Mehmet Nacar ile Röportaj

09 Eki 2017 Pts 9:48
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Hasan ŞAHMARANOĞLU

 

1) Sayın Mehmet Nacar, bize hayat hikâyenizi teferruatı ile anlatır mısınız?

M.N.: 1946 yılında Kilis’in Yavuzlu (Tilhabeş-Yananköy) beldesinde doğdum. Beldenin en kalabalık ailesi olan Nacar ailesine mensubum. Dedem Mahli Ağa ve babam Zekeriya Ağa Kurtuluş Savaşı yıllarında büyük yararlıklar göstermiş kimselerdir. Annem Döne de Nacar ailesine mensuptur.

Öğretmenlikte ilk görev yerim Adana ili Karaisalı ilçesine bağlı Salbaş köyüdür. Bir öğretim yılı görev yaparak yaz tatilinde Sivas ilimizde Temeltepe ve Kabakyazı’da kısa dönem askerlik eğitimi aldım. Orada Yılmaz Güney’le tanışma ve aynı çadırda uzun süre kalma imkânımız olmuştu. Temel ve ihtisas eğitiminden sonra kalan süreyi er öğretmen olarak Tokat ili, Akkuş ilçesi, Ormancık köyünde çalışarak tamamladım.

Askerlik dönüşü naklimi (Gaziantep’e yakın diye) Maraş iline istedim ve atamam yapıldı. Ancak valilik beni Afşin ilçesine bağlı Tanır bucağının Büyüktatlar köyüne gönderdi. O yıllarda hemşehrimiz ve yakınım Zihni Çalıcıoğlu Maraş İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısıydı. Onun yardımıyla Pazarcık ilçesinin Düzbağ kasabasına atandım. Düzbağın eski adı Helete. Yaşar Kemal’ın İnce Memet romanının yaşandığı yer. Roman kahramanlarının bazıları o yıllarda hala sağdı.

İki yılın sonunda 1972’de, naklimi Gaziantep’e istedim. Araban’ın Pınarbaşı köyünde göreve başladım. Sorunlu bir yerdi. Anlaşmazlık sonucu valilik emriyle Yavuzeli Merkez İlkokulunda görev aldım. O yıllarda sağ-sol kavgaları tırmanmaya başlamıştı. Yavuzeli’nde siyasi cinayetler başlayınca 1976’da, Gaziantep merkez Cevizli kasabasına naklimi yaptırdım. 1980 darbesinin ardından Tokat iline sürgün edildim.

Tokat’ın üç ilçesinde değişik okullarda görev yaptıktan sonra 1987 sonbaharında tekrar Gaziantep’e döndüm. Gaziantep merkezde üç okulda görev yaptım. 1995 yılında emekli olarak Gaziantep’e yerleştim.

Sıdıka Hanımla evliyim. İki kız, bir erkek çocuğum var.

2) Sayın Mehmet Nacar bize öğretim hayatınızı anlatır mısınız?

M.N.: İlkokulu köyde ve birleştirilmiş sınıflarda okudum. İlkokuldan sonra ortaokulu Kilis Erkek Sanat Enstitüsünde bitirerek Kilis Lisesi’ne geçtim. Liseyi bitirince bir yıl boşta kaldım. Sonra Kilis Kız İlköğretmen Okulu’nun fark derslerini vererek öğretmenliğe başladım. İlerleyen yıllarda Turgut Özal döneminde A.Ü. A.Ö.F. Eğitim Önlisans bölümünü bitirerek tahsil hayatımı noktaladım.

Kültürlü ve bilgili olmanın diploma ile sınırlı olmadığını bildiğimden ömür boyu okuma sevdalısıyım. Bu nedenle eğitimim kitap okuyarak hâlâ devam ediyor.

3) Sayın Mehmet Nacar öğretmen olduktan sonra, öğretmenlik hayatınızı, çektiğiniz zorlukları anlatır mısınız? Kusura bakmayın bu konuda bir kitap yazmıştınız ama tekrar dinleyelim.

M.N.: Dediğiniz gibi öğretmenlik yaşamımda çektiğim sıkıntıları ve rastladığım ilginç olayları “Kapıldım Gidiyorum’’ adıyla kitaplaştırdım. Aslında kitabın sayfa sayısını (168) ikiye katlayacak anılarım vardı. Sıkıcı olmasın, okunsun düşüncesiyle sayfa sayısını sınırladım.

Burada genel anlamda ve bütün öğretmenlerin genel sorunları sandığım bazı sıkıntılardan söz etmek isterim.

Eğitimde en büyük sorun okul müdürleri ile müfettişlerdir. Birçok okul müdürü ilin milletvekillerinin referansıyla müdür olmuştur. Genelde yönetim yeteneği, donanım ve kariyer aranmaz. Sırtını siyasilere dayamış olan bu tür müdürler öğretmenlere baskı yaparlar. Bu da eğitim ve öğretimi olumsuz etkiler. Müfettişler de gururlarını öğretmenler üzerinde tatmin ederler. Okulun parasını yiyen çok müdür tanıdım. Mahkemeye verdiğim ve ağır cezada yargılananlar oldu.

Asıl büyük sorun öğretmen maaşlarıdır. Öğretmen maaşları hiçbir dönemde tatmin edici seviyeye çıkarılmadı. Birçok tek maaşlı öğretmen ek işler yapmak zorunda bırakıldı.

Atatürk’e milletvekili maaşlarının kaç lira olmasını sorarlar. “Öğretmen maaşlarından yüksek olmasın…” der.

Şahsen ben hanımın yarım kilodan fazla altınlarını bozdurup maaşa katarak bir süre yaşadım. Altınlar bitince iş yeri açmak zorunda kaldım.

Özetle; geçim sıkıntısı içinde, müdür/müfettiş baskısı altında, siyasi ve ideolojik tartışmaların kumpasında mücadele veren öğretmen sağlıklı eğitim verebilir mi? Bunlara her yıl değişen, yazboz tahtasına dönüşen eğitim ve öğretim sistemlerini de eklememiz gerekiyor.

Ülkemizin bugün yaşanan sorunlarının başında öğretmenler değil, öğretmenleri bu şekilde yaşamaya mahkûm edenler gelir.

4) Sayın Mehmet Nacar, şimdiye kadar birçok şiir kitabı yayınladınız. Birçok dergide şiirleriniz yayınlandı, yeni bir şiir kitabınız geliyor mu? Kusura bakmayın, yayınlanmış eserlerinizin adlarını yazar mısınız?

M.N.: İsimlerini tek tek yazmak istemiyorum ama şiirlerim yaklaşık olarak yirmi beş kadar dergide yayınlandı. Bunlardan on bir beste yapıldı ve yarıdan fazlası TRT repertuarında. Bir şiirim 8. Sınıf Türkçe ders kitabına alındı. Kıbrıs Bayrak Televizyonundaki haftalık bir programda bir yıl boyunca okundu, bazılarının klipleri yapıldı.

Yayınlanmış eserlerime gelince…

Şiir kitaplarım: Yitik Sevgiler (2002), Bu Kentin Yalnızları (2003), Hasrete Yolcuyum (2007), Hüzünlü Bestem (2009) ve Sürgün Âşıklar (2012)

Manzum Nesirler; Neredesin Sen? (2010)

Anılar: Kapıldım Gidiyorum (2014)

Dergi: Zeytin Dalı (Aralık 1967) Kilis Kültür Derneği adına tek sayı olarak yayınlandı. Orijinal nüshası bende var.

Yayınlanmış binlerce makalemi de buraya not düşeyim.

Yolda yeni şiir kitabınız var mı, diye sordunuz. Evet var.

Bir şiir kitabım, bir öykü kitabım ve cumhuriyet dönemi hece şiiri kurallarını anlatan yarı akademik bir dosyam baskı beklemekte. Edebi Mühendislik Sanatı adını verdiğim bu çalışmama baskıda öncelik vermeyi düşünüyorum. Ancak bu üç kitabım ekonomik sıkıntıları aşmamı beklemekte. Bütün kitaplarımı kendim bastırıp ücretsiz dağıtıyorum.

Edebi yönümü ve eserlerimi gerek yurt içinde gerek yurt dışında yaşayan edebiyat çevreleri bilirler. Beş/altı ilin TV kanalları da dâhil davetli gittiğim çevrelerde Kilisli olmaktan gurur ve onur duyduğumu belirterek Kilis’imizi ön plana çıkardım her zaman. Zaman değişti. Türk kültür, sanat ve edebiyatına unutulmaz, çok büyük ustalar yetiştiren Kilisin benim gibi tökezleyerek yürüyenlere ilgisizliği üzüntü kaynağımızdır. Sanırım beni başka illerdeki tanıyan kadar Kilis’te tanıyan yoktur.

nacar

5) Sayın Mehmet Nacar, Siz bir şairsiniz. Bazı kimselerin size şiir kitapları geliyor. Her önüne gelen şiir diye saçma sapan şeyler yazıyor, siz bu konuda ne dersiniz?

M.N.: Bu konuda şiire benim gibi ömrünü vermiş, şiirin asaletini bilerek, ciddiye alan bütün şairlerimiz dertli. Ülkemizin nüfusumuzdan fazla şair var. Ancak ezici çoğunluğu şair değil, müteşair. Parası olan kitap yapıyor. Kitap yapınca da Necip Fazıl, Mehmet Akif, Faruk Nafiz Çamlıbel, Fuzuli seviyesine ulaştıklarını sanıyorlar.

Davet edildiğim etkinliklerden dönüşte çantam kitap dolu olarak gelirim. İmzalar verirler. Dönüşte hepsini de tek tek incelerim. Genelde incelerken sinirlerim bozulur.

Şairimiz dilbilgisi kurallarını bilmiyor. Kompozisyon ve cümle kurma bilgisi sıfır. Konular berbat. Kitapta çalıntı şiirler var. Şiir bilgisi ve şiir kuralları sıfır… Özetle donanım sıfır.

Arkadaş kitap yazmış. Havaya girmiş. Gururla imzalayıp veriyor. Biz de nezaket icabı alıyoruz. Bende herhalde bu tür kitaplardan 500 kadar mevcut.

Yayınevleri şiir kitabı basmıyor, basılan kitaplar da okunmuyor diye biz kalem erbapları şikâyetçi oluyoruz. Okur gözüyle baktığımız zaman akla ilk gelen soru şu; “Okunacak kitap var mı?”

Yok kardeşim. Bu tür kitap sahipleri Türk Edebiyatının temeline bomba döşemekte… Kültürümüzü sabote etmekteler. Bu işi hakkıyla yapanlar da plajdaki kumların arasında pirinç tanesi gibi kalmakta, tanınmakta ve eserlerini paylaşmakta zorlanmaktalar.

Unutulmamalıdır ki; “Marifet iltifata tabidir…”

6) Sayın Mehmet Nacar, bazı şiirleriniz taşlama-yergi havasında, bu taşlamaların yerini bulduğunu biliyoruz. Bu konuyu biraz açar mısınız?

M.N.: Yanıta Mehmet Emin Yurdakul ile başlayayım. Bir şiirinde der ki;

“Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et,

Unutma ki, şairleri haykırmayan bir millet,

“Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir…’’

Şairlik gönül işidir deriz. Bunu “Şairlik gönül dünyasında fedailiktir” şeklinde söyleyebilirim. Şairler milletin gönüllü hizmetkârlarıdır. Milletin her türlü derdiyle yakından ilgilidir. Tarihte hiciv şiirleri yüzünden idam edilmiş şairler var. Antalya’da yaşayan dostum, usta kalem Mustafa Ceylan “Öldürülen 101 Şair’’ isimli iki kitap yayınladı. Kitaplar yayınlandıktan sonra hala eksikler olduğunu fark etti.

Ben edebiyatı ve şiiri ciddiye alan, hatta kutsal sayan bir düşünce yapısındayım. Şairler aynı zamanda halkın sözcüleridir. Bu nedenle ağır riskleri göze alarak taşlama şiirler yazıyorum. İlerde sadece taşlamalarımı kapsayan bir kitap yapmayı düşünüyorum.

Toplumun aklıyla alay eden konuları taşlamak benim için bir deşarj ve rahatlama yöntemidir. Yazılması gerekiyorsa yazarız efendim.

