Kırk Yılın Hatırası ve “İçimdeki Çocuk”

11 May 2018 Cum 22:53
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Öğr. Gör. Osman EROĞLU

Kastamonu Üniversitesi Türk Dili Bölümü

 

“İnsanın iradesini aşan şeyler, hayatın insana attığı çiziklerdir”. (Frida KAHLO)

siir

 

Uğur Elhan’ın Sevda Türküsü adlı şiir kitabında yer alan “İçimdeki Çocuk”[1], şairin 1978 yılında kaleme aldığı; modern toplumun, bireyi kendi kurallarına göre esir alışını anlatan şiiridir. Şiiri yazdığında henüz 26-27 yaşlarında olan Elhan, uzun yıllar sürdürdüğü öğretmenlik mesleğinin de henüz başında olmasına rağmen dönemin ve içinde bulunduğu çarkın bir dişlisi olmanın verdiği huzursuzluğun bunaltısını yaşamıştır. Hayat, insana verilmiş tanrısal bir hediyedir; ancak bu hediyeyi başkalarının tercihleri ve kararlarıyla renksiz, kokusuz, heyecansız hâlde görmeye başlayan insan, içindeki ateşe toprak atmayı da kabullenmektedir. Belki de erken dönemdeki insanların çaktıkları ilk çitler bugünkü bireyliğimizin/özgürlüğümüzün de ilk demir parmaklıkları oldular. Çünkü güdüsel olarak grubunun diğer üyeleriyle bir araya gelmeyi, anlaşmayı ve ortak hareket etmeyi arzulayan canlılar için ortak değerler üzerinde anlaşma sağlamaya, kurallar koymaya, sistemler ve hiyerarşi oluşturmaya ihtiyaç vardı. Her fırsatta özgürlük kavramını kendine yakıştıran insan dinî, örfî ya da toplumsal açıdan hayata esaretle başladığının kabulünde ve idrâkindedir. Her insan içine doğduğu medeniyetin teamüllerine göre yaşar. Bu yüzden genel kabulleri bir yaşam biçimine dönüştürmeyi kabul ederek sisteme ayak uydurmanın çeşitli yollarını arar. Bazen de bu durumu kabullenemez ve bu hapisten kaçmak, bir an bile olsun uzaklaşmak için sanata -müziğe, şiire, resme- sığınır. İşte böyle bir kaçma isteğinin doğurduğu varoluşsal bir bunalımı Uğur Elhan’ın “İçimdeki Çocuk” şiirinde de görmemiz mümkündür.

Şair, şiirine “Bunaldı içimdeki çocuk” mısraıyla girerek daha baştan okuyucuya duygusal bir coşumun şiirini okuyacağını bildirmektedir. Şiirin başlığında da yer alan “içim(iz)deki çocuk”, “ilk bahar dalı” ve “ilk yaz yeşili çağla erik” gibi tazedir ve“kırlangıç kıvraklığı” ve “serçe sevecenliği”nde bir heyecanı yaşarken aynı zamanda “üveyik kahvesi gözlerim esrik” diyecek kadar hayata farklı ve kendinden geçmiş bir bakış açısıyla bakmaktadır. Bu çocuk hayatın heyecanlarının sarhoşluğu içinde, tazeliğini yaşamaktan alacağı sonsuz zevklerin aksine –tekrar tekrar–“bunaldım” diyerek ruhuyla kabullerinin tezadı arasında sıkılmışlığına isyan etmektedir. Her ne kadar kendi tercihleri gibi görünse de dünya ile hayalleri, heyecanları arasında tıkılıp kalmış birey, benliğini çıkmazlar içinde görmekte, ruhen arzuladığı özgürlük ihtiyacına karşılık bedenen esiri olduğu yaşama/topluma/sisteme tepkisini dile getirmektedir.

J. P. Sartre; “İnsan meslek çevresinin, ailesinin, sınıfının ve sonunda dünyanın kendine verdiği hal içinde bir bütündür. Yazı yazarken, kürek mahkûmluğunda çalışırken, bir kadını, bir kravatı seçerken kim olduğunu belli eder. Dünya ortasında bir yeri de olduğu için onun hali dünyanın haline bağlıdır.” diyerekmodern insanın toplum içindeki esaretine, çevrenin bireyin hayatındaki belirleyici ve kısıtlayıcı durumuna değinir. Şairin, “Yaşadığım, yaşayamadığım anılardan / Uyumaktan, uyanmaktan / Bunaldım her gün kurulu rüzgârlardan” mısralarında sürekli ve monoton bir şekilde devam eden hayat çarkının hüznü görülmektedir. Hem yaşanan hem de yaşanamayan anılardan bıkmak, kişinin tercihleri doğrultusunda hafızasında yer alan olumsuz durumlara işaret eder. Şairin içindeki hayalperest ve huzur arayan çocuk, zoraki geçirdiği ömürde onun heyecanlarına hitap etmeyen bir hayatı yaşamaktan bıkmışken; bir de yaşayamadığı güzelliklere hayıflanmakta, bu durumdan çektiği ezayı mısralaştırmaktadır.

Uyumak, uyanmak ve her gün kurulu bir düzen üzere rutin bir hayat yaşamak, hem de çocuk ruhlu bir sanatçı için kabul edilemez görülmektedir. Sevgi dolu ruhu dahi, “Yaşmak bağlayan gönlüm / Bütün kadınları ana, bacı saydığım dünyam” mısralarında da görüleceği üzere içindeki ateşi köze bırakmıştır. Maddî veya manevî hislerinin, hatta şehevî arzularının dahi körelmeye başladığını ifade eden şair,  “Gözlerim, göz olmaktan / Ellerim, el olmaktan / Dillerim, dil olmaktan” bunaldı diyerek bedenen de çektiği bu huzursuzluğa işaret etmektedir. Hem ruhu hem de bedeniyle beraber cismaniyeti ile ruhu arasında açmazlara düşen şair, bu mısralarla içinde bulunduğu durumun trajiğini yansıtmak istemiştir. Şair, artık hem ruhen hem de bedenen yorgundur. Onu bu yorgunluğa sürükleyen ise hem en fazla yorulan hem de kendinden bir parça olan “Zavallı ayakları”dır. Bu durumun trajiğini ise gönlü istemese de bedeni yorulsa da  -bana benden gelir her türlü cefa- dercesine ayaklarına yüklemektedir.

Şair; “Bunaldım annem / Bunaldı içimdeki çocuk” mısralarıyla içinde bulunduğu sınırlayıcı, monoton ve trajik durumdan kurtuluş yolu olarak ana sıcaklığını görmekte, arzuladığı ilgi ve şefkati dile getirmektedir. Şair için, içinde bulunduğu bunalım halinden kurtuluş yolu saf sevgidedir. Bunalımın şiirini yazarken sevgiye duyulan ihtiyacı, çıkış yolu olarak seçmektedir. Bu da bunalım fikrini, ulaştığı nokta olarak farklı bir nazarla görmemize vesile olmaktadır. Hatta şairin ilham kaynaklarından biri olarak yaşadığı bu bunalımı olumlayabiliriz. Paulo Coelho’nun da ifade ettiği gibi; “Değişimler her zaman bunalım anlarında gerçekleşirler.” Kim bilir, belki de Elhan’ın yaşadığı bu bunalım onun sanat dünyasında, hayat karşısındaki duruşunda daha nice izler bırakmış;şiir imbiğinden kalemine süzülen sevgi, yalnızlık, karamsarlık ve varoluşsal sorgulama gibi daha nice temi derinlerde hissetmesine vesile olmuştur.

Şahsi temennim; kıymetli hocam Uğur Elhan’ın bir ikindi serinliğinde, belki bir çınar ağacı altında, dostlarıyla kırk yıldır içtikleri kahvelerin hatırını sayarak ya da hür bir notanın ardına düşerek sanatçı ruhunu özgür bırakmasıdır.

Muhabbet ulaşınca değil; ararken kıymetlidir.

 


[1]Uğur Elhan; Sevda Türküsü, Kent Ofset Matbaası, Kilis, 2004, s. 62.

Benzer Haberler

Mahmut KANMAZ   “Allah’ın seni hediyelere boğmadığını düşünme. Zira o sana her...

Yorum 
0

sen sağanak yağmur diyordun bana oysa açık tonda başladı gün ve ardından hava daha aydınlanmadan...

Yorum 
0

ÖZEL Akarsu santralleri de özelleştirilecekmiş. Bakalım bu özelleştirmelerde kimin cebine ne...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Sabah…

Mahmut KANMAZ   “Allah’ın seni hediyelere boğmadığını düşünme....

İLKİNE

sen sağanak yağmur diyordun bana oysa açık tonda başladı gün ve ardından...

Çiftçilere % 50 hibe destekli tohum...

Kilis Ziraat Odası (KİZO) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Çelik, “Girişimlerimiz...

Polis memuru Kilis’te toprağa veril...

İstanbul’da bariyerlere çarpan otomobilinde cansız bedeni bulunan ve...

Jandarma çuval dolusu uyuşturucu ha...

Kilis’te jandarma ekipleri, Suriye sınırında çuval dolusu uyuşturucu hap...

İKA yönetim kurulu Kilis’te topland...

İpekyolu Kalkınma Ajansı (İKA) Yönetim Kurulu Toplantısı Kilis’te yapıldı....

Çöp tenekesine sıkışan çocuk kurtar...

Kilis’te parkta oynarken çöp tenekesine sıkışan çocuk İtfaiye ekipleri...

KOSGEB öğrencileri girişimcilik kon...

KOSGEB Kilis Müdürü Murat Küçükoğlu, Mustafa Kın Mesleki ve Teknik Anadolu...

Halka ‘akciğer kanseri’ne yönelik b...

Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Kilis İl Sağlık Müdürlüğüne...

Elbeyli Belediyesi yol süpürme arac...

Kilis’in Elbeyli Belediye Başkanı Süleyman Şimşek’in girişimleri ile...

Her gün yaşlı ve yetimleri ziyaret ...

Kilis’in Elbeyli Kaymakamı Kadir Duman beraberinde İl Genel Meclis Üyeleri...

Devlet Hastanesinde ’İşaret dili’ k...

Kilis Devlet Hastanesinde Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından “İşaret...

İmam Hatip öğrencilerinden Mevlit K...

Kilis Eyüp Gökçeimam Anadolu İmam Hatip Lisesi öğretmen ve öğrencileri...

Altın hırsızları aranıyor / Hırsızl...

Kilis’te bir evden altın çalan hırsızlar her yerde aranıyor. Mehmet Rıfat...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ÖZEL Akarsu santralleri de özelleştirilecekmiş. Bakalım bu özelleştirmelerde...

Kilis’te Hamam Kültürü

Metin MERCİMEK “HAMAM İÇİN OLUR EVDE BÜYÜK TELAŞ LEĞEN, KİL, SABUN,...

Herkes Kendi Mesleğini Yapmalı

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, daha öncede bir yazımda bu konuya değinmiştim....

Pir Sultan Abdal

Mahmut KANMAZ   Herkese Kadirli’den selam ve sevgilerimi sunarak, sözlerime...