler okuyarak katılırlardı. Hasırdan ördükleri askılı zembilleri, boyunlarına asarak tüm zeytin derme alanlarını dolaşırlardı. Çocukları tarafından gezdirilen bu gönül gözleri, kendilerine özgü ilahilerle çalışanlara bir huzur verir ve ruhlarını tazelerdi.

Tüm bu seyyar satıcılar ve çalgıcılar, yaptıkları hizmetin karşılığında para almazlar, sadece zeytin kabul ederler. Çalışarak hizmet veren işçiler de aynı şekilde para almayıp, zeytin isterler. Akşam iş bitiminde, bir günlük çalışma karşılığını gösteren ve “Uruplağı” denilen zeytin kapları yevmiye yerine geçerdi. Çalışanın gücüne ve tecrübesine göre bu ‘uruplağı’ ile bir ya da iki veya üç ölçü bazında iyice doldurularak verilirdi.

Görüldüğü üzere zeki, atılgan, mantıklı düşünen Kilis insanı, zor koşullar içinde çalışılan zeytin derme işlemini, daha kolay ve daha rahatlatıcı bir ortama dönüştürmüş ve çalışanlara huzur vermiştir.  Bu değerli insanlarımızı, Kilis Vakfı Başkanımız Yaşar Aktürk olmak üzere Yönetim Kurulu Üyeleri olarak bizler rahmetle anıyor, bitmez tükenmez “Kilis’in Kültür Değerleri”nin bir başka güzelliğinde yeniden buluşalım diyoruz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.