7) Sayın Mehmet Nacar, Bazen de gazetelerde köşe yazıları yazıyorsun, öfkeleniyorsun, bunun sonu ne olacak? 

M.N.: Gazeteciliğim öğrencilik yıllarıma kadar uzanır. Özellikle emekli olduktan sonra köşe yazılarıma ağırlık verdim. Gaziantep27 Gazetesi ile Gaziantep’te Yenigün Gazetelerinde yazı işleri müdürlüğünde bulundum. İki dergide de yazı işleri müdürlüğü yaptım. Ancak gazeteciliğim köşe yazarlığı ağırlıklıdır. On yıl kadar günlük yazdım. Son yıllarda aklıma estikçe yazıyorum. Konularım çoğunlukla siyaset ve ülke yönetimi. Aklın rafa kaldırıldığı bir ülkede köşe yazarlığı çok kolay… Çünkü malzeme bol… Doğruları yazınca ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranabilirsiniz. Benimki de öyle oldu. Yeri geldiğinde kral çıplak demek gerekiyor. Öfkeye gelince; ülkemiz ve devletimiz bize miras kalmadı ki, istediğimiz gibi harcayalım. Ülkemiz bize atalarımızdan emanettir. Biz de daha güzel şekle getirerek çocuk ve torunlarımıza emanet etmek zorundayız. Bir atasözümüz “Emanete hıyanet namussuzluktur” der.

Öfkemiz emanete hıyanet edenleredir, efendim.

8) Sayın Mehmet Nacar, gerek Kent’te, gerek diğer gazetelerde bazı şiirlere ve köşe yazarlarına rastlıyoruz. Bazıları kendilerini Necip Fazıl, bazı köşe yazarları da büyük Doktor Ayhan Songur zannediyor! Ne dersiniz?

M.N.: Eskiden gerek şairlik gerekse gazetecilik çok saygın bir meslekti. Özellikle gazeteler yarı resmi devlet kurumlarıdır. Gazetelerin görevi habercilik, köşe yazarlarının görevi de gerçekleri ortaya sermektir. Köşe yazarları belirli ideolojilerin veya belirli siyasi partilerin ağzıyla, onların hoşuna gidecek şekilde yazılar yazmamalı. Sadece gerçekleri yazmalıdır.

Şairlere gelirsek, şair geçinenler şiiri bilmedikleri gibi, iyi bir şairin nasıl davranması gerektiğini de bilmiyorlar. Bu konuda önce kendini iyi tanımak ve kendini aşmak gerekiyor. Ben Üstat Necip Fazıl’ın sohbetlerinde bulundum. Rahmetli Abdurrahim Karakoç dostumdu. Yaşayanlardan Sayın Abdullah Gül’ün dayısı Abdullah Satoğlu lale şairi olarak ün yapmış, seksen yaşında bir şairimiz. Kendini asla büyük görmez. İmzaladığı kitaplarda “En derin saygılarımla.’’ Sözü mutlaka bulunur. Beyfendiliğiyle gönlünüzü fetheder. Antalya’da yaşayan Mustafa Ceylan dostumun her zaman tekrarladığı bir sözü var. ‘’Ben karıncanın gölgesiyim’’ der. Yaşça kendisinden büyük olduğum için mesaj veya telefonlarında “Ellerinden öperim üstadım, pirim…’’ gibi sözler sarf eder. Ve bu kişi tam kırküç esere imza atmıştır. Yazmaya devam ediyor.

Bunları övünmek veya övmek için söylemiyorum. Kendini Necip Fazıl, Yahya Kemal sanan müteşairlere örnek olsun diye söylüyorum. Bende kesin ölçü kendini aşmamış, tevazuunun yüceliğini öğrenmemiş kişiler ağzıyla kuş kapsa asla şair olamazlar. Sizin sorduğunuz kişiler de bu sınıfın şairleridir…

9) Sayın Mehmet Nacar, bir de siyasetçi Mehmet Nacar var. Sizin Edebiyat âleminde yeriniz var, bu çift isim sizi rahatsız etmiyor mu?

M.N.: Siyasetçi Mehmet Nacar amcamın oğludur. Bir yıl ortaokulda, bir yıl da lisede yanlarında kaldım. Kendisi ortaokul yıllarımda doğmuştu. Mehmet Bey’i hariç tutarsak bugüne kadar hiçbir siyasiye seçim desteği vermedim. Mehmet Bey’in seçildiği yıl Kilis’e giderek aylarca destek verdim. Bu destek akrabalıktan çok dürüstlük ve mertliğine güvenmemden ileri gelmişti.

İsimlerimiz aynı. Kendisinin Meclis’te olduğu yıllarda isim karışıklığı olmaması için Mehmet Necip Nacar ismini kullandım. Bazen de sadece Mehmet Necip ismiyle yazdım. Yine de sosyal medyada beni vekil sananlar çıkıyor ve onlara kim olduğumu söylüyorum.

10) Sayın Mehmet Nacar, verdiğiniz bilgiler dolayısıyla ve Türk Edebiyatına katkılarınız için size teşekkür ederim, başarılar dilerim.

M.N.: Ben de teşekkür ediyorum. Bu vesileyle Kilis’imize kendimi anlatma fırsatı buldum…

Benzer Haberler

ARTIŞ Kâğıt fiyatları artıyormuş. Tabi artar… Para basmaya kâğıt mı dayanıyor?…...

Yorum 
0

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri: “Hocamız Alâeddin...

Yorum 
0

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, yaşamın güzelliği, doğruluğu, anlamı, tadı ve tuzu yalnız...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ARTIŞ Kâğıt fiyatları artıyormuş. Tabi artar… Para basmaya kâğıt...

“Hocamız Alâeddin YavaşcaR...

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri:...

Yaşamı ve Sevgiyi Paylaşmak

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, yaşamın güzelliği, doğruluğu, anlamı,...

Kültürümüz

M. Yaşar ÜZEL   Yeni isimleri ile cennet çamuru (kaymaklı künefe, kırma...

YAŞAMAK GİBİ

ama kaç yıl geçse de unutamam, ben unutmam, sonuç nasıl olursa olsun bu yaşamış...

10 KİŞİ İLE ÖZEL GÜVENLİK VE KORUMA...

İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI MÜSTEŞARLIK 10 kişi ile Özel...

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI KİLİS İL SAĞL...

17 ARAÇ İLE 12 AYLIK TAŞIT KİRALAMA İHALESİ   Kilis İl Sağlık Müdürlüğü...

GALVANİZ DALDIRMA ÇÖP KONTEYNERİ SA...

KİLİS BELEDİYESİ TEMİZLİK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ 800 Lt. Galvaniz Daldırma...

Vali Tekinarslan tarımsal sorunları...

Kilis Tarım Platformu üçüncü toplantısı Vali Dr. Mehmet Tekinarslan başkanlığında...

MHP’den “Öncüpınar Gümrük Kapısı” a...

MHP Kilis İl Teşkilatından yapılan açıklamada, Kilis’in ticari hayatını...

Toprak ve Polat Başbakan Yıldırım’l...

Kilis Milletvekili Reşit Polat ile AK Parti Kilis İl Başkanı İzzet Toprak Başbakan...

Canbolat Paşa Konağında restorasyon...

Kilis’in tarihi camilerinden Tekye Camisinin yanında yer alan Canbolat Paşa...

Uyuşturucu ve silah operasyonu

Kilis polisin düzenlediği uyuşturucu ve silah operasyonunda toplam 5 kişi...

“Kilis’te Kuşluk Vakti” çıktı

Gazetemiz şairlerinden Mustafa Alpaydın’ın ikinci şiir kitabı olan...

“Kadına Yönelik Şiddet” konferansı...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde “Kadına Yönelik Şiddet” başlıklı...

Devlet Hastanesinde “diyabet okulu”...

Kilis Devlet Hastanesinde diyabetik hasta ve hasta yakınlarına sunulmak üzere...

Psikolojik danışmanlık hizmeti

Kilis Devlet Hastanesinde yatan hastalara psikolojik danışmanlık hizmeti veriliyor....

PKK’lı teröristler tutuklandı

Kilis’te terör örgütü PKK mensubu 4 terörist yakalandı. Emniyet Müdürlüğü...