Dolar 32,2020
Euro 35,0069
Altın 2.504,53
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 29°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
29°C
Parçalı Bulutlu
Cts 30°C
Paz 30°C
Pts 31°C
Sal 32°C

Kuruk

Kuruk
A+
A-
19.03.2024
33
ABONE OL

Turgay MUTLU

Sevgili yazar adaşım Turgay Delibalta ile dört ay önce Muğla’da bir kitap imza günü etkinliğinde tanıştık. Sohbet esnasında birçok ortak yönümüzün olduğunu keşfettik ve sonrasında kitaplaştık. Aşkın Mitolojik Halleri ve Hatırla Sevgili adlı kitaplarımı imzalayıp hediye ettim. Adaşım da Kuruk ve Kar Kanatlı Melekler adlı iki güzel eserini imzalayarak hediye etti.  Teşekkür ederim. Okuru bol olsun.

İlk olarak ‘Kuruk’ adlı romanını okudum. Çok etkilendim. Kuruk, bir yaşam öyküsü ama içinde 12 Eylül’ün derin acılarını yaşayan ailelerin de çilesini anlatan gerçek bir roman özelliğini gördüm. Kitabı okudukça işkence gören, hiçbir suçu olmayan, vatansever gençlerin mücadelelerini aynı yaşlarda olduğumuz için kendi yaşanmışlıklarımızla özdeşleştirerek büyük bir üzüntü duydum. O acımasız yıllara gidip geldim. Aileler parçalandı, yürekler dağlandı, suçsuz yere gençler, öğrenciler hapse atıldı. Üstelik sahte Atatürk maskesi altında en çok sol gençlik ezildi, yok edildi. Ülkücü gençlikten de hapse giren, işkence gören ve yaşı uzatılarak idam edilen gençlerde bu zalim düzenden nasibini aldı. Hele sol tamamen iğdiş edildi. Sıkıntısını çektiğimiz bu günler, o günlerde yazılan senaryonun devamıdır. O günlerde ılımlı islama doğru gidişatın taşları döşendi. Evren den sonra Özal, özellikle emperyalistler tarafından iktidara taşındı ve ülkemiz hızla kapitalizmin acımasız çarkı içinde öğütülmeye başlandı.

Turgay Delibalta, 1961’de Ardahan’da doğdu. On yıllık öğretmenlik yaşamı boyunca bugünkü adı Eğitim Sen ve Eğitim İş olan Eğit Der’in kuruluş çalışmalarında yer aldı. DİSK Genel İş’te iki yıl bölge ve iş yeri temsilciliği yaptı. Öğretmenlikten uzaklaştırılınca Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde çalıştı. İş akdi feshedilince bir süre tutuklu kaldı. Tüm yaşamı boyunca sanatla, edebiyatla kol kola yürümeyi ilke edinen Delibalta, Gaziantep’te Radyo Şirin Nar’ı kurdu, Ankara’da Yeni Ulus ve Şimdi İmece gazetelerini dört yıl yayımladı. Edebiyatçılar Derneği ve Bilim Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (BESAM) üyesi olan Delibalta, yerel ve ulusal gazetelerde haber ve yorum yaptı. Delibalta’nın Eserleri: Karaltında Yeşerttim (Şiir), Adı Gülücük( Öykü), Bu Aynanın Rengi Yok, Parlament Mavisi Portakal Dilimleri, Kuruk (Roman), Bahar Sızısı, Kar Kanatlı Melekler.

Kitabın adı neden Kuruk? Buna kitabın arka kapağından yaptığım alıntıyla değineceğim: Alman kontu Brandenburglu George (Dozsa 1514) Macar ve Romanya soylularına karşı savaşan komutandır. Dozsa’yı Macar, Roman, Alman soyluları şişlere takarak öldürürler. Dört parçaya ayırıp, etlerini pişirip askerlerine yedirirler. Onu destekleyen askerlerini ve Haçlı ordularına katılarak savaşmayı reddeden aileleri kılıçtan geçirirler. Geriye kalanlaraysa Macaristan ve Romanya soylularının öç alma hırslarının biraz yatıştığı zamanda alınlarına haç biçiminde yanık işareti (damga) yaparlar. Bundan ötürü Macar köylüleri, serf ve köleleri kendilerine ‘Kuruk’ demişler.  Bu işareti taşıyanlar, Macaristan soyluları ve devlet katında hiçbir alanda, mekânda barındırılmazlar. Bu işaret, Macaristan’daki tek köylü hareketinin anısını canlandırır. Kutsal haç işareti (Kuruk) bir direniş simgesi haline gelir.

Türkiye’nin solcuları, sosyalistleri, devrimcileri Macar serf ve köleleri gibi fişlendiler. Uğruna ölümlere göğüs gerdikleri bu ülkede yaşama olanakları elinden alındı. 1514 yılındaki Kuruklar ile 80’li yıllardaki demokrat, devrimci, yurtsever, sosyalist kesimin yazgılarının benzeşmesinden kaynaklanan acının ne derece utanç verici olduğu her geçen gün biraz daha gün yüzüne çıkmakta. Turgay Delibalta, bu romanıyla, dünyanın bütün Kuruklarına sevgisini, dünyanın bütün zalimlerine, sömürgenlerine de nefretini haykırmaktadır. Kurgu Kültür Merkezi Yayınevi basımı bu güzel kitabı mutlaka okuyunuz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.