Dolar 17,9331
Euro 18,4099
Altın 1.039,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 34°C
Açık
Kilis
34°C
Açık
Paz 33°C
Pts 35°C
Sal 36°C
Çar 37°C

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Bir Gezinin Hikâyesi

A+
A-
09.09.2019
428
ABONE OL

Mehmet Şenay TAŞKENT

 

Oldum olası, gezmeyi, yeni yerler keşfedip görmeyi, bilgi edinmeyi ve bu bilgileri paylaşmayı çok severim. Suriye’deki iç savaş öncesi Halep’e yaptığım geziden sonra ikinci yurt dışı gezimi de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine, yani yavru vatana yaptım. Bugünkü köşeme de bu ziyareti konuk edip, merak eden okurlarımı, bir gezgin gözü ile Kıbrıs gezintisine çıkartmayı amaçladığını belirtmek isterim.

O vesile ile de bugünkü birlikteliğimizde ilginizi çekeceğini düşündüğüm birçok ilkleri kısa kısa sizlerle paylaşacağım. Yaptığım gezi, kısa süreli de olsa pek çok tespitlerimle ilgili, birçok kişilerle görüşüp, zaman zaman Türkiye’miz ile yavru Vatan KKTC arasında karşılaştırmalar yaptım. Elbette ki birbirleri ile mukayese edilemeyecek kadar gerek, nüfus yoğunluğu ve gerekse yüz ölçümünde devasa rakamlar söz konusu olsa da, KKTC’yi her yönleri ile bir ülke olarak ele almak gerektiğini düşünüyorum.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde siyasal yapılanma ile ilgili de bir bilgi vermek gerekirse, kısaca şöyle: Cumhuriyet Meclisi denilen ve 50 milletvekili olan Federal bir devlet parlamentoları mevcut. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı olup, Başbakanlık koltuğunda ise, 14 Ocak 2018 yılında yapılan seçimler sonucu en yüksek oyu alan, Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün bulunuyor. Siyasi partilerin meclise girmeleri için de tıpkı ülkemizde olduğu gibi bir barajı geçmeleri şart. Yalnız baraj bunlarda % 5. Söz konusu seçimde salt çoğunluğu alan bir parti çıkmadığı için, şu an KKTC’de, Ulusal Birlik Partisi, Halkın Partisi, Cumhuriyetçi Türk Partisi ile oluşan bir koalisyon hükümeti var olduğu edindiğim bilgilerden.

KKTC’ye T.C. Kimlik kartı ile gidilir oluşu, biz Türk vatandaşları için önemli bir güzellik ve farklılık. Henüz uçaktan iner inmez, adeta “Hoş geldiniz” dercesine yüzünüze vuran, alışık olmadığımız bir sıcaklık ve taşıtların soldan seyrüseferleri ilk etapta dikkatimi çeken detay oldu. Adanın kuzeyini çevreleyen Beşparmak Dağları ve eteklerinden neredeyse denize kadar uzanan geniş vadide de atıl vaziyette araziler var. Bu toprakların tarımda kullanılamıyor oluşunu oldukça dikkat çekici buldum. Sonradan öğrendiğim bilgilere göre, ada ikliminin uzun süren yaz ayları ve kısa kış dönemlerinde de yeterli yağışın olmaması nedeni ile sulu tarımın yapılmadığını, çoğunun da imara açılmasını beklediklerini öğrendim. Beş parmak dağı üzerinde düzenlenmiş, Türk ve KKTC bayraklarının muhteşem görüntüsü anlatılır gibi değil.

İnşaat sektörü Türkiye’deki gibi pek yaygın değil. Nedeni de maliyetinin yüksek oluşu. Zira aklınıza gelen her türlü şey, buna tüketim malları ve gıda dâhil, Türkiye’den getiriliyor. Belli kentlerin dışında yüksek bir yapılanma da yok Ada’da. Girne, Magosa ve Lefkoşa’daki birkaç yüksek binaların dışında çok katlılık yok adada. Ayrıca bu dile getirmeye çalıştığım bilgiler, adanın hemen hemen tüm kentleri için geçerli diyebilirim. Tek katlı ve beyaza bürülü binalar neredeyse tüm yerleşim alanlarına hâkim.

Ziyaretim sırasında beni hayrete düşüren en önemli olay ise, adadaki tüm şehirlerde, toplu taşıma araçlarının olmadığıdır. Şehirlerin belli noktalarına konuşlandırılmış ‘taxi’ler tek ticari ulaşım aracı. Öyle, taksimetre falan da yok. Pazarlık usulü, bir yerden bir yere ancak bu taksilerle ulaşımınız mevcut. Görüştüğüm pek çok kişi, ihtiyaç da duymadıklarını belirtiyorlar. Evlerdeki hemen her yetişkin sayısı kadar da lüks sayılacak otomobilleri var. Sıfır otomobil satışları hayli yüksek… Tümü yabancı markalı araçlara gümrük vergisi olmadığı için satışlardaki fiyatlar, Türkiye’deki fiyatlara oranla hayli ucuz denecek türden. Ticari taksilerin hepsi yeni model Mercedes marka otomobiller, en çok rağbet gören bir marka ve de ucuz oluşuymuş. Şehirler arası mesafeler kısa kısa ama, yollar duble ve bakımlı. Araba demişken, benim dikkatimi çeken önemli bir detay da hangi şartlarda olursa olsun, sürücülerinin birbirlerine olan saygıları. Korna çalmak gibi bir alışkanlıkları yok. Bir de yayalara gösterdikleri ilgi ve önem! İnsanı hayretler düşürüyor. Örnek sayılabilecek gelişmiş bir Avrupa Kültürü de diyebiliriz buna.

Ne kadar güzel bir düşünce alışkanlığı… Bizim Türkiye ile karşılaştırdığımızda, sınıfta kalmış olacağımızı düşünüyor ve üzülüyorum. “Keşke bizim sürücüler de böyle olsa!” demek geçiyor içimden.

Gündüzleri sıcak olduğu için, mecbur kalınmadıkça, klimalı araçları da olsa, kimse dışarı çıkmıyor. Zaten yerleşik halkın büyük bir kısmı Devlet memuru statüsünde olup, KKTC de memur olmak önemli bir ayrıcalık. Devlet dairelerinin mesai saatleri bile, bize göre farklı. Kimi daireler gündüz saat 14.00’de, kimisi de saat 16.00’da mesailerini sonlandırıyorlar imiş. Kısacası KKTC’de memurluk bir nevi zenginlik… Maaşları da yüksek olduğu için, emeklileri de rahat bir yaşam sürdürüyorlar. Bizim emekli ve memur maaşlarını göz önüne getirdiğim de ise, içim sızlıyor. (Devam edecek)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.