Mehtap & Deniz & Gece & Ay ve Yakamoz

27 Kas 2020 Cum 9:12
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İhsan KANMAZ

 

“Mehtaplı gecelerde hep seni andım
Belki gelirsin diye boş yere yandım…”

Selam, sevgi ve saygılarımı sunarak, yine bir yazımıza başladık bile sevgili arkadaşlarım. Hem de çok sevilen bir şarkının ilk sözleriyle…

Bugün yine duygusal takılacağız gibi görünüyor. Yani en azından, başlıktaki kavramlara baktığımızda, bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Hatta bir kardeşimiz girizgâh şarkının sözlerinden yola çıkarak buyurmuş ki,
“Mehtaplı gecelerde hep seni andım diyor ya şarkı, işte ben de seni sadece mehtaplı gecelerde değil, her gece andım.”

Şimdi madem mehtap dedik, gelin öncelikle, ne demektir “mehtap” ona bir açıklık getirelim dilerseniz. Mehtap, ay ışığıdır kısa ve öz olarak.
Ayın, yeryüzüne verdiği ışık ve onun yaptığı aydınlıktır, biraz daha geniş manada.
Gecelerin gizeminde ve duygusal yükü içinde, mehtap birçok şarkıya ve şiire mevzu olmuştur.
Sevdalı yüreklere de ilham vermiştir mehtabın halleri. Aşıkların gönüllerinin daha bir coşmasına vesile bile olmuştur.
Hatta şöyle demez mi bir şarkımız?:

 

“Dün gece mehtaba dalıp, hep seni andım.
Öyle bir an geldi ki, mehtap seni sandım…

Sevgili rüyana mı aldın beni bir dem.
Öyle bir an geldi ki, mehtap seni sandım…”

mehtap1

Bir an şöyle düşünür müsünüz lütfen?
Çok seviyorsunuz birilerini ve hep onun hayaliyle geçiyor günleriniz diyelim.
Ne olur o zaman? Nereye baksanız hep onu görmez misiniz? Hele bir de ayrıysanız ondan, vay ki vay!… Özlemin verdiği burukluk ve yürek sıkıntısı sarar bütün bedeni.

Denize baksanız o, çiçeğe baksanız yine o. Mehtabın verdiği melankolik hal bile, hep odur sanki. Ona sebep demiş ki birileri:

“Belki mehtap ay ışığı demektir. Ama benim için mehtap, sen demektir.”

Söyledik ya, sevdalı gönüllere göre, her bir şey sevgiliyi çağrıştırır diye.

Şairlere bile ilham olur böylesi haller.
Hoş, yüreklerin en iyi anlam bulduğu yegâne mecradır şiirler. Öyle değil midir?
Bence de öyledir. Kanıt mı? Buyurun.

 

“Ne zaman kapatsam gözlerimi
Gözlerin geliyor aklıma
Uykulara rest çektim
Birleşmez oldu kirpiklerim
Ne zaman mehtaba baksam
Aya benzer yüzün gelir aklıma
Uykulara rest çektim.”

 

Hissedip kâğıda dökene teşekkürler.
Mehtap, insana neler hissettirir sizce? Bence, gizemli bir yanı vardır mehtabın. Ay ışığının aydınlığında akıllara türlü duygular gelir. Duygu derken, tabi ki sevdasal halleri anlatmak istemekteyim.

Yürekte sevda yatarken boylu boyunca, mehtabın doyumsuzluğu ve güzelliği de gitmesin istenir her daim.
Hele de durgun bir denizin üzerindeki ışık hüzmeleri vardır ya, işte onlar yanan gönüllere bir nebze de olsa ferahlık verir.
Mehtap hep böyle kalsın diye murad edilir… Büyük ve ölümsüz şairlerimizden Yahya Kemal Beyatlı, bir şiirinde bu duygulara hayat veriyor sanki.

Düşünün, gecenin bir vakti sakin bir denizin üzerinde bir kayık ve o kayıkta iki arkadaş. Biri küreklere asılmakta, diğeri sonsuz ufka dalarak mehtabı seyretmekte ve duygularını karalamakta bir deftere…
Kim bilir aklından da neler geçmekte.

Duygular, mehtabın deniz üzerinde bıraktığı akislere karışmakta. Yürekler kabarmakta, diller susmakta.
Tek duyulan ses, küreğin sularda bıraktığı darbeler ve onun şıpırtısı belki de.

Tahmin ettiniz sanırım mehtabı seyre dalanın kimliğini. İşte az önce değindiğimiz şair Yahya Kemal Beyatlı’dan başkası değil. Bu muhteşem duygu fırtınasına gelin hep birlikte bir göz atalım:

 

Aheste çek kürekleri,
mehtab uyanmasın.
Bir âlemi hayale dalan ab uyanmasın.
Ağuş-u nev-bahar’da habidedir cihan;
Sürsün sabah-ı haşr’e kadar,
hab uyanmasın.

Dursun bu musiki-i semavi içinde saz,
Leyl-i tarab’da bir dahi,
mızrab uyanmasın.
Ey gül, sükuta varmayı
emr-eyle bülbüle.
Gülşen’de mest-ü zevk olan,
Ahbab uyanmasın.

Değmez Kemal, uyanmaya,
ikmal-i ömr içün,
Varsın bu uykudan,
dil-i bitab uyanmasın…”

 

mehtap2

 

 

Daha sonra, yine büyük bestecilerimizden Münir Nurettin Selçuk tarafından müziklendirilen bu eser, klasik Türk Sanat Müziği külliyatları arasındaki önemli yerini almıştır.

Hatta bir dip not olarak şunu da belirtmek isterim ki sevgili arkadaşlarım, Yahya Kemal ile Münir Nurettin çok iyi iki dost ve arkadaşlarmış o zamanlar. Büyük şair, şiirlerini yalnızca Münir Nurettin Selçuk tarafından bestelenmesini arzu edermiş hep… Genelde de öyle olmuş zaten…

“Denizin üstünde bir gümüş servi mehtap… Gönlüm bülbül, gül dalında perişan bitap” demiş Fethi Gemuhluoğlu.

Bir başka kardeşimiz de, “Mehtaplı gecelerde yalnız başına dolaşmak kadar insan ruhuna iyi gelen başka bir şey yok” diye buyurmuş.
Görüş ve zevkler farklıdır. Kimi böyle derken, yine önemli edebiyatçılarımızdan rahmetli Sabahattin Ali’de, olaya bir diğer pencereden bakmış ve şu kelamı etmiştir: “Yalnız bilmem dikkat ettiniz mi? Mehtap, insana daima bir arkadaş aratır.”
Artık aradığı o arkadaşı ve dostu bulabilmiş midir, bulamamış mıdır merhum yazarımız, bilinmez.

Ancak bilinen bir şey varsa, o da mehtabın en çok yakıştığı yerlerin denizler olduğudur.  Ve o yer de, İstanbul’dur sevgili arkadaşlarım.
Yedi tepe üzerine konuşlanmış bir tarih ve medeniyet şehrinden bahsediyoruz aslında.. Nice kültürlere mekân olmuş nazlı İstanbul ve onun incisi Boğaziçi’nden…

Edebiyatçı Nabizade Nazım şöyle buyurmuş bu mevzuda: “Şu kadarını diyebilirim ki, güzel bir yüze parlak bir gülüş nasıl yakışırsa, Boğaziçi’ne de mehtap o derece yakışır.

Evet, mehtap üzerine söylenmiş çok sayıda kelam, şarkı ve şiir vardır. Bakınız, bir şiirinin ilk dörtlüğünde büyük edebiyat insanı, rahmetli Hüseyin Nihal Atsız neler demiş. Buyurunuz.

 

“O gece ne kadar güzeldi mehtap
Gönülden fışkıran nağmeler gibi.
Ruhumu yıkayan bir seldi mehtap
En tatlı, ilk ve son buseler gibi…”

 

Düzenleme ve aranjesi, unutulmaz besteci ve söz yazarlarımızdan rahmetli Fecri Ebcioğlu’na ait bir ölümsüz şarkı vardır ki, sanırım bilmeyeniniz ya da duymayanınız yoktur.
Şarkı, mehtabın ekürisi, eşi, yani tamamlayıcısı ve bütünleyicisi olan denizle ikisi üzerinedir. Yani, bunlarla birlikte, rüzgâr ve de martıların bile söyleşmesi gibidir tıpkı şarkının sözleri…
Yine rahmetli Tanju Okan çok duyarak okurdu onu. Bunu da çok iyi bilirsiniz.

Deniz ve mehtap sordular seni, neredesin?
Nasıl derim, terk etti
Bırakıp beni gitti.
Anladılar ki, aşkımız bitti

Alay ettiler benle hep
Sen oldun bunlara, bak sebep.
Mehtap dedi: “Gördüm ah onu”
“Belinde erkek kolu…”

Deniz güldü halime
Bir avuç su verdi elime
“Biterse gözyaşın al” dedi
“Doldur tekrar yerine…”

Rüzgâr ve martı sordular seni,
neredesin?
Nasıl derim terk etti
Bırakıp beni gitti
Anladılar ki, aşkımız bitti.

Rüzgâr güldü halime
“Gel gidelim” dedi, “Düş önüme.”
Gidemem, dinle martıları
Bitmiyor alayları…”

 

Mehtap gibi şarkılara konu olmuş bir başka görsel güzellik de “Yakamoz”dur sevgili arkadaşlarım.

Yakamoz, geceleri deniz üzerinde balıkların, ya da sandal küreklerinin hareketlerinin ve kımıldanışlarının suda oluşturduğu ışıltı manasındadır.
Adeta şiirsel bir şölen gibidir yakamozlar. Bu anlamda zaten ay ışığının vurduğu denizin, ışıl ışıl parlamasıdır görünen durum ve vaziyet…

Tabi, yine sevdalı yüreklerin ruhuna hitap eden bir oluşumdur aynı zamanda yakamozlar. Orada sevdiğinin siluetini görür gibidir sevdalı insan. Dalar gözleri ve bırakır kendini suların dalgalı ve ışıltılı hallerine.
Neler geçirir aklından bilinmez asla.
Sadece ve sadece kendisi, sevdiği ve seven yüreklerinin akisleri vardır denizin üzerinde. Seyre dalar dakikalarca.
Ve bu halet-i ruhiye içerisinde, rahmetli Ahmet Kaya’nın bir güzel şarkısını duyar gibidir sanki istemsiz olarak:

 

“Yağmur yağar ıslanırsın
Güneş doğar kaybolursun
Ay ışığı der durursun
YAKAMOZ’sun sen.

 

Sessiz sessiz ağlar gibisin
Zaman geldi gidecek misin?
Bırak ay gitsin, sen kal bu gece
Umudumsun sen…”

 

Mehtap, gece, deniz, ay ve yakamoz dedik ve geldik yine bir yazımızın daha sonuna.
Sözlerimizi yine güzel ve duygu dolu bir kelamla taçlandıralım istiyorum.
Yüreği sevgi ile atan bir kardeşimizin gönlünden hissettiği sözlerle hem de:

 

“Uzadı gecelerim sabah olmuyor.
Sensiz odama hiç güneş doğmuyor.
Heyhat!… Dışarda mehtap var şimdi.
Ruhumun isyanı sanki sükûn buluyor.”

 

Devam ediyor dostumuz:
“İşte böylesi çaresiz gecelerimin ışığı ve umudu olduğun için, minnettarım sana ey mehtap… Zira gözlerim sana daldıkça ve senin ışığında kayboldukça, yüreğimde sevginin gizemli büyüsü ve yaşama arzum da, hiç eksik olmuyor ve olmayacak da…”

Bir başka konuda ve bir başka güzelliklerde yeniden birlikte oluncaya kadar, her gününüz bir öncekinden daha mutlu, bedeniniz dünden daha sağlıklı ve yüreğiniz her zamankinden daha fazla sevgi dolu olsun.
Allah’a emanet olun ve de hoşça kalın sevgili arkadaşlarım, değerli dostlarım.

Benzer Haberler

BURUN Çok konuşan adamın burnunu kesmişler. Acaba her şeye burnunu sokmasın diye mi?!…...

Yorum 
0

Alaiddin ÖZKAR   Anayasanın 73’üncü maddesinin de vergi adaletini “Herkes, kamu giderlerini...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “BU AKŞAM, BÜTÜN MEYHANELERİ DOLAŞTIM İSTANBULUN SENİ ARADIM KADEHLERDEKİ...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

BURUN Çok konuşan adamın burnunu kesmişler. Acaba her şeye burnunu sokmasın...

Tortum Hidroelektrik Santralinin Öz...

Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı...

Kayseri Havalimanı – Şehir iç...

 Kayseri Havalimanı – Şehir Merkezi – Otogar ve tersi yönde yapılacak...

Türkiye’de Vergi Adaleti Var mı?...

Alaiddin ÖZKAR   Anayasanın 73’üncü maddesinin de vergi adaletini “Herkes,...

İspanyol Meyhanesinde Seni Aradım

Metin MERCİMEK “BU AKŞAM, BÜTÜN MEYHANELERİ DOLAŞTIM İSTANBULUN SENİ...

Hatim Düğünü

Adviye ERTEKİN YÜKSEL   Adıyaman/Besni’den yaz olunca Kilis’e...

Kişiliğin Özü Sevgidir

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım; sevgi, yeryüzündeki tüm canlılara bahşedilmiş...

2021 Yılında Hatırlatma; Türk İstik...

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ   İstiklal Marşı Yazarı Mehmet Akif Ersoy...

İstanbul’da Milli Emlak Daire...

Mülkiyeti İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Avrupa Yakası...

Hz. Fâtımâ (Aleyhisselam) İyi Bir Ö...

Uğur KEPEKÇİ   Dinimiz İslâm bize gelinceye kadar onu taşıyan Ehl-i...

6 YILDIR ÇÜRÜMEYE BIRAKILDI

Kilis’te 2002 yılında yapılan ve yıllarca otel, restoran, toplantı ve sergi...

“Organik bal üretiminde marka olaca...

Kilis Arı Yetiştiriciler Birliği Başkanı Ali Rıza Açıkel, Kilis’in daha...

Eşini darp ederek altınlarını aldı ...

Kilis’te Suriyeli bir şahıs, eşini darp ettikten sonra altınlarını aldı....

Kilis’te 2 bin 151 daireye yapı ruh...

TÜİK tarafından yapılan açıklamada, yapı izin istatistikleri 2020 yılı...

İlkbahar dönemi şap ve LSD (çiçek) ...

Hayvan Hastalıkları ile Mücadele ve Hayvan Hareketleri Kontrol Genelgesi gereğince...

Sinema salonları 1 ay daha kapalı

Valisi Recep Soytürk başkanlığında toplanan Kilis İl Umumi Hıfzıssıhha...

Katar Kızılayı ile işbirliği

Kızılay Kilis Şube Başkanı Adnan Erdoğan, Katar Kızılayı ile işbirliği